• 25-05-2024, 13:41:47
    #82
    Üyeliği durduruldu
    EfeHan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ekonomi yönetiminde nurettin nebati mi var acaba hala develüe edilecek diyorsunuz o hikayeyi RTE geçti, bakış açınızı biraz değiştirin bence 11 senelik ekonomik görünümde TL Develüe olması konusu artık bitti. Develüe belki yapılabilir ama %100 develüe %50 develüe gibi konular bu saatten sonra imkansıza yakın, çünkü böyle birşey olursa ülke batar ve isterse chp gelsin isterse AKP Gelsin kimse kurtaramaz, ve unutuyorsunuz Ekonomideki yönetimin şuan yapmaya çalıştığı şey biraz zaman kazanmak ve enflasyonun düşüşünden hemen sonra faizleri düşürmek, TL ve Yabancı mevduat ikisinede devlet şuanlık zorunlu karşılık oynuyor, yani ikisinde de bankaları zorlayarak bunu yapıyor. 11 Yıllık dolar develüe'sinin bence artık sonuna geldik, sonuç olarak çıkış yok.
    Kibarca söylemeye çalıştım ama anlamadınız, bakın ekonomiden gram anladığınız yok ve siyaset karıştırmadığım halde siyasete girmeye çalışıyorsunuz, kendinizi rezil etmeyin bunu yapmayın. Ha Nebati ha Şimşek ne fark eder? Hepsi tek elden yönetilen kendi iradesi ile hiçbir şey yapamayan kişiler o yüzden boş konuşmayın. Devalüe'nin ne demek olduğunu bildiğinize emin misiniz? Siz bu %40-50-100 vs. devalüe olayını tek gecede yaşanacak mı sanıyorsunuz? Bakınız 2 seçim arasında yaşanan kur farkına, çok zor değil seçimlerin ne zaman olduğunu arama motorundan buluyorsunuz, 5-10 gün öncesinin kurlarına bakıp olayın farkına varıyorsunuz. Evet siz o 20 liradan 32 liraya çıkışı yavaş yavaş olduğu için hissetmediniz ve devalüe den saymıyorsunuz muhtemelen kurbağa ısıtma deneyi gibi, farkına varmadan devalüe edildi ama kimse bunun adına devalüe demedi. Hiçbir şeyin sonuna geldiğimiz falan yok, daha yeni başlıyor ülke yokuş aşağı yuvarlanmaya çünkü makyaj tutmuyor. Bu sebeple işkembeden sallayıp ekonomist oldum zannetmeyin. En büyük 10 ekonomi arasına da giriyorduk, işsizlik %5 lere iniyordu, enflasyon da tek hanelere inecekti hatta, biz çok duyduk bunları. Siz artık sonuna geldik deseniz neee, demeseniz nee, hiçbir önemi yok. O yüzden daha fazla kendinizi rezil etmeyin, ayrıca de da ayırmayı, bir şey'in de ayrı yazılacağını unutmayın, Nurettin Nebati ve diğer her ismin de büyük harf ile yazılacağını da unutmayın sonra ekonomist olursunuz.
  • 25-05-2024, 13:46:11
    #83
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kibarca söylemeye çalıştım ama anlamadınız, bakın ekonomiden gram anladığınız yok ve siyaset karıştırmadığım halde siyasete girmeye çalışıyorsunuz, kendinizi rezil etmeyin bunu yapmayın. Ha Nebati ha Şimşek ne fark eder? Hepsi tek elden yönetilen kendi iradesi ile hiçbir şey yapamayan kişiler o yüzden boş konuşmayın. Devalüe'nin ne demek olduğunu bildiğinize emin misiniz? Siz bu %40-50-100 vs. devalüe olayını tek gecede yaşanacak mı sanıyorsunuz? Bakınız 2 seçim arasında yaşanan kur farkına, çok zor değil seçimlerin ne zaman olduğunu arama motorundan buluyorsunuz, 5-10 gün öncesinin kurlarına bakıp olayın farkına varıyorsunuz. Evet siz o 20 liradan 32 liraya çıkışı yavaş yavaş olduğu için hissetmediniz ve devalüe den saymıyorsunuz muhtemelen kurbağa ısıtma deneyi gibi, farkına varmadan devalüe edildi ama kimse bunun adına devalüe demedi. Hiçbir şeyin sonuna geldiğimiz falan yok, daha yeni başlıyor ülke yokuş aşağı yuvarlanmaya çünkü makyaj tutmuyor. Bu sebeple işkembeden sallayıp ekonomist oldum zannetmeyin. En büyük 10 ekonomi arasına da giriyorduk, işsizlik %5 lere iniyordu, enflasyon da tek hanelere inecekti hatta, biz çok duyduk bunları. Siz artık sonuna geldik deseniz neee, demeseniz nee, hiçbir önemi yok. O yüzden daha fazla kendinizi rezil etmeyin, birde de da ayırmayı, bir şey'in de ayrı yazılacağını unutmayın, Nurettin Nebati ve diğer her ismin de büyük harf ile yazılacağını da unutmayın sonra ekonomist olursunuz.

