• 24-09-2017, 20:09:27
    #10
    mamifilm adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bence ikisi de değil zira bende televizyon ile büyümüş internet ile ergenlik dönemini geçirmiş birisiyim. Bu bence aile içi eğitimden kaynaklı bir problem. Zira aileler çocuklarına aşırı derece de genişlik tanımaya başladılar. Bu nedenle de çocuklar hayatın gerçeğinden uzakta bir ütopyayı yaşıyorlar. Hayatın sillesini yediklerinde ise daha kötü bir hal alıyorlar.
    Bende aynı şekilde büyüdüm hocam. Ama ailem beni hiç bir durumda kısıtlamadı. Ama her birey aynı değil. Kimi bireye rehberlik edilmesi mecburi. Dediğiniz gibi bu noktada aile devreye giriyor. En nihayetinde birey olsun ebeveyn olsun eğer internet ve televizyon bu şekilde çöplüğe dönüşmemiş olsa bugün insanlar bu halde olmayacaktı. Zaten bu bir bilinçaltı saldırıdır. İnsanlarımız saçma sapan dizilerle ve programlarla örf adet gibi konulardan uzaklaştırılıyor. İnsanların önüne öyle bir servis ediliyorlar ki mukayese yeteneği zayıf insanları büyüleyerek onlara doğruymuş gibi benimsetiyorlar. Haliyle etraf bu tarz programlanmış idiotlar ile dolup taşıyor.
  • 24-09-2017, 20:28:41
    #11
    Merhabalar,

    Sosyolojik ve psikolojik tahliller yapmak istediğinizde kullandığınız terimlere dikkat etmelisiniz. "Modern" bir zaman kavramı olarak karşımıza çıkar ki, modern zamanları geçeli çok oldu. Post-modern olarak adlandırıyoruz artık. İkinci yeniden sonra ikinci yeni ne yazık ki gelmiyor. Bu tip yazılarda bunlar önemli.

    Burada belirtilen çoğu tahlillere katılıyor olsam da gençlerimizin bir kısmı neyse ki örf, adet, gelenek gibi prangalarla boğuşmadan yetişiyorlar. Hayatım boyunca bir kişinin "örf ve adetlerimize uygun değil" cümlesini bana karşı kullanmasına izin vermedim. Nitelikli bir serseriyimdir muhafazakarlara göre. Bundan gurur duyarım. Muhafaza etmek istediğim tek şey kendi özgürlüğümdür. İnsan önce birey olmayı öğrenmeli.

    Gençlere kamu spotu: Çok için, çok sevin, çok ağlayın, çok gülün, her köşebaşında öpüşün ve kimsenin ne yapmanız gerektiğini söylemesine izin vermeyin. Şimdilik hayattan ne koparabiliyorsanız koparın. Edip Cansever'i ve Turgut Uyar'ı unutmayın.
  • 25-09-2017, 09:33:00
    #12
    Değindiğiniz konuyla doğrudan ilişkili değil; ancak ben de yakın zamanda "Köylü Ekrem'in" videosunu facebookta yıllar sonra yeniden görüp paylaş butonuna basmadan önce yazdığım ufak bir metni burada paylaşmak istiyorum. Yazdıklarınızın büyük çoğunluğunda hemfikirim. Ayrıca, daha da ötesi, önümüze sunulan "hayat" kalıbının çok fazla abartıldığı ve insanı özgürleşebilmekten alıkoyduğu görüşündeyim.

    Öncelikle bilmeyen ve hatırlamayan arkadaşlar için köylü ekrem'in o güzel videosu:

    https://www.youtube.com/watch?v=LW3BY5qzhlg


    Ne mutlu bu kişiye, özgür olabilmiş!
    Hayat çok komplike gözüken; ancak bir o kadar da basit bir kavram. Bir birey için yalnızca doğumu ile ölümü arasında geçen zaman dilimi, yani 14 milyar yaşında olan evrenin en fazla 100 yıllık ufak bir bölümü.
    Aslında kötü ve korkunç olarak görülen ölüm, tuhaftır ki farkındalık yeteneğine sahip insan türü için özgürlüğünün en temel, ve belki de tek, güvencesidir. Zira bir insan yaşamı boyunca ne yaparsa yapsın; ölecektir. Bu sebeple insanın yaşamı boyunca edindiği birikimin(para, toplumsal statü vb.) neticede bir önemi yoktur.

