• 07-03-2018, 13:07:43
    #28
    İnsanların hal hareketleri ve düşünce yapısı haricin'de yaşadığımız dönemde pek sıkıntı yok. Teknoloji ve insan fazlalığının getirdikleri şeyler bunlar. Fakat Parası olan daha fazla kazanmak istiyor ben bunu anlamıyorum. Bu hayatta alabileceği herşeye sahip olan insan daha fazla paraya neden ihtiyaç duyabilir ki. Bu lafımı 10-20 milyon TL'si olanlara söylemiyorum. Ciddi paraları olanlara söylüyorum.

    Benim düşünce yapım mı acayip insanlar mı acayip anlamıyorum valla. Geçmiş dönemler'dede ülkesi dini haricinde kendi çıkarı için savaşan ve savaş çıkaranlara'da uyuz oluyorum.Arkadaş 1000-1500 yılın'da dünya kadar paran olsa ne olacak parayı harcayacak biryer var sanki.

    Şuanki zamanlar'dada aynı şey Herifin 100 Milyar Doları var daha fazla nasıl kazanırım diye takla atıyor. Savaş çıkaranlar bundan fayda sağlayanlar.O ilaç şirketlerinin arasında dönen pislikler vs
  • 07-03-2018, 15:05:21
    #29
    Üyeliği durduruldu
    Ofisimo adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yazdıklarınızın bir kısmına katılıyorum tamamına katılmıyorum nedenlerini aşağıda yazıyorum,
    Gelişmiş ülkeler olarak bahsettiğimiz ülkeler değilmi yıllardır petrol için, maden için insanları öldüren, ortadoğuda şuan bıle her dakika başı bomba atan. Bu bombaların dünyaya ne kadar zarar verdiğini tahmin ediyorsunuzdur düştüğü yerdekı insan o an ölüyor fakat havaya bıraktığı gazlar bizleri burada süründürüyor.
    Yediğimiz sebzelerin tohumlarını israil satıyor genetik yapısını bozarak ektiğin bir domatesin tohumlarıyla bir sene sonra tekrar yetişmiyor. bunu neden yapıyorlar PARA için yani tekrar satmak için,
    Dünyada en çok suç işlenen ülke abd dir, abd de 1 günde işlenen suç oranı diğer ülkelerde 1 ayda işlenmiyordur bunu araştırabilirsiniz, duvarın arkasını görmeden ön yüzüne aldanmayın.
    Gelişmiş ülke olmaya karşı değilim yalnış anlaşılmasın fakat sadece kendi vatandaşını insan olarak gören ve diğer insanları köle ve ölmeyi hak ediyor olarak niteleyen gelişmiş ülkelerdir, Dünyaya en çok zararı verende onlardır.
    Belki kızacaksınız ancak, insanların kabul etmek istemediği gerçekleri yazıyorum.
    Ek olarak bana katılmanız yada sizi ikna için yazmıyorum, sadece fikrimi belirtiyorum.


    Herkes kendi toplumunu düşünmek zorundadır, diğer insanların hiç bir önemi yoktur.
    Duygusal düşünüyorsunuz, devlet yönetiminde duygulara yer yoktur.

    Kısaca şu şekilde tarif edeyim;
    Adına insanlık dediğimiz bu düzen kurulmamış olsaydı, şu an yaşayan insanların %90'i asla yaşayamazdı.
    Genellikle zayıf insanların şikayet ettiği bu sistem, aslında zayıf insanları koruyor.
    Bu sistem olmasaydı, zayıf insanların genleri, gen havuzundan çoktan temizlenmiş olacaktı.
    Doğada güçlü olan hayatta kalır zayıflar ölmeye mahkumdur.

    Zayıf genlerin, gen havuzundan temizlenmesi gelecek nesillerin garanti altına alınmasıdır.

    Gen havuzu konusunda Adolf Hitler'in geçmişteki yaklaşımlarını, yaptıklarının bu güne olan faydalarını okuyabilirsiniz.

    Farkındaysanız her geçen gün tüm dünyada zeka gerilemesi yaşanıyor, bunun nedenlerinden biri evrim seviyesi düşük, zayıf genlere sahip olan bireylerin üremesine ve gen havuzunda yer almasına izin verilmesindendir.

