• 12-01-2022, 21:23:00
    #10
    Atacbala adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam yazınızda sgk prim sorumlulukları devam edecek diye bildirmissiniz,yani mükellef olmak kdv istisnası için yine zorunlu

    Şirketleri kapatmayı düşünüyorduk yazınızdan anladığım kadarıyla yine mükellef olmamız gerekecek doğrumudur.Bu konuda detaylı bir bilgilendirme yapabilirmisiniz
    Mükellefiyet devam edecek. Ama KDV mükellefiyeti kapatılacak. Sadece GV mükellefiyeti kalacak.
  • 12-01-2022, 21:27:08
    #11
    Üyeliği durduruldu
    wm_xfreex adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yanlış bilgi vermişsiniz hocam.

    Örneğin, Youtube üzerinden Adsense ile kazanılır ve istisna kapsamına girdi.
    Fakat kişisel blogu olan Adsense kazanan biri ise istisna kapsamında değil.

    Tebliği iyi incelemek lazım.
    Bugünlerde kişisel blogdan para kazanan kim var ki zaten, google irlanda üzerinden gelen adsense admob youtube bunların hepsini aynı kılıfa sokmak zor iş değil
  • 12-01-2022, 23:45:11
    #12
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    "Söylesem tesiri yok, sussam, gönül razı değil (Fuzuli)" misali ne yazsak oluyor ne de sussak oluyor..

    Bildiğiniz üzere 193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B aşağıdaki şekilde. Söz konusu kanun maddesinde; vergilendirme kolaylığından faydalanabilmek için mükellefiyet kaydının açtırılması zorunluluğu bulunmuyor. Ayrıca aynı "Google Adsense" sisteminden gelir elde eden Youtuberlar'ın Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No: 318 ile vergilendirme kolaylığı kapsamında sayılması fakat aynı "Google Adsense" sistemi üzerinden gelir elde eden web sitesi sahiplerinin (webmasterların) tebliğ içerisinde yorum yolu ile vergilendirme kolaylığı kapsamının dışında tutulması durumları; kanunda açıkça yer almayan bir şartın tebliğ ile getirilmesi ve ayrıca yasal bir hakkın kullanılmasının tebliğ ile engellenmesi değil midir? Bu durum normlar hiyerarşisine, Anayasa'ya ve aşağıda iletilen Yargı Kararları'na aykırılık teşkil etmez mi?

    193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B'nin sonunda yer alan "Hazine ve Maliye Bakanlığı, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." cümlesi, kanunda açık bir şekilde yer almayan şartların tebliğ ile getirilebilmesi için hukuken yeterli midir?
    Alıntı
    193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B- (Ek:14/10/2021-7338/2 md.):

    İnternet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.

    Bu istisnadan faydalanılabilmesi için Türkiye’de kurulu bankalarda bir hesap açılması ve bu faaliyetlere ilişkin tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi şarttır.

    Bankalar, bu kapsamda açılan hesaplara aktarılan hasılat tutarı üzerinden, aktarım tarihi itibarıyla %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapmak ve Kanunun 98 ve 119 uncu maddelerindeki esaslar çerçevesinde beyan edip ödemekle yükümlüdür. Bu tutar üzerinden 94 üncü madde kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.

    Mükelleflerin birinci fıkra kapsamı dışında başka faaliyetlerinden kaynaklanan kazanç ya da iratlarının bulunması istisnadan faydalanmalarına engel değildir.

    Birinci fıkra kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar ile faaliyete ilişkin tüm gelirlerini ikinci fıkrada belirtilen şartlara göre tahsil etmeyenler bu istisnadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.

    İstisnaya ilişkin şartların taşınmadığının tespit edilmesi halinde eksik tahakkuk etmiş olan vergi, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

    Cumhurbaşkanı, bu maddede yer alan tevkifat oranını her bir faaliyet türü için ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye, bir katına kadar artırmak suretiyle yeniden tespit etmeye; Hazine ve Maliye Bakanlığı, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
    Benzer Uyuşmazlıklar için Verilmiş Yargı Kararları:

    1) AYM Başvuru No: 2016/3675, Karar Tarihi: 03/11/2020, R.G. Tarih ve Sayı: 5/3/2021-31414:
    Özet: Kanunla getirilen bir vergi istisnasına Bakanlar Kurulu Kararı ve Genel Tebliğ ile kanunda olmayan bir sınırlama getirilemeyeceği, hatta başka kanuna atıfla bile bu sınırın getirilmesinin verginin yasallığı ilkesine aykırılık teşkil ettiği hükme bağlanmıştır.

    2) AYM Başvuru No: 2015/6728, Karar Tarihi: 01/02/2018, R.G. Tarih ve Sayı: 7/3/2018-30353:
    Özet: Vergi işlem ve ceza uygulamaları ile aynı konumdaki kişiler için farklı muamele uygulanmasına neden olan kamu makamlarının bu farklılığı haklı kılabilecek makul ve nesnel gerekçeler sunabilmesi gerekmektedir.