    Peki özgür müyüz?
    Özgür değilsek bunun nedeni nedir?
    Ya da daha farklı bir şekilde sorayım: Özgürlük aslında nedir?
    Ve bir farklı soru daha: Herhangi bir hayvan özgür olabilir mi?
    Konuya hepimizin bildiği bir kavramı, doğal seleksiyonu irdeleyerek başlamak istiyorum.
    Doğal seleksiyon, en temelde, farklı veyahut aynı tür canlılar arasında oluşan rekabet sonucunda zayıf olanın ortadan kalması, güçlü olanın devam edebilmesidir. Bu rekabetin en önemli amacı ise üreme, yani neslini devam ettirebilme olanağıdır. Bu sayede yalnızca güçlü olan canlılar yaşama ve neslini devam ettirebilme imkanına sahip olabilir.
    Bu da evrimin en temel dinamiğini oluşturur.

    Peki bilge insan(homosapiens) için de bu durum aynen geçerli midir?
    Bu soruya, en kolay şekilde, çevremizi gözlemleyerek yanıt verebiliriz. Günümüzde, özellikle erkeklerde, zengin olmak; parayla alınabileceklerden ötürü bu kadar önem arz eder. Pahalı evlere, arabalara, aksesuarlara, kıyafetlere, aletlere(telefon vb.) sahip olabilmek için gereken en temel unsur paradır.
    Parayla alınabilecek şeylere, dolayısıyla paraya duyulan bu arzunun en temelinde ise, doğal seleksiyonun en temel dinamiğinde olduğu gibi, hemcinslerinden daha üst bir statüye sahip olabilme iç güdüsü yatar; çünkü erkek, çiftleşme ve neslini devam ettirebilme şansını ancak hemcinsleriyle girdiği statü rekabetini kazanarak erişebilir. Yaşlı(ya da çirkin, kaba veyahut aptal) ancak zengin erkeklerin genç ve güzel eşlere, metreslere veyahut sevgililere "sahip" olabilmelerinin sebebi; bu rekabette hemcinslerinden öne geçebilmiş olmalarıdır.
    Kadınlarda ise rekabet daha çok görünüşe dayalıdır. Genç, güzel, seksi olmak kadınlar arasındaki statüyü belirler. Genç ve güzel bir kadın, pek zeki olmasa dahi, erkeklerin gözünde hemcinslerinden daha ilgi çekicidir. Güzelliği sayesinde yüksek bir statüye sahip olan kadın, yüksek statüdeki bir erkekle eşleşme şansına sahip olur.
    Bu sebeple erkekler zenginleşmeye, kadınlar güzelleşmeye çalışır. Kendisini diğer hayvanlardan farklı gören ve özel olduğunu düşünen insan; aslında diğer hayvanlarla aynı ilkel iç güdüyle, üreme ve neslini devam ettirme hedefiyle yaşar.

    Her şey tamam da, bunun özgürlükle ne ilgisi var?
    Gelelim günümüz "modern(post-modern)" toplumuna, yaşadığımız çevreye ve kendi hayatımıza.
    Her birey belirli bir yaştan itibaren 12 yıllık ilk ve orta öğretim eğitimini alır. Orta öğretim türüne göre söz konusu dersler tercihlere göre çeşitlilik gösterebilir(ancak bu tercihler yalnızca genel talep ve devlet kabulü çerçevesinde mümkündür)
    Yüksek öğretime geçişte ise öğrenciler genellikle "ne tutarsa" ile "neyin kazancı(para, statü, sosyal haklar vb.) iyiyse" soruları arasında girebileceği bölümleri değerlendirip bir tercihte bulunur. Kazancı iyi olan, zor olandır. Zor olanı başaramayan, yalnızca, devletin süzgecine uygun şekilde "başarı" sağlayabildiği bir mesleğin eğitimini alabilir.

    Meslek edinmek, bir insanın yaşamını idame ettirebilmesi için zaruridir. Üzücüdür ki insanların yalnızca çok küçük bir kısmı sevdiği mesleğin eğitimini alabilmekte ve çok daha küçük bir kısmı sevdiği ortamda, sevdiği işle uğraşabilmektedir.

