• 20-02-2020, 01:49:28
    #37
    Üyeliği durduruldu
    Laniakea adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ölümden korkmuyorum. Hiç bir dine ve tanrıya inanmıyorum. İyi akşamlar bol çalışmalar.
    nutkum tutuldu ne yazım bilemedim allah (cc) BİLESİNKİ tektir tek ilahtır
    1 defa olsun camii ye gittinse be bir defa bu haram dedinse inanclısın demediysen ALLAH TEZ ZAMANDA SENİN KALBİNE İMAN ihsan etlesin.
    ne üzücü durum üzüldüm adınıza.
  • 20-02-2020, 02:03:09
    #38
    netkure adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    nutkum tutuldu ne yazım bilemedim allah (cc) BİLESİNKİ tektir tek ilahtır
    1 defa olsun camii ye gittinse be bir defa bu haram dedinse inanclısın demediysen ALLAH TEZ ZAMANDA SENİN KALBİNE İMAN ihsan etlesin.
    ne üzücü durum üzüldüm adınıza.
    Hocam insanı hayvanlardan ayıran şey iradedir. Kendi iradesi olması neye istiyorsa ona inanma ya da inanmama arasında tercih yapma kabiliyetini kazandırır. Dolayısıyla üzülecek durum yok bana göre ötesi misyonerliğe girer.
  • 20-02-2020, 02:13:36
    #39
    Orhan_GUNGOR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Var oluş ve yok oluş bilimseldir. Diğer türlü anlatımlar inanca girer ve doğruluğu kesin değildir. Sadece bu cümleye katılmıyorum. Çünkü tek sorgulamadığım şey sahip olduğum inanç ve şartsız koşulsuz mutlak doğru olarak kabul ederim. Beni güçlü kılar ve tutunacak dalım olduğu için mutlu eder.
    Sorgulanan fikirler her sorguda aynı sonucu veriyorsa doğrudur. Ben sorgulayamadığım şeylere inanmam.

    İyi forumlar.

    netkure adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    nutkum tutuldu ne yazım bilemedim allah (cc) BİLESİNKİ tektir tek ilahtır
    1 defa olsun camii ye gittinse be bir defa bu haram dedinse inanclısın demediysen ALLAH TEZ ZAMANDA SENİN KALBİNE İMAN ihsan etlesin.
    ne üzücü durum üzüldüm adınıza.
    Yaptığınız hiç hoş değil.
  • 20-02-2020, 03:09:32
    #40
    Üyeliği durduruldu
    cc ALLAH melekleri özgür iradesiz insanları özgür iradeli yarattı ki bu kullarım benim varlığımı benimseyecekmi ve iradesinde benim yoluma gelecekmi onun yolunu anlatan alimler sahabeler peygamberler önderler hep gelmiş ve göndermiştir

    ŞU AYETTE
    “Melâike gibi zîşuur olanların, yalnız cüz-i ihtiyarıyla cüzî, icatsız, kesb denilen bir nevi hizmet-i fıtriye ve amelî bir nevi ubudiyetten başka ellerinde yoktur.” (bk. Şualar, On Birinci Şua, On Birinci Mesele)

    İnkârın cezası ahirette ebedi cehennemdir

    “Kim de Allah’a ve Resulüne isyan eder ve O’nun hududunu aşarsa, (Allah) onu içinde ebedî olarak kalıcı olduğu bir ateşe koyar ve onun için aşağılayıcı bir azap vardır!” (Nisa, 14)

    yukarıda ben kötü bir cümle kurmadım yanlış düşüncede olduğu icin yazdım ve allaha yalvardım dua ettim
  • 20-02-2020, 03:17:05
    #41
    Misafir
    netkure adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    nutkum tutuldu ne yazım bilemedim allah (cc) BİLESİNKİ tektir tek ilahtır
    1 defa olsun camii ye gittinse be bir defa bu haram dedinse inanclısın demediysen ALLAH TEZ ZAMANDA SENİN KALBİNE İMAN ihsan etlesin.
    ne üzücü durum üzüldüm adınıza.
    Siz cennette kolunuza altın bileziği takın ve ipek elbiseyi giyin hatta yanınıza 72 tane huriyi alın keyfinize bakın. Bunlar size mantıklı geliyorsa zaten tartışıp vakit kaybetmeye gerek yok.

