• 05-07-2022, 11:14:16
    #10
    hnc adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Teşekkürler.
    Söylediğiniz gibi, piyasada her şeyi belirleyen şey insan davranışı. Ancak insan davranışını belirleyen şeylerden biri de bu faiz meselesi. Yani parayı elinde tutanın, üretmektense, parasını faizde tutması ülke ekonomisi için orta ve uzun vadede negatif sonuçlar doğuruyor. Zira, üretmeden, kolayca para kazanımının tercihi kişiyi rahat hissettirse de aslında onun gibi düşünen milyonların da olması durumunda, yatırımların düşmesi yani üretimin olmaması ve enflasyon sonucunu doğuruyor. Ava giderken avlanılan bir hal oluyor. Bu soruyu ben sadece bizim ülkemiz açısından değil de tüm dünya ekonomisi adına soruyorum aslında. Sizin açıklamanızda gayet güzeldi. Bakış açımı derinleştirdi. Tekrar teşekkürler.
    Faiz konusunda bile şöyle bir durum var. Faiz kötüdür demek de yanlıştır. Üretimin olması için sermaye birikimi de şarttır. Sizin 5 liranız varsa bununla üretim yapamazsınız. Ama sizin gibi 10 kişi daha 5 lira getirip ortaya koyarsa bu da 50 lira ederki bununla bir iş kurulur. Yani piyasada olan herşeyin bir nedeni var. Sermaye birikimi üretim için bir zorunluluktur ki bunun için islam birliği de katılım bankası sistemini çıkarmışlardır. İsim olarak farklı olsalarda amaçları aynıdır. Faiz sistemi de katılım sistemi de amaç olarak üretimi desteklemek için kurulmuştur. Ama üretimi desteklemek için kurulan sistemde siz üretimi olumlu sonuçlandıramazsanız bu defa sistem de kendi kendini bozmaya başlar. Sermaye olacak, yatırımcı olacak, arz olacak ve bu arza karşılık bir talep olacak. Bunların olması içinde aralarında güven olacak. Ülkemizdeki örneği vereyim. Faiz ne olursa olsun enflasyondan daha düşüktür. Dolayısıyla da sen paranı bankada değil dövizde ve kıymetli madenlerde tutuyorsun. Sermaye birikimi sorunlu. Yatırımcı sermayeye ulaşamıyor. Ulaşsa da faizler yüksek .Ürettiğini iç piyasa da satamıyor çünkü faiz yüksek dolayısıyla da piyasada para yok.Dışa satamıyor çünkü rekabet edecek imkanları yok. Bunlar olmayınca da otomatikmen zaten arz ve talep dengesi de yok. Hepsini ayrı ayrı çözmek lazım yani. Bunun için de öncelikle sermaye birikimini sağlamalı. (Kur korumalı hesaplar mesela güzel bir düşüncedir. Ama başarılı olamazsan öyle bir zarar verirki dimyada pirince giderken evdeki bulgurdan olursun) Sonraısnda yatırımcıyı teşfik etmek lazım. Düşük faizli kredi bir seçenektir ama daha da önemlisi ihracatı teşfik etmektir. Çünkü içeriye giren para dışarıya çıkandan fazla olduğu sürece ülke zzenginleşir. Böyle bu yazı uzar gider....
  • 05-07-2022, 11:24:04
    #11
    C0S4R adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Faiz konusunda bile şöyle bir durum var. Faiz kötüdür demek de yanlıştır. Üretimin olması için sermaye birikimi de şarttır. Sizin 5 liranız varsa bununla üretim yapamazsınız. Ama sizin gibi 10 kişi daha 5 lira getirip ortaya koyarsa bu da 50 lira ederki bununla bir iş kurulur. Yani piyasada olan herşeyin bir nedeni var. Sermaye birikimi üretim için bir zorunluluktur ki bunun için islam birliği de katılım bankası sistemini çıkarmışlardır. İsim olarak farklı olsalarda amaçları aynıdır. Faiz sistemi de katılım sistemi de amaç olarak üretimi desteklemek için kurulmuştur. Ama üretimi desteklemek için kurulan sistemde siz üretimi olumlu sonuçlandıramazsanız bu defa sistem de kendi kendini bozmaya başlar. Sermaye olacak, yatırımcı olacak, arz olacak ve bu arza karşılık bir talep olacak. Bunların olması içinde aralarında güven olacak. Ülkemizdeki örneği vereyim. Faiz ne olursa olsun enflasyondan daha düşüktür. Dolayısıyla da sen paranı bankada değil dövizde ve kıymetli madenlerde tutuyorsun. Sermaye birikimi sorunlu. Yatırımcı sermayeye ulaşamıyor. Ulaşsa da faizler yüksek .Ürettiğini iç piyasa da satamıyor çünkü faiz yüksek dolayısıyla da piyasada para yok.Dışa satamıyor çünkü rekabet edecek imkanları yok. Bunlar olmayınca da otomatikmen zaten arz ve talep dengesi de yok. Hepsini ayrı ayrı çözmek lazım yani. Bunun için de öncelikle sermaye birikimini sağlamalı. (Kur korumalı hesaplar mesela güzel bir düşüncedir. Ama başarılı olamazsan öyle bir zarar verirki dimyada pirince giderken evdeki bulgurdan olursun) Sonraısnda yatırımcıyı teşfik etmek lazım. Düşük faizli kredi bir seçenektir ama daha da önemlisi ihracatı teşfik etmektir. Çünkü içeriye giren para dışarıya çıkandan fazla olduğu sürece ülke zzenginleşir. Böyle bu yazı uzar gider....
    Teşekkür ederim. Evet dediğiniz gibi, üretimin desteklenmesi herkes için zaten en doğrusu. İslam dininin faizi yasaklamasının akli sebebi de, o paranın orada öyle bedava yatmaması, bir şekilde üretime dahil olması. Katılım bankaları da tam bu noktada devreye girip, kapısını çalan Ahmet'e " ben sana evet para vereceğim ama bu parayı nakit olarak değil, senin üretim yapmanı sağlayacak makineyi alarak sana vereceğim, sen de bununla üretip yapıp, bana bu makinenin parasını ödeyeceksin " diyor. Bu sayede, Ahmet üretim yapıp, ülkesine değer katıyor, bankaya kendisine sattığı makineden, kar elde etme imkanı veriyor ve yine bu bankaya mevduatını yatıran Mehmet'in de bu ticarete ortak olmasına ve kâr elde etmesine sebep oluyor. ( Kâr Payı )
    Katılım Bankacılığı teorik olarak bence müthiş bir sistem zaten. Fakat insanımız bunun da suistimal edilmesinin bir yolunu bulmuş durumda. ( Sahte Faturalar ile Fon Kullanımı )
    Neyse; Sonuç olarak
    Faizin o ya da bu sebeple, yüksek olması, insanların paralarını üretimde değil de, garanti kazanç kapısı olan faizde değerlendirmesine neden oluyor. Bu da üretimin azalmasına, fiyatların artmasına ve en başta sorduğum, faiz bu denli yüksek olursa, para basmaktan ne farkı var sorusuna geliyor.

