• 21-06-2026, 13:16:58
    #19
    Sore adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam bu konuda aklıma takılan birşey daha oldu. Benim bildiğim melekler tektir. Aynı anda her yerde olamazlar. ( İnanışa göre) Aksi düşünüldüğünde Tanrı ile aynı özelliğe sahip olmuş oluyor. Şeytan da bir melek ( İslam'a göre) nasıl tüm insanlar ile iletişime geçiyor?
    Çok yanlış kişiye sordun hocam, ben inançsızım sen inançlısın yani alacağın hiçbir cevap senin inancına göre olamaz. Ben doğrudan yok derim ama sen bir mantığa oturtmaya gayret ediyorsun. Ona bakarsan her şeye kadir olan ol dediğinde olan bir tanrının herhangi bir meleğe de ihtiyaç duymaması gerekir ama buna da bir kulp bulup ihtiyaç yaratıp mantığa oturtuyorlar. Şeytan çok eskilere dayanan bir inanış aslında, çoğu bildiğimiz melek ise eski mitolojilerin tanrıları, Molek kökünden gelir cennet bekçileri vs. çok karışık hikayeler. Zamanla antik dinlerin tanrıları semavi dinlere görevli, bekçi, melek, peygamber olarak geçmişler. Heh senin sorunun inanç temelli bir cevabı da satanistlerin gözünden gelsin o zaman, satanizmin çok çeşidi farklılıkları yani bir nevi mezhepleri var ama bir kısmı aslında şeytan baş tanrıydı fakat oyuna getirildi kandırıldı ve geri plana düştü diye düşünürler. Yani bilinen tanrı aslında şeytanın tahtını gasp etmiş gibi anlatan bir kesimi var diyebiliriz. Ayrıca ilk yorumumda anlattığım hikayede Adem zaten yeryüzü için yaratılmıştı ama elma hikayesi ile şeytan kötü gösteriliyor da deniyor. Lavey'in kurduğu ilk satanizm kilisesi tüm inançları ve tanrıları reddedip şeytanı tanrı yerine koyuyor mesela ama şeytan o dinlerin o tanrıların eseri, ortada garip bir çelişki var diğer tüm dinlerde olduğu gibi. Melekler tektir söylemine gelecek olursak İslam'da Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail gibi meleklerin yanında Bedir'de savaşan savaşçı meleklerden tut, büyü öğreten Harut ve Marut adlı meleklere, sorgucu Münker ve Nekir adlı melekler, her insanın sol omzundaki şeytan ile sağ omzundaki melek vs. anlatılarına bakacak olursak aslında ne melek ne şeytan tek değil diyebiliriz. Zaten tek tanrılı dinlerin adı üzerinde iddiası tek tanrı oluşu o kadar.
  • 21-06-2026, 13:21:44
    #20
    https://www.youtube.com/watch?v=EeqSjzyt4bY


    konuyu okurken arka planda dinlemelik bırakayım :d
  • 21-06-2026, 13:35:00
    #21
    Adı üzerinde inanç mantıkla hiç bir alakası yok inanıyorsan vardır tamamen rasyonel bir cevap istiyorsan yoktur
  • 21-06-2026, 14:05:16
    #22
    Önce kavramları bilmek gerekir:
    İblis bir cindir. Şeytanlık ise bir vasıftır.
    Bu dünyada insanlar ve cinler şeytanlaşabilir.
    Kötülüğe sevk edenlere şeytan denir.
    Cinlerin ise insanlara doğrudan bir etkisi yoktur. Onlar insanları görebilirler ama insanlar onları göremezler.
    Cinler insanlara vesvese verebilir. Vesveseye uyup uymamak insanın iradesine bağlıdır.
    İnsanı günaha sürükleyen şey ise kendi iradesidir (nefs).
    Oysa ki vicdan, toplumsal ahlak kuralları, adalet duygusu, utanma duygusu insanları kötülükten alıkoyabilir. Allah insanları bu normlar mekanizması ile donatmıştır.
    Bu duygular vesveseden daha güçlüdür. Yani Allah insanlara her zaman merhametli davranır. Toplumsal normların çökmesini engeller, rızk dağıtır, kitlesel kıtlık gibi katı imtihanlara sokmaz. Bu durumlar normları değiştirir çünkü.
    İyiliğe yönlendiren bunca sebep varken şeytanların küçücük vesvesesini bahane edip iradesine (nefsine) sahip çıkamayan kişi bir zahmet cezalandırılsın yani.
  • 21-06-2026, 15:01:38
    #23
    Şu an evrendeki en üstün ve en özel konumda olan varlık insandır. Tüm yaratılmış alem insanın bu dünyadaki yolculuğu ve imtihanı için bir düzen içinde var edilmiştir. Öyle ki nurdan yaratılmış meleklerin bile çamurdan yaratılmış bizlere secde etmesi buyrulmuş. Ötesi yok.

    Meleklerden üstün olmak da hayvanlardan aşağıda olmak da tamamen bizim elimizde. Farkımız bu. Eğer bu irade farkı olmasaydı, bir imtihana tabi tutulmasaydık zaten melek olarak yaratılırdık. Yaratılışımızın amacı kalmazdı.