    Ben kendi hakkımda ekonomist denemedim konunun hiç bir yerinde ekonomi bilgim de yok okudum her hangi bir okulda yok açıkcası. Bu düşünceniz için size teşekkür ederim. tabi 2 seçim arasında bakabiliriz ama yerel seçim'in olacağı ay içerisinde 500 baz puanlık faiz artırımını unutuyorsunuz sanırım Marttan bir ay önce faiz artışı yok ama seçim ayında ise 500 baz puan faiz artırıldı ve sizin dediklerinizede biraz da olsa katılıyorum ama, bu kadar yabancı yatırımcı saf mı da getirip te parasını ülkemize getiriyor ya da diğer büyük yabancı bankalar bu şekilde davranıyor ? bu kurumlar 100'er senelik kurumlar olmasına rağmen olumlu şekilde rapor yazarlarken sizin burada bahsettiğiniz tam tersi develüe olacağı yönünde bu şekilde bir durum olursa dediğim gibi ülke batar.
  • 25-05-2024, 14:00:21
    #84
    Üyeliği durduruldu
    EfeHan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben kendi hakkımda ekonomist denemedim konunun hiç bir yerinde ekonomi bilgim de yok okudum her hangi bir okulda yok açıkcası. Bu düşünceniz için size teşekkür ederim. tabi 2 seçim arasında bakabiliriz ama yerel seçim'in olacağı ay içerisinde 500 baz puanlık faiz artırımını unutuyorsunuz sanırım Marttan bir ay önce faiz artışı yok ama seçim ayında ise 500 baz puan faiz artırıldı ve sizin dediklerinizede biraz da olsa katılıyorum ama, bu kadar yabancı yatırımcı saf mı da getirip te parasını ülkemize getiriyor ya da diğer büyük yabancı bankalar bu şekilde davranıyor ? bu kurumlar 100'er senelik kurumlar olmasına rağmen olumlu şekilde rapor yazarlarken sizin burada bahsettiğiniz tam tersi develüe olacağı yönünde bu şekilde bir durum olursa dediğim gibi ülke batar.
    Bakınız, faiz artışlarını hesaba bile katmadığım halde zorla hadi kat lütfen onları da hesapla diye diretiyorsunuz. Faiz artarsa ne olur sayın forum üyesi? Lütfen bir düşününüz, sizin tezinizi mi haklı çıkarır yoksa benim tezimi mi diye bir düşünün? Evet, buldunuz, faiz artışı doların yükseliş hızını durdurmak içindir. Kısacası faiz arttırıldı evet, faiz arttırıldığı halde 20 liradan 32 liraya çıkış engellenemedi, %50-60 devalüe olarak kaldı, eğer faiz artışı gelmese belki %100 devalüe'nin bile üzerine çıkabilirdi, araya faiz artışını sokup beni daha da haklı çıkarmaya çalıştığınız için teşekkür ederim. O kurumlar dediklerinizin çoğunluğu özellikle 3 büyük kredi derecelendirme kuruluşu ve bazı dev bankalardır, müşterilerine tavsiye niteliğinde bilgiler sunarlar. Dikkat etmediğiniz bir nokta var, kredi notu AA+ olan ülkeler bile savaşa girebilir, pandemi o ülkede milyonlarca insanı öldürebilir, tsunami olur, sel olur, helikopter düşer, deprem olur, nükleer patlar vs. vs. yani her şey olabilir, bunlar olduktan sonra ee hani AA+ vermiştiler diyecek misiniz? Ne demek istiyorum, ülkemize eşek yüküyle dolar yağıyor şu an, deli gibi sermaye akıyor ama faize girmek için, siz bu kredi derecelendirme kuruluşu ve dev bankaların bu paralar zaten 2-3 ay sonra çıkacak o yüzden bu para girişini dikkate almayalım dediğini mi zannediyorsunuz? Böyle sığ bakılmaz ekonomik meselelere, diyelim 5 milyon TL değerinde bir eviniz var, bankadan 5 milyon TL kredi çektiniz ve aynı ayarda bir ev daha aldınız fakat krediyi 10 milyon TL olarak ödeyeceksiniz.



    Şimdi sizi 10 milyon ödemesi var o halde 2 evini de oraya verse bu adam evsiz olarak mı değerlendirelim? Yoksa vay be, adamın 1 evi vardı 2 evi oldu, kredi derecelendirme kuruluşu olarak bunu mal varlığı artışı olarak mı değerlendirelim? Cevabı siz söyleyin, doğmamış çocuğa don biçmelerini mi bekliyorsunuz? Ayrıca ülke zaten batık durumda, hiçbir şey yapılmasa da batık zaten, sadece makyaj var, bu ülke tek bir iğne bile ithalat yapmadan aynı hızda ihracat yapsa bile 50 senede dış borcunu ödeyemez. İthalat yaptığı sürece bırak dış borcun ana parasını, günümüzde olduğu gibi dış borcumuzun faizi ödeyebilmek için bile daha yüksek faizli dış borç alırız. Bu ülke TRİLYON DOLAR civarında dış borca sahip ve her ay 100 liralık mal satıp 250 liralık mal ithal etmeye çalışıyoruz, sürekli açık veriyoruz ama bu açığı örtecek döviz girmiyor ülkeye. Daha ne kadar sade anlatılır bilemiyorum, her ay zarar eden bir esnafın ödeyeceğinden fazla borcu varsa ve o borcun faizini bile ödeyecek durumu yoksa sen o esnafa batmış der misin demez misin? Anla diye basit örneklerle konuyu uzatıyorum ama yapma artık lütfen, bazı şeyleri kabullenmesini bilmek lazım. Kaç yıldır cari açığı Körfez ülkelerine onu bunu satarak, şuna buna ortak ederek, borç ve swap alarak ayakta durmaya çalışıp finanse etmeye çalışıyoruz, kısacası yine bir örnekle bu ülkenin 10 tane kredi kartı var ve hepsine borçlu, asgarisini ödemek için diğer karttan nakit avans çekip son ödeme gününde başka kartın asgarisini ödüyor, hala mı göremiyorsunuz anlamıyorsunuz yoksa anlamak mı istemiyorsunuz? Ben anlamadım derseniz daha sade de açıklarım, rakamlarla da açıklarım hiç sorun değil.
  • 25-05-2024, 14:07:35
    #85
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bakınız, faiz artışlarını hesaba bile katmadığım halde zorla hadi kat lütfen onları da hesapla diye diretiyorsunuz. Faiz artarsa ne olur sayın forum üyesi? Lütfen bir düşününüz, sizin tezinizi mi haklı çıkarır yoksa benim tezimi mi diye bir düşünün? Evet, buldunuz, faiz artışı doların yükseliş hızını durdurmak içindir. Kısacası faiz arttırıldı evet, faiz arttırıldığı halde 20 liradan 32 liraya çıkış engellenemedi, %50-60 devalüe olarak kaldı, eğer faiz artışı gelmese belki %100 devalüe'nin bile üzerine çıkabilirdi, araya faiz artışını sokup beni daha da haklı çıkarmaya çalıştığınız için teşekkür ederim. O kurumlar dediklerinizin çoğunluğu özellikle 3 büyük kredi derecelendirme kuruluşu ve bazı dev bankalardır, müşterilerine tavsiye niteliğinde bilgiler sunarlar. Dikkat etmediğiniz bir nokta var, kredi notu AA+ olan ülkeler bile savaşa girebilir, pandemi o ülkede milyonlarca insanı öldürebilir, tsunami olur, sel olur, helikopter düşer, deprem olur, nükleer patlar vs. vs. yani her şey olabilir, bunlar olduktan sonra ee hani AA+ vermiştiler diyecek misiniz? Ne demek istiyorum, ülkemize eşek yüküyle dolar yağıyor şu an, deli gibi sermaye akıyor ama faize girmek için, siz bu kredi derecelendirme kuruluşu ve dev bankaların bu paralar zaten 2-3 ay sonra çıkacak o yüzden bu para girişini dikkate almayalım dediğini mi zannediyorsunuz? Böyle sığ bakılmaz ekonomik meselelere, diyelim 5 milyon TL değerinde bir eviniz var, bankadan 5 milyon TL kredi çektiniz ve aynı ayarda bir ev daha aldınız fakat krediyi 10 milyon TL olarak ödeyeceksiniz.