    Çünkü bu sitede dini tartışma içerisine artık girmiyorum.





    Mesajımı da lütfen alintilamayin.
    • ASIR
    ASIR bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 20-02-2020, 03:34:24
    #42
    Browland adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yorumunuz için teşekkür ederim. Benim korkum kendim için değil, sevdiklerim için zaten.

    Fiziksel olarak mevcut bedenin ölmemesi için dna yapımızda değişiklik yapılması gerekiyor. Şuan mevcut dnamız dünyanın sahip olduğu çekimsel kuvvet ile alakalıdır. Yani dünyanın çekim gücü ve kendi ekseni etrafındaki dönme hızı yaşam süremizi belirliyor. Dna mızın gelişmişlik düzeyi bu süreyi uzatabilir veya azaltabilir.

    Örneğin,

    Dünyadan yaklaşık olarak 10 kat daha büyük bir gezegende 10 dünya yılı ile 1 yılına tekabül eden bir canlı bizim dünyamızda bizden 10 kat daha uzun ömürlü olacaktır. Ancak bizim dünyamızın çekim kuvveti mevcut kişiyi sürekli dönüşüme zorlayacak nitekim dünya üzerinde doğan her yeni nesil biraz daha kısa süre yaşayacak, bir süre sonra bize eşit olacaktır.

    Aynı şekilde bizim dünyamızda yaşamaya çalışan kişi mevcut çekim gücünün az olmasından dolayı fiziksel sorunlar yaşayacak, kemikleri uzayacak ve kısa sürede ölecektir. Bunu önlemek için kendi gezegenindeki yaşam şartlarını sağlayacak özel kabinlere ihtiyaç duyacaktır.

    Bir başka örnek olarak dünya atmosferi dışında çalışan astronotlarda da fiziksel bazı rahatsızlıklar olur, dünyaya döndüklerinde fizik tedavisi alırlar.

    Bu bilimsel gerçekler bize bazı ispatları gösterir.

    Var oluş ve yok oluş bilimseldir. Diğer türlü anlatımlar inanca girer ve doğruluğu kesin değildir.

    Bir önceki yorumumda ölüme çare bulmak için ufak bir ipucu verdim. Bazılarına bilim kurgu gibi gelebilir. Yakın tarihte zaten olacak konular bunlar.

    Çoğunuz ilk klonlanan dolly adlı koyunu bilir. Atası ile bire birdir. Çok uzak değil, bilnç, hafıza ya da ne dersek diyelim klonlama ve aktarım teknolojisini de öğreneceğiz.(zaten var ama henüz keşfetmedik, bilimsel olarak nano düzeyde evrende klonlama var. En basit örneği de mitoz bölünmedir, bilmeyen araştırabilir. )

    İkinci yol ise yapay beden üretimi (bu gün zaten bir çok organ üretiliyor yapay olarak). Yapay olarak üretilen bedene ana bedenden bilincin aktarılmasıdır.

    Üçüncü yol ise aynı atmosfer basıncı altında aynı çekim gücünde yaşlanmaya neden olan genleri değiştirmektir.

    Her ne kadar çoğu kişiye bilim kurgu gibi gelse de ve bilim kurgu filmlerinden alıntı gibi düşünseler de, bilim dünyasındaki gelişmeleri takip etmediklerindendir.

    Tabi burada bazı kişilerin aklına ölümsüz olursak dünya nüfusu artmaz mı diyebilir.

    Çoğalmamız biyolojiktir. Uzun ömürlü olursak çoğalma ihtiyacı duymayız.
    ancak bilinç aktarımı, yapay beden ya da genlerin değiştirilmesi yöntemleri ile yaşlanmaya bağlı olarak hücre ölümü yaşayan bedene karşı konulabilecek tabi değil mi? Kaza v.b. durumlarda gerçekleşen beyin ölümleri geri döndürülebilir mi sizce?
  • 20-02-2020, 03:36:52
    #43
    Çocukken 5-6 yaşlarında ölümden çok korkardım. Çünkü ahiret nedir bilmiyordum. Geceleri sürekli ölüm aklıma geliyordu. İnsanların boşa yaşadığını ve ölünce yok olup gittiklerini falan düşünüyordum ve çok saçma geliyordu. (Yalnız bu kısımda ateistlerin nasıl bir düşünce ve azap içinde olduklarını anlamış oldum. ( İnanmamakta özgürler kendi iradeleri sonuçta))


    Sonra yaş ilerleyip bilgilendikçe , gerçeği görüp anlamlandırmak zor olmadı. Özellikle üniversite döneminde içinde bulunduğum cemaat ufkumu bir hayli genişletti . Artık ölümden korkmuyorum.

