Çoğumuz için hatrı sayılır bir kazanç dimi? Bazılarımız bundan çok daha fazlasını kazanıyo. Biliyorum.
Peki bundan 10 yıl önce bu rakamlar sizin için ne ifade ederdi? Tahmin edeyim. Zenginlik mi?
Benim için öyleydi. Çok kısa zamanda, çok basit bir yolla zengin olmuştum.
O yıllarda bu şekilde sadece 1 yıl çalışarak hem ev, hem araba alabiliyordunuz...
Hayat bu kadar pahalı değildi. Ve para değerliydi.
Ama tüm bunlar 1 yıl sürmedi. Süremedi.
Gerçi 15 yaşındayken sürdürülebilir kazancın ne olduğunu biliyor muydum bundan da emin değilim.
İLK VURGUNUMA HAZIRLANIYORUM
Instagram yeni yeni parlıyor. Ön kameraların kalitesi artıyor.
Çünkü hayatımızda artık selfieler var.
Arkadaşlarımla geziyoken bişey dikkatimi çekti; selfie çubuğu.
Egzantirik bir aletti. Ucuna telefonu takıyor ve daha geniş açıdan selfie çekiyodunuz.
Kolu kısa olanlar için bir lütuf gibiydi. Dahası, herkes daha iyi selfieler çekme yarışındaydı. Herkese hitap ediyodu.
İlk gördüğümde aklıma sadece minik bir kıvılcım düştü. Acaba satılır mı? Anlık bir düşünceydi.
Anımsadığım kadarıyla aradan 2-3 ay geçmişti. Yaz aylarının başlarıydı. Sıcaklar tazeydi.
Ergen birinin tam da yapması gerektiği gibi ailemle bir sebepten tartışmıştım. Sebebini hatırlamıyorum.
Önemli de sayılmaz. Kaçımız ergenlikte bunu yaşamamıştır ki zaten?
Attım kendimi yollara. İki gün sahilde uyudum. Param bittiğinde en sevdiğim şey marketten salam çalmaktı.
Severek hırsızlık yaptım demiyorum. Salamı seviyodum. Ve o zamanlar hayatta kalmak için buna ihtiyacım vardı.
Bu yaptıklarımdan ne kadar pişman olsam da, günah çıkarma faslıyla kafanızı doldurmayacam.
Ailemi protestomda dördüncü günümü doldurmak üzereydim. Şartlar zorlaşmaya başlamıştı. Ama boyun eğmek istemiyordum.
Deniz kenarında, ev sahiplerinin henüz tatile gelmediği bir evin bahçesini mesken edinmiştim.
Nitekim gece sivrisineklerin taaruzu çekilecek gibi değildi.
Sadece bu yüzden bile pes edip evime dönmek istiyodum.
İnatçı ruh kendini bir kez daha gösterdi. Ölmek var dönmek yok.
Ama bu böyle olmaz. Ne yapmak gerekirdi?
Tekrar bir kıvılcım düştü aklıma. Bu sefer ateş oldu. Yangın oldu. Durdurulamadı.
İLK VURGUNUM
Tahmin edeceğiniz gibi selfie çubuğu.
Sermaye yoktu. Ama olurdu.
Bunun için Cunda adasında 1 hafta komilik yaptım.
Aldığım haftalıkla direk topuk. Oysa adamlara sezon boyu çalışcam sözü vermiştim.
Bu da o zamanlar da yaptığım ikinci günahım olabilir. Şuan arınma töreninde diyiliz. Es geçelim.
Tahtakale 'den 50 tane çubuk kargolattım. Geldiğinde 3-4 tanesi pertti.
Tanesinin maliyeti 7 TL 'yi aşıyordu. İç güdüsel olarak 15 TL'den satmaya karar verdim.
Deniz kenarında turistik bir kordonda aldım elime çubukları. Gelene geçene sallıyorum.
İlk gün muhteşemdi. Sıfır satış. Baba evine dönmek için harika bir sebep daha.
İkinci gün benim için daha zorlu geçti. Hayır sıfırdan daha düşük olmadı satışım.
İki tane çubuk sattım. Bunu nasıl başarabildim hala çözemiyorum.
Çünküsüne gelince...
Kadın olduğunu sandığım erkeğe abla dememden mi bahsedeyim,
trans birinin bana canımlı cicimli konuşmasından mı bahsedeyim,
yoksa homofobik olmamdan mı???
Ne olursa olsun müşteri velinimetti ve sağolsunlar sayelerinde akşam güzel bir yemek ziyafeti çekebildim.
İlk homofobimin kırılması belki de bu zamanda gerçekleşmiştir. Emin değilim.
Sonra çubukların satılmasının zor olduğunu görünce moralim bozuldu.
Hepsini 10 TL'den satayım dedim. İşte bu!
10 TL'den çok daha iyi satabiliyorum. Ama kazancım da neredeyse yok denecek kadar az.
Daha uygun fiyata bulabilmeliyim diye düşündüm.
Bir av köpeği kadar hassasiyetle tedarikçi aradım.
O da ne! Ulan 10km ötemde 3.75 TL'den toptan satan varmış.
Ben gidip 300km uzaktaki tahtakaleden iki katına alıyordum.
Burayı keşfettiğime çok sevinmiştim. Ama bana en az 100 tane almam gerektiğini söyledi.
Borç yaptım, harç yaptım aldım.
10 TL'den günde 100 tane satıyodum. Günlük 1000 TL.
Toptancı bana şaşırmıştı. Beni sevmişti.
Bende bu kadar uygun fiyata bulmama şaşırmıştım. Ve onu sevdim.
Böyle devam eden 3 ay satış yaptım.
Tatil sezonu bitmişti. Benim gibi seyyarcıların da sezonu bitmiş demekti.
Arada çok şey gerçekleşti aslında. Zabıtalar... Satış tekniklerini geliştirme...
Satış sonrası müşteri ilişkileri... Rakiplerle mücadele... ve daha fazlası.
Ama konuyu çok uzatmadan meselenin özünü anlatmak istedim.
Çok güzel bir deneyimdi. Hepinizin mutlaka yaşamasını isterim.
Sizin de böyle deneyimleriniz mutlaka vardır diye düşünüyorum.
6 kiÅŸi bunu beÄŸendi.