    Kıymetli cevaplarınız için teşekkür ederim sayın C0S4R .
  • 05-07-2022, 16:59:43
    #12
    hnc adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Arkadaşlar aklıma takılan bir mevzu var şöyle ki

    basit bir anlatımla, para basmanın neden enflasyona sebep olduğu şöyle anlatılıyor

    10 birim para var 10 adet masa var
    1 masa 1 para

    para basıldığında piyasada 15 birim para olursa masa adeti de 10 da sabit kaldığında ( yani üretim olmadan para basmak )
    1 masa 1 bucuk para oluyor ( enflasyon )

    buraya kadar okey..

    aynı denklemde para basmayı değil de faizi konuşalım

    10 birim paraya 10 masa
    yüzde 50 faiz ile
    10 birim para 15 birim paraya ulaştığında
    masa sayısı yine 10 da kaldığında yani üretim yine olmadığında
    15 birim para masa 10 adet

    masa fiyatı 1 bucuk para oluyor

    hal böyle olunca, faiz ile para basmak arasında bir fark göremiyorum..

    konunun uzmanları başta olmak üzere sizin fikirleriniz neler ?
    Hocam merhaba,

    Bahsettiğiniz denklem üzerinden örnekleme yapmak çok yanlış olur. Ekonomi çok komplex bir yapıya sahiptir içerisinde binbir farklı etken var. Enflasyon 2 çeşittir. Talep ve maliyet enflasyonu. Yani faiz arttı diye enflasyon arttı veya azalıp piyasaya para pompalandı diye enflasyonun arttığını söylemek yanlış olur. Hangi şartlarda faiz indirimi veya artışı yapıldığı önemlidir. Verdiğiniz faiz örneği ise pek doğru değil. Devletler faiz arttırdığında piyasadaki para çekilmeye başlar, varlık alımları durur. Piyasadaki para verdiğiniz örneğin aksine azalır. Tabiki parasını faize yatıranların parası dediğiniz gibi %50 artabilir ancak bu paranın bir vade belirterek yatırıldığını, piyasa dolaşmadığını unutmamak gerekiyor. Enflasyon maliyet veya talep kaynaklı ortaya çıktığı için kesin yorum yapılamamakla birlikte faiz arttığında genellikle maaliyetlerde yükseliş ve talep azalır bu nedenle enflasyon kontrol altına alınabilir.
  • 05-07-2022, 17:38:16
    #13
    Oksimen adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam merhaba,

