Haz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Katkınız için teşekkür ederim. Bolluk demişken bu konu hakkında bir şeyler eklemek istiyorum:

Zenginlik ve refah; kasaları doldurmak, rakam büyütmek ya da başkalarına üstünlük taslamak için verilmez. Bunlar birer amaç değil, birer imtihandır.

Allah bazı kullarını darlıkla, bazı kullarını ise genişlikle imtihan eder. Mesele ne kadar kazandığımız değil, kazandığımızla ne yaptığımızdır.

Kur'an'da şöyle buyrulur:

"Allah'ın sana verdiğinden ahiret yurdunu iste; dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun." (Kasas 28:77)

Bu ayet, zenginliğin özünü özetler. Kazanmak ayıp değildir; aksine üretmek, çalışmak ve güçlenmek teşvik edilir. Ancak elde edilen güç; paylaşmak, insanlara fayda sağlamak ve Allah'ın rızasını gözetmek için kullanılmalıdır.

Bir başka ayette:

"Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz." (Âl-i İmrân 3:92)

buyrulur.

Mümin için servet, biriktirildikçe büyüyen bir gurur vesilesi değil; paylaşıldıkça bereketlenen bir nimet olmalı. Çünkü insan bu dünyadan ne malını ne mülkünü götürebiliyor. Götüreceği şey; malıyla yaptığı hayırlar, dokunduğu hayatlar ve Allah'ın adını yüceltmek için verdiği emektir.

Rabbimiz "Altını ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlara acı bir azabı müjdele." (Tevbe 9:34)

buyurarak servetin sadece yığılmak için verilmediğini açıkça bildirmiş bizlere.

Bu yüzden bolluk, paylaşmak içindir.Zenginlik, fayda üretmek içindir.Refah, ihtiyaç sahiplerine omuz olmak içindir.Güç ise Allah'ın adını yücelten işlere vesile olmak içindir. Elimizdeki hiçbir şey bize ait değil. Hepsi emanet.


Güzel bir duaymış. Amin hocam.

Doğrudur. ancak bu insanıkamil seviyesine çok az insan ulaşabilir çünkü insan özünde bir hayvandır, hayvani içgüdüler her zaman içerde bir yerde uyur ve zamana göre uyanır ( İD "Alt Benlik" Freud)
Din genelde toplumu kaostan uzak tutmayı amaçlar bunun içinde insanın öldüğünde ne olacağı konusundan beslenir.
buyruklar vardır genelde de çok mantıklıdır ancak başta belirttiğim gibi bu alt benliği oldukça küçültmek güçsüzleştirmek gerekir ki etik olarak doğru bir insan yapısı oluşsun.
o zaman da bu buyruklara kolayca herkes zaten uyar.