• 26-03-2024, 00:26:14
    #1
    Selam olsun,

    Lütfen yazdıklarımı siyasi olarak algılamayın sadece ekonomik olarak değerlendirme yapıyor ve düşüncelerimi yazıyorum.
    Bu işin partisi, siyaseti yok mevcut durum tespitidir.

    Ekonomi neden her platformda konuşulmalı biraz bunu anlatmak isterim ama önce ekonominin meydana getirdiği Türk Vatandaşının portresini çizelim.
    Yemek yemesi için verilen yemek kartlarını bozduran, İstanbul kart bakiyesini bozduran yani insani temel ihtiyacı geçtim çalışması için gerekli olan enerji, beslenme ve ulaşım ücretlerini bozdurarak hayatta kalmaya çalışan insanlara dönüşüyoruz diye düşünmekteyim.

    Ucuza fatura ödemek, alışveriş ya da yemektir, ulaşımdır bakiyelerimizi bozdurmak...
    Peynirin, yoğurdun, tavuğun, yumurtanın lezzetli olanını ya da sağlıklı olanını değil en ucuzunu almaya çalışmak...
    Lezzetli, sağlıklı ya da sevdiğimiz değil en doyurucu olanları yemeye çalışmak, istemediğimiz semtlerde mutlu olmayacağımız evlerde yaşamak...
    Araba, ev, tarla almayı değil 2 sene önce aldığımız telefonun taksitinin bitmesini hayal etmek...
    Ev, araba, tarla yani geleceğimizi güvenceye alacak mülkleri almak için değil hayatımızı idame ettirmek için kredi çekmek...
    Bir zamanlar ihtiyaç sahiplerine yardımcı olurken, en azından karınlarını doyururken bugün yeterli beslenememek...
    Gençliğimizde ailemizin yanından ayrılıp kendi evimizi arabamızı hayal ederken bugün hayallerimizde bile kiracı olabilecek parayı kazanmak olmuşken...

    İşin en acıklı tarafı bunları kanıksamak bile değil. Hayatımızın doğal akışı haline gelmesi de değil.
    Bütün bunları maddi açıdan rahat insanların dillendirip, sorun olarak görmesi ve buna karşın bunlara maruz kalanların onlara kızması.

    Yukarıda saydıklarımın hiçbiri benim 15 25 yaş aralığımda konusu geçmeyen şeylerdi.
    Emekli olan evini alır, çocuğuna torununa destek olurdu.
    Meyve sebzenin ucuzu değil en lezzetlisi kasalarla alınır, pazardan dönenin kolları ağrırdı.

    Ekonomik refah sadece bunları sağlamaz, mutlu ve huzurlu bir toplum sağlar.
    Kanıksamayın ve bunları kendi için değil toplum için isteyenlere kızmayın arkadaşlar.
  • 26-03-2024, 00:38:50
    #2
    Olaya şu açıdan bakmanız gerekiyor. Youtube u açın, binlerce sokak röportajı görebilirsiniz. Aynı şekilde 94 de olan devülasyon vs vs... Bu işler konuşarak düzelecek şeyler değil. 100 yılda bu peynir pahalı deseniz ucuzlamayacak. Ekonomi kötü herkes biliyor. Düzelir mi kesinlikle hayır. Her siyasetçi kendi koltuğunu sallamayacak şekilde konuşuyor. İranı düşün. 100 yıl sonra bir Avrupa standardına erişebilir mi? Erişemez. Türkiye de aynı. O yüzden ya bu durumu kabullenecegiz. Yada kendi rahatımızı sağlamak için savaşacağız. Yoksa 100 yılda konuşsan bu memleket düzelmezzz. Kabullenin.
  • 26-03-2024, 00:41:31
    #3
    Maalesef herşeyin lüks olduğu bir devirde yaşıyoruz ayakkabı 3 4 bin kışlık mont 7 8 9 bin botlar 5 6 bin et 500 600 yani asgari ücretli bir insan nasıl alsın tabi ki herşeyin en ucuzunu almaya çalışacak çünkü alamıyor ülkemizde en TEMEL ihtiyaçlarımız lüks oldu, arabanın şu devirde lüks olmaması lazım ama 200 300 bine broway var şaka gibiyiz, gençlerin umudu yok herkes sevdiği mesleği değil en kolay nasıl atanırımı düşünüyor. Gerçekten bu ülkede varolmaya çalışmak başlı başına bir problem ve biz ölene kadar bu problemi çözmeye çalışıyoruz ve bir bakıyoruz zaman dolmuş yaş geçmiş elimizde emekli maaşımızla kalmışız ama yetmiyor o zaman tekrar başa dönüyoruz. Ölene kadar devam…
  • 26-03-2024, 01:07:27
    #4
    Üyeliği durduruldu
    Sizin gibi güzel insanlar ile, istişarede bulunmak benim için bir şeref.

