Para, basanın taşıyana (hamiline) borcunun senedidir. Yani para da esasen bir borç senedinden ibarettir. Borcu oluşturmaz, kanıtlar sadece. O sende ise, alacaklı sensindir.
Banknot bir fiat para ise basan, sana altın-gümüş gibi fiziksel bir şey borçlu değildir. Basan bir devlettir ve sana borcu o kağıdın o ülkede herhangi bir şeyin alım satımında kullanma hakkı, bunun da ötesinde, o ülkede o kağıtla alışveriş yapmak konusunda devletin gücünü kullanma hakkıdır. O kağıt devletindir ve o ülkede o kağıtla alışveriş etmek isteyen herkese her mal ve hizmet sağlanmak zorundadır. Esasen fiat parayı değerli yapan tek şey, devletin zor kullanma gücüdür. Bu güç o kağıdın değerli olduğu konusunda ülkedeki herkesi zorla ikna eder ve o kağıt herkes için değerli olur. O artık bir kağıt değil, o devletten gerektiğinde zor kullanma hakkı talep etmeye imkan veren bir alacak senedidir.
Paraya itibar atfederken önemli bir kriterimiz de onu basan devletin, o kağıdın değerini koruyacağına, gerekirse o kağıtların adedini azaltacağına güvenmemizdir. Devletler buna açık ya da örtük olarak söz de verir. Ama zor dönemlerde bu sözler unutulabilir.
Modern anlamda faiz de bu kağıdın sağladığı imkanlardan belirli bir dönem zarfında faydalanmanın bedelidir. Bu bedel, kağıdın geri verilmemesi riskinin primini de kağıdın zaman içinde artan fiyatlar nedeniyle alım gücündeki azalma riskinin primini de içerir.
Şimdilik bu kadar. Aklıma bir şeyler gelirse ya da yorumlara, sorulara göre yine yazabilirim.
( Bu arada: para, faizsiz borçtur. Vatandaş devletine faizsiz borç verir.

Devletten faiz de istiyorsanız o zaman kağıdı verip devlet tahvili alacaksınız. O zaman da tahvili verip alışveriş yapamazsınız.)