Değindiğiniz konuyla doğrudan ilişkili değil; ancak ben de yakın zamanda "Köylü Ekrem'in" videosunu facebookta yıllar sonra yeniden görüp paylaş butonuna basmadan önce yazdığım ufak bir metni burada paylaşmak istiyorum. Yazdıklarınızın büyük çoğunluğunda hemfikirim. Ayrıca, daha da ötesi, önümüze sunulan "hayat" kalıbının çok fazla abartıldığı ve insanı özgürleşebilmekten alıkoyduğu görüşündeyim.

Öncelikle bilmeyen ve hatırlamayan arkadaşlar için köylü ekrem'in o güzel videosu:

https://www.youtube.com/watch?v=LW3BY5qzhlg


Ne mutlu bu kişiye, özgür olabilmiş!
Hayat çok komplike gözüken; ancak bir o kadar da basit bir kavram. Bir birey için yalnızca doğumu ile ölümü arasında geçen zaman dilimi, yani 14 milyar yaşında olan evrenin en fazla 100 yıllık ufak bir bölümü.
Aslında kötü ve korkunç olarak görülen ölüm, tuhaftır ki farkındalık yeteneğine sahip insan türü için özgürlüğünün en temel, ve belki de tek, güvencesidir. Zira bir insan yaşamı boyunca ne yaparsa yapsın; ölecektir. Bu sebeple insanın yaşamı boyunca edindiği birikimin(para, toplumsal statü vb.) neticede bir önemi yoktur.

Peki özgür müyüz?
Özgür değilsek bunun nedeni nedir?
Ya da daha farklı bir şekilde sorayım: Özgürlük aslında nedir?
Ve bir farklı soru daha: Herhangi bir hayvan özgür olabilir mi?
Konuya hepimizin bildiği bir kavramı, doğal seleksiyonu irdeleyerek başlamak istiyorum.
Doğal seleksiyon, en temelde, farklı veyahut aynı tür canlılar arasında oluşan rekabet sonucunda zayıf olanın ortadan kalması, güçlü olanın devam edebilmesidir. Bu rekabetin en önemli amacı ise üreme, yani neslini devam ettirebilme olanağıdır. Bu sayede yalnızca güçlü olan canlılar yaşama ve neslini devam ettirebilme imkanına sahip olabilir.
Bu da evrimin en temel dinamiğini oluşturur.

Peki bilge insan(homosapiens) için de bu durum aynen geçerli midir?
Bu soruya, en kolay şekilde, çevremizi gözlemleyerek yanıt verebiliriz. Günümüzde, özellikle erkeklerde, zengin olmak; parayla alınabileceklerden ötürü bu kadar önem arz eder. Pahalı evlere, arabalara, aksesuarlara, kıyafetlere, aletlere(telefon vb.) sahip olabilmek için gereken en temel unsur paradır.
Parayla alınabilecek şeylere, dolayısıyla paraya duyulan bu arzunun en temelinde ise, doğal seleksiyonun en temel dinamiğinde olduğu gibi, hemcinslerinden daha üst bir statüye sahip olabilme iç güdüsü yatar; çünkü erkek, çiftleşme ve neslini devam ettirebilme şansını ancak hemcinsleriyle girdiği statü rekabetini kazanarak erişebilir. Yaşlı(ya da çirkin, kaba veyahut aptal) ancak zengin erkeklerin genç ve güzel eşlere, metreslere veyahut sevgililere "sahip" olabilmelerinin sebebi; bu rekabette hemcinslerinden öne geçebilmiş olmalarıdır.
Kadınlarda ise rekabet daha çok görünüşe dayalıdır. Genç, güzel, seksi olmak kadınlar arasındaki statüyü belirler. Genç ve güzel bir kadın, pek zeki olmasa dahi, erkeklerin gözünde hemcinslerinden daha ilgi çekicidir. Güzelliği sayesinde yüksek bir statüye sahip olan kadın, yüksek statüdeki bir erkekle eşleşme şansına sahip olur.
Bu sebeple erkekler zenginleşmeye, kadınlar güzelleşmeye çalışır. Kendisini diğer hayvanlardan farklı gören ve özel olduğunu düşünen insan; aslında diğer hayvanlarla aynı ilkel iç güdüyle, üreme ve neslini devam ettirme hedefiyle yaşar.