    Şimdi sizi 10 milyon ödemesi var o halde 2 evini de oraya verse bu adam evsiz olarak mı değerlendirelim? Yoksa vay be, adamın 1 evi vardı 2 evi oldu, kredi derecelendirme kuruluşu olarak bunu mal varlığı artışı olarak mı değerlendirelim? Cevabı siz söyleyin, doğmamış çocuğa don biçmelerini mi bekliyorsunuz? Ayrıca ülke zaten batık durumda, hiçbir şey yapılmasa da batık zaten, sadece makyaj var, bu ülke tek bir iğne bile ithalat yapmadan aynı hızda ihracat yapsa bile 50 senede dış borcunu ödeyemez. İthalat yaptığı sürece bırak dış borcun ana parasını, günümüzde olduğu gibi dış borcumuzun faizi ödeyebilmek için bile daha yüksek faizli dış borç alırız. Bu ülke TRİLYON DOLAR civarında dış borca sahip ve her ay 100 liralık mal satıp 250 liralık mal ithal etmeye çalışıyoruz, sürekli açık veriyoruz ama bu açığı örtecek döviz girmiyor ülkeye. Daha ne kadar sade anlatılır bilemiyorum, her ay zarar eden bir esnafın ödeyeceğinden fazla borcu varsa ve o borcun faizini bile ödeyecek durumu yoksa sen o esnafa batmış der misin demez misin? Anla diye basit örneklerle konuyu uzatıyorum ama yapma artık lütfen, bazı şeyleri kabullenmesini bilmek lazım. Kaç yıldır cari açığı Körfez ülkelerine onu bunu satarak, şuna buna ortak ederek, borç ve swap alarak ayakta durmaya çalışıp finanse etmeye çalışıyoruz, kısacası yine bir örnekle bu ülkenin 10 tane kredi kartı var ve hepsine borçlu, asgarisini ödemek için diğer karttan nakit avans çekip son ödeme gününde başka kartın asgarisini ödüyor, hala mı göremiyorsunuz anlamıyorsunuz yoksa anlamak mı istemiyorsunuz? Ben anlamadım derseniz daha sade de açıklarım, rakamlarla da açıklarım hiç sorun değil.
    Seçimlerden sonra develüe olmasının nedeni TCMB'nin elinde yeterli rezerv bulunmadığı için yapmaması gereken bir şekilde Piyasadan döviz alarak TL'yi develüe etti bu konuda size katılıyorum. Ama şuanki yaşanan durum böyle birşey değil, çünkü Tcmb piyasadan döviz alıyor ama buna rağmen tl develüe olmuyor, hatta piyasadan döviz almasa piyasada döviz fazlalaşacağı için Dolar'ın 28.50 29 TL'ye düşmesine sebebiyet verirdi ve bu hükümetin hiç işine gelmediği için mecbur aldı. Carry Trade rakamı 60 milyar dolarda 20 milyar dolar şuan için. sene sonuna kadar büyük bankalar ve kurumlar zaten paranın sene sonunda 35-40 arasında olacağını raporluyorlar, yani benim burada demek istediğim %50 develüe gibi bir durum söz konusu değil. Siz ise bunun olacağını söylüyorsunuz bu mantıken hiç olanaklı değil, Türkiye her sene bazı aylar döviz rezervi açısından rahat olur ve önümüzdeki 3-4 ay'da bu aylardan yani Turizm ayları, o aylar bitse bile TCMB'nin döviz rezervleri şuan için çok iyi müdahale etmek istese bile eder. Yani açıkcası develüe olamaz demiyorum ama gereğinden fazla olacağını düşünmüyorum, ben değil tüm herkes o şekilde düşünüyor.
  • 25-05-2024, 14:31:14
    #86
    Üyeliği durduruldu
    EfeHan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Seçimlerden sonra develüe olmasının nedeni TCMB'nin elinde yeterli rezerv bulunmadığı için yapmaması gereken bir şekilde Piyasadan döviz alarak TL'yi develüe etti bu konuda size katılıyorum. Ama şuanki yaşanan durum böyle birşey değil, çünkü Tcmb piyasadan döviz alıyor ama buna rağmen tl develüe olmuyor, hatta piyasadan döviz almasa piyasada döviz fazlalaşacağı için Dolar'ın 28.50 29 TL'ye düşmesine sebebiyet verirdi ve bu hükümetin hiç işine gelmediği için mecbur aldı. Carry Trade rakamı 60 milyar dolarda 20 milyar dolar şuan için. sene sonuna kadar büyük bankalar ve kurumlar zaten paranın sene sonunda 35-40 arasında olacağını raporluyorlar, yani benim burada demek istediğim %50 develüe gibi bir durum söz konusu değil. Siz ise bunun olacağını söylüyorsunuz bu mantıken hiç olanaklı değil, Türkiye her sene bazı aylar döviz rezervi açısından rahat olur ve önümüzdeki 3-4 ay'da bu aylardan yani Turizm ayları, o aylar bitse bile TCMB'nin döviz rezervleri şuan için çok iyi müdahale etmek istese bile eder. Yani açıkcası develüe olamaz demiyorum ama gereğinden fazla olacağını düşünmüyorum, ben değil tüm herkes o şekilde düşünüyor.
    MB yıl sonu döviz tahminlerinin tutturulabildiği 1 sene söyleyebilir misiniz? Ocak ayında yapılan Aralık ayı sonu tahmininin daha Şubat ayında aşıldığını gördü bu gözler, ayrıca daha demin açıkladım hemen bir üst mesajda öyle uzak bir yerde değil bakın bunu yapmayın, yabancılar 35-40 tahmin etmişler de o paraların çıkacağını acaba hesaba mı katmışlar diyorum hala başa dönüyorsunuz lütfen. Bakınız, bir ülkede Merkez Bankası demek ne demektir bilir misiniz? Ülkenin kasası demek değildir efendim, atıyorum bir kamu bankası " al şu TL yi bana dolar ver dediğinde vermek ile yükümlüdür. " Daha açık anlatayım, ülke içerisindeki her türlü döviz talebini karşılamaya mecburdur. Daha da açık anlatayım, şu an rezerv topladığını sanıyorsunuz ama 100 milyar dolar toplasa aynı parayı 110 milyar dolar olarak zaten geri ödeyecek ve buna rağmen benim tahminimce TL %40 değer kaybedecek (yani dolar=45 TL) artık bundan daha açık anlatılabilir mi? Merkez Bankası bu dövizi nasıl topladı? Üretim mi yaptı yani katma değer mi üretti sanıyorsunuz? Kağıda mürekkep püskürttü, TL basıp verdi, aldı ellerindeki doları ve günü kurtardı, bakınız sizin gibi düşünen insanları kazandı, iyimser bazı kişiler ortaya çıktı, ekonomi çoh eyü diyen birileri oluşuverdi ama o paranın girişini görüp çıkışını düşünememek ekonominin temel dinamiklerine aykırı. Çok basit yahu, örneğe bile gerek yok, sermaye sahipleri parasını sana hibe etmeye veya ithal iphone ısmarlamaya mı getiriyor? Hayır, getirdiğinden daha fazlasını götürebilmek için geliyor bu örnekte mi olmadı, buda mı gol değil?