    Sadece içinde bulunduğumuz sınavı kaybetme korkusu var , Verdiğimiz sözü yerine getirememe korkusu var.
  • 20-02-2020, 04:33:55
    #44
    Üyeliği durduruldu
    Angelicakaka adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Konu boyunca yazdıklarınızı okudum. Hemen hepsine de hak verdim yalnız şu da bir gerçek ki; ahiret inancı olan kimseler ile ahiret inancı olmayan kişiler arasındaki ölüme bakış açısıyla alakalı en temel ve önemli farklardan biri de tam olarak bu bahsettiğiniz bence. Siz ölümü sevdiklerinizi bir daha görememek olarak kabul ederken diğer yandan ahirete inanan kişiler; ölümün biyolojik ölüm ile birlikte kişinin bilincini de tamamen yitirmesine sebebiyet veren bir olgu olarak görmüyorlar ve sevdiklerini sonsuza dek kaybettiklerini bir daha asla göremeyeceklerini düşünmüyorlar. Bilakis sevdikleri ile sonsuzlukta buluşacaklarına inanıyorlar ve bu açıdan da dindarlık + kadercilik bence son derece rahatlatıcı bir şey.

    Diğer taraftan da aslında mantıken ahiret inancı olmayan kişilerin de korkmaması lazım. Yani en azından kendi ölümlerinden korkmamaları lazım çünkü beynin ve dolayısıyla bilincin tamamen ve sonsuza dek kapanması sonucu hafıza, acı gibi şeylerden de söz edemeyeceğimize göre, korkacak bir şey de yok diyebiliriz o yüzden benim fikrimce ölümden korkmak dindarlıkla ya da inançlı olmamakla ilgili olmaktan ziyade kişinin karakter yapısı ile doğrudan bağlantılı.

    Yani aslında sizinle çoğunlukla aynı fikirdeyim. Dindar olmakla ya da olmamakla çok da alakası yok.

    "Dip not: ölüm biyolojik bir olaydır, dinsel değil. İleri de ölüme çare bulunabilir."

    Şu cümlenizle ilgili olarak da; ben de teorik olarak mümkün olduğuna inanıyorum ve aynı şekilde ölümden çok korkan bir insan olarak mümkün kılındığını görmeyi de çok isterdim ama şahsi fikrim tahrip edici gücün evrim hızı, tamir edici bilim ve teknolojinin gelişim hızından bir kaç tık ileride gidiyor dünyanın dengesinde. Dolayısıyla insanlar ölüme çare bulamadan önce, insanlık ırkının yok olması bana olası geliyor ya da önümüzdeki yüzyıllar hatta bin yıllar boyunca daha aynı ya da benzer döngüyle devam etmesi.. Kısacası teorik olarak katılsam da pratikte çok mümkün olmadığını ya da en azından yakın bir zamanda beklememiz gerektiğini düşünüyorum. En azından çarenin bir insan tarafından bulunmasını beklememiz diyim Geçen gün bir başka konuda şu an kullanıcı adını hatırlayamadığım bir arkadaş demişti ki; "nasıl ki insanlar bilinç açısından hayvan ve bitkilerden üstün olmasına rağmen hayvan ve bitkilerin bunu farketmeye yetecek bilinçleri yoksa, evrende insan ırkından daha gelişmiş ve daha üstün bilince sahip varlıklar olabilir ve biz bunun farkında olmayabiliriz" Arkadaşın söylediği şey çok mantıklıydı bence. Belki de birileri ölüme çare bulmuşlardır bile çoktan ama insan ırkına sunulacak olursa ekolojik denge bozulur diye müdahalede bulunmuyorlardır. Kim bilir
    Angelicakaka adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    ancak bilinç aktarımı, yapay beden ya da genlerin değiştirilmesi yöntemleri ile yaşlanmaya bağlı olarak hücre ölümü yaşayan bedene karşı konulabilecek tabi değil mi? Kaza v.b. durumlarda gerçekleşen beyin ölümleri geri döndürülebilir mi sizce?
    Yazdıklarınızı baştan sona okudum görüşünüze saygı duyuyorum fakat dindarlık ve kadercilik insanı rahatlatır gibisinden bir cümle kurmuşsunuz durum ne yazık ki öyle değil dine rahatlama açısından bakan taraf genellikle inançsız kesim oluyor yani demek istediğim müslüman olan birisi dine doğrudan cenneti istediği için, inançsızların tabiriyle hurilerle olmak için inanmıyor inandığı dinin yaratıcısı olan Tanrı'nın rızasını kazanmak amacıyla inanıyor. Bu saçma tabirleri çıkaran da genellikle ateist veya apateist arkadaşlar oluyor ve tekrar söylüyorum islamiyette böyle bir gaye yok bu algıyı oluşturanlar tamamen bu şahıslar. Ha bu şekilde yaşayanlarda varmıdır vardır belki fakat şöyle bir söz var yanlış olan islamiyet değil islamiyeti kendi kafasınca yaşayanlar. Tekrardan toparlayacak olursam islamiyette temel hedef bir şeyi kazanmak değil düzgün yaşayıp bunun karşısında mükafatlandırmak olarak ifade edilir.

