Fakir size bir içecek ikram ediyorsa, onu sonuna kadar içersiniz. Çünkü fakirin malı kıymetlidir; bardağın dibinde bırakılan her yudum israf gibi görünür.
Zengin size bir içecek ikram ediyorsa, onu sonuna kadar içemezsiniz. Çünkü sanki daha önce hiç görmemişsiniz gibi bir izlenim bırakır.
Fakir size bir limon ikram ediyorsa, onu çorbanıza sıkarsınız. Kabuğunda bile bereket ararsınız; çünkü fakirin malı kıymetlidir.
Zengin size bir limon ikram ediyorsa, onunla elinizi yıkarsınız.
Öldükten birkaç saat sonra kurtlanmaya başlayan bir bedenin hayattaki en büyük gösterisi işte. Kibir.
İkram bile sınıfsaldır.
12
●470
- Dün, 23:26:07Kibirden Allah'a sığınırım her türlü nefsimin emrinden Allah'a sığınırım.Rabbim kim okuyorsa günahlarını bağışlasın hayırlı kapılar açsın.
- Dün, 23:29:00Kriptoavukat adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüleRabbimizin kullarıyız; sahip olduğumuz her şey O'nun lütfu, mahrum kaldığımız her şey O'nun hikmetidir. 🖐Hayrettin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- Dün, 23:35:09Katılıyorum hocam birçok abimiz kardeşimiz biliyordur ama ben şu hitit duasını çok seviyorum.Dua önemlidir yanlış yapamamak gerekir ama nedense şu bana mantıklı geliyor : Allah'ım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ver.Haz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- Dün, 23:46:28Kibir ruhsal fakirliğin yansımasıdır. Aç adama 1.5 adana ısmarlarsın. 1.5 ay anlatır. Tok adam akşamına ne yedigini unutur.
- Dün, 23:48:12Katkınız için teşekkür ederim. Bolluk demişken bu konu hakkında bir şeyler eklemek istiyorum:Palria adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Zenginlik ve refah; kasaları doldurmak, rakam büyütmek ya da başkalarına üstünlük taslamak için verilmez. Bunlar birer amaç değil, birer imtihandır.
Allah bazı kullarını darlıkla, bazı kullarını ise genişlikle imtihan eder. Mesele ne kadar kazandığımız değil, kazandığımızla ne yaptığımızdır.
Kur'an'da şöyle buyrulur:
"Allah'ın sana verdiğinden ahiret yurdunu iste; dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun." (Kasas 28:77)
Bu ayet, zenginliğin özünü özetler. Kazanmak ayıp değildir; aksine üretmek, çalışmak ve güçlenmek teşvik edilir. Ancak elde edilen güç; paylaşmak, insanlara fayda sağlamak ve Allah'ın rızasını gözetmek için kullanılmalıdır.
Bir başka ayette:
"Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz." (Âl-i İmrân 3:92)
buyrulur.
Mümin için servet, biriktirildikçe büyüyen bir gurur vesilesi değil; paylaşıldıkça bereketlenen bir nimet olmalı. Çünkü insan bu dünyadan ne malını ne mülkünü götürebiliyor. Götüreceği şey; malıyla yaptığı hayırlar, dokunduğu hayatlar ve Allah'ın adını yüceltmek için verdiği emektir.
Rabbimiz "Altını ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlara acı bir azabı müjdele." (Tevbe 9:34)
buyurarak servetin sadece yığılmak için verilmediğini açıkça bildirmiş bizlere.
Bu yüzden bolluk, paylaşmak içindir.Zenginlik, fayda üretmek içindir.Refah, ihtiyaç sahiplerine omuz olmak içindir.Güç ise Allah'ın adını yücelten işlere vesile olmak içindir. Elimizdeki hiçbir şey bize ait değil. Hepsi emanet.
Güzel bir duaymış. Amin hocam.Kriptoavukat adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Tam olarak böyle hocam. Zenginler kameraların önünde milyonluk bağışlar açıklar ama yanı başındaki ihtiyaç sahibine dönüp 100 lira vermez mesela.erkancan_87 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Deprem döneminde canlı yayınlarda telefonlar susmamış, milyonlar havada uçuşmuştu. Sonradan canlı yayında açıklanan bağışların çoğunun sadece vaat olarak kaldığı ortaya çıktı. - Dün, 23:55:52Sınıf farkı inanç, toplum ya da canlı fark etmeksizin her yerde vardır. İnsanlar için bu durum zengin-fakir savaşıdır, hayvanlarda ise hayatta kalma dürtüsü. İnsanın o ilkel genleri, sınıfsal hayatı her zaman ön plana çıkarıyor.
Aslında insan, işler yolundayken medeniyetçilik oynayan bir canlı. Ama kaynaklar tükendiğinde o hayvani kodlarımız hemen uyanır. Joker'in o meşhur repliğindeki gibi: 'İşler sarpa sardığında, o çok medenî insanlar birbirlerini yiyecekler.' Açlık ve hayatta kalma korkusu kapıya dayandığında ne ahlak kalır ne hukuk. İnsan, özündeki o vahşi hiyerarşiden ve biyolojik gerçekliğinden asla kaçamaz.