    İnsanlık, herhangi bir bedel ödemeden kendisine sunulan ilk cennette nefsine yenilerek oradan çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra dünya, insanın iradesiyle sınandığı bir imtihan yurduna dönüşmüştür. Bu imtihanı başarıyla tamamlayanlar, artık nefsin etkisinin, günaha götürebilecek hiçbir arzunun ve insanı yeniden hataya sürükleyebilecek hiçbir imkanın bulunmadığı; dolayısıyla tüm sınavların sona erdiği ve ebedi huzurun hakim olduğu bir makamda sonsuza dek kalacaklardır.

    Hak ederek elde ettiğiniz şey kalıcıdır. Bir fabrikayı, yıllarca emek vermiş ve sistemi öğrenmiş bir müdüre emanet ettiğinizde düzen devam eder; patronun 20 yaşındaki oğluna emanet ederseniz orada uzun süre tutunamaz.

    İnsanın durumu da buna benzer. Allah bizden, verilen imkanları irademizle kullanıp kendimizi olgunlaştırmamızı ve bu dünyadaki imtihanı geçmemizi istiyor. Çünkü ancak böyle kazanılan bir karşılık kalıcı olur; hak edilerek ulaşılan bir ödül geri alınmaz, daimi bir huzur haline dönüşür.
  • 21-06-2026, 17:39:08
    #24
    Lucifer dizisi aklıma geldi: "Beni karıştırma . . ." diyordu. Diyebileceğim bir şey yok, herkesin kendine özgü fikirleri var, ancak fikirden ziyade asıl temelde sarsılmaz bir inanç durumu söz konusu oluyor, yoksa şeytanın varlığını net bir şekilde kanıtlamanız imkansız, çok çok hurafeler, kulaktan dolma bilgiler, gördüm ayağına yatan şahsiyetler vs. vs. yani bu olayın sonu yok diyebiliriz, 8 milyar insan var, sizler düşünün.
  • 21-06-2026, 17:48:21
    #25
    kötülük sadece bir insanın kalbinde Allah sevgisi olmadan gerçekleştirdiği şeylerden ibarettir.
  • 21-06-2026, 18:10:37
    #26
    Hocam çok haklısın, aslında din felsefesindeki en büyük çıkmazlarından biri tam olarak bu. Klasik hocalar bu konuyu özgür irade ve imtihan dünyası diyerek geçiştirmeye çalışır ama biraz kurcalayıncaa mantık hataları peş peşe dökülüyor. Bir kere her şeyi ezelden beri kusursuz bilen bir yaratıcı inancında sınav mantığı baştan çöküyor. Şeytana o mühleti verirken kimin tuzağa düşeceğini ve yanacağını zaten saniyesi saniyesine biliyorsa, bu bir imtihan değil sonucu belli bir tiyatronun sahnelenmesidir. İşin adalet kısmına girersek, Araf 17 aslında durumu kendi kendine ele veriyor. Bir yanda görünmez zihinlere fısıldayabilen, binlerce yıllık tecrübesi olan doğaüstü bir varlık var diğer yanda hormonlarına, travmalarına, genetiğine mahküm zayıf insan... Şuna benziyor 3 yaşındaki çocuğunu odaya kilitliyorsun yanına da onu yaramazlık yapmaya ikna edecek görünmez ve profesyonel bir illüzyonist sokuyorsun. Çocuk zayıf düşüp o hatayı yapınca da onu şöminede yakıyorsun. Kusursuz adalet dedikleri şey aynı ringde ağır sıklet boksörle bir bebeği dövüştürmek mi?
    Üstelik İslamda şeytan kafasına göre takılan bağımsız bir güç değil hamle yapması bile Tanrının iznine bağlı. Yani resmen ilahi sistemin taşeronu gibi çalışıyor. İnsan kendi kurduğu hukukta bile bir suça ortam hazırlayanı, azmettireni ve failin önünü açanı asıl suçlu sayarken, kusursuz bir yaratıcıdan daha alt bir adalet beklemek ne kadar mantıklıki.. Bütün bunlara dışarıdan agnostik veya ateist bir pencereden bakınca olayın özü çok net anlaşılıyor aslında Bu anlatılar ilahi bir gerçekten ziyade tamamen Ortadoğu mitolojisi ve insan psikolojisinin ürünü. İnsanlık kendi içindeki kötülük potansiyelini kabullenemeyip ben yapmadım şeytan dürttü diyerek faturayı hep görünmez bir düşmana kesmiş. Kitleleri korkuyla itaatte tutmak isteyen otoriteler de bu İyi Polis Kötü Polis senaryosunu mükemmel kullanmış. Ama biraz sorgulayan bir beyin iyi polisin de kötü polisin de aynı emniyet müdürüne çalıştığını fark edince ortadaki bütün o kutsallık perdesi yırtılıp gidiyor zaten.
  • 21-06-2026, 20:18:03
    #27
    Melek de şeytan da insanın içinde