    Bu yüzden özellikle şimdiki cahil gençlerin, motivasyon saçmalıklarının ve motivasyon kültürünün önüne şiddetle geçmek lazım.

    Hoş genci yaşlısı da kalmadı maalesef, artık 18 yaşını doldurmuş hatta kırkına merdiven dayamış olanların dahi, cezai ehliyetlerinin olduğu konusunda şüphe duyuyoruz maalesef.

    Haliyle bu kardeşlerimizden ibaret bir toplumda, bakıyoruz ki ne versen yiyorlar. Yani aslında insanlığımı elimden alsalar şöyle bir şey düşünebilirim.

    Beklerim biraz daha, ondan sonra bir kasa bile değil, beş on ekmek alırım. Bir de açıkta satılan peynirlerden yarım kilo kestiririm.

    Örneğin ne yaparım, dört beş tane yazılımcı istihdam edebilirim. Başarıya koşan yolda çok acılar çekeceksin arkadaşım biz böyle kolay pişmedik. Gerekirse tuvaletleri ve yerleri temizleyeceksin deyip onu da beleşe getiririm.

    Evet motivasyon kültürünün ve motivasyon saçmalığının amacı budur.

    Birisi işçi hakları, maaş sigorta insanlık falan derse de zaten, peynir ekmek verdiklerim hemen onların üstüne çullanır.

    Bakın biz peynir ekmek yiyoruz, sizin karnınız zil çalıyor. Ben şimdi yediğim peynir ekmekten aldığım güçle gidip, cinsel ihtiyaçlarımı görüp geleceğim. Sen yapamayacaksın çünkü ben üstünüm sizse zavallısınız diyecektir.

    Ben buralara savaşarak mücadele ederek geldim diyecektir, sende peynir ekmek yemek istiyorsan sende mücadele et bakayım bedava yok öyle.

    Hatta üstüne para bile alınır bu motivasyonculardan.

    Basitçe anlatmaya çalıştım efendim, forumda sizin gibi güzide insanları görmek ve istişare etmek beni mutlu ediyor.

    @serterefendi;

    Mesaj kutumu kullanamıyorum, sizinle istişare ederek taçlandırmak istedim. teşekkürümü bu şekilde etmeyi istedim.

    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Lütfen yazdıklarımı siyasi olarak algılamayın sadece ekonomik olarak değerlendirme yapıyor ve düşüncelerimi yazıyorum.
    Bu işin partisi, siyaseti yok mevcut durum tespitidir.

    Ekonomi neden her platformda konuşulmalı biraz bunu anlatmak isterim ama önce ekonominin meydana getirdiği Türk Vatandaşının portresini çizelim.
    Yemek yemesi için verilen yemek kartlarını bozduran, İstanbul kart bakiyesini bozduran yani insani temel ihtiyacı geçtim çalışması için gerekli olan enerji, beslenme ve ulaşım ücretlerini bozdurarak hayatta kalmaya çalışan insanlara dönüşüyoruz diye düşünmekteyim.

    Ucuza fatura ödemek, alışveriş ya da yemektir, ulaşımdır bakiyelerimizi bozdurmak...
    Peynirin, yoğurdun, tavuğun, yumurtanın lezzetli olanını ya da sağlıklı olanını değil en ucuzunu almaya çalışmak...
    Lezzetli, sağlıklı ya da sevdiğimiz değil en doyurucu olanları yemeye çalışmak, istemediğimiz semtlerde mutlu olmayacağımız evlerde yaşamak...
    Araba, ev, tarla almayı değil 2 sene önce aldığımız telefonun taksitinin bitmesini hayal etmek...
    Ev, araba, tarla yani geleceğimizi güvenceye alacak mülkleri almak için değil hayatımızı idame ettirmek için kredi çekmek...
    Bir zamanlar ihtiyaç sahiplerine yardımcı olurken, en azından karınlarını doyururken bugün yeterli beslenememek...
    Gençliğimizde ailemizin yanından ayrılıp kendi evimizi arabamızı hayal ederken bugün hayallerimizde bile kiracı olabilecek parayı kazanmak olmuşken...

    İşin en acıklı tarafı bunları kanıksamak bile değil. Hayatımızın doğal akışı haline gelmesi de değil.
    Bütün bunları maddi açıdan rahat insanların dillendirip, sorun olarak görmesi ve buna karşın bunlara maruz kalanların onlara kızması.

    Yukarıda saydıklarımın hiçbiri benim 15 25 yaş aralığımda konusu geçmeyen şeylerdi.
    Emekli olan evini alır, çocuğuna torununa destek olurdu.
    Meyve sebzenin ucuzu değil en lezzetlisi kasalarla alınır, pazardan dönenin kolları ağrırdı.

