• 21-05-2025, 01:36:58
    #10
    Orta sınıf kalmadı çok küçük bir kesim her gün servetine servet katarken emekçi halk her gün dahada fakirleşiyor
  • 21-05-2025, 01:39:12
    #11
    iddaa geçiniyoruz bizde çalış çalış nereye kadar
  • 21-05-2025, 01:43:33
    #12
    Selam olsun,

    Şahsen 7 yıl önce kendimi emekli ettim ve çalışmadan ömrümü tamamlayacak sistemi kurdum.
    Kendi adıma değil ama büyükşehirlerde geçinmeye çalışan arkadaşlara bir şey yazmak isterim, belki bir kişi bile olsa bir fikir edinebilir.

    Bugün itibari ile uzaktan çalışarak asgari ücret alabileceğinizi kabul ederek ya da asgari ücretli bir iş bulduğunuzu kabul ederek...
    Akdeniz ya da Ege'de bir köy ya da ilçe merkezine yakın yerlerde dubleks bir evde 12 bin TL ye oturabilir, geri kalanla yaşayabilirsiniz.
    Asgari ücretli iki kişilik bir aileyiz dediğinizde Aylık 30 bin TL ye havuzlu müstakil bir villada oturabilirsiniz.
    Elbette villa yerine dubleks bir eve 12 bin TL verip iki asgari ücretli olarak geçinebilirsiniz.
    Küçük ilçelerde istanbuldan gelenlere iş imkanı çok daha fazladır. Genelde ilçelerden istanbula gidiş olur haliyle konuşması, hitabeti biraz iyi olan biri rahatlıkla iş bulabiliyor. Malum genç nüfuz az ve olanlarda kendi aile işleri için kalıyor.
    Erzurumu bilmiyorum ama Muğla'da fethiyeye 15 dakikalık mesafede dubleks ev olarak 12 bin TL ye çok ev var.
  • 21-05-2025, 01:44:24
    #13
    Kurumsal PLUS
    chemochan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kardeşim söylediklerinin çoğuna katılıyorum, hele ekonomik gerçeklik konusunda. Ama bence bu tabloyu sadece “dünya değişiyor” diye açıklamak biraz fazla yüzeysel olur.
    Evet, dünya değişiyor ama Türkiye’de asıl sorun bu değişime adil, eşit ve hukuk temelli bir şekilde ayak uydurulamıyor olması.

    Bir ülkede hem işverenin hem işçinin aynı anda bu kadar sıkıntıda olması sistemsel bir arızaya işarettir. Ve biz bu arızayı "herkes hakkını istiyor" diyerek geçiştiremeyiz.
    Sorun, gelirin adil dağılmaması, vergilerin adaletsizliği, fırsat eşitsizliği ve liyakat sisteminin çökmüş olması. Bir pideye 2.000 TL veriyorsan, bu sadece enflasyon değil, politik tercihlerin ve ekonomik yönetimsizliğin sonucu.

    Eğitim sistemi çökmüş, gençler KYK borçlarıyla boğuşurken, fırsatları kimlere sunduğumuzu iyi düşünmek gerek. Bu ülkeye adalet, özgürlük ve fırsat eşitliği lazım. Yoksa her şey zengine, imkana ulaşabilene hizmet eder; diğerleri yine geride kalır.

    Bizim derdimiz günü kurtarmak değil, geleceği herkes için eşit şekilde kurmak. Ve bu da ancak adaletle, hukukla, gerçek demokrasiyle olur.

    Yani enseyi karartmak yok, doğru. Ama gerçekleri de halının altına süpürmeden konuşmak şart. Çözüm; bilinçli yurttaş olmak, sorgulamak ve hakkını aramak.

    Teşekkürler.
    Ben prensip olarak sorundan değil cevaptan beslenirim. Sorunlar insan hayatında sıkça çıkar, mühim olan ona isyan etmek mi yoksa çözüm bulmak mı bölümündedir.

    gün herkese 24 saat. kişi 8 saat uyuyup 10 saat dert yanarsa pek bir şey kalmıyor.
    80 milyon aynı sorunu yaşıyorsa ( ki bence 7 milyar insanda benzer sorunlar var dünya üzerinde ) o zaman soruna değil çözüme odaklanmakta fayda var. bizim düzeltebileceğimiz şeyler kısıtlı, o nedenle ne yapabiliriz konuşmamız lazım. burada 50 kişi geçinemiyorum desek de ( öyle olsa bile ) bir çözüm olmayacaktır. çözümü nerede buluruzu tartışırsak belki bir arkadaşta fikir oluşabilir diye düşünüyorum.

    sizinle alakalı olumsuz bir yorum yaptığım kanısı olmasın dedikleriniz doğru olabilir ama bu şartlarda ne yapabiliriz? velev ki eğitim sistemi bozuk, bunu şu anki durumumuzda biz çözebiliyor muyuz?
    hayır.
    o zaman biz ne yapabilirizi konuşalım.