    100 getirecek 110 götürecek diyorum minimum, %40 da dövizden kayıp, üstelik o dövizden kayıp 100 milyar dolar'ın %40 kadarı yani 40 milyar dolar değil hee uyandırayım, bankalardaki 150 mlyar dolar civarı mevduatın, 2.4 trilyon TL KKM'de bulunan paranın %40 artışı demek, neredeyse 1 Trilyon Dolar civarına dayanmış olan dış borcumuzun %40 artışı yani 400 milyar dolar demek, ithal edeceğimiz her ürünün minimum %40 artışını da geçtim, yıllık 30-40 milyar dolar cari açık veriyoruz yani bu paranın da %40 artışı demek, sadece carry trade için gelen sermaye sahiplerinin getirdiği paradan zarar etmeyeceğiz, dış borcumuz TL bazında bir anda %40 artmış olacak, daha da açayım mı konuyu? Biz dolar bazında bu kadar büyümüyoruz, zaten büyüme rakamları makyajlı, kişi başına düşen gelir de majyajlı, 2002 öncesine göre hesaplama şeklini en son 9 kere değiştirmişlerdi, eskisi ile aynı para kazanılsa bile 2002 öncesine göre sanki kişi başına düşen gelir 3 kat artmış gibi görülüyordu, daha ötesi var mı? Sayılarla oynayarak ülke zengin edilmez, dış borç sadece %10 faiz ile işlese ki libor +5 civarıdır minimum ve cds risk primimiz şu an 260 baz puana inmiş durumda olduğu halde dış borcumuza ek %2,6 faiz demektir bu ekonomisine güvenilmez bir ülke olduğumuz için, hadi kabaca yılda 100 Milyar dolar dış borç faizi ödeyeceğiz, 30-40 milyar dolar da cari açığı finanse edeceğiz ama nasıl? 140 ödeyebilmek için %10 faiz ile 140 milyar dolar daha borç bularak ödeyeceğiz, haberin var mı peki?