Her şey tamam da, bunun özgürlükle ne ilgisi var?
Gelelim günümüz "modern(post-modern)" toplumuna, yaşadığımız çevreye ve kendi hayatımıza.
Her birey belirli bir yaştan itibaren 12 yıllık ilk ve orta öğretim eğitimini alır. Orta öğretim türüne göre söz konusu dersler tercihlere göre çeşitlilik gösterebilir(ancak bu tercihler yalnızca genel talep ve devlet kabulü çerçevesinde mümkündür)
Yüksek öğretime geçişte ise öğrenciler genellikle "ne tutarsa" ile "neyin kazancı(para, statü, sosyal haklar vb.) iyiyse" soruları arasında girebileceği bölümleri değerlendirip bir tercihte bulunur. Kazancı iyi olan, zor olandır. Zor olanı başaramayan, yalnızca, devletin süzgecine uygun şekilde "başarı" sağlayabildiği bir mesleğin eğitimini alabilir.

Meslek edinmek, bir insanın yaşamını idame ettirebilmesi için zaruridir. Üzücüdür ki insanların yalnızca çok küçük bir kısmı sevdiği mesleğin eğitimini alabilmekte ve çok daha küçük bir kısmı sevdiği ortamda, sevdiği işle uğraşabilmektedir.

Neden sevmeseniz ve istemeseniz de 16 yıllık bir eğitim almak zorundasınız?
Neden her mahalle arasında açılan donanımsız üniversitelerde, iyi bir eğitim olmasa dahi, eğitim alıp diploma sahibi olmalısınız?
Neden sevmediğiniz bir işte veya ortamda çalışmak zorundasınız?
Vehayut bir temizlik işçisiyle bir iş adamını ayıran şey nedir?
- Statü

Statü neden gereklidir?
Rekabet içinde olduğunuz kişilerden üstün olabilmek, böylece üreme şansınızı arttırabilmek.
Şimdi en başta belirttiğim noktaya dönüyorum: filmin sonunda herkes ölüyor.

Eğer zamanınızın büyük çoğunluğunu harcadığınız iş sizi sıkıyorsa; neden çalışasınız?
Neden sevdiğiniz, yapmak istediğiniz şeyleri bir kenara bırakıp lanet okuduğunuz şeylerle uğraşasınız?
Neden evlenmek zorunda olasınız, neden çocuk yapmak zorunda kalasınız?
Neden hemcinslerinizle rekabet edesiniz?

Toplumda statü sahibi olmaya çalışan insanın "zorunlulukları" vardır. "Zorunlulukları" olan insan ise asla özgür olamaz.

Bu videodaki kişi ise özgür olmayı başarabilmiş bir kişi, bir sanatçı!
Sanat, tuhaftır ki çok kısıtlı görülüp çoğu zaman yanlış kullanılan bir terim. Estetik kaygısı güdülerek gerçekleştirilen eyleme, ortaya konan işe sanat denir. Yani bir sanatçı yalnızca estetik kaygısı güder, uğraştığı şeyin hep daha iyisini yapabilmek, estetiğe hiçbir zaman ulaşamayacak olsa da peşinde koşmak, kendisiyle rekabet etmek ister. Sevdiği işi para veya statü değil de estetik kaygısı güderek yapan her insan birer sanatçıdır. (Maalesef televizyonda gördüğümüz, para ve statü uğruna şarkı söyleyen kişilere de sanatçı denmekte.)
Sanat, insana, farkındalığın ötesinde bilişsel farkındalık yetisi katar, insanı özgür kılar.

Boş verin toplumun dayattığı zorunlulukları, hedefleri, rekabet ortamını.
İstediğiniz şeyle uğraşmadıktan sonra yaşamanın ne anlamı var?
Borca da batsanız, toplumdan da uzaklaşsanız; en fazla ölürsünüz
Okuduğunuz için teşekkürler.
Arbak