    3) Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 24/02/2021 tarihli, E: 2019/1097, K: 2021/184 sayılı kararı:
    Özet: Kanun'da öngörülmeyen bir takım kayıt ve koşulların genel tebliğler ile getirilmesi suretiyle yasal bir hakkın kullanılmasının engellenmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.

    4) Danıştay 7. Dairesi'nin 28/03/2017 tarihli, E: 2016/936, K: 2017/2227 sayılı kararı:
    Özet: Normlar hiyerarşisine göre kanunda karşılığı bulunmayan ve bir genel tebliğ kuralı ile getirilen ek yükümlülük; iade, indirim ya da istisna gibi bir talebin reddine dair gerekçe olamaz.

    5) Danıştay 4. Dairesi'nin 30/09/2021 tarihli, E: 2018/459, K: 2021/4770 sayılı kararı:
    Özet: Mükelleflerin bu haktan yararlanmalarının engellenmesinin kanunda öngörülmeyen bir sınırlamanın tebliğle yapılması sonucunu doğuracağı, bu durumun da kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düştüğü gibi fonksiyon gaspına da yol açacağı gerekçesiyle yapılan düzenlemede hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

    6) Samsun BİM 2. VDD, Karar Tarihi: 04/03/2020, E: 2019/220, K: 2020/113 sayılı kararı:
    Özet: Yasa ile düzenlenmesi gereken bir konuda ikincil düzenlemeler (yönetmelik, genel tebliğ, sirküler vb.) ile sorumluluk getirilmesi halinde böyle bir düzenleme dikkate alınarak vergi tarhiyatı yapılamaz.

    "Türk vergi sisteminin en temel özelliği Anayasanın 73. maddesinde, "Herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü oldukları, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye politikasının sosyal amacı olduğu, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ancak kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirim oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Bakanlar Kuruluna (6771 sayılı Kanunun 16. maddesiyle bu ibare Cumhurbaşkanına olarak değiştirilmiştir) verilebileceği" şeklinde belirlenerek hüküm altına alınmıştır.

    213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Mükellef ve vergi sorumlusu" başlıklı 8. maddesinde; mükellefin, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olduğu, vergi sorumlusunun, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olduğu, vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna mütaallik özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı ifade edilmiştir.

    ...

    Yukarıda yer verilen Anayasa maddesi irdelendiğinde, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ancak kanunla konulabilmesi mümkün olup, dava konusu olay nedeniyle yapılacak tarhiyattan kanun ile sorumlu tutulmayan davacının (aracı teslim eden ve motorlu araç ticareti ile iştigal eden) sorumluluğuna ikincil düzenleme olan genel tebliğde yer verildiği görülmektedir.

    Bu durumda yasa ile düzenlenmesi gereken bir konuda ikincil düzenlemeler ile sorumluluk getirilmesi Anayasanın 73. maddesi hükmüne açıkça aykırı olup, ÖTV kanunun Geçici 7. maddesindeki istisna hükmünün ihlal edildiğinden bahisle yukarıda yer verilen genel tebliğ hükümleri uyarınca davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamaktadır."
  • 13-01-2022, 12:42:37
    #13
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Stack adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    "Söylesem tesiri yok, sussam, gönül razı değil (Fuzuli)" misali ne yazsak oluyor ne de sussak oluyor..

    Bildiğiniz üzere 193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B aşağıdaki şekilde. Söz konusu kanun maddesinde; vergilendirme kolaylığından faydalanabilmek için mükellefiyet kaydının açtırılması zorunluluğu bulunmuyor. Ayrıca aynı "Google Adsense" sisteminden gelir elde eden Youtuberlar'ın tebliğ ile vergilendirme kolaylığı kapsamında sayılması fakat aynı "Google Adsense" sistemi üzerinden gelir elde eden web sitesi sahiplerinin (webmasterların) tebliğ içerisinde yorum yolu ile vergilendirme kolaylığı kapsamının dışında tutulması durumları; kanunda açıkça yer almayan bir şartın tebliğ ile getirilmesi ve ayrıca yasal bir hakkın kullanılmasının tebliğ ile engellenmesi değil midir? Bu durum normlar hiyerarşisine, Anayasa'ya ve aşağıda iletilen Yargı Kararları'na aykırılık teşkil etmez mi?

    193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B'nin sonunda yer alan "Hazine ve Maliye Bakanlığı, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." cümlesi, kanunda açık bir şekilde yer almayan şartların tebliğ ile getirilebilmesi için hukuken yeterli midir?Benzer Uyuşmazlıklar için Verilmiş Yargı Kararları:

    1) AYM Başvuru No: 2016/3675, Karar Tarihi: 03/11/2020, R.G. Tarih ve Sayı: 5/3/2021-31414:
    Özet: Kanunla getirilen bir vergi istisnasına Bakanlar Kurulu Kararı ve Genel Tebliğ ile kanunda olmayan bir sınırlama getirilemeyeceği, hatta başka kanuna atıfla bile bu sınırın getirilmesinin verginin yasallığı ilkesine aykırılık teşkil ettiği hükme bağlanmıştır.

