cuvelious adlı üyeden alıntı:
mesajı görüntüle
Aramızda Gelecekten Umudu Olan Var Mı?
21
●902
- 05-02-2026, 05:02:27Merhaba, olabilir veya olmayadabilir. Şahsen ben sıfır bütçe ile başladım; tüm cihazlarımı, bilgisayarımı dahi KOSGEB desteği ile aldım ki muhalif birisiyim hiçbir siyasi ilişkim de bulunmuyor. Herhangi bir insanlık dışı bir muamele de görmedim. Ülkecek birçok hatamız olabilir fakat bunlar yine kendi hatalarımız, bize insan gibi davranılmadığını iddia ettiğiniz kişiler yine biziz.
- 05-02-2026, 05:17:16Hayır.
Bugün aldığımız tapunun bile yarın devlet tarafından çökülmeyeceğinin garantisi yok. Şu anda birçok yerde devlet milletin tapularına resmi olarak çöküyor. Milyonlar edecek yere kendi belirlediği 10'da 20'de biri olan 3 kuruş para verip alıyor. Yatırımlarınızı Türkiye dışında yapmanızı öneririm açıkçası. Yapamıyorsanız bile fiziki altın vs. alın yanınızda güvenilir bir yerde bulundurun. Fırsatını bulan da farklı bir ülkeye gitsin. - 05-02-2026, 08:18:07Şunu net söyleyerek başlayayım: Evet, bu ülkede ilerisi daha iyi olacak diyen gençler var.
Ama bu cümleyi söylediklerinde kastettikleri şey eskiden anlaşıldığı gibi değil. Kimse artık ekonomi düzelir, adalet gelir, sistem toparlanır diye umutlanmıyor. Umut dediğimiz şey şekil değiştirdi. Daha sert, daha kişisel ve daha savunmacı bir hale geldi.
Bugün umutlu olan gençlerin çoğu ülkeye değil, kendine umut bağlıyor. Bu bir kaçış değil; bu, şartları doğru okumanın sonucu. Çünkü senin yaşadığın yükü yaşayan biri şunu çok erken öğreniyor: Kimse kimseyi kurtarmıyor. Sistem seni kollamıyor. Planlar bozulabiliyor. Ama tam da bu yüzden, bu kuşak önceki kuşaklara göre çok daha hızlı ayakta kalmayı öğreniyor. Tek mesleğe, tek gelire, tek ihtimale bel bağlamıyor. Bu farkındalık insanı yorar ama aynı zamanda güçlendirir.
Türkiyenin durumu kötü, buna itiraz eden yok. Ama şunu da dürüstçe söylemek lazım: Dünya genelinde de tablo parlak değil. Avrupada gençler ev alamıyor, Amerikada insanlar ömür boyu borç ödüyor. Yani mesele sadece burada kalmak mı gitmek mi meselesi değil; mesele belirsizlik çağında hayatta kalabilmek. Ve bu çağda avantajlı olanlar, konforla büyüyenler değil; erken sorumluluk alanlar, düşmeyi öğrenenler, tekrar kalkmayı bilenler. Senin 21 yaşında omzunda 40 yaş yükü hissetmen adaletsiz ama aynı zamanda seni geç uyananlardan ayıran bir şey.
Tarih de bunu doğruluyor. Büyük sıçramalar genelde rahat dönemlerde değil, zor zamanlarda olur. Kriz dönemleri ortalama insanı ezer ama bazı insanları da keskinleştirir. Şu an yaşadığımız şey tam olarak bu: Bir nesil erken sertleşiyor. Bu romantik bir şey değil; acı bir süreç. Ama sonunda hayata karşı daha hazırlıklı, daha gerçekçi insanlar çıkıyor.
Yurtdışı meselesine gelince Evet, gençlerin büyük çoğunluğu gitmek istiyor. Ama istemekle gitmek aynı şey değil. Gidenler olacak, kalıp burada yol açanlar da olacak. Her ülkede böyle olur. Ve ilginçtir, en kaotik dönemlerde kalanların bir kısmı sistemin açıklarını daha iyi görüp kendi alanını açar. Çünkü sorun çoksa, çözülmemiş boşluk da çoktur.