    Ekonomik refah sadece bunları sağlamaz, mutlu ve huzurlu bir toplum sağlar.
    Kanıksamayın ve bunları kendi için değil toplum için isteyenlere kızmayın arkadaşlar.
  • 26-03-2024, 01:08:51
    #5
    Hayır hocam ekonomi önemli değildir önemli olan reisin başta kalmasıdır.
    Ülkece tek derdimiz budur. O ki türkiye yüzyılını başlattı. Gerekirse aç kalırız 3 günde 1 yeriz ama reisi indirmeyiz. Hiç merak etmeyin 2123'de Türkiye en büyük olacak , Amerika yok olacak.


    Halkın büyük bir çoğunluğunun düşüncelerinin dışa vurumunu yazdım size.
  • 26-03-2024, 01:16:47
    #6
    aktif öğrenci olarak geçtiyse hakkım haram olsun sebep olan herekeze
  • 26-03-2024, 01:35:54
    #7
    Üyeliği durduruldu
    @serterefendi;

    Maalesef efendim yeni kazanımları geçtim, hali hazırda mevcut olan kazanımlarını dahi muhafaza etmekten aciz, bir toplumla karşı karşıyayız.

    Çünkü piyasalar ve otoriteler, toplumdaki bu cehaletin dibine kadar farkında. Bu yüzdende sürekli bu cahilleri pekiştirecek onayacak şekilde ve bu cahillerden de en fazla tasarrufu edecek şekilde, hareket ediyorlar.

    Bu garibim cahillerde kendilerini sürekli pekiştire pekiştire, piyasalar ve otoritelerde 7-24 bunları pekiştire pekiştire, kendilerini ultra ordinaryüs profesör olarak görüyorlar maalesef.

    Başlarda ben buna disipline toplum projesi diyordum ama, biz biraz eskide kaldık bu açıdan özür dilerim.

    Bu artık köleleştirilmiş bir toplum projesi başka bir şey değil.

    O yüzdende bu cahillerden ibaret toplumda cehalet istikrarlı ve kararlı asla da aşılamaz, en iyi şekilde muhafaza edilir, bir duruma evriliyor.

    Piyasaların ve otoritelerin avcu kaşınıyor, düğün bayram ediyorlar. Çünkü bu cahillerden istediğiniz tasarrufu en fazlasından elde ettiğiniz gibi?

    Bu cahilleri dikta ediyor yönlendiriyor manipüle ediyor, onları her türlü amaç için kullanılmaya hazır, sadık köleler haline getirebiliyorsunuz.

    Maalesef bunda sosyolojide psikolojide nörolojide zoolojide yaşanan atılımlarında etkisi var maalesef, Propagandanın nokta atışı başarısının altında yatan gerçek bu.

    Haliyle de bu propagandanın etkisindeki bir toplumda hayat-ı idame ediyorsanız şayet, bunlara da en ağırından şahit oluyorsunuz.

    Antik çağdaki kölelerin, bu şimdikinin sosyal kast sistemindeki modern liboşlardan kölelerden daha çok hakları vardı, ve çok çok daha iyi konumdaydılar.

    Çünkü bu cahillerin zihniyeti o kadar saçma ki, kendilerini milenyumda sanıp, en antik çağlardaki ilkel ataların zihniyetlerine doğru depar attıklarından bir haberler maalesef.

    Hani imkan verilse bunlara, insansı insandan şempanzeye gorile falan evrilecekler, öyle bir cehalet bunların ki.
  • 26-03-2024, 01:40:40
    #8
    Selam olsun,

    @griffinn; madem özel mesajını kullanamıyorsun eleştiri faslına burada umumi olarak geçelim, içimde kalmasın.
    Şu yazım tarzına bir ayar ver derim.
    Bunu bir eksiklik olarak yazmıyorum umarım öyle anlamazsın.
    Yazdığı konuya hakim insanlar yazarken herkesin kendisi kadar vakıf olduğunu düşünerek yazma eğiliminde olduğundan yazarken kullandığı cümleler belirli bir zeka seviyesi altına ulaşmıyor.
    Naçizane gördüğüm bir durum senin adına.
    Bunu da samimiyetine güvendiğimden yazma ihtiyacı hissettim.

    Mesela yazdıklarından belli ki sosyalizmi biliyorsun, felsefeyi biliyorsun, tespitlerinde birçok insanın bilmediği kavramları biliyorsun ama bunu anlatırken karşındakinin bunlara uzaylı muamelesi yaptığını hatırlatmak isterim. Yani düşünürken olduğun kişiyi değil ama yazarken olduğun kişinin çıtasını biraz düşürmen lazım ki meramını anlamayı geçtim en azından yanlış anlamasınlar.

