Ben siyasete çekmedim, parti isimleri vererek siz siyasete çektiniz. Ben ülkenin ekonomi politikaları başarısız dedim, sözümün de arkasındayım. Evet 45 Lira benim tahminimdir, tutar veya tutmaz beni bağlar, birkaç hafta önce 45 olur veya 1 ay sonra 45 olur ama herkes biliyor ki dolar bir şekilde bir zaman 45 TL olacak, hatta 500 TL de olacak ama buradaki doğru soru bu rakamlara gelip gelmeyeceği değil, ne zaman geleceği ile ilgili. Önceki ekonomi yorumlarında birkaç günlük sapma veya 10-20 kuruşluk oynamalar haricinde pek yanılmadım, kim neyi tahmin etmiş emin olun hiç umurumda değil, 5 kere anlattım, 5 yaşında çocuğa anlatır gibi anlattım hala aynı sakızı çiğniyorsunuz, tahmini yapan kuruluşlar " bu giren döviz çıkacak " diye tahminde bulunmuyor diyorum hala aynı tas aynı hamam ben daha size ne diyeyim? Grafik 0 imiş 10 imiş beni grafik ilgilendirmiyor, ekonomi çatırdıyor ve bu ülke yatırım yapılabilir seviye kredi notunun 4-5 seviye altında yani haliyle gelen bu ülkeye yatırıma gelmiyor, düşene bir tekme de kendisi vurmak için geliyor. Siz anlamak için zahmet etmeyin çünkü 5 kereden sonra daha aynı şeyleri anlatmam, okuyan başka arkadaşlar anlar diye yazıyorum sizden umudu kestim. Siyasete girmeyeyim diyorum ama zorla sokuyorsunuz, isim Ahmet olmuş Mehmet olmuş ne önemi var? Squid Game gibi oyuncu 17 elendi, oyuncu 49 kazandı, yarın oyuncu 49 elenir, oyuncu 456 o koltuğa oturur ne fark eder? Nebati'yi o koltuğa getiren kişi siyasette çok bilgisizdi ama Şimşek'i o koltuğa getiren kişi siyasi deha mı? Bu kişileri aynı kişinin getirip aynı kişinin gönderdiğini sadece ben biliyor olamam değil mi? O kadarını da görüyorsunuzdur.
Eski Merkez Bankası başkanlarından birisi " söz dinlemiyor " diyerek tahammüllere aykırı şekilde görevden alınmadı mı? O söz dinlemediği için gönderildiyse yerine söz dinleyen biri getirilmiştir değil mi? Söz dinleyen yani emir alan kişi ne yapmıyordur? Emir ne olursa olsun gelen emri uygulayıp ekonominin temel dinamiklerine veya yapılması gerekene odaklanmıyordur çünkü emirler ne olursa olsun onu uyguluyordur. O emir ekonomiyi kötüye de götürse uygulayan biri varsa kimse liyakatten veya o koltuktaki herhangi birinin ekonomi bilgisinden bahsetmesin. İsim vermek çok hoşuma gitmiyor, hepsi birbirinin aynısı, hadi aynısı değil diyelim saçsız ve sakalsız hali diyelim ne fark eder? Ekonomi politikalarının bir gereği vardır, gereği yapılıyor mu? Serbest piyasa diye bir şey vardır, para birimleri baskılanmaz yani zorla sabit tutulmaz, dalgalı kur diye bir şey vardır. Faiz her daim reel getiri verecek düzeyde gerçek enflasyonun birkaç kademe üzerinde olmalıdır. Daha ucuza İMF'den kredi alma ihtimali varken 5 kat fazla faiz ödeyip başka yerden tefeci faizi ile borç bulmak ekonominin gereği değildir, yapısal olarak ekonomi düzeltilmeye çalışılsa yöntem bu olamaz, olmamalıdır. Enflasyonu hesaplarsın %150 gerçek şekilde, faizi yaparsın yıllık %152 ve dövizi serbest bırakırsın ortalama gider 50-55 seviyesine, o zaman ekonominin gereğini bir nebze yerine getirmiş olursun.
Kısıtlarsın bazı ithal ürünleri, arttırırsın gümrük vergilerini, yerli üretime teşvik verirsin, kamuda tasarrufa gidersin, borçlarını yapılandırırsın, İMF'den borç alıp kapatabildiğin kadar dış borcu kapatıp faizini indirmiş olursun, tek banknot daha TL basmazsın, gerekirse global dev firmalara vergi avantajları sunar ülkede yatırım ve istihdam yaratmasını sağlarsın, öncelik olmayan bazı kamu projelerini askıya alırsın, yargı ve eğitim de reform yaparsın, AİHM kararlarını uygularsın, sabah erken kalkana kırmızı bülten talebi verip bu olayları sulandırıp ülkeye güveni zedelemezsin vs. vs. hızla kredi notun artar, güvenilirliğin artar, borçlar kapanır, yatırım gelir, üretim gelişir ve ekonomi hızla düzelmeye başlar. Sonra indir faizi, daha düzgün bir ekonomi ile devam et ama yıllar alır, ben diyeyim 8 yıl sen de 12 yıl acı çekeriz ama yarınlarımız kurtulur. Ekonomi ile yargının ne alakası var diyenler olabilir, ekonomi her şey ile biraz ilgilidir. Bu ülkenin yargısı cezaları adil dağıtmıyorsa, ocusun bucusun diye bazı zenginlerin mallarına el koyuyorsa, bilmem hangi örgütün üyesi bu diye parasını alıp içeri atıyorsa sermaye sahibi oturur bir düşünür, ben bu ülkeye geleceğim ama benim parama bir bahane ile el koyarlar mı? Param güvende mi yani yargıda hakkımı arayabilir miyim? Mahkemeler bağımsız mı? Ülkeye girersem bir örgüt ile ilişkilendirilip paramı kurtarmak isterken kendimi içeride bulur muyum diye düşünür, para güvenli limanları sever, kaos ortamından da uzak durur. Ayrıca istikrar ister, bir sabah uyandığında khk çıkmış, kanun değişmiş, ülkeden dolar çıkarmaya %5 vergi gelmiş, olamaz mı? Olabilir, işte sermaye sahipleri bunun " olamayacağı " güvenli ülkeleri sever. Bizde bir sabah uyandığımızda sabit kur rejimine geçiyoruz, dolar 20 lira oldu, bankada dövizi olanların tamamını 20 liradan TL ye çevirdim deseler şaşırır mısınız? Ben şaşırmam, sermaye sahibi bunun olma olasılığının sıfır olduğu ülkelere parasını sokar veya yatırım yapar, bize değil.