digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Toplumunun çoğunluğu müslüman olan bir ülkede insanları insanları islama davet eden adamın akıl sağlığından şüphe etmeyeceksiniz de ne yapacaksınız. İlgi çekmeye çalışıyor. Ve ilgi çekmek için reddedilemeyecek bir konu bulmuş ve muhtemelen insanların kafasını ütülüyor. Demek ki insanları şikayet etmelerine neden olacak kadar taciz etmiş. Birileri kendisini dinlesin istiyor bu yüzden de kendine dini bir araç olarak kullanıyor. Oraya gelenlerin %99'u müslüman zaten. Tek tanrıya inanmak gerektiğini müslümanlara tebliğ etmek akıl sağlığı yerinde bir adamın yapacağı bir iş değil.
Sinekten yağ çıkarmış onu öğrendik.

Geçen aylarda bir haber vardı. Sanırım İstanbul da bir adam sürekli esnafı ve vatandaşı taciz ediyor, tehdit ediyor, malına zarar veriyordu. Ama ne hikmetse karakola gidip geri çıkıyordu. Böyle milletin malına, ırzına tasallut olanlar deli gömleği giymiyor da kendince bir şeyler anlatmaya çalışan, cana, mala, ırza zarar vermeyen adama mı gömlek biçiliyor?

Rahatsız oluyorsan dinlemez çeker gidersin. Ama demek ki birileri anlattığı şeylerden ciddi rahatsız olmuş o yüzden şikayet etmiş.

Son olarak; Tek tanrıya inanmak gerektiğini müslümanlara tebliğ etmek akıl sağlığı yerinde bir adamın yapacağı bir iş değil. demişsiniz. Her cuma hutbesinde hoca minbere çıktığında hutbede Allah'a iman konusu işleniyor.

Örnek bir hutbe.

Aziz Müminler!
Hutbeme başlarken okuduğum İhlâs suresinde Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “De ki: O Allah’tır, bir tektir. Allah Samed’dir; her şey O’na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir. Kimseyi doğurmamış ve kimseden doğmamıştır. Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Kim kalbinden tasdik ederek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şehâdet ederse Allah ona cehennemi haram kılar.”[2]
Muhterem Müslümanlar!
Allah Teâlâ, âlemlerin Rabbidir. Her türlü hamd ve sena, kudret ve azamet, yücelik ve üstünlük O’na mahsustur. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Rabbimiz, mutlak güç ve sonsuz hikmet sahibidir. Ölümü ve hayatı var eden, mülkü ve makamı lütfeden, dilediğini yücelten, dilediğini alçaltan O’dur. Yaratan ve yaratmaya devam eden O’dur. Yaşatan ve rızık veren, doyuran ve koruyan O’dur. Hayatın her alanına ve her anına hükmeden, idare eden, yöneten yalnızca O’dur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Göklerde ve yerde bulunanların hepsi O’na muhtaçtır. O her an yaratma halindedir.”[3]
Kıymetli Müminler!
Allah’a iman, İslam’la şereflenmenin ilk şartıdır. Allah’ın varlığına, birliğine, eşi, benzeri ve ortağı olmadığına inanmak, yani tevhidi kabul etmek, iman esaslarının temelidir. Bizi yoktan yaratan ve sayısız nimetiyle yaşatan Rabbimizin üzerimizdeki en büyük hakkı, O’na iman etmemizdir.
Muhterem Müminler!
Allah’a iman, O’nun görevlendirdiği Peygambere ve gönderdiği Kitab’a uymayı, çizdiği sınırlara ve verdiği hükümlere teslim olmayı gerektirir. Mümin, Allah’a iman etmeyi sadece bir sözden ibaret görmez. Aksine Allah’a iman etmek, hem Kur’an-ı Kerim’in ayetleri hem de Peygamberimizin hadisleri vasıtasıyla Rabbimizi tanımayı ve hayatını bu iman üzere yaşamayı zorunlu kılar. Allah’a iman, müminin hayatına anlam katar, fikir ve kararlarına yön verir, canlı-cansız bütün varlıklarla ilişkilerini etkiler. Bu sebeple müminin dilinden dökülen ve yüreğinde kök salan iman, aslında yeryüzünde iyiliğin teminatıdır.
Değerli Müslümanlar!
Allah’a iman eden insan, her işinde Rabbinin rızasını gözetir. Ailesinin, akrabalarının, komşularının ve yanında çalışanların haklarını korur. Sorumluluk üstlendiği her işi, emanet bilinciyle yerine getirir.
Allah’a iman eden insan, zerre kadar da olsa hayrın ve şerrin mutlaka bir karşılığı olduğunu bilir. Ahiretini dünyaya değişmez, hesabı verilebilir bir hayat sürer.
Allah’a iman eden insan, kaba ve zorba olamaz. Aksine bütün işlerinde istişareye önem verir. Merhameti ve şefkati ilke edinir.
Allah’a iman eden mümin, vatanına ve milletine, dinine ve değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Malından hatta canından vazgeçer, ancak mukaddesatından asla vazgeçmez.
Aziz Müminler!
Allah’a iman, bizleri dünyada istikamete erdirecek, ahirette ise cennete ulaştıracak sağlam bir kılavuzdur. Rabbimize olan imanımız, kul olarak en değerli hazinemizdir. Allah’a iman ile bir ömür geçirmek, amelini imanına yoldaş eylemek, son nefeste iman ile çene kapamak ve ardında imanlı nesiller bırakmak hepimizin niyazıdır.
Hutbemi Hz. İbrahim’in Kur’an-ı Kerim’de yer alan şu sözleriyle bitiriyorum: “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Beni yediren ve içirendir. Hastalandığım zaman bana şifa verendir. Canımı alacak olan, sonra beni yeniden diriltecek olandır. Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum yine O’dur.”[4]

Tek Allah'a iman edilmesi gerektiğini hutbede okuduğu için 60 bin küsür imama deli gömleği dikmeye başlamak lazım bir an evvel.