    Neden sevmeseniz ve istemeseniz de 16 yıllık bir eğitim almak zorundasınız?
    Neden her mahalle arasında açılan donanımsız üniversitelerde, iyi bir eğitim olmasa dahi, eğitim alıp diploma sahibi olmalısınız?
    Neden sevmediğiniz bir işte veya ortamda çalışmak zorundasınız?
    Vehayut bir temizlik işçisiyle bir iş adamını ayıran şey nedir?
    - Statü

    Statü neden gereklidir?
    Rekabet içinde olduğunuz kişilerden üstün olabilmek, böylece üreme şansınızı arttırabilmek.
    Şimdi en başta belirttiğim noktaya dönüyorum: filmin sonunda herkes ölüyor.

    Eğer zamanınızın büyük çoğunluğunu harcadığınız iş sizi sıkıyorsa; neden çalışasınız?
    Neden sevdiğiniz, yapmak istediğiniz şeyleri bir kenara bırakıp lanet okuduğunuz şeylerle uğraşasınız?
    Neden evlenmek zorunda olasınız, neden çocuk yapmak zorunda kalasınız?
    Neden hemcinslerinizle rekabet edesiniz?

    Toplumda statü sahibi olmaya çalışan insanın "zorunlulukları" vardır. "Zorunlulukları" olan insan ise asla özgür olamaz.

    Bu videodaki kişi ise özgür olmayı başarabilmiş bir kişi, bir sanatçı!
    Sanat, tuhaftır ki çok kısıtlı görülüp çoğu zaman yanlış kullanılan bir terim. Estetik kaygısı güdülerek gerçekleştirilen eyleme, ortaya konan işe sanat denir. Yani bir sanatçı yalnızca estetik kaygısı güder, uğraştığı şeyin hep daha iyisini yapabilmek, estetiğe hiçbir zaman ulaşamayacak olsa da peşinde koşmak, kendisiyle rekabet etmek ister. Sevdiği işi para veya statü değil de estetik kaygısı güderek yapan her insan birer sanatçıdır. (Maalesef televizyonda gördüğümüz, para ve statü uğruna şarkı söyleyen kişilere de sanatçı denmekte.)
    Sanat, insana, farkındalığın ötesinde bilişsel farkındalık yetisi katar, insanı özgür kılar.

    Boş verin toplumun dayattığı zorunlulukları, hedefleri, rekabet ortamını.
    İstediğiniz şeyle uğraşmadıktan sonra yaşamanın ne anlamı var?
    Borca da batsanız, toplumdan da uzaklaşsanız; en fazla ölürsünüz
    Okuduğunuz için teşekkürler.
    Arbak
  • 25-09-2017, 09:45:43
    #13
    mamifilm adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhaba dostlar;
    Bugün öylece boş boş otururken aklıma bir konu takıldı ve bunu da sizlerle paylaşmak istedim. Sizinde boş zamanını varsa büyük boy bir kahve ile yazımı okuyup görüşlerinizi paylaşabilirsiniz. Öncelikle biraz kendimden bahsedeyim; 27 yaşındayım, iki üniversite okudum ve ikisini de bitiremeden yarıda bıraktım. Uzun yıllardır internet aleminde bir şeyler başarmak için çabaladım ve büyük oranda da başarılı oldum. Şimdilerde ise burada bahsetmeyeceğim bir işle meşgulüm. Ayrıca yazmayı çok seven ve yazmaktan aşırı derece de zevk alan bir kişiliğe sahibim. Yazma arzumdan dolayı ara ara makale yazarlığı da yapmaktayım.

