Çoğu insandan daha akıllı adamı deli diye akıl hastanesini attılar.
23
●530
- 25-05-2020, 16:47:42Eğer bir adam her gün adliyeye gidip hakimlere avukatlara yasaları anlatıyorsa, yasa maddelerini sayıyorsa akıl sağlığı yerinde değildir. Bu adamın amacı tebliğ falan değil. Dinlenilmekten zevk alıyor. Ayrıca uzun süre ailesinde birinci derecede akıl sağlığı sorunları olan bir yakını ile senelerdir hastanelere gidip gelmiş bir insan olarak söyleyebilirim hareketleri normal değil. Konuşma hızı, göz teması ve göz kırpma sıklığına bakarsanız bu adamın akıl sağlığı konusunda şüpheye düşersiniz. Burada bir videoyu izliyoruz. Bu adamı hastaneye yatırdılarsa buna ne söylediğinden çok nasıl söylediğini baz alarak karar vermişlerdir. Çünkü her akıl sağlığı yerinde olmayan adamı hastaneye yatırmazlar. Kendine ya da başkalarına tehdit ya da rahatsızlık oluşturuyorsa hastaneye yatırırlar. Ve beni hastaneye yatırmak istiyorlar diye bir söz ettiyse zaten psikotik bir durum söz konusudur. Çünkü psikoz ile nevroz arasındaki fark kişinin kendi durumunun farkında olmaması ya da olması arasındaki farktır. Yani nevrotik bir durumda mesela bir depresyonda olan bir adamı seni hastaneye yatıracağız dediğinizde o kendinde bir şeylerin normal olmadığının farkındadır ve hastaneye tedavi amaçlı yatırıldığını idrak eder. Ama psikotik bir durumda mesela bir şizofreni hastaneye yatırmaya kalkarsanız o yaşadığı herşeyin normal olduğunu, onu zorla hastaneye yatırmak isteyen düşmanlar olduğunu söyleyecektir kendi deliliğini farketmeyecektir. Yani bu arkadaş bu kısa video ve bilgilerden anlaşılabileceği üzere psikotik sıkıntıları olabilecek bir kişi. Bu memlekette kimse de kendine doktoruna hastanesine iş çıkartıp normal bir adamı akıl hastanesine yatırmaz.InternettinHoca adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bu adam yarın bir gün bana ayet geldi diye eline bıçak alıp birini kurban etmeye kalkarsa hesabını kelam ilmi ile veremezsin. İnsanların akıl sağlıkları ile ilgili kararlar, kelam ilmine göre değil psikoloji ilmine göre alınır. - 25-05-2020, 17:24:22Hocam evet kelam ilmine göre psikoloji kararı verilmez o yüzden usulun yanlis oldugunu islam acisindan soyledim. Psikolojik hukum beyan eden bir psikoloji uzmani oldugum halde ben degilim. Fakat nasil ki kelam ilmiyle psikolojik hukum verilmez, "akıl sağlığı sorunları olan bir yakını ile senelerdir hastanelere gidip gelmiş bir insan olmakla" da videodan "psikoz" tanisi konmaz. Oyle olsa biz DSM'i ezberleyecegiz diye aylarimizi senelerimizi vermez bir yakinimizla hastaneye gider gelirdik.digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hazir psikolojiden konusmaya baslamisken ilgi alaninizla meteforunuza da cevap vereyim. Cogu namaz kilmayan, neredeyse tamami faize bulamis ve ameli gunahlarin yaninda bircok itikadi problem icinde bocalayan (sahsim da dahil) insanlarin islam bilgisini elestirirken, kanunlari yalayip yutan hakim ve savcilarimiza benzeterek, sonra da bu islami problemlet icindeki insanlar arasindaki tebligi avukat ve hakimlere kanun anlatmaya benzetmek en hafif ifadeyle bilissel carpitmalardir. Soylemek istemem ama ilginizi cektigi icin soyleyeyim psikozunda en temel ozelligi gercegi algilamadaki bu tur bozukluklardir.
Konu uzamasin ve bir polemik surmesin diye savunucu tutumunuz (ki bu da degidigim hastalara uygulanan testteki en onemli degerlendirme kriterlerinden) nedeniyle son sözlerim de buar olsun. Cevap vermeyi bırakıyorum. - 25-05-2020, 17:32:43Psikoloji eğitimi aldıysanız bu adamı hastaneye yatıranların da sizin gibi benzer eğitimleri aldığını ve bu teşhisi koymaya yeterli adamlar olduğunu kabul edersiniz. Siz konuya bilim adamı gibi değil, din adamı gibi baktığınız için, söylenen sözler dünya görüşünüze uygun geldiği için bana itham ettiğiniz savunma moduna pozisyonuna kendiniz girmişsiniz. Bu adamı söylediklerinden dolayı değil insanları rahatsız ettiğinden dolayı şikayet etmişler. Adamın konuşmasındaki hallerini siz de görüyorsunuz. Sadece savunulan görüşlerden yola çıkarak kişiyi meşrulaştırmaya çalışıyorsunuz. Gerçek ile bağım sizinkinden daha güçlüdür. Çünkü doğru bilgiye şüphe ile yaklaşırım iman etmem.InternettinHoca adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 25-05-2020, 17:38:40Yazacak çok şey var ama. Ben bazı ayetleri paylaşacağım:
Ey Resulüm, sen irşad ve nasihatine devam et! Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kâfirlerin iddia ettikleri gibi kâhin de değilsin, deli de değilsin(Tur, 52/29).