    gelecekte bence yapay zeka üretimleri çok değerlenecek o yüzden bence en iyi yatırım oraya. youtube da mümkün mertebe gelişmeleri takip etmekte fayda var.

    demek istediğim o.
  • 21-05-2025, 01:59:32
    #14
    FLetcher adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben prensip olarak sorundan değil cevaptan beslenirim. Sorunlar insan hayatında sıkça çıkar, mühim olan ona isyan etmek mi yoksa çözüm bulmak mı bölümündedir.

    gün herkese 24 saat. kişi 8 saat uyuyup 10 saat dert yanarsa pek bir şey kalmıyor.
    80 milyon aynı sorunu yaşıyorsa ( ki bence 7 milyar insanda benzer sorunlar var dünya üzerinde ) o zaman soruna değil çözüme odaklanmakta fayda var. bizim düzeltebileceğimiz şeyler kısıtlı, o nedenle ne yapabiliriz konuşmamız lazım. burada 50 kişi geçinemiyorum desek de ( öyle olsa bile ) bir çözüm olmayacaktır. çözümü nerede buluruzu tartışırsak belki bir arkadaşta fikir oluşabilir diye düşünüyorum.

    sizinle alakalı olumsuz bir yorum yaptığım kanısı olmasın dedikleriniz doğru olabilir ama bu şartlarda ne yapabiliriz? velev ki eğitim sistemi bozuk, bunu şu anki durumumuzda biz çözebiliyor muyuz?
    hayır.
    o zaman biz ne yapabilirizi konuşalım.

    gelecekte bence yapay zeka üretimleri çok değerlenecek o yüzden bence en iyi yatırım oraya. youtube da mümkün mertebe gelişmeleri takip etmekte fayda var.

    demek istediğim o.
    Yaşça benden büyük olabilirsin, tecrübe ve deneyimlerinde belki benden oldukça fazladır. Abicim elbette çözüm odaklı olmak önemli, atta bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de bu, gerçek bir çözüm iradesi.
    Ancak çözüm konuşabilmek için önce sorunun adını doğru koymak, sonra da onun kaynağını dürüstçe kabul etmek gerekir.

    Senin dediğin gibi “biz ne yapabiliriz” kısmı çok değerli. Ama o sorunun cevabı, “Yapay zeka öğrenelim, YouTube izleyelim” kadar basit değil.
    Çünkü herkesin YouTube’a erişimi yok, bazısının evinde internet bile yok. Bazısı 12 saat çalışıp sadece barınma ve yemeğe yetişiyor, bazısının çocuğu hâlâ tablet yüzü görmemiş.
    Senin de dediğin gibi, herkesin 24 saati aynı. Ama o 24 saatin içinde kimin evinde doğalgaz yanıyor, kimin çocuğu okula aç gidiyor,
    işte o eşitsizlikleri göz ardı ettiğimizde “çözüm” dediğimiz şey de sadece şanslı olanlar için geçerli oluyor.

    Benim tuzum kuru değil, durumum çok iyi, güzel bir yaşantım yok ama çoğu şeyden de geri kalmadım bu yaşantımda fakat ben olayı bireysel olarak değil, toplumsal adaletten bahsediyorum.
    Ben şuan seneye kadar yurtdışı hayali kuruyorsam, Ana dilimiz olan Türkçeyi bile tam olarak doğru şekilde konuşamadan, Dünya dili olarak kabul edilen İngilizceyi öğreniyorsam.
    Bu ülkeden nasıl kurtulabilirim diye bireysel bir kurtuluş içine girdiysem sorun bende değil cevabı da versem benim cevaplamam ile bir şeyler değişmeyecektir.

    Yani mesele sadece “bireysel gelişim” değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik, adalet ve fırsatlara erişim hakkı.
    Geçinemeyen 50 kişi toplanıp sadece “şikayet ederse” bir şey değişmez evet... Ama bu 50 kişi organize olursa, bilinçli davranırsa, hak ararsa, sorgularsa, işte o zaman bir şeyler değişebilir.

    Senin yaklaşımın iyimser; buna saygı duyarım. Ama iyimserlik, kör iyimserliğe dönüşürse, sorunların üzeri örtülür. Benim yaklaşımım eleştirel, ama çözümle ilgilenmeyen bir eleştiri değil.
    Tam tersine, çözümün “bilinçli yurttaşlık, sorgulama, katılım, adalet talebi” ile geleceğine inanıyorum.