    Konuyu daha fazla dağıtmadan asıl meseleye gelelim. Bahsetmek istediğim şey benim Modern Cahillik dediğim sizin farklı isimler takabileceğiniz bir durum. Sokakta gezerken, internette dolaşırken, sosyal medya da takılırken veya sınıfta otururken insanları gözlemlemeyi çok severim. Bir insana takılıp onun hakkında yorumlar yaparım tabi bunu kendi iç dünyamda gerçekleştiriyorum, asla ve katiyen başkalarının yanında başka birisi hakkında konuşmam ve bundan hazetmem. Özellikle üniversite okuduğum dönemlerde bu konuyu daha iyi irdeleme fırsatım oldu. İkinci defa üniversiteye başladığım zaman biraz daha olgunlaşmanın verdiği hislerle insanların yapmacık ve yalan tavırları gözüme batmaya başladı. Günümüzde gençler ve orta yaşta bir kısım kendini modernleşmeye öyle bir kaptırmışki hiç düşünmeyen, sorgulamayan, bir konu hakkında tartışmaya giremeyen bir grup meydana çıkmış. Yaşadığımız şu sözde bilgi çağı maaleef ortaya milyonlarca okumuş cahil çıkartıyor. Gerçek dünyanın gerçeklerindne bi haber bir nesil yetişiyor ve bunun sonuçları bir kaç on yıl sonra çok acı olarak yüzümüze çarpılacak gibi hissediyorum. Özellikle sosyal medyada insanlar artık bir şeye körü körüne bağlanıp hiç doğruluğunu sorgulama ihtiyacı duymadan bazı fikirlerin peşinden koşuyorlar. En ufak bir yalan haberin bile üstüne atlayıp sanki dünyanın en doğru bilgisiymiş gibi paylaşıyor ve bunun yalan olduğunu gördüğünde de pişkin pişkin özür dilemek yerine farklı bahanelerin arkasına sığınıyorlar. Bu verdiğim sadece ufak bir örnek ancak gelecekte bizleri neyin beklediğine dair bize müthiş bir öngörü sağlıyor.
    Sokakta gezerken veya bir markete girip alışveriş yaparken de bu tür vakalarla karşılabiliyoruz. Ya da televizyonda bir tartışma programı izlerken aslında olayın ne kadar vahim olduğunu daha net görebiliriz. Karşısında ki insan hangi görüşten olursa olsun, gram saygı duymadan tamamen karalama ve üste çıkma yöntemiyle tartışmalar yapılıyor. Veya popülarite yakalamak adına yapılan davranışlarda da modern cahilliğin insanları ne hale getirdiğini görebiliyoruz. Sırf daha büyük bir kitle tarafından tanınmak adına yapılmadık rezillik bırakmıyorlar maalesef. Gençlerimizi her gün biraz daha kaybediyoruz ve buna önlem almak yerine onları sanki doğru yapıyorlarmışçasına destekliyoruz.
    Bu konu size yavan veya sıradan bir şeymiş gibi gelebilir veya hiç ilginizi çekmeyebilir ancak geleceğimizi teslim edeceğimiz insanların bu derece yozlaşmasına göz yumarsak kaybeden hepimiz oluruz. Bu konu hakkında neler yapabiliriz bilmiyorum ancak en azından bu tür davrananları desteklemeyi bırakarak işe başlayabiliriz. Okuduğunu anlayan, bir konuda fikir beyan etmeden önce onu araştıran, bilmediği bir konu açıldığında bilmiyorum demeyi becerebilen insanlar yetiştirmeliyiz. Ve en önemlisi de cehaletin her konuda fikir üretmekle bitmediğini bilmemiz ve öğretmemiz gerekiyor.
    Şimdi bunu neden yazdın diyebilirsiniz, sadece öylece otururken içimden geldi ve yazdım. Yazaak daha çok şey var ancak boşu boşuna kafanızı şişirmek istemediğimden dolayı burada bitiriyorum, umarım daha farklı zamanlarda daha detaylı olarak konuşabiliriz. Umarım doğru dürüst düşünüp bunları uygulayabilen insanlar yetiştirmeyi başarırız. Sağlıcakla kalın.
    geçenlerde başörtülü bir bayan son model bir x6 ile geldi,çocuğunu kreşe yazdırmak için,ve konuya aynen girişini yazıyorum,yorum serbest;

    -merhabalar
    -merhabalar
    -çocuğu kreşe yazdırmak istiyorum
    -elbette buyrun nasıl yardımcı olabiliriz
    -ben xxx sitesinde oturuyorum
    -spora gidiyorum
    -üniversite mezunuyum,çalışmıyorum,işe ihtiyacım yok..
    -çok güzel buyrun şöyle oturun yardımcı olalım..
    -çocuğum başka bir kreşteydi ancak;o kreşte çocuğu servis ile almıyorlar,bende spora gittiğim için saatlerimiz uymuyor ,ben terli terli oluyorum dolayısı ile terli terli çocuğu kreşe ben götürmek zorunda kalıyorum ama arabadan inip terimin soğumasını istemiyorum oyüzden kreşi değiştirmek istiyoruz,paradan ziyade terimin soğumaması önemli
    --çocuk hakkında gerekli bilgiler alındıktan sonra,tabi artık çocuğunuzu bundan sonra kreşimize alalım,serviste veririz böyle olunca spordan sonrada sizin teriniz soğumamış olur..
    --çok güzel fiyatınız nekadar