O bir kâhinin sözü de değil! Ne de az düşünüyorsunuz! O, Rabbülâleminden indirilen bir derstir(Hakka, 69/42-43)
Peygamber efendimiz SALLALLÂHU ALEYHİ VE SELLEM vefat ettikten sonra, tebliğ vazifesi ümmetine kalmıştır. Ve bu vazifeyi dünya üzerinde milyonlarca Müslüman sürdürmekte. Varsın deli desinler. Varsın susturmaya çalışsınlar. Biz Allah rızası için devam edeceğiz. - 25-05-2020, 20:26:09Sinekten yağ çıkarmış onu öğrendik.digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Geçen aylarda bir haber vardı. Sanırım İstanbul da bir adam sürekli esnafı ve vatandaşı taciz ediyor, tehdit ediyor, malına zarar veriyordu. Ama ne hikmetse karakola gidip geri çıkıyordu. Böyle milletin malına, ırzına tasallut olanlar deli gömleği giymiyor da kendince bir şeyler anlatmaya çalışan, cana, mala, ırza zarar vermeyen adama mı gömlek biçiliyor?
Rahatsız oluyorsan dinlemez çeker gidersin. Ama demek ki birileri anlattığı şeylerden ciddi rahatsız olmuş o yüzden şikayet etmiş.
Son olarak; Tek tanrıya inanmak gerektiğini müslümanlara tebliğ etmek akıl sağlığı yerinde bir adamın yapacağı bir iş değil. demişsiniz. Her cuma hutbesinde hoca minbere çıktığında hutbede Allah'a iman konusu işleniyor.
Örnek bir hutbe.
Aziz Müminler!
Hutbeme başlarken okuduğum İhlâs suresinde Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: De ki: O Allahtır, bir tektir. Allah Sameddir; her şey Ona muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir. Kimseyi doğurmamış ve kimseden doğmamıştır. Hiçbir şey Ona denk ve benzer değildir.[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyuruyor: Kim kalbinden tasdik ederek Allahtan başka ilâh olmadığına ve Muhammedin Allahın Resûlü olduğuna şehâdet ederse Allah ona cehennemi haram kılar.[2]
Muhterem Müslümanlar!
Allah Teâlâ, âlemlerin Rabbidir. Her türlü hamd ve sena, kudret ve azamet, yücelik ve üstünlük Ona mahsustur. Göklerde ve yerde ne varsa Onundur. Rabbimiz, mutlak güç ve sonsuz hikmet sahibidir. Ölümü ve hayatı var eden, mülkü ve makamı lütfeden, dilediğini yücelten, dilediğini alçaltan Odur. Yaratan ve yaratmaya devam eden Odur. Yaşatan ve rızık veren, doyuran ve koruyan Odur. Hayatın her alanına ve her anına hükmeden, idare eden, yöneten yalnızca Odur. Nitekim Kuran-ı Kerimde şöyle buyurulmaktadır: Göklerde ve yerde bulunanların hepsi Ona muhtaçtır. O her an yaratma halindedir.[3]
Kıymetli Müminler!
Allaha iman, İslamla şereflenmenin ilk şartıdır. Allahın varlığına, birliğine, eşi, benzeri ve ortağı olmadığına inanmak, yani tevhidi kabul etmek, iman esaslarının temelidir. Bizi yoktan yaratan ve sayısız nimetiyle yaşatan Rabbimizin üzerimizdeki en büyük hakkı, Ona iman etmemizdir.
Muhterem Müminler!
Allaha iman, Onun görevlendirdiği Peygambere ve gönderdiği Kitaba uymayı, çizdiği sınırlara ve verdiği hükümlere teslim olmayı gerektirir. Mümin, Allaha iman etmeyi sadece bir sözden ibaret görmez. Aksine Allaha iman etmek, hem Kuran-ı Kerimin ayetleri hem de Peygamberimizin hadisleri vasıtasıyla Rabbimizi tanımayı ve hayatını bu iman üzere yaşamayı zorunlu kılar. Allaha iman, müminin hayatına anlam katar, fikir ve kararlarına yön verir, canlı-cansız bütün varlıklarla ilişkilerini etkiler. Bu sebeple müminin dilinden dökülen ve yüreğinde kök salan iman, aslında yeryüzünde iyiliğin teminatıdır.
Değerli Müslümanlar!
Allaha iman eden insan, her işinde Rabbinin rızasını gözetir. Ailesinin, akrabalarının, komşularının ve yanında çalışanların haklarını korur. Sorumluluk üstlendiği her işi, emanet bilinciyle yerine getirir.
Allaha iman eden insan, zerre kadar da olsa hayrın ve şerrin mutlaka bir karşılığı olduğunu bilir. Ahiretini dünyaya değişmez, hesabı verilebilir bir hayat sürer.
Allaha iman eden insan, kaba ve zorba olamaz. Aksine bütün işlerinde istişareye önem verir. Merhameti ve şefkati ilke edinir.
Allaha iman eden mümin, vatanına ve milletine, dinine ve değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Malından hatta canından vazgeçer, ancak mukaddesatından asla vazgeçmez.
Aziz Müminler!
Allaha iman, bizleri dünyada istikamete erdirecek, ahirette ise cennete ulaştıracak sağlam bir kılavuzdur. Rabbimize olan imanımız, kul olarak en değerli hazinemizdir. Allaha iman ile bir ömür geçirmek, amelini imanına yoldaş eylemek, son nefeste iman ile çene kapamak ve ardında imanlı nesiller bırakmak hepimizin niyazıdır.
Hutbemi Hz. İbrahimin Kuran-ı Kerimde yer alan şu sözleriyle bitiriyorum: O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Beni yediren ve içirendir. Hastalandığım zaman bana şifa verendir. Canımı alacak olan, sonra beni yeniden diriltecek olandır. Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum yine Odur.[4]
Tek Allah'a iman edilmesi gerektiğini hutbede okuduğu için 60 bin küsür imama deli gömleği dikmeye başlamak lazım bir an evvel.