    Dini es geçip inançsızlık ve psikoloji meselesine gelirsek bir yaratıcının olmaması, rastgele bir şekilde bu dünyada oluşumuz, ölümden sonrasında ne olacağının belirsiz olması insanın psikolojisini doğrudan doğruya etkiler. Ben hiçbir yaratıcıya inanmıyorum fakat ölüm de umrumda değil dünyadan vazgeçmiş modunda takılan arkadaşların da psikolojisinin normal olmadığı acı bir gerçek zannımca.

    Konuyu dinlere getirmeden önce Dünya'nın oluşumundan günümüze incelenecek pek çok mesele var ilk olarak bunlardan başlayarak doğru yolu bulmak gerekir her şeyden önce bir Tanrı var mı yok mu sorusuna kafamızda cevap getirmeliyiz. Son olarak ölümsüzlük bulunması gibi hayaller içerisinde yaşamakta bana fazla hayalperest geliyor çünkü her şeyden önce içerisinde yaşadığımız dünya dahi ölümlü bu dünyanın da bir sonu olacağı bugünden bile belli yani kesin. Ha buna da başka gezegenlerin keşfiyle orada ölümsüz bir şekilde hayat süreriz gibisinden cevap veren olabilir ama bunlar gerçekten çok filmsel durumlar ki zaten o günler yaşansa dahi bizim görmeyeceğimiz kesin.

    Peki son olarak bir soru ben yönelteyim ölümden sonrası için.. Ölümden sonra ne olacağız sorusuna çokça doğmadan önce neysek o olacağız yanıtını aldım peki doğmadan öncesinde neysek o olacaksak tekrar dünyaya gelmeyeceğimizin garantisini kim sunabilir bana?
  • 20-02-2020, 04:54:45
    #45
    Clareno adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yazdıklarınızı baştan sona okudum görüşünüze saygı duyuyorum fakat dindarlık ve kadercilik insanı rahatlatır gibisinden bir cümle kurmuşsunuz durum ne yazık ki öyle değil dine rahatlama açısından bakan taraf genellikle inançsız kesim oluyor yani demek istediğim müslüman olan birisi dine doğrudan cenneti istediği için, inançsızların tabiriyle hurilerle olmak için inanmıyor inandığı dinin yaratıcısı olan Tanrı'nın rızasını kazanmak amacıyla inanıyor. Bu saçma tabirleri çıkaran da genellikle ateist veya apateist arkadaşlar oluyor ve tekrar söylüyorum islamiyette böyle bir gaye yok bu algıyı oluşturanlar tamamen bu şahıslar. Ha bu şekilde yaşayanlarda varmıdır vardır belki fakat şöyle bir söz var yanlış olan islamiyet değil islamiyeti kendi kafasınca yaşayanlar. Tekrardan toparlayacak olursam islamiyette temel hedef bir şeyi kazanmak değil düzgün yaşayıp bunun karşısında mükafatlandırmak olarak ifade edilir.

    Dini es geçip inançsızlık ve psikoloji meselesine gelirsek bir yaratıcının olmaması, rastgele bir şekilde bu dünyada oluşumuz, ölümden sonrasında ne olacağının belirsiz olması insanın psikolojisini doğrudan doğruya etkiler. Ben hiçbir yaratıcıya inanmıyorum fakat ölüm de umrumda değil dünyadan vazgeçmiş modunda takılan arkadaşların da psikolojisinin normal olmadığı acı bir gerçek zannımca.