    --servis+yemek+eğitim hepsi dahil xxx TL
    --oooo çok pahalıymış,hem uygun olmalı,hemde sorunlarımız çözülmeli,çok pahalı geldi
    --sizi çok iyi anlıyoruz,ancak fiyat standartlarımız herkese aynıdır
    --peki ben bir eşimle görüşeyim ohalde(deyip tüyen)bir bayan bu belirttiğiniz kategoriye girer mi?
  • 25-09-2017, 09:50:48
    #14
    iyisite.NET
    Ne yazık ki yazılanların hepsi doğru ve bunlar, bilinçli insanların canını sıkar derecede büyük problemler.
    TVler de ki evlilik programlarının saçmalığı gibi örnek ile anlatacak olursak, insanların gurur ve onurlarını para için umursamadıkları bir zaman geldik. Ar, Namus, Haya bu gibi örnekler sadece söz de kaldı. Daha da iyiye gideceğini sanmıyorum, herşey daha kötü olacak. Rabbim bizleri aklı selim olanlardan eylesin ne diyelim.
  • 25-09-2017, 10:00:25
    #15
    VBuMaSTeR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bunun sebebi başlıca televizyon ve internettir. ikinci sebebi ise bu güzel teknolojileri doğru kullanmayı bilmeyen ve bu bilmeyen kişilerden faydalananlardır.
    kesinlikle katılmamak elde değil. bu ülkede eskiden zengin olmak bir anlam ifade etmiyordu zira 10 lirası olan da 100 lirası olan da aynı yakkabıyı giyiyordu hemen hemen. çünkü alternatif yoktu seçenek yoktu. internet önce alternatifleri çoğalttı hem de her sektörde. içkiden zinaya alkolden sigaraya kadar pek çok yeni alternatifi kapımıza ekranımıza kadar getirdi. güzel şeyleri de getirdi ama ne yazık ki hiç birini alamadık almadık işimize gelmedi. herkesin evinde bir kütüphane olması kimsenin işine gelmedi ama herkesin evinin bir p.rno film stüdyosu olması herkesin çok işine geldi özellikle gençlerin. Allah sonumuzu hayretsin ne diyelim.


    zulte adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    geçenlerde başörtülü bir bayan son model bir x6 ile geldi,çocuğunu kreşe yazdırmak için,ve kadının konuya aynen girişini yazıyorum,yorum serbest;

    -merhabalar
    -merhabalar
    -çocuğu kreşe yazdırmak istiyorum
    -elbette buyrun nasıl yardımcı olabiliriz
    -ben xxx sitesinde oturuyorum
    -spora gidiyorum
    -üniversite mezunuyum,çalışmıyorum,işe ihtiyacım yok..
    -çok güzel buyrun şöyle oturun yardımcı olalım..
    -çocuğum başka bir kreşteydi ancak;o kreşte çocuğu servis ile almıyorlar,bende spora gittiğim için saatlerimiz uymuyor ,ben terli terli oluyorum dolayısı ile terli terli çocuğu kreşe ben götürmek zorunda kalıyorum ama arabadan inip terimin soğumasını istemiyorum oyüzden kreşi değiştirmek istiyoruz,paradan ziyade terimin soğumaması önemli
    --çocuk hakkında gerekli bilgiler alındıktan sonra,tabi artık çocuğunuzu bundan sonra kreşimize alalım,serviste veririz böyle olunca spordan sonrada sizin teriniz soğumamış olur..
    --çok güzel fiyatınız nekadar