    Bahsettiğiniz denklem üzerinden örnekleme yapmak çok yanlış olur. Ekonomi çok komplex bir yapıya sahiptir içerisinde binbir farklı etken var. Enflasyon 2 çeşittir. Talep ve maliyet enflasyonu. Yani faiz arttı diye enflasyon arttı veya azalıp piyasaya para pompalandı diye enflasyonun arttığını söylemek yanlış olur. Hangi şartlarda faiz indirimi veya artışı yapıldığı önemlidir. Verdiğiniz faiz örneği ise pek doğru değil. Devletler faiz arttırdığında piyasadaki para çekilmeye başlar, varlık alımları durur. Piyasadaki para verdiğiniz örneğin aksine azalır. Tabiki parasını faize yatıranların parası dediğiniz gibi %50 artabilir ancak bu paranın bir vade belirterek yatırıldığını, piyasa dolaşmadığını unutmamak gerekiyor. Enflasyon maliyet veya talep kaynaklı ortaya çıktığı için kesin yorum yapılamamakla birlikte faiz arttığında genellikle maaliyetlerde yükseliş ve talep azalır bu nedenle enflasyon kontrol altına alınabilir.
    Teşekkür ederim. Zaten ben denklemi kurarken, düz mantıkla ilerlemiştim. Sizin anlattığınız şekli ile enflasyonun türlerindeki farklılık ve faizin etkisi ile oluşan tepki, şartlara göre değişiklikler arz edebiliyor.(muş) Hal böyle olunca da, yüzde yüz şu doğrudur, her zaman şu kural her şartta çalışır diye bir şey yok.(muş) Benim açımdan faydalı bir soru cevap oldu. Tekrar teşekkür ederim.
  • 05-07-2022, 18:26:33
    #14
    Para, basanın taşıyana (hamiline) borcunun senedidir. Yani para da esasen bir borç senedinden ibarettir. Borcu oluşturmaz, kanıtlar sadece. O sende ise, alacaklı sensindir.

    Banknot bir fiat para ise basan, sana altın-gümüş gibi fiziksel bir şey borçlu değildir. Basan bir devlettir ve sana borcu o kağıdın o ülkede herhangi bir şeyin alım satımında kullanma hakkı, bunun da ötesinde, o ülkede o kağıtla alışveriş yapmak konusunda devletin gücünü kullanma hakkıdır. O kağıt devletindir ve o ülkede o kağıtla alışveriş etmek isteyen herkese her mal ve hizmet sağlanmak zorundadır. Esasen fiat parayı değerli yapan tek şey, devletin zor kullanma gücüdür. Bu güç o kağıdın değerli olduğu konusunda ülkedeki herkesi zorla ikna eder ve o kağıt herkes için değerli olur. O artık bir kağıt değil, o devletten gerektiğinde zor kullanma hakkı talep etmeye imkan veren bir alacak senedidir.

    Paraya itibar atfederken önemli bir kriterimiz de onu basan devletin, o kağıdın değerini koruyacağına, gerekirse o kağıtların adedini azaltacağına güvenmemizdir. Devletler buna açık ya da örtük olarak söz de verir. Ama zor dönemlerde bu sözler unutulabilir.

    Modern anlamda faiz de bu kağıdın sağladığı imkanlardan belirli bir dönem zarfında faydalanmanın bedelidir. Bu bedel, kağıdın geri verilmemesi riskinin primini de kağıdın zaman içinde artan fiyatlar nedeniyle alım gücündeki azalma riskinin primini de içerir.

    Şimdilik bu kadar. Aklıma bir şeyler gelirse ya da yorumlara, sorulara göre yine yazabilirim.

    ( Bu arada: para, faizsiz borçtur. Vatandaş devletine faizsiz borç verir. Devletten faiz de istiyorsanız o zaman kağıdı verip devlet tahvili alacaksınız. O zaman da tahvili verip alışveriş yapamazsınız.)