    Yapay zeka meselesine gelince; ben de çok önemsiyorum. Ancak o teknolojiyi kim kullanacak, kim faydalanacak?
    Eğitimde fırsat eşitliği olmadan, barınma sorunu çözülmeden, adalet sağlanmadan bu alanlar sadece imkanı olanlara avantaj sağlar.
    Geride kalanlar yine aynı acıları yaşamaya devam eder.

    Romanda yazsam burada bir şey değişmeyeceğini inan bende senin kadar anlıyorum abi.
  • 21-05-2025, 02:07:07
    #15
    Geçinemiyorum.
  • 21-05-2025, 02:21:00
    #16
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Şahsen 7 yıl önce kendimi emekli ettim ve çalışmadan ömrümü tamamlayacak sistemi kurdum.
    Kendi adıma değil ama büyükşehirlerde geçinmeye çalışan arkadaşlara bir şey yazmak isterim, belki bir kişi bile olsa bir fikir edinebilir.

    Bugün itibari ile uzaktan çalışarak asgari ücret alabileceğinizi kabul ederek ya da asgari ücretli bir iş bulduğunuzu kabul ederek...
    Akdeniz ya da Ege'de bir köy ya da ilçe merkezine yakın yerlerde dubleks bir evde 12 bin TL ye oturabilir, geri kalanla yaşayabilirsiniz.
    Asgari ücretli iki kişilik bir aileyiz dediğinizde Aylık 30 bin TL ye havuzlu müstakil bir villada oturabilirsiniz.
    Elbette villa yerine dubleks bir eve 12 bin TL verip iki asgari ücretli olarak geçinebilirsiniz.
    Küçük ilçelerde istanbuldan gelenlere iş imkanı çok daha fazladır. Genelde ilçelerden istanbula gidiş olur haliyle konuşması, hitabeti biraz iyi olan biri rahatlıkla iş bulabiliyor. Malum genç nüfuz az ve olanlarda kendi aile işleri için kalıyor.
    Erzurumu bilmiyorum ama Muğla'da fethiyeye 15 dakikalık mesafede dubleks ev olarak 12 bin TL ye çok ev var.

    Selamlar hocam, kendini emekli etmiş olman ve sistemini kurmuş olman gerçekten takdir edilesi. Allah daha çok versin.
    Ama şu söylediklerin bana biraz “hayat pahalı değil, sen yanlış yaşıyorsun” gibi geldi. Halbuki mesele bu kadar basit değil.
    Asgari ücretle çalışan biri için İstanbul’dan kalkıp Ege'de bir yere taşınmak öyle “hadi kalk gidelim” denilecek kadar kolay değil.
    İstanbul’daki evini satsın desen evi yok, arabası yok. Kira kontratı, çocuğun okulu, yaşlı anne babası, iş yerinden ayrılma süreci, taşınma masrafları, yeni yerde iş bulma süreci…
    Bunların hepsi ciddi engeller. Sen 7 yıl önce sistemi kurmuşsun, bugünün şartları çok daha ağır, ekonomik koşullarıyla kıyaslandığında o zamanın alım gücü çok daha farklıydı.
    Bugün insanlar marketten çıkan fişe bakarak depresyona giriyor.

    Yani mesele sadece mekan değiştirmek değil, sistemin herkese adil fırsatlar sunması.
    Yoksa Ege sahilleri de artık sadece yazlıkçılara, yabancılara ve dolar geliri olanlara kalıyor.

    Senin önerdiğin şey mantıklı olabilir, ama bunu herkesin yapabilmesi için imkan, destek, istihdam garantisi olması gerekir.

    Yine de fikrin için teşekkürler belki bir arkadaşın aklına yatar.
  • 21-05-2025, 02:44:15
    #17
    chemochan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selamlar hocam, kendini emekli etmiş olman ve sistemini kurmuş olman gerçekten takdir edilesi. Allah daha çok versin.
    Ama şu söylediklerin bana biraz “hayat pahalı değil, sen yanlış yaşıyorsun” gibi geldi. Halbuki mesele bu kadar basit değil.
    Asgari ücretle çalışan biri için İstanbul’dan kalkıp Ege'de bir yere taşınmak öyle “hadi kalk gidelim” denilecek kadar kolay değil.
    İstanbul’daki evini satsın desen evi yok, arabası yok. Kira kontratı, çocuğun okulu, yaşlı anne babası, iş yerinden ayrılma süreci, taşınma masrafları, yeni yerde iş bulma süreci…
    Bunların hepsi ciddi engeller. Sen 7 yıl önce sistemi kurmuşsun, bugünün şartları çok daha ağır, ekonomik koşullarıyla kıyaslandığında o zamanın alım gücü çok daha farklıydı.
    Bugün insanlar marketten çıkan fişe bakarak depresyona giriyor.

    Yani mesele sadece mekan değiştirmek değil, sistemin herkese adil fırsatlar sunması.
    Yoksa Ege sahilleri de artık sadece yazlıkçılara, yabancılara ve dolar geliri olanlara kalıyor.