O yüzden gerçekçi umut şu cümlede yatıyor: Bu ülke kısa vadede düzelmeyebilir ama ben bu şartlarda kendimi daha güçlü bir noktaya taşıyabilirim. Bu teslim olmak değil. Bu, oyunu olduğu gibi kabul edip ona göre hamle yapmak. Günü kurtarmak evet, ama akışına bırakmak değil; akıntının yönünü öğrenmek.
Son olarak şunu söyleyeyim: Senin sorduğun soruyu soran biri zaten boşlukta savrulan biri değildir. Bu soruyu sormak, hâlâ zihinsel olarak ayakta olduğunu gösterir. Umut belki eskisi gibi yüksek sesle konuşulmuyor ama tamamen yok da değil. Sadece artık daha sessiz, daha temkinli ve daha bireysel. Ve bu çağda belki de hayatta tutan tek umut türü bu. - 05-02-2026, 08:32:02Merhaba,
Şu sıralar bazı sağlık sorunları ile yaşamaya çalıştığım ve aktif olarak herhangi bir işte çalışamadığım, yani, boşta kaldığım için kendimi ve etrafımı daha fazla sorgular oldum diyebilirim.
Umudum var, çünkü inancım var ama görebilir miyim ya da ne kadarını görebilirim sorusuna verebilecek cevabım yok.
Geçici olan bir dünyaya da aşırı derecede umut bağlamak da, ayrı bir ümitsizlik doğurabilir, bu yüzden tutunduğumuz şeyleri gözden geçirmeliyiz.
Günü kurtarıp akışına bırakmasan bile, o akışa ister istemez kapılıyorsun.
Bireysel olarak farkındalık artmadıkça ve artış gösteren insanlar aynı kulvarlarda yer almadıkça, toplumda değişim zor bana göre.
Önce kendimizden başlamalı, sonra çevremizi değişime ayak uydurmaya yöneltmeliyiz.
https://www.youtube.com/watch?v=OLQ3fJU2kJE
https://www.youtube.com/watch?v=_OfQn6xSsGc
Çocuk adamdan sevgilerle.
Saygılarımla. - 05-02-2026, 10:36:55Eğer geleceğinizi makro etkenlere bağlarsanız işiniz zor. 18 yaşımdan beridir mikro etkenlerime odaklanarak hayatımı yeniden inşa ettim. Çok canım yandı.
Mikro olarak sorunlarımı çözdüm, makro sorunları zaten çözmeye gücünüz yetmez bürokratlar bile çözemiyor enflasyon v.b. sorunları ben mi çözeceğim? O yüzden çözüm yoksa sorunda yok.
Kendini geliştirmen lazım ve bu konuda inatçı olmalısın. Acı, kan, ter, göz yaşı sizleri bekliyor. Belli ki anadan babadan da bir şey yok ki karamsarlığa düşmüşsün o sebepten gayret gereklidir.
İyi bir işin mi yok? o zaman iyi bir iş bulmak gerekli. Gelirin mi düşük? Gelirini artırmanın yollarına bak. Eğer piyasa koşullarının düzelmesini beklersen yandın 30'una gelip asgari ücretle çalışmaya devam edersin.
Her zorluğu acıya rağmen dayanan biri olarak söylüyorum bunca acıya rağmen benim umudum var. Kendimden umudum var başkasından değil.
Senin sayende tekrar bir kendime de bir ayar geçmiş oldum.
Potansiyelinin farkına var bir önceki sen yarınki seni kıskansın. - 05-02-2026, 10:40:56Bu ülkenin sorunları bitmez hocam, imkanı olan yurt dışına çıkması bence mantıklı. Ülkenin kaderini Bir Avuc insanın elinde ve bunlara oy verenlerin , maalesef ister istemez bütün hayat statüsünü etkiliyor. Bu ülkenin düzelmesi imkansız ahlaktan yoksun adaletten yoksun Bir ülkenin düzelmesi imkansız ötesi. Maalesef bazılarının tercihleri çoğunun kaderini etkiliyor.
- 05-02-2026, 12:20:50Ülkedeki cahil kesim ölüp gitmedikçe , ülke biraz zor düzelir. Arkadan yenilerini yetiştirmeye çalışıyorlar.
Tek düze düşünen , sadece duyguları ile hareket eden , mantığını ve sorgulama yetisini kullanmayan halk hiç bir yere varamaz.
