Konu boyunca yazdıklarınızı okudum. Hemen hepsine de hak verdim yalnız şu da bir gerçek ki; ahiret inancı olan kimseler ile ahiret inancı olmayan kişiler arasındaki ölüme bakış açısıyla alakalı en temel ve önemli farklardan biri de tam olarak bu bahsettiğiniz bence. Siz ölümü sevdiklerinizi bir daha görememek olarak kabul ederken diğer yandan ahirete inanan kişiler; ölümün biyolojik ölüm ile birlikte kişinin bilincini de tamamen yitirmesine sebebiyet veren bir olgu olarak görmüyorlar ve sevdiklerini sonsuza dek kaybettiklerini bir daha asla göremeyeceklerini düşünmüyorlar. Bilakis sevdikleri ile sonsuzlukta buluşacaklarına inanıyorlar ve bu açıdan da dindarlık + kadercilik bence son derece rahatlatıcı bir şey.
Diğer taraftan da aslında mantıken ahiret inancı olmayan kişilerin de korkmaması lazım. Yani en azından kendi ölümlerinden korkmamaları lazım çünkü beynin ve dolayısıyla bilincin tamamen ve sonsuza dek kapanması sonucu hafıza, acı gibi şeylerden de söz edemeyeceğimize göre, korkacak bir şey de yok diyebiliriz o yüzden benim fikrimce ölümden korkmak dindarlıkla ya da inançlı olmamakla ilgili olmaktan ziyade kişinin karakter yapısı ile doğrudan bağlantılı.
Yani aslında sizinle çoğunlukla aynı fikirdeyim. Dindar olmakla ya da olmamakla çok da alakası yok.
"Dip not: ölüm biyolojik bir olaydır, dinsel değil. İleri de ölüme çare bulunabilir."
Şu cümlenizle ilgili olarak da; ben de teorik olarak mümkün olduğuna inanıyorum ve aynı şekilde ölümden çok korkan bir insan olarak mümkün kılındığını görmeyi de çok isterdim ama şahsi fikrim tahrip edici gücün evrim hızı, tamir edici bilim ve teknolojinin gelişim hızından bir kaç tık ileride gidiyor dünyanın dengesinde. Dolayısıyla insanlar ölüme çare bulamadan önce, insanlık ırkının yok olması bana olası geliyor ya da önümüzdeki yüzyıllar hatta bin yıllar boyunca daha aynı ya da benzer döngüyle devam etmesi.. Kısacası teorik olarak katılsam da pratikte çok mümkün olmadığını ya da en azından yakın bir zamanda beklememiz gerektiğini düşünüyorum. En azından çarenin bir insan tarafından bulunmasını beklememiz diyim

Geçen gün bir başka konuda şu an kullanıcı adını hatırlayamadığım bir arkadaş demişti ki; "nasıl ki insanlar bilinç açısından hayvan ve bitkilerden üstün olmasına rağmen hayvan ve bitkilerin bunu farketmeye yetecek bilinçleri yoksa, evrende insan ırkından daha gelişmiş ve daha üstün bilince sahip varlıklar olabilir ve biz bunun farkında olmayabiliriz" Arkadaşın söylediği şey çok mantıklıydı bence. Belki de birileri ölüme çare bulmuşlardır bile çoktan ama insan ırkına sunulacak olursa ekolojik denge bozulur diye müdahalede bulunmuyorlardır. Kim bilir
ancak bilinç aktarımı, yapay beden ya da genlerin değiştirilmesi yöntemleri ile yaşlanmaya bağlı olarak hücre ölümü yaşayan bedene karşı konulabilecek tabi değil mi? Kaza v.b. durumlarda gerçekleşen beyin ölümleri geri döndürülebilir mi sizce?
Yazdıklarınızı baştan sona okudum görüşünüze saygı duyuyorum fakat dindarlık ve kadercilik insanı rahatlatır gibisinden bir cümle kurmuşsunuz durum ne yazık ki öyle değil dine rahatlama açısından bakan taraf genellikle inançsız kesim oluyor yani demek istediğim müslüman olan birisi dine doğrudan cenneti istediği için, inançsızların tabiriyle hurilerle olmak için inanmıyor inandığı dinin yaratıcısı olan Tanrı'nın rızasını kazanmak amacıyla inanıyor. Bu saçma tabirleri çıkaran da genellikle ateist veya apateist arkadaşlar oluyor ve tekrar söylüyorum islamiyette böyle bir gaye yok bu algıyı oluşturanlar tamamen bu şahıslar. Ha bu şekilde yaşayanlarda varmıdır vardır belki fakat şöyle bir söz var yanlış olan islamiyet değil islamiyeti kendi kafasınca yaşayanlar. Tekrardan toparlayacak olursam islamiyette temel hedef bir şeyi kazanmak değil düzgün yaşayıp bunun karşısında mükafatlandırmak olarak ifade edilir.
Dini es geçip inançsızlık ve psikoloji meselesine gelirsek bir yaratıcının olmaması, rastgele bir şekilde bu dünyada oluşumuz, ölümden sonrasında ne olacağının belirsiz olması insanın psikolojisini doğrudan doğruya etkiler. Ben hiçbir yaratıcıya inanmıyorum fakat ölüm de umrumda değil dünyadan vazgeçmiş modunda takılan arkadaşların da psikolojisinin normal olmadığı acı bir gerçek zannımca.
Konuyu dinlere getirmeden önce Dünya'nın oluşumundan günümüze incelenecek pek çok mesele var ilk olarak bunlardan başlayarak doğru yolu bulmak gerekir her şeyden önce bir Tanrı var mı yok mu sorusuna kafamızda cevap getirmeliyiz. Son olarak ölümsüzlük bulunması gibi hayaller içerisinde yaşamakta bana fazla hayalperest geliyor çünkü her şeyden önce içerisinde yaşadığımız dünya dahi ölümlü bu dünyanın da bir sonu olacağı bugünden bile belli yani kesin. Ha buna da başka gezegenlerin keşfiyle orada ölümsüz bir şekilde hayat süreriz gibisinden cevap veren olabilir ama bunlar gerçekten çok filmsel durumlar ki zaten o günler yaşansa dahi bizim görmeyeceğimiz kesin.
Peki son olarak bir soru ben yönelteyim ölümden sonrası için.. Ölümden sonra ne olacağız sorusuna çokça doğmadan önce neysek o olacağız yanıtını aldım peki doğmadan öncesinde neysek o olacaksak tekrar dünyaya gelmeyeceğimizin garantisini kim sunabilir bana?