    Yoook, göz görmeyince gönül katlanıyor çünkü, bu borçların ana paralarını ve faizlerini senin çocuklarının, torunlarının hatta torunlarının çocuklarından çıkaracaklar, bugün birileri yedi içti ziyade olsun dedi kalktı, hesabı senin torunların üstlenecek, 100 lira vergi ödeyecek 99 lirası dış borcun faizine, 1 lirası verdiği vergi için alacağı hizmete belki gidecek. Para geldi oh, MB döviz topladı çok süper, TL yerinde sayıyor müthiş vs. diyerek olmuyor bu işler, ekonomi 2-3 aylık planlama değildir, yapısal reform diye bir şey var bizim ülkede pek duyamazsınız çünkü 5-10 yıllık bir planlama yapılır ve gelecekte ekonomiyi kurtarmak için kemer sıkılır, İMF'ye gidilip başka yerden %10-15 ile borç alınacağına %3 ile borçlanılıp üretim arttırılır, giderler kısılır yani kamuda tasarrufa gidilir ama bu halkın canını çok fena sıkar, ne zaman ileriye dönük yapısal reform hamlesi gelirse o ülkede iktidar değişir. Haliyle hiçbir iktidar geleceği kurtarmak için koltuğunu bırakmak istemez, günü kurtarır, ekonomiyi makyajlar ve geleceği yabancılara ipotek eder, nasıl olsa o kadar uzun süre kalıp o borcu kendi ödemeyecek diye düşünür. 100 yıl iktidarda kalacakmış gibi köprü, otoyol, hastane gibi yerlere gelir garantisi bile verilir hatta, bu da bonus olsun. Acı reçete halka çıkarsa oy tercihleri değişir, bunu bizim memlekette en son göze alan Kemal Derviş oldu, pek bilinmez hatta pislik atarlar ama 2001 de temeli atılan yapısal reformlar 2007 yılında meyvesini verdi. Ağacını Derviş politikaları dikti, meyvesini başkaları yedi ve kendine pay biçenler oldu. O dönemler oluk oluk para aktı memlekete ama " nasıl olsa sürekli geliyor " diye düşünülüp bir türlü üretime yatırıma dönüştürülemedi, gelecek planlanamadı, şimdi cezasını çekiyoruz.
  • 25-05-2024, 14:52:11
    #87
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    MB yıl sonu döviz tahminlerinin tutturulabildiği 1 sene söyleyebilir misiniz? Ocak ayında yapılan Aralık ayı sonu tahmininin daha Şubat ayında aşıldığını gördü bu gözler, ayrıca daha demin açıkladım hemen bir üst mesajda öyle uzak bir yerde değil bakın bunu yapmayın, yabancılar 35-40 tahmin etmişler de o paraların çıkacağını acaba hesaba mı katmışlar diyorum hala başa dönüyorsunuz lütfen. Bakınız, bir ülkede Merkez Bankası demek ne demektir bilir misiniz? Ülkenin kasası demek değildir efendim, atıyorum bir kamu bankası " al şu TL yi bana dolar ver dediğinde vermek ile yükümlüdür. " Daha açık anlatayım, ülke içerisindeki her türlü döviz talebini karşılamaya mecburdur. Daha da açık anlatayım, şu an rezerv topladığını sanıyorsunuz ama 100 milyar dolar toplasa aynı parayı 110 milyar dolar olarak zaten geri ödeyecek ve buna rağmen benim tahminimce TL %40 değer kaybedecek (yani dolar=45 TL) artık bundan daha açık anlatılabilir mi? Merkez Bankası bu dövizi nasıl topladı? Üretim mi yaptı yani katma değer mi üretti sanıyorsunuz? Kağıda mürekkep püskürttü, TL basıp verdi, aldı ellerindeki doları ve günü kurtardı, bakınız sizin gibi düşünen insanları kazandı, iyimser bazı kişiler ortaya çıktı, ekonomi çoh eyü diyen birileri oluşuverdi ama o paranın girişini görüp çıkışını düşünememek ekonominin temel dinamiklerine aykırı. Çok basit yahu, örneğe bile gerek yok, sermaye sahipleri parasını sana hibe etmeye veya ithal iphone ısmarlamaya mı getiriyor? Hayır, getirdiğinden daha fazlasını götürebilmek için geliyor bu örnekte mi olmadı, buda mı gol değil?



    100 getirecek 110 götürecek diyorum minimum, %40 da dövizden kayıp, üstelik o dövizden kayıp 100 milyar dolar'ın %40 kadarı yani 40 milyar dolar değil hee uyandırayım, bankalardaki 150 mlyar dolar civarı mevduatın, 2.4 trilyon TL KKM'de bulunan paranın %40 artışı demek, neredeyse 1 Trilyon Dolar civarına dayanmış olan dış borcumuzun %40 artışı yani 400 milyar dolar demek, ithal edeceğimiz her ürünün minimum %40 artışını da geçtim, yıllık 30-40 milyar dolar cari açık veriyoruz yani bu paranın da %40 artışı demek, sadece carry trade için gelen sermaye sahiplerinin getirdiği paradan zarar etmeyeceğiz, dış borcumuz TL bazında bir anda %40 artmış olacak, daha da açayım mı konuyu? Biz dolar bazında bu kadar büyümüyoruz, zaten büyüme rakamları makyajlı, kişi başına düşen gelir de majyajlı, 2002 öncesine göre hesaplama şeklini en son 9 kere değiştirmişlerdi, eskisi ile aynı para kazanılsa bile 2002 öncesine göre sanki kişi başına düşen gelir 3 kat artmış gibi görülüyordu, daha ötesi var mı? Sayılarla oynayarak ülke zengin edilmez, dış borç sadece %10 faiz ile işlese ki libor +5 civarıdır minimum ve cds risk primimiz şu an 260 baz puana inmiş durumda olduğu halde dış borcumuza ek %2,6 faiz demektir bu ekonomisine güvenilmez bir ülke olduğumuz için, hadi kabaca yılda 100 Milyar dolar dış borç faizi ödeyeceğiz, 30-40 milyar dolar da cari açığı finanse edeceğiz ama nasıl? 140 ödeyebilmek için %10 faiz ile 140 milyar dolar daha borç bularak ödeyeceğiz, haberin var mı peki?