    --servis+yemek+eğitim hepsi dahil xxx TL
    --oooo çok pahalıymış,hem uygun olmalı,hemde sorunlarımız çözülmeli,çok pahalı geldi
    --sizi çok iyi anlıyoruz,ancak fiyat standartlarımız herkese aynıdır
    --peki ben bir eşimle görüşeyim ohalde(deyip tüyen)bir bayan bu belirttiğiniz kategoriye girer mi?
    valla hocam ben bu tip paylaşımları çok itici buluyorum. neden buluyorum kullandıgınız sıfat nedeni ile. "başörtülü kadın". bana o kadar itici geliyor ki size anlam veremiyorum. bir bayan deseniz ne değişecekti ? bence daha normal bir anlatım olurdu sanki baş örtülü bayanlar hep böyle yapıyormuş gibi olmuş. bunu yapan baş örtüsüz insan yok mu ? yada bunu haber niteliği yapan baş örtü mü ? bunu yapan insan erkek olsa paylaşım nasıl olaacaktı ? yada açık bir bayan yapsa o zaman ne güzel spor yapıyor geziyor tozuyor terinin sogumasını istemiyor ne kadar elit bir bayan mı olacaktı yada yine görgüsüz mü olacaktı yada bir digeri yılışık mı olacaktı ? eğer ortada bir sorun var ise o sorun bu bayana aittir baş örtüsüne ait değildir. sanki bu tip bağdaştırmaları yapmasak daha hoş olur gibi düşünüyorum. kusursuz olan islamdır ortada bir kusur varsa o kişiye aittir.
  • 25-09-2017, 10:18:09
    #16
    benim annemde başörtülüdür,olayın başörtüsüyle alakası yok,dikkat edersen birde x6 olarak belirtmişim,ozaman x6 değilde otomobili ile geldi derdim,aynı şekilde üniversite mezunuymuş,işe ihtiyacı yokmuş,konunun paraylada ilgisi yokmuş diye ayrıca bayanın sahip olduğu özelliklerini belirttim
  • 25-09-2017, 12:22:04
    #17
    zulte adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    geçenlerde başörtülü bir bayan son model bir x6 ile geldi,çocuğunu kreşe yazdırmak için,ve konuya aynen girişini yazıyorum,yorum serbest;

    -merhabalar
    -merhabalar
    -çocuğu kreşe yazdırmak istiyorum
    -elbette buyrun nasıl yardımcı olabiliriz
    -ben xxx sitesinde oturuyorum
    -spora gidiyorum
    -üniversite mezunuyum,çalışmıyorum,işe ihtiyacım yok..
    -çok güzel buyrun şöyle oturun yardımcı olalım..
    -çocuğum başka bir kreşteydi ancak;o kreşte çocuğu servis ile almıyorlar,bende spora gittiğim için saatlerimiz uymuyor ,ben terli terli oluyorum dolayısı ile terli terli çocuğu kreşe ben götürmek zorunda kalıyorum ama arabadan inip terimin soğumasını istemiyorum oyüzden kreşi değiştirmek istiyoruz,paradan ziyade terimin soğumaması önemli
    --çocuk hakkında gerekli bilgiler alındıktan sonra,tabi artık çocuğunuzu bundan sonra kreşimize alalım,serviste veririz böyle olunca spordan sonrada sizin teriniz soğumamış olur..
    --çok güzel fiyatınız nekadar

    --servis+yemek+eğitim hepsi dahil xxx TL
    --oooo çok pahalıymış,hem uygun olmalı,hemde sorunlarımız çözülmeli,çok pahalı geldi
    --sizi çok iyi anlıyoruz,ancak fiyat standartlarımız herkese aynıdır
    --peki ben bir eşimle görüşeyim ohalde(deyip tüyen)bir bayan bu belirttiğiniz kategoriye girer mi?
    Benim de kreşte çalışan bir arkadaşım vardı ve bana anlattıkları gerçekten tüyler ürpertici bir durumda. Dört aylık çocuğunu kreşe yazdıran insanlar var ülkemizde. Yani yapılanları görünce üzülmemek elde değil.

    Linux adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ne yazık ki yazılanların hepsi doğru ve bunlar, bilinçli insanların canını sıkar derecede büyük problemler.
    TVler de ki evlilik programlarının saçmalığı gibi örnek ile anlatacak olursak, insanların gurur ve onurlarını para için umursamadıkları bir zaman geldik. Ar, Namus, Haya bu gibi örnekler sadece söz de kaldı. Daha da iyiye gideceğini sanmıyorum, herşey daha kötü olacak. Rabbim bizleri aklı selim olanlardan eylesin ne diyelim.
    Maalesef tv programları da insanların talepleri doğrultusunda çekiliyor. Hepsi birbirine bağlı bir zincir gibi düşünebiliriz. Öyle bir duruma geldik ki nereyi düzeltmeye kalkarsak bir başka taraftan açık veriyoruz. Yazık ki ne yazık, gerçekten de bir sonraki 50 yıl bizim için hiç iyi geçmeyecek eğer bu gidişata dur demezsek.