    Konuyu dinlere getirmeden önce Dünya'nın oluşumundan günümüze incelenecek pek çok mesele var ilk olarak bunlardan başlayarak doğru yolu bulmak gerekir her şeyden önce bir Tanrı var mı yok mu sorusuna kafamızda cevap getirmeliyiz. Son olarak ölümsüzlük bulunması gibi hayaller içerisinde yaşamakta bana fazla hayalperest geliyor çünkü her şeyden önce içerisinde yaşadığımız dünya dahi ölümlü bu dünyanın da bir sonu olacağı bugünden bile belli yani kesin. Ha buna da başka gezegenlerin keşfiyle orada ölümsüz bir şekilde hayat süreriz gibisinden cevap veren olabilir ama bunlar gerçekten çok filmsel durumlar ki zaten o günler yaşansa dahi bizim görmeyeceğimiz kesin.

    Peki son olarak bir soru ben yönelteyim ölümden sonrası için.. Ölümden sonra ne olacağız sorusuna çokça doğmadan önce neysek o olacağız yanıtını aldım peki doğmadan öncesinde neysek o olacaksak tekrar dünyaya gelmeyeceğimizin garantisini kim sunabilir bana?
    mesajınız için teşekkürler. Kısmen katılıyorum. Katılmadığım pek çok kısmı da var tabi ancak fikirlerim kendi vizyonum ve bilgim kadar ve uzun tartışmalara yetecek bilgim yok o yüzden katılıp katılmadığım kısımları tartışmak yerine öncelikli olarak ben yanlış anlaşıldığım kısma açıklık getirmek istiyorum.

    Ben kişilerin ölüm korkusunu yenmek ve rahatlama sağlamak amacıyla inançlı olduklarını iddia etmedim. Zaten aksi son derece şuursuz bir hareket olurdu. Sizin de söylediğiniz gibi tamamen oportunist olarak yaklaşarak inanan ya da inanmaya çalışan, inandığını iddia eden kişiler de elbette var olsalar da İslam dini ya da diğer dinler farketmeksizin, inançlı kişilerin elbette ki sadece bu amaçla inandıklarını düşünmüyorum ancak inanmak - inanılan şeyin doğruluğu ya da gerçekliğinden bağımsız olmak üzere - kesinlikle rahatlatıcı bir şey. Ben inançsız kesimdenim. Daha doğrusu inandığım şeyin Semavi ve İlahi dinlerde kabul gören şeylerle ilgisi yok diyim ancak yine de insanların tamamen çıkarcılık uğruna inandıkları düşüncesine de sahip değilim. Söylediğim sadece ister çıkarcılık uğruna olsun, ister Allah rızasını kazanmak için olsun, ister sorgulamadan tamamen kültürünün bir parçası olduğu için inanıyor olsun, isterse gözüyle gördüklerine dayalı çıkarımları ile inanıyor olsun, inançlı olmanın insana bir rahatlık hissi sağladığı.

    Yani aslında temel olarak sizinle aynı şeyi söylüyoruz. Sizin rastgele diye tabir ettiğiniz yaşam formu - bilimin başka açıklamaları olmakla birlikte, adı evrim olsun, x olsun y olsun - sonuçta ekolojik dengenin bir parçası olarak dünyaya gelmekten, hayatta kalmaya çalışmaktan ve en azından şu andaki teknoloji ile belirli bir zaman içerisinde her şekilde yok olmakla son bulan bir döngüden ibaret ve hayvanlardan farklı olarak bilinci olan ve yaşamdaki amacı sadece hayatta kalmak olmayan ve yaşamaktan zevk alan insan ırkı için de bu döngünün önemsiz ve ölümlü bir parçası olmak bence korkutucu bir şey. Kendi adıma konuşmak gerekirse en azından benim için korkutucu ancak korkuyor olmam, aklımın ve mantığımın almadığı ve kabul edemediği şeylere inanmamı sağlamıyor ki sizin de hem fikir olacağınız üzere sağlamamalı da zaten. Yineliyorum ki inananların tümü bu sebepten yani korkudan inanıyorlar demiyorum asla.. Tamamen farklı bir şeyden bahsediyorum.