FLetcher adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ben prensip olarak sorundan değil cevaptan beslenirim. Sorunlar insan hayatında sıkça çıkar, mühim olan ona isyan etmek mi yoksa çözüm bulmak mı bölümündedir.

gün herkese 24 saat. kişi 8 saat uyuyup 10 saat dert yanarsa pek bir şey kalmıyor.
80 milyon aynı sorunu yaşıyorsa ( ki bence 7 milyar insanda benzer sorunlar var dünya üzerinde ) o zaman soruna değil çözüme odaklanmakta fayda var. bizim düzeltebileceğimiz şeyler kısıtlı, o nedenle ne yapabiliriz konuşmamız lazım. burada 50 kişi geçinemiyorum desek de ( öyle olsa bile ) bir çözüm olmayacaktır. çözümü nerede buluruzu tartışırsak belki bir arkadaşta fikir oluşabilir diye düşünüyorum.

sizinle alakalı olumsuz bir yorum yaptığım kanısı olmasın dedikleriniz doğru olabilir ama bu şartlarda ne yapabiliriz? velev ki eğitim sistemi bozuk, bunu şu anki durumumuzda biz çözebiliyor muyuz?
hayır.
o zaman biz ne yapabilirizi konuşalım.

gelecekte bence yapay zeka üretimleri çok değerlenecek o yüzden bence en iyi yatırım oraya. youtube da mümkün mertebe gelişmeleri takip etmekte fayda var.

demek istediğim o.
Yaşça benden büyük olabilirsin, tecrübe ve deneyimlerinde belki benden oldukça fazladır. Abicim elbette çözüm odaklı olmak önemli, atta bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de bu, gerçek bir çözüm iradesi.
Ancak çözüm konuşabilmek için önce sorunun adını doğru koymak, sonra da onun kaynağını dürüstçe kabul etmek gerekir.

Senin dediğin gibi “biz ne yapabiliriz” kısmı çok değerli. Ama o sorunun cevabı, “Yapay zeka öğrenelim, YouTube izleyelim” kadar basit değil.
Çünkü herkesin YouTube’a erişimi yok, bazısının evinde internet bile yok. Bazısı 12 saat çalışıp sadece barınma ve yemeğe yetişiyor, bazısının çocuğu hâlâ tablet yüzü görmemiş.
Senin de dediğin gibi, herkesin 24 saati aynı. Ama o 24 saatin içinde kimin evinde doğalgaz yanıyor, kimin çocuğu okula aç gidiyor,
işte o eşitsizlikleri göz ardı ettiğimizde “çözüm” dediğimiz şey de sadece şanslı olanlar için geçerli oluyor.

Benim tuzum kuru değil, durumum çok iyi, güzel bir yaşantım yok ama çoğu şeyden de geri kalmadım bu yaşantımda fakat ben olayı bireysel olarak değil, toplumsal adaletten bahsediyorum.
Ben şuan seneye kadar yurtdışı hayali kuruyorsam, Ana dilimiz olan Türkçeyi bile tam olarak doğru şekilde konuşamadan, Dünya dili olarak kabul edilen İngilizceyi öğreniyorsam.
Bu ülkeden nasıl kurtulabilirim diye bireysel bir kurtuluş içine girdiysem sorun bende değil cevabı da versem benim cevaplamam ile bir şeyler değişmeyecektir.

Yani mesele sadece “bireysel gelişim” değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik, adalet ve fırsatlara erişim hakkı.
Geçinemeyen 50 kişi toplanıp sadece “şikayet ederse” bir şey değişmez evet... Ama bu 50 kişi organize olursa, bilinçli davranırsa, hak ararsa, sorgularsa, işte o zaman bir şeyler değişebilir.

Senin yaklaşımın iyimser; buna saygı duyarım. Ama iyimserlik, kör iyimserliğe dönüşürse, sorunların üzeri örtülür. Benim yaklaşımım eleştirel, ama çözümle ilgilenmeyen bir eleştiri değil.
Tam tersine, çözümün “bilinçli yurttaşlık, sorgulama, katılım, adalet talebi” ile geleceğine inanıyorum.

Yapay zeka meselesine gelince; ben de çok önemsiyorum. Ancak o teknolojiyi kim kullanacak, kim faydalanacak?
Eğitimde fırsat eşitliği olmadan, barınma sorunu çözülmeden, adalet sağlanmadan bu alanlar sadece imkanı olanlara avantaj sağlar.
Geride kalanlar yine aynı acıları yaşamaya devam eder.

Romanda yazsam burada bir şey değişmeyeceğini inan bende senin kadar anlıyorum abi.