    ABD'deki suç'dan bahsetmişsiniz yanıt vereyim;
    Doğru İnsandır suç işler. Sorun buna susan devlettir. ABD'de evet suç çok fazla ama cezalar da çok fazla, ve kimseyi kayırmıyorlar.
    Siz ABD hapishanelerindeki insanların durumunu biliyormusunuz? Hepsi biz unutulmuş insanları diyorlar, bir giren bir daha çıkamıyor.(Suça göre değişiyor tabi)

    SUÇ İŞLERSEN SENİN HAYATINI KAYDIRIRIM, SENİ YOK EDERİM DİYOR.

    İsmi lazım değil bazı ülkelerde ise 9 yaşındaki kıza/erkeğe 50 kişi tecavüz ettikten sonra "bir sor neden tecavüz ettik" denilebiliyorsa ve bu kişiler ceza almıyorsa, suçlu 9 yaşındaki kız çoğu çıkıyorsa o ülkede sorun var demektir.
  • 07-03-2018, 16:25:50
    #30
    Üyeliği durduruldu
    bugunun şartlarına iyi diyenler için
    https://gidabilinci.com/suyun-kalite...alite-puanlari

    içecek suyumuz yok gerisini boşverin...
  • 08-03-2018, 13:50:49
    #31
    sedo83 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    bugunun şartlarına iyi diyenler için
    https://gidabilinci.com/suyun-kalite...alite-puanlari

    içecek suyumuz yok gerisini boşverin...
    Maalesef hiç tarih bilmiyorsunuz ve suyun kalite raporu ile temiz su mukayesesi yapıyorsunuz.
    Tarihteki kolera, tifo salgınlarını araştırırsanız modern çağdaki kalite algısı ile kontrol edilen o suları geçmişteki sularla karşılaştırmazdınız.
    İçecek suyun olmadığı zamanları görmek istiyorsanız tarihteki salgın hastalıkları takip etmeniz yeterli.
    Kısacık ömrünüzdeki tüme varımlar ile büyük yargılarda bulunuyorsunuz.
    Bugün içtiği sudan hastalanan insanların sayısı ile geçmişte sudan yayılan salgın hastalıkları bir karşılaştırıverin.
    Tarih bilginiz dedenizin yaşamı ile kısıtlı sanırım. Okumayacağınızı ve sabit fikrinize sıkıca sarılacağınızı biliyorum.
    Ama buyrun bir kaç link.
    1970'teki İstanbul'daki kolera salgını. ve Tarihte İstanbul'daki salgınlar.
    https://www.sabah.com.tr/galeri/yasa...ki_salginlar/6
    Artık bu hastalıklardan insanlar ölmüyorlar.
    Ama bu da sizin için yeterli değil. Siz suların insanları hasta ettiği dönemlerdeki suları tercih ediyorsunuz, bugünkü modern kalite kıstaslarına göre denetlenen kalitesi düşük sulara.
    Difteri, kolera, boğmaca, çocuk felci, çiçek vs...
    Bu hastalıklar hem aşılama ile hem ucuz antibiyotik ve ilaca kolay ulaşım ile hem de sterilizasyon ve temizlikteki gelişme ile yok derecesine kadar azaldılar.
    50 sene önce, 100 sene önce bunlar ölümcül hastalıklardı.
    Ama şükretmesini bilmiyoruz. Bu bir gerçek.
  • 08-03-2018, 14:44:38
    #32
    200 sene önceyi teknolojik karşılaştırma yapıyor hey allahım
  • 08-03-2018, 16:49:54
    #33
    Robotik çağa az kaldı
  • 25-08-2018, 13:38:32
    #34
    cepoyunz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ciddi ciddi dünyanın sonunun gelmesini isteyenlerdenim. Ancak o zaman zengin ve fakir eşit olacak.
    Bir fakir olarak söylemeliyim ki:

    Zengin ile fakirin eşit olabilmesi için fakirlerin daha mantıklı ve verimli çalışmayı, iş kolikliğin nasıl insanı zenginleştirdiğinin farkına varmalı, zenginlerde rekabetin - serbest piyasa ekonomisinin ve hissedarlı - görevlerin, sorumlulukların, kazancın mümkün mertebe yayılımının nasıl daha büyük rekabet ve gelişim doğurduğunun farkına varmalı.

    Zengin tekel olma derdinde halbuki bilmiyor ki paranın miktarı değil önemli olan aynı birim para ile alınabilen en gelişmişi, teknolojiği, yenisi olmadığı sürece kazandığın paradaki sıfırlar anlamsızlaşıyor.