    Yoook, göz görmeyince gönül katlanıyor çünkü, bu borçların ana paralarını ve faizlerini senin çocuklarının, torunlarının hatta torunlarının çocuklarından çıkaracaklar, bugün birileri yedi içti ziyade olsun dedi kalktı, hesabı senin torunların üstlenecek, 100 lira vergi ödeyecek 99 lirası dış borcun faizine, 1 lirası verdiği vergi için alacağı hizmete belki gidecek. Para geldi oh, MB döviz topladı çok süper, TL yerinde sayıyor müthiş vs. diyerek olmuyor bu işler, ekonomi 2-3 aylık planlama değildir, yapısal reform diye bir şey var bizim ülkede pek duyamazsınız çünkü 5-10 yıllık bir planlama yapılır ve gelecekte ekonomiyi kurtarmak için kemer sıkılır, İMF'ye gidilip başka yerden %10-15 ile borç alınacağına %3 ile borçlanılıp üretim arttırılır, giderler kısılır yani kamuda tasarrufa gidilir ama bu halkın canını çok fena sıkar, ne zaman ileriye dönük yapısal reform hamlesi gelirse o ülkede iktidar değişir. Haliyle hiçbir iktidar geleceği kurtarmak için koltuğunu bırakmak istemez, günü kurtarır, ekonomiyi makyajlar ve geleceği yabancılara ipotek eder, nasıl olsa o kadar uzun süre kalıp o borcu kendi ödemeyecek diye düşünür. 100 yıl iktidarda kalacakmış gibi köprü, otoyol, hastane gibi yerlere gelir garantisi bile verilir hatta, bu da bonus olsun. Acı reçete halka çıkarsa oy tercihleri değişir, bunu bizim memlekette en son göze alan Kemal Derviş oldu, pek bilinmez hatta pislik atarlar ama 2001 de temeli atılan yapısal reformlar 2007 yılında meyvesini verdi. Ağacını Derviş politikaları dikti, meyvesini başkaları yedi ve kendine pay biçenler oldu. O dönemler oluk oluk para aktı memlekete ama " nasıl olsa sürekli geliyor " diye düşünülüp bir türlü üretime yatırıma dönüştürülemedi, gelecek planlanamadı, şimdi cezasını çekiyoruz.
    Hocam, bu dedikleriniz gerçekleşebilir veya gerçekleşmeyebilir ama konuyu siyasete çekiyorsunuz. Ekonomi başına mehmet şimşek gibi bir kimse getirilmiş, elbetteki dediğiniz gibi olacak ama başka türlü bir çıkış yok. IMF Geçen gün toplantı da dış açıklarınızı düşürmezseniz Türkiye gibi olabilirsiniz demiş G7 ülkelerine şimdi. Gelmiş burada para 45 tl'ye çıkacak diyorsunuz, Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 40,01 TL iken, bu anket
    döneminde 38,78 TL olmuştur. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 42,47 TL iken, bu
    anket döneminde 41,80 TL olarak gerçekleşmiştir (Grafik 9 ve 10).


    Siz Sene sonu 45 tl olacak diyorsunuz ama bir önceki piyasa katılımcıları anketinde 40 tl olacak demişler ve şuan bu sayı düşmüş. TCMB'nin yayımladığı Piyasa katılımcıları anketi

    https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/conn...2a6405-nDVTJN9

    Herneyse siz yinede herkes ne derse desin daha fazla develüe olacağını düşünün. Sonuçta Mehmet Şimşek irrasyonel bir kimse.
  • 25-05-2024, 15:17:45
    #88
    Üyeliği durduruldu
    EfeHan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam, bu dedikleriniz gerçekleşebilir veya gerçekleşmeyebilir ama konuyu siyasete çekiyorsunuz. Ekonomi başına mehmet şimşek gibi bir kimse getirilmiş, elbetteki dediğiniz gibi olacak ama başka türlü bir çıkış yok. IMF Geçen gün toplantı da dış açıklarınızı düşürmezseniz Türkiye gibi olabilirsiniz demiş G7 ülkelerine şimdi. Gelmiş burada para 45 tl'ye çıkacak diyorsunuz, Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 40,01 TL iken, bu anket
    döneminde 38,78 TL olmuştur. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 42,47 TL iken, bu
    anket döneminde 41,80 TL olarak gerçekleşmiştir (Grafik 9 ve 10).


    Siz Sene sonu 45 tl olacak diyorsunuz ama bir önceki piyasa katılımcıları anketinde 40 tl olacak demişler ve şuan bu sayı düşmüş. TCMB'nin yayımladığı Piyasa katılımcıları anketi

    https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/conn...2a6405-nDVTJN9

    Herneyse siz yinede herkes ne derse desin daha fazla develüe olacağını düşünün. Sonuçta Mehmet Şimşek irrasyonel bir kimse.

    Ben siyasete çekmedim, parti isimleri vererek siz siyasete çektiniz. Ben ülkenin ekonomi politikaları başarısız dedim, sözümün de arkasındayım. Evet 45 Lira benim tahminimdir, tutar veya tutmaz beni bağlar, birkaç hafta önce 45 olur veya 1 ay sonra 45 olur ama herkes biliyor ki dolar bir şekilde bir zaman 45 TL olacak, hatta 500 TL de olacak ama buradaki doğru soru bu rakamlara gelip gelmeyeceği değil, ne zaman geleceği ile ilgili. Önceki ekonomi yorumlarında birkaç günlük sapma veya 10-20 kuruşluk oynamalar haricinde pek yanılmadım, kim neyi tahmin etmiş emin olun hiç umurumda değil, 5 kere anlattım, 5 yaşında çocuğa anlatır gibi anlattım hala aynı sakızı çiğniyorsunuz, tahmini yapan kuruluşlar " bu giren döviz çıkacak " diye tahminde bulunmuyor diyorum hala aynı tas aynı hamam ben daha size ne diyeyim? Grafik 0 imiş 10 imiş beni grafik ilgilendirmiyor, ekonomi çatırdıyor ve bu ülke yatırım yapılabilir seviye kredi notunun 4-5 seviye altında yani haliyle gelen bu ülkeye yatırıma gelmiyor, düşene bir tekme de kendisi vurmak için geliyor. Siz anlamak için zahmet etmeyin çünkü 5 kereden sonra daha aynı şeyleri anlatmam, okuyan başka arkadaşlar anlar diye yazıyorum sizden umudu kestim. Siyasete girmeyeyim diyorum ama zorla sokuyorsunuz, isim Ahmet olmuş Mehmet olmuş ne önemi var? Squid Game gibi oyuncu 17 elendi, oyuncu 49 kazandı, yarın oyuncu 49 elenir, oyuncu 456 o koltuğa oturur ne fark eder? Nebati'yi o koltuğa getiren kişi siyasette çok bilgisizdi ama Şimşek'i o koltuğa getiren kişi siyasi deha mı? Bu kişileri aynı kişinin getirip aynı kişinin gönderdiğini sadece ben biliyor olamam değil mi? O kadarını da görüyorsunuzdur.



