Katkınız için teşekkür ederim. Medeniyet dediğimiz şey koca bir lağım çukurunun üzerine kurulu aslında. Bugün asilzade dediğimiz, kültürlerine ve yaşamlarına özendiğimiz burjuvalar zamanında insanları yemleyip, kafeslere koydular:
Bilim ve teknoloji ilerlesin diye çok hayat feda edildi. Korkunç deneyler var, platforma uygun olmadığı için örneklendirmeyeceğim. Dileyenler araştırabilir.
Çok doğru bir noktaya değinmişsin, o paylaştığın 'insanat bahçeleri' medeniyet vitrininin arkasındaki en büyük lağımdır.
Ancak Avrupa, bu sömürgeci vahşetin ardından
2. Dünya Savaşı'nda kendi topraklarında tarihin en büyük hezimetini yaşadı. İşte o büyük tokat, şapkalarını önlerine koymalarını sağladı; faşizmi tasfiye edip bugünkü insan hakları maskesine sığınmak zorunda kaldılar. Büyük bir barbarlıktan mecburi bir sistem ürettiler.
Asıl büyük belirsizlik ise şu:
Peki ya bizim coğrafyamız, yani Ortadoğu ne olacak?
Burada suçu sadece dış güçlere veya emperyalizme atıp sıyrılamayız. Asıl mesele; bizim coğrafyamızın din, mezhep, ırk ve kültür farklılıklarını birer zenginlik değil, birbirini yok etme aracı olarak görmesidir. Biz kendi içimizde bu ilkel mikro-milliyetçilik ve inanç hiyerarşilerinden sıyrılıp, ortak bir akılla 'şapkayı öne koyamadığımız' için sömürüye her zaman açık bir pazar haline geliyoruz.
Batı lağım çukurunun üzerine şık bir makyaj yaptı; ama bizim coğrafyamız kendi içindeki din, mezhep ve ırk kavgalarıyla kendini tüketip suçu hep dışarıya attığı sürece geleceğimiz tam bir muamma olarak kalacak.