    Fakirde zengin olma derdinde fakat o da bilmiyor ki ilk amaç baştaki sıfır olmayan rakamın yanına rakamlar ekleyebilmenin ilk yolu o rakamları düşünmekten ziyade gelişim, verimlilik, yüksek emek ve yüksek mantık - akıl - gözlem - rasyonellik.

    Para, gelir başarısı. Bir nevi okuldaki bir dersteki sınavdan yüksek not almak gibi bir başarıdır. Doğru zamanda, doğru şekilde, doğru emeği, doğru insanlarla doğru işi yapan yüksek başarı elde ediyor.

    Başarısızlar arasında çok emek gösterip, aklını mantığını kullanıp da başarısız olan yok mudur vardır. Fakat bu sanıldığı kadar yüksek değil. Bir de şu düşünülmemeli. Çalışıyoruz neden refaha eremiyoruz refah yaşam herkesin hakkı. Neden refaha eresin? Sadece sen çalışmıyorsun ki 7-8 milyarlık nüfusta milyarlarca insan çalışıyor. Matrah bir şey değil artık çalışmak.

    Zenginlerin anlamadığı rekabet kavramının önemini şu düşüncem ile paylaşıyorum:

    1960'lardaki 1 milyon dolar, dolar enflasyonu nedeniyle bugünün 6-7 milyon dolarına eşit. Yani bir nevi 1960'larda 1 milyon dolar sahibini, 6 milyon dolar sahibi olarak sayabiliriz bugün geçmişle günümüzü kıyaslayacak olursak.

    1960'larda 6 milyon dolara sahip biri. Bugün 500.000 dolara sahip birinin elde edebildiklerinin çoğunu elde edebiliyor muydu?

    Hayır edemiyordu.

    Ne bilişim, ne sanayi alanında 80'lerden itibaren gelişen ürünlerin çoğu bugünkü haliyle o zaman yoktu. İlkel veya biraz gelişmiş halleri vardı.

    İşte rekabet ve gelişim böyle bir şey.

    1500-1600'lı yıllarda varlıklı insanlar, padişahlar, krallar, vezirler. Belki bugün hesaplayacak olsak sahip oldukları altınlar bugünkü dev holdinglerin kaç misli bireysel servetlere veya toplumun tüm servetine hükmedebilme hakkına sahiptiler.

    Bugün 20.000 doları olan birinin yapabileceği, elde edebileceği bir çok şeyi elde edemiyorlardı.

    Para, gelir önemlidir ama onunla satın alabileceğin şeyler gelişmiş, hızla ilerleyen şeyler olmadıkça anlamı yok.

    Krallar, sultanlar sahip oldukları toprakları ne doğru dürüst tam anlamıyla görebilmişlerdir, görenlerde ömrünü yollarda heba etmiştir. Bugün bir otomobil, bisiklet, motor, uçak ve bir miktar para ile bir çok Sultandan, Kraldan çok daha fazla yer görebiliyorsun.



    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hiç birşey olmayacak.
    Bugünkü dünyanın çok kötü bir yer olduğunu zannediyorsanız sizi 200 sene öncesine gönderelim.
    Orada insanların bir birini düzdüğü bir ekonomik sistem yok, sizi barkodlayan şirketler yok, her yer beton yığını değil, karbon salınımı çok az, trafik yok...

    200 sene önce ingiltere'de şehirliyseniz fabrikalarda günde 16 saat haftasonu izni olmadan, sigorta olmadan, emeklilik olmadan çalışırdınız.
    200 sene önce Osmanlı'da yaşarsanız, yaptığınız 10 çocuktan 5 tanesi 3 yaşına gelmeden hastalanır ölürdü, ilaç kartelleri yoktur ama ilaç da yoktur, hastanede, doktoru da zor bulursun eğer zengin ya da üst düzey memur değilsen.
    200 sene önce Rusya'da yaşıyorsanız sizi düzen bankalar, karteller yoktu ama federal ağalar beyler vardı sizi karın tokluğuna çalıştıran. Üstelik çalışacağın bankayı sen seçebilirsin ya da bankalarla çalışmamayı, ama seni düzecek ağayı beyi seçemezdin.