    Eski Merkez Bankası başkanlarından birisi " söz dinlemiyor " diyerek tahammüllere aykırı şekilde görevden alınmadı mı? O söz dinlemediği için gönderildiyse yerine söz dinleyen biri getirilmiştir değil mi? Söz dinleyen yani emir alan kişi ne yapmıyordur? Emir ne olursa olsun gelen emri uygulayıp ekonominin temel dinamiklerine veya yapılması gerekene odaklanmıyordur çünkü emirler ne olursa olsun onu uyguluyordur. O emir ekonomiyi kötüye de götürse uygulayan biri varsa kimse liyakatten veya o koltuktaki herhangi birinin ekonomi bilgisinden bahsetmesin. İsim vermek çok hoşuma gitmiyor, hepsi birbirinin aynısı, hadi aynısı değil diyelim saçsız ve sakalsız hali diyelim ne fark eder? Ekonomi politikalarının bir gereği vardır, gereği yapılıyor mu? Serbest piyasa diye bir şey vardır, para birimleri baskılanmaz yani zorla sabit tutulmaz, dalgalı kur diye bir şey vardır. Faiz her daim reel getiri verecek düzeyde gerçek enflasyonun birkaç kademe üzerinde olmalıdır. Daha ucuza İMF'den kredi alma ihtimali varken 5 kat fazla faiz ödeyip başka yerden tefeci faizi ile borç bulmak ekonominin gereği değildir, yapısal olarak ekonomi düzeltilmeye çalışılsa yöntem bu olamaz, olmamalıdır. Enflasyonu hesaplarsın %150 gerçek şekilde, faizi yaparsın yıllık %152 ve dövizi serbest bırakırsın ortalama gider 50-55 seviyesine, o zaman ekonominin gereğini bir nebze yerine getirmiş olursun.




    Kısıtlarsın bazı ithal ürünleri, arttırırsın gümrük vergilerini, yerli üretime teşvik verirsin, kamuda tasarrufa gidersin, borçlarını yapılandırırsın, İMF'den borç alıp kapatabildiğin kadar dış borcu kapatıp faizini indirmiş olursun, tek banknot daha TL basmazsın, gerekirse global dev firmalara vergi avantajları sunar ülkede yatırım ve istihdam yaratmasını sağlarsın, öncelik olmayan bazı kamu projelerini askıya alırsın, yargı ve eğitim de reform yaparsın, AİHM kararlarını uygularsın, sabah erken kalkana kırmızı bülten talebi verip bu olayları sulandırıp ülkeye güveni zedelemezsin vs. vs. hızla kredi notun artar, güvenilirliğin artar, borçlar kapanır, yatırım gelir, üretim gelişir ve ekonomi hızla düzelmeye başlar. Sonra indir faizi, daha düzgün bir ekonomi ile devam et ama yıllar alır, ben diyeyim 8 yıl sen de 12 yıl acı çekeriz ama yarınlarımız kurtulur. Ekonomi ile yargının ne alakası var diyenler olabilir, ekonomi her şey ile biraz ilgilidir. Bu ülkenin yargısı cezaları adil dağıtmıyorsa, ocusun bucusun diye bazı zenginlerin mallarına el koyuyorsa, bilmem hangi örgütün üyesi bu diye parasını alıp içeri atıyorsa sermaye sahibi oturur bir düşünür, ben bu ülkeye geleceğim ama benim parama bir bahane ile el koyarlar mı? Param güvende mi yani yargıda hakkımı arayabilir miyim? Mahkemeler bağımsız mı? Ülkeye girersem bir örgüt ile ilişkilendirilip paramı kurtarmak isterken kendimi içeride bulur muyum diye düşünür, para güvenli limanları sever, kaos ortamından da uzak durur. Ayrıca istikrar ister, bir sabah uyandığında khk çıkmış, kanun değişmiş, ülkeden dolar çıkarmaya %5 vergi gelmiş, olamaz mı? Olabilir, işte sermaye sahipleri bunun " olamayacağı " güvenli ülkeleri sever. Bizde bir sabah uyandığımızda sabit kur rejimine geçiyoruz, dolar 20 lira oldu, bankada dövizi olanların tamamını 20 liradan TL ye çevirdim deseler şaşırır mısınız? Ben şaşırmam, sermaye sahibi bunun olma olasılığının sıfır olduğu ülkelere parasını sokar veya yatırım yapar, bize değil.
  • 25-05-2024, 15:28:31
    #89
    Paranın durduğu her gün zarardasınız.
    Fiziksel olarak taşta olsa alın kenara atın daha çok kazanırsınız.
  • 25-05-2024, 16:09:57
    #90
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben siyasete çekmedim, parti isimleri vererek siz siyasete çektiniz. Ben ülkenin ekonomi politikaları başarısız dedim, sözümün de arkasındayım. Evet 45 Lira benim tahminimdir, tutar veya tutmaz beni bağlar, birkaç hafta önce 45 olur veya 1 ay sonra 45 olur ama herkes biliyor ki dolar bir şekilde bir zaman 45 TL olacak, hatta 500 TL de olacak ama buradaki doğru soru bu rakamlara gelip gelmeyeceği değil, ne zaman geleceği ile ilgili. Önceki ekonomi yorumlarında birkaç günlük sapma veya 10-20 kuruşluk oynamalar haricinde pek yanılmadım, kim neyi tahmin etmiş emin olun hiç umurumda değil, 5 kere anlattım, 5 yaşında çocuğa anlatır gibi anlattım hala aynı sakızı çiğniyorsunuz, tahmini yapan kuruluşlar " bu giren döviz çıkacak " diye tahminde bulunmuyor diyorum hala aynı tas aynı hamam ben daha size ne diyeyim? Grafik 0 imiş 10 imiş beni grafik ilgilendirmiyor, ekonomi çatırdıyor ve bu ülke yatırım yapılabilir seviye kredi notunun 4-5 seviye altında yani haliyle gelen bu ülkeye yatırıma gelmiyor, düşene bir tekme de kendisi vurmak için geliyor. Siz anlamak için zahmet etmeyin çünkü 5 kereden sonra daha aynı şeyleri anlatmam, okuyan başka arkadaşlar anlar diye yazıyorum sizden umudu kestim. Siyasete girmeyeyim diyorum ama zorla sokuyorsunuz, isim Ahmet olmuş Mehmet olmuş ne önemi var? Squid Game gibi oyuncu 17 elendi, oyuncu 49 kazandı, yarın oyuncu 49 elenir, oyuncu 456 o koltuğa oturur ne fark eder? Nebati'yi o koltuğa getiren kişi siyasette çok bilgisizdi ama Şimşek'i o koltuğa getiren kişi siyasi deha mı? Bu kişileri aynı kişinin getirip aynı kişinin gönderdiğini sadece ben biliyor olamam değil mi? O kadarını da görüyorsunuzdur.