    Bak bu eleştirimi bile sırf yapmak için yaptım, bu durumu umursayacağını düşünmüyorum.
    Sadece tanışma babında diyelim.

    Yani metaforu strafor gibi bir yapı malzemesi sanan insanlarla yaşıyoruz.
    Ben isterim ki yazdıkların daha çok kişinin zihninde yer etsin.
    Senin yazım tarzın zaten belirli bir bilgiye sahip insanlara hitap ediyor.
    Gayen, tercihin bu olabilir elbette ona laf edecek bir durumum yok dediğim gibi seni olduğun kişiden bozup farklı bir kişi olmanı istemek gibi haddi aşan bir eleştiri oldu ama imam cemaat ilişkisi gibi gör bunu.

    Dediğimi dinle ama bildiğini yap.
    Ben kendim olduğum için bu eleştiri yapmak durumundayım, sen ise kendin olduğun için böyle olacaksın.
    Çıplak uyarıcı her daim lazımdır.
    Bazen anlatmak değil şimşek çaktıracak formatta olmakta lazım.

    Sana eleştiri diye başladım kendime doğru okun sivri ucunu çevirdim.
    Kal sağlıcakla.
  • 26-03-2024, 01:51:51
    #9
    Üyeliği durduruldu
    Efendim bende isterim, eleştirinizde haklı olduğunuzu ifade ederim yanlışlayamam.

    Fakat ben bir din adamı değilim, din taciri değilim, Türk toplumundan konuşuyorum. Türk toplumunun kültürel kodları, sosyo-kültürel ve sosyo-demografik yapısı, pratikleri rutinleri üç aşağı beş yukarı belli.

    Haliyle, onların seviyesine indiğimde, bir şeyleri onlara aktarabilmem için, onların kabul edebileceği şekilde normda biçemde olmam lazım.

    Şimdi hiç olmadığım birisi gibi, burada teoloji konusundaki birikimim, tinsel pratiklere rutinlere olaya hakim olmam, bunları kullanıp da sırf onlara bu muhabbetleri aktarabilmek için?

    Kısıtlı da olsa, bir şekilde onları manipüle etmem yönlendirmem gerekeceği için?

    Nasıl bir insana dönüşmüş olurum, Burada vicdanım ve etik devreye girince?

    Bunu da yapamadığım için?

    Elimdeki tek şey olan, bilime olguya metodolojiye, nesnelliğe gerçeklere sığınıyorum maalesef.

    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    @griffinn; madem özel mesajını kullanamıyorsun eleştiri faslına burada umumi olarak geçelim, içimde kalmasın.
    Şu yazım tarzına bir ayar ver derim.
    Bunu bir eksiklik olarak yazmıyorum umarım öyle anlamazsın.
    Yazdığı konuya hakim insanlar yazarken herkesin kendisi kadar vakıf olduğunu düşünerek yazma eğiliminde olduğundan yazarken kullandığı cümleler belirli bir zeka seviyesi altına ulaşmıyor.
    Naçizane gördüğüm bir durum senin adına.
    Bunu da samimiyetine güvendiğimden yazma ihtiyacı hissettim.

    Mesela yazdıklarından belli ki sosyalizmi biliyorsun, felsefeyi biliyorsun, tespitlerinde birçok insanın bilmediği kavramları biliyorsun ama bunu anlatırken karşındakinin bunlara uzaylı muamelesi yaptığını hatırlatmak isterim. Yani düşünürken olduğun kişiyi değil ama yazarken olduğun kişinin çıtasını biraz düşürmen lazım ki meramını anlamayı geçtim en azından yanlış anlamasınlar.

    Bak bu eleştirimi bile sırf yapmak için yaptım, bu durumu umursayacağını düşünmüyorum.
    Sadece tanışma babında diyelim.

    Yani metaforu strafor gibi bir yapı malzemesi sanan insanlarla yaşıyoruz.
    Ben isterim ki yazdıkların daha çok kişinin zihninde yer etsin.
    Senin yazım tarzın zaten belirli bir bilgiye sahip insanlara hitap ediyor.
    Gayen, tercihin bu olabilir elbette ona laf edecek bir durumum yok dediğim gibi seni olduğun kişiden bozup farklı bir kişi olmanı istemek gibi haddi aşan bir eleştiri oldu ama imam cemaat ilişkisi gibi gör bunu.

    Dediğimi dinle ama bildiğini yap.
    Ben kendim olduğum için bu eleştiri yapmak durumundayım, sen ise kendin olduğun için böyle olacaksın.
    Çıplak uyarıcı her daim lazımdır.
    Bazen anlatmak değil şimşek çaktıracak formatta olmakta lazım.

    Sana eleştiri diye başladım kendime doğru okun sivri ucunu çevirdim.
    Kal sağlıcakla.