    İnsanlığın kötüye gittiğini düşünenlerin biraz tarih okumaya ihtiyacı var.
    Dedeleriniz zamanında insanların %99'u doğduğu şehrin köyün dışında çok bir yer görmüyordu.
    50 sene önce bebek ölüm oranları bugünün 100 katıydı.
    1949'a kadar ilaç kartelleri yoktu ama antibiyotik de yoktu insanlar bugün umursamadığınız basit enfeksiyonlardan ölüyorlardı.
    Dünyada ortalama insan ömrü 1950'lere kadar 38 seneydi.
    Bugün emeklilik 60 mı 70 mi onu tartışıyoruz.
    Bugün o ilaç kartellerinin bulduğu ilaçlar ile yaşamını sürdürebilen, o ilaçlar olmadan 1-2 ayda ölecek milyonlarca kronik hasta insan var.
    Bugün ağanın beyin doğuştan marabası değilsin, çalışacağın bankayı şirketi sen seçiyorsun.
    Ortalama geliri olanlar pasaport çıkarıp başka ülkeleri görebiliyorlar.
    Yurt dışına çıkamayanlara internet her tülü bilgiyi, videoyu, bilgiyi cebine getiriyor.
    Trafik yoktu. Ama araç da olmadığı için insanlar evlerinin yürüyüş mesafesi menzili dışında daha uzağa gidemiyorlardı kolay kolay.
    Bu herşey kötüye gidiyor saçmalığına inanmıyorum.
    Eve gidiyorsun, musluğu açınca kombiden sıcak su akıyor.
    50 sene önce her hangi bir köyde eve 50 kilo su taşıyıp, daha önce hazırlayıp, kestiğin odunları yakıp, suyu ısıtıp, banyo yapabilirdin peki bunu günde 2 defa yapabilir miydin?
    Hak hukuk eğitim ucube durumda demiş arkadaş.
    Siz bu hak hukuk eğitim kavramlarının kaç senelik geçmişi var farkında mısınız? 50 sene önceki hak hukuk eğitim, 100 sene önceki hak hukuk eğitim bugünden daha mu iyidi sanıyorsunuz? 100 sene önce Türkiye'nin kağıt üretim kapasitesi neydi? 50 sene önce okullaşma oranı neydi? 30 sene önce kaç üniversite vardı memlekette bugün kaç tane var?

    Şimdi hayat bu kadar kolaylaşmışken, bu kadar hızlanmışken, bu kadar farklı tercihlere alternatifler sunarken, herşey kötüye gidiyor diyorsanız, siz hiç geçmişte insanların neler yaşadığını bilmiyorsunuz demektir.
    +1

    Tıp bilimi denen şey olmasa ben şuan yaşamıyordum veya yaşasamda zihinsel ve fiziksel engelliydim. Tıp + Sağlık Sigortası sistemi sayesinde.

    Gelişim oluyor arkadaşlar çok ciddi bir gelişim oluyor. Bazı insanlar kendisini ve yaşadığı yeri geliştirirken, bazı insanlar kendisine ve çevresine zarar veriyor. Biz zarar verenleri , kötü gerilemeleri göze alarak dünya nereye gidiyor diyoruz. Kötülük eden, yaptığı kötülük ile hayatını kötü bir şekilde sürdürmeyi devam eder. Bunu ilahi anlamda söylemiyorum. Profesyonel anlamda söylüyorum.

    Seçtiğin bir meslek, yaptığın doğru veya kötü bir tercih senin artık zoraki kaderin haline geliyor. Ve o seçtiğin tercihi değiştirebilmek zor olduğundan ne yolda başladıysan o yolda o yolun artıları ve eksileri ile devam ediyorsun.

    Uyuşturucu kartelleri, mafyalar birbirlerini vurmakla geçiyor ömürleri. Meslekleri bu çünkü zamanında birilerini vura vura o konuma geldiler, o yola girdiler. Bir yazılımcı, mesleğini sevsede sevmesede ömrünü kodlar arasında veya algoritmalar arasında geçirecek zamanını. O da mesleğinin kötü ve olumlu etkilerini yaşayacak. Belki gözleri erken bozulacak sürekli bir yerlere uzun süre odaklanıp gözlerini kurutmaya maruz bırakırsa.

    Bilgisayarı belki keyifli kullanamayacak mesleği bilgisayar üzerinde olduğundan işini bilgisayarda yaptığından işi bilgisayar olmayan biri gibi aman oyunumu açayım, internette gezineyim, ****** içerik tüketeyim kapatım modunda olamayacak belki ama işte onunda kendine göre artıları olacak, kazanımları olacak. Nasıl ki taksiciler araç sürmekten, taksicilik mesleğini yaparken o araç, otomobil ve trafik üçlüsünde her şeyden bunalıp otomobil sürmeye karşı ya duygusuzlaşıp ya da öfke besliyorlarsa bu her meslek için üç aşağı beş yukarı olacak.