Yazdıklarınızı baştan sona okudum görüşünüze saygı duyuyorum fakat dindarlık ve kadercilik insanı rahatlatır gibisinden bir cümle kurmuşsunuz durum ne yazık ki öyle değil dine rahatlama açısından bakan taraf genellikle inançsız kesim oluyor yani demek istediğim müslüman olan birisi dine doğrudan cenneti istediği için, inançsızların tabiriyle hurilerle olmak için inanmıyor inandığı dinin yaratıcısı olan Tanrı'nın rızasını kazanmak amacıyla inanıyor. Bu saçma tabirleri çıkaran da genellikle ateist veya apateist arkadaşlar oluyor ve tekrar söylüyorum islamiyette böyle bir gaye yok bu algıyı oluşturanlar tamamen bu şahıslar. Ha bu şekilde yaşayanlarda varmıdır vardır belki fakat şöyle bir söz var yanlış olan islamiyet değil islamiyeti kendi kafasınca yaşayanlar. Tekrardan toparlayacak olursam islamiyette temel hedef bir şeyi kazanmak değil düzgün yaşayıp bunun karşısında mükafatlandırmak olarak ifade edilir.
Dini es geçip inançsızlık ve psikoloji meselesine gelirsek bir yaratıcının olmaması, rastgele bir şekilde bu dünyada oluşumuz, ölümden sonrasında ne olacağının belirsiz olması insanın psikolojisini doğrudan doğruya etkiler. Ben hiçbir yaratıcıya inanmıyorum fakat ölüm de umrumda değil dünyadan vazgeçmiş modunda takılan arkadaşların da psikolojisinin normal olmadığı acı bir gerçek zannımca.
Konuyu dinlere getirmeden önce Dünya'nın oluşumundan günümüze incelenecek pek çok mesele var ilk olarak bunlardan başlayarak doğru yolu bulmak gerekir her şeyden önce bir Tanrı var mı yok mu sorusuna kafamızda cevap getirmeliyiz. Son olarak ölümsüzlük bulunması gibi hayaller içerisinde yaşamakta bana fazla hayalperest geliyor çünkü her şeyden önce içerisinde yaşadığımız dünya dahi ölümlü bu dünyanın da bir sonu olacağı bugünden bile belli yani kesin. Ha buna da başka gezegenlerin keşfiyle orada ölümsüz bir şekilde hayat süreriz gibisinden cevap veren olabilir ama bunlar gerçekten çok filmsel durumlar ki zaten o günler yaşansa dahi bizim görmeyeceğimiz kesin.
Peki son olarak bir soru ben yönelteyim ölümden sonrası için.. Ölümden sonra ne olacağız sorusuna çokça doğmadan önce neysek o olacağız yanıtını aldım peki doğmadan öncesinde neysek o olacaksak tekrar dünyaya gelmeyeceğimizin garantisini kim sunabilir bana?
mesajınız için teşekkürler. Kısmen katılıyorum. Katılmadığım pek çok kısmı da var tabi ancak fikirlerim kendi vizyonum ve bilgim kadar ve uzun tartışmalara yetecek bilgim yok o yüzden katılıp katılmadığım kısımları tartışmak yerine öncelikli olarak ben yanlış anlaşıldığım kısma açıklık getirmek istiyorum.
Ben kişilerin ölüm korkusunu yenmek ve rahatlama sağlamak amacıyla inançlı olduklarını iddia etmedim. Zaten aksi son derece şuursuz bir hareket olurdu. Sizin de söylediğiniz gibi tamamen oportunist olarak yaklaşarak inanan ya da inanmaya çalışan, inandığını iddia eden kişiler de elbette var olsalar da İslam dini ya da diğer dinler farketmeksizin, inançlı kişilerin elbette ki sadece bu amaçla inandıklarını düşünmüyorum ancak inanmak - inanılan şeyin doğruluğu ya da gerçekliğinden bağımsız olmak üzere - kesinlikle rahatlatıcı bir şey. Ben inançsız kesimdenim. Daha doğrusu inandığım şeyin Semavi ve İlahi dinlerde kabul gören şeylerle ilgisi yok diyim ancak yine de insanların tamamen çıkarcılık uğruna inandıkları düşüncesine de sahip değilim. Söylediğim sadece ister çıkarcılık uğruna olsun, ister Allah rızasını kazanmak için olsun, ister sorgulamadan tamamen kültürünün bir parçası olduğu için inanıyor olsun, isterse gözüyle gördüklerine dayalı çıkarımları ile inanıyor olsun, inançlı olmanın insana bir rahatlık hissi sağladığı.
Yani aslında temel olarak sizinle aynı şeyi söylüyoruz. Sizin rastgele diye tabir ettiğiniz yaşam formu - bilimin başka açıklamaları olmakla birlikte, adı evrim olsun, x olsun y olsun - sonuçta ekolojik dengenin bir parçası olarak dünyaya gelmekten, hayatta kalmaya çalışmaktan ve en azından şu andaki teknoloji ile belirli bir zaman içerisinde her şekilde yok olmakla son bulan bir döngüden ibaret ve hayvanlardan farklı olarak bilinci olan ve yaşamdaki amacı sadece hayatta kalmak olmayan ve yaşamaktan zevk alan insan ırkı için de bu döngünün önemsiz ve ölümlü bir parçası olmak bence korkutucu bir şey. Kendi adıma konuşmak gerekirse en azından benim için korkutucu ancak korkuyor olmam, aklımın ve mantığımın almadığı ve kabul edemediği şeylere inanmamı sağlamıyor ki sizin de hem fikir olacağınız üzere sağlamamalı da zaten. Yineliyorum ki inananların tümü bu sebepten yani korkudan inanıyorlar demiyorum asla.. Tamamen farklı bir şeyden bahsediyorum.