    Eski Merkez Bankası başkanlarından birisi " söz dinlemiyor " diyerek tahammüllere aykırı şekilde görevden alınmadı mı? O söz dinlemediği için gönderildiyse yerine söz dinleyen biri getirilmiştir değil mi? Söz dinleyen yani emir alan kişi ne yapmıyordur? Emir ne olursa olsun gelen emri uygulayıp ekonominin temel dinamiklerine veya yapılması gerekene odaklanmıyordur çünkü emirler ne olursa olsun onu uyguluyordur. O emir ekonomiyi kötüye de götürse uygulayan biri varsa kimse liyakatten veya o koltuktaki herhangi birinin ekonomi bilgisinden bahsetmesin. İsim vermek çok hoşuma gitmiyor, hepsi birbirinin aynısı, hadi aynısı değil diyelim saçsız ve sakalsız hali diyelim ne fark eder? Ekonomi politikalarının bir gereği vardır, gereği yapılıyor mu? Serbest piyasa diye bir şey vardır, para birimleri baskılanmaz yani zorla sabit tutulmaz, dalgalı kur diye bir şey vardır. Faiz her daim reel getiri verecek düzeyde gerçek enflasyonun birkaç kademe üzerinde olmalıdır. Daha ucuza İMF'den kredi alma ihtimali varken 5 kat fazla faiz ödeyip başka yerden tefeci faizi ile borç bulmak ekonominin gereği değildir, yapısal olarak ekonomi düzeltilmeye çalışılsa yöntem bu olamaz, olmamalıdır. Enflasyonu hesaplarsın %150 gerçek şekilde, faizi yaparsın yıllık %152 ve dövizi serbest bırakırsın ortalama gider 50-55 seviyesine, o zaman ekonominin gereğini bir nebze yerine getirmiş olursun.




    Kısıtlarsın bazı ithal ürünleri, arttırırsın gümrük vergilerini, yerli üretime teşvik verirsin, kamuda tasarrufa gidersin, borçlarını yapılandırırsın, İMF'den borç alıp kapatabildiğin kadar dış borcu kapatıp faizini indirmiş olursun, tek banknot daha TL basmazsın, gerekirse global dev firmalara vergi avantajları sunar ülkede yatırım ve istihdam yaratmasını sağlarsın, öncelik olmayan bazı kamu projelerini askıya alırsın, yargı ve eğitim de reform yaparsın, AİHM kararlarını uygularsın, sabah erken kalkana kırmızı bülten talebi verip bu olayları sulandırıp ülkeye güveni zedelemezsin vs. vs. hızla kredi notun artar, güvenilirliğin artar, borçlar kapanır, yatırım gelir, üretim gelişir ve ekonomi hızla düzelmeye başlar. Sonra indir faizi, daha düzgün bir ekonomi ile devam et ama yıllar alır, ben diyeyim 8 yıl sen de 12 yıl acı çekeriz ama yarınlarımız kurtulur. Ekonomi ile yargının ne alakası var diyenler olabilir, ekonomi her şey ile biraz ilgilidir. Bu ülkenin yargısı cezaları adil dağıtmıyorsa, ocusun bucusun diye bazı zenginlerin mallarına el koyuyorsa, bilmem hangi örgütün üyesi bu diye parasını alıp içeri atıyorsa sermaye sahibi oturur bir düşünür, ben bu ülkeye geleceğim ama benim parama bir bahane ile el koyarlar mı? Param güvende mi yani yargıda hakkımı arayabilir miyim? Mahkemeler bağımsız mı? Ülkeye girersem bir örgüt ile ilişkilendirilip paramı kurtarmak isterken kendimi içeride bulur muyum diye düşünür, para güvenli limanları sever, kaos ortamından da uzak durur. Ayrıca istikrar ister, bir sabah uyandığında khk çıkmış, kanun değişmiş, ülkeden dolar çıkarmaya %5 vergi gelmiş, olamaz mı? Olabilir, işte sermaye sahipleri bunun " olamayacağı " güvenli ülkeleri sever. Bizde bir sabah uyandığımızda sabit kur rejimine geçiyoruz, dolar 20 lira oldu, bankada dövizi olanların tamamını 20 liradan TL ye çevirdim deseler şaşırır mısınız? Ben şaşırmam, sermaye sahibi bunun olma olasılığının sıfır olduğu ülkelere parasını sokar veya yatırım yapar, bize değil.
    3 ay içerisinde paranın develüe olmasını beklemiyorum. Çünkü enflasyonu düşürecekleri için oyun alanı 3 ay. Bu arada para güvenle gelebilir bu ayrı bir konu ama üreterek daha fazla üreterek daha az tüketerek bunun içinden çıkabiliriz ama halk çok fazla tüketiyor. Tüketim ülkesi olduk çıktık açıkcası.