Şu an evrendeki en üstün ve en özel konumda olan varlık insandır. Tüm yaratılmış alem insanın bu dünyadaki yolculuğu ve imtihanı için bir düzen içinde var edilmiştir. Öyle ki nurdan yaratılmış meleklerin bile çamurdan yaratılmış bizlere secde etmesi buyrulmuş. Ötesi yok.

Meleklerden üstün olmak da hayvanlardan aşağıda olmak da tamamen bizim elimizde. Farkımız bu. Eğer bu irade farkı olmasaydı, bir imtihana tabi tutulmasaydık zaten melek olarak yaratılırdık. Yaratılışımızın amacı kalmazdı.

İnsanlık, herhangi bir bedel ödemeden kendisine sunulan ilk cennette nefsine yenilerek oradan çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra dünya, insanın iradesiyle sınandığı bir imtihan yurduna dönüşmüştür. Bu imtihanı başarıyla tamamlayanlar, artık nefsin etkisinin, günaha götürebilecek hiçbir arzunun ve insanı yeniden hataya sürükleyebilecek hiçbir imkanın bulunmadığı; dolayısıyla tüm sınavların sona erdiği ve ebedi huzurun hakim olduğu bir makamda sonsuza dek kalacaklardır.

Hak ederek elde ettiğiniz şey kalıcıdır. Bir fabrikayı, yıllarca emek vermiş ve sistemi öğrenmiş bir müdüre emanet ettiğinizde düzen devam eder; patronun 20 yaşındaki oğluna emanet ederseniz orada uzun süre tutunamaz.

İnsanın durumu da buna benzer. Allah bizden, verilen imkanları irademizle kullanıp kendimizi olgunlaştırmamızı ve bu dünyadaki imtihanı geçmemizi istiyor. Çünkü ancak böyle kazanılan bir karşılık kalıcı olur; hak edilerek ulaşılan bir ödül geri alınmaz, daimi bir huzur haline dönüşür.