    Senin önerdiğin şey mantıklı olabilir, ama bunu herkesin yapabilmesi için imkan, destek, istihdam garantisi olması gerekir.

    Yine de fikrin için teşekkürler belki bir arkadaşın aklına yatar.
    Selam olsun,

    Öyle anlaşıldıysam düzelteyim.
    Elbette olay her şey çok güzel siz yapamıyorsunuz değil.
    Biz yetişkinler "değiştirebileceğimiz" konuları baz alıp çözümler üretmeliyiz.
    Ülkemizdeki ekonomik adaletsizliği benim ya da sizin birey olarak düzeltme imkanımız olmadığından işin o kısmını hiç yazmadım. Elbette işin o kısmı temel çözüm modelidir ama o sizin, benim yapabileceğimiz bir şey değil o nedenle işin o kısmını hiç yazmadım.

    Yazdığınızda katılmadığım kısım ise ege ya da akdenize yerleşmenin o kadar kolay değil kısmıdır.
    Evet, maddi bir kaygım yok ve çok rahat geldim yerleştim lakin tırnaklarıyla kazımış biri olarak bu serüveni asgari ücret alsam yapabilir miydim diye hesaplayıp düşündüm.
    Gözünüzde büyüttüğünüz kadar zor değil, bunu sadece yapanlar bilir.


    Şöyle izah edeyim.

    Aylık iki asgari ücret girdiğinde 45.000 TL gibi bir rakam yapar.
    Artık ilçelerin okulları, istanbuldaki okullardan çok daha alana sahip, etkinliğe sahip okullar haline gelmiştir.
    Ev kiraları dediğim gibi dükkanın üstündeki ev dubleks + teraslı ve fethiyeye 20 km mesafede merkezi bir alanda kirası 12.000 TL.
    Merkeziden kasıt, okul, hastane, migros, cafe ve yemek alanlarına yürüyerek 2 3 dakika. En yakın sahile araba ile 15 dakika.
    Şimdi iş sadece kira değil.
    Böyle bir yerde yaşadığınızda her yer yakın olduğundan ve trafik olmadığından daha çok yaşama vaktiniz oluyor, arabanız varsa daha az yakıt tüketiyorsunuz.
    Tatil masrafınız sıfır oluyor çünkü zaten tatil beldesindesiniz. Pazarı bile aylık masrafınızı yarıya düşürür. İlçelerdeki pazarlarda köylü pazar alanı olur büyükşehirlerde böyle şeyler yok.
    En güzel sebze, meyveleri normal pazar fiyatının yarıya yakın rakamına alıyorsunuz.
    Elbette sadece bunlar değil.

    Ben büyükbaş besleyen komşulardan sütümü, tereyağımı...
    Keçi besleyen komşulardan keçi peynirimi market fiyatlarının yarısına alıyorum ve çok daha doğal, lezzetli.
    Zeytinyağının litresini 150 200 TL den alıyorum keza zeytini.

    Büyükşehirlerde aile ile bir aktivite yaparken otoparktan tutun, her yapacağınız şey para.
    Buralarda ise deniz, sahil, piknik alanları, doğa hepsi bedava.
    Çocuğunuzu, eşinizi alıp gün içinde sıfır maliyetle günü eğlenceli ve mutlu geçirebiliyorsuuz.
    Trafik, korna, park yeri, koştur koştur süratle yaşamanız gerekmiyor.
    Yani farkındayım bende İstanbuldan giderken aynı kaygı ve endişeleri yaşadım.
    İş var, düzen var, kontratlar var, şu var bu var.
    E tamam da birde geçip giden bir ömür var.

    Beton arasında, trafik ve egzoz dumanları arasında kutu gibi manzarası olmayan, sahili olmayan, doğası olmayan hatta sokak arası bile parayla park edebildiğin bir yerde ömrü sıkıştırmak tek seçenek değil.
    Keşke ülkemizin ekonomisini ben düzeltsem ya da siz düzeltseniz de temel bir çözüm olsa.

    Ben ülkemin ekonomisini düzeltmesini umarak ömrümü geçirmek istemedim ve radikal gözüken bir karar aldım.
    Buraya geldikten sonra daha net görüyorsunuz.
    Burada eğitimsiz, bilgisiz bu kadar insan yıllardır benim İstanbulda yaşadığım hayattan daha kral bir hayat yaşamış diyorsunuz.

    Elbette büyükşehirlerin temposunu, yoğunluğunu seven orada daha mutlu olan insanlar vardır.
    Sadece şehir değişiklikleri inanın ki sanıldığı kadar büyük olaylar değil.
  • 21-05-2025, 03:00:37
    #18
    Kartlarıma takla atmayı öğrettim