    2) AYM Başvuru No: 2015/6728, Karar Tarihi: 01/02/2018, R.G. Tarih ve Sayı: 7/3/2018-30353:
    Özet: Vergi işlem ve ceza uygulamaları ile aynı konumdaki kişiler için farklı muamele uygulanmasına neden olan kamu makamlarının bu farklılığı haklı kılabilecek makul ve nesnel gerekçeler sunabilmesi gerekmektedir.

    3) Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 24/02/2021 tarihli, E: 2019/1097, K: 2021/184 sayılı kararı:
    Özet: Genel tebliğlerle yasal bir hakkın kullanımı engellenemez.

    4) Danıştay 7. Dairesi'nin 28/03/2017 tarihli, E: 2016/936, K: 2017/2227 sayılı kararı:
    Özet: Normlar hiyerarşisine göre kanunda karşılığı bulunmayan ve bir genel tebliğ kuralı ile getirilen ek yükümlülük; iade, indirim ya da istisna gibi bir talebin reddine dair gerekçe olamaz.

    5) Samsun BİM 2. VDD, Karar Tarihi: 04/03/2020, E: 2019/220, K: 2020/113 sayılı kararı:
    Özet: Yasa ile düzenlenmesi gereken bir konuda ikincil düzenlemeler (yönetmelik, genel tebliğ, sirküler vb.) ile sorumluluk getirilmesi halinde böyle bir düzenleme dikkate alınarak vergi tarhiyatı yapılamaz.
    Hocam çok güzel açıklamışsınız, ümidimi arttırdınız.
    Yasaya göre mobil uygulamayı Google Play üzerinden satarsanız, yasa kapsamına giriyorsunuz. Fakat dışarıya satarsanız, kapsam dışısınız.
    Web gelirlerinde de aynısı uygulanabilir. Web sitesi içerisinde Google Adsense reklamı varsa, kapsam içi olsun, diğer durumlarda kapsam dışı olsun.
  • 13-01-2022, 16:30:56
    #14
    Tebliğe göre olmasa da kanuna göre web sitesi sahiplerinin elde ettiği kazanç da %15 stopaja tabiidir.

    Çünkü Youtube da hosting ve domaini olan bir sitedir. Web sitelerinin sosyal ağ sağlayıcıları tüzel kişi olan hosting/domain firmalarıdır.

    Hukuki yorum bu. Diğeri idari yorum.
  • 13-01-2022, 17:02:41
    #15
    Umarım bu konuda bir düzeltme yaparlar.
  • 13-01-2022, 17:28:25
    #16
    Tebliğ sadece kanun (193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B) ile değil, kendi içeriği ile de çelişiyor görünüyor. Tebliğ içerisinde aşağıdaki tanımlar yapılmış:

    ç) Sosyal ağ sağlayıcısı: Sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, video gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiyi,

    d) Sosyal içerik üreticisi: Sosyal ağ sağlayıcıları aracılığıyla; herhangi bir konuya ilişkin paylaşımlar yapmak suretiyle tanıtım ve tavsiyede bulunarak bir ürün ya da hizmetin satın alınması için diğer kullanıcıları etkilemek suretiyle gelir elde edenler ile paylaşımlarının izlenmesi sayesinde reklam gelirlerinden pay alan başta olmak üzere içerik üreticiliği faaliyeti sonucu her türlü gelir elde eden gerçek kişiyi ifade etmektedir.

    Not: (ç) bendi içerisindeki "Sosyal ağ sağlayıcısı" tanımı daha önce 5651 Sayılı Kanun içerisinde de yapıldığı için bu tanım 5651 Sayılı Kanun içerisindeki şekliyle aynen kullanılmış.


    193 Sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B- (Ek:14/10/2021-7338/2 md.) İçerisindeki İlgili Kısım:
    İnternet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.


    Tebliğ İçerisindeki İlgili Kısım / Örnek:

    (20) Sosyal ağ sağlayıcısı olarak kabul edilmeyen kişisel internet siteleri, elektronik ticaret siteleri, haber siteleri gibi etkileşim amaçlı içeriğin ikincil ve yan hizmet olarak sunulduğu platformlarda faaliyette bulunan kişilerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar için mezkûr istisna hükümleri uygulanmayacaktır.

    Örnek 12: Mükellef (J), kişisel internet sitesinde yemek tarifleri vermekte ve yemeklerin yapılışına ilişkin videolar yayınlamaktadır. Mükellefin faaliyette bulunduğu kişisel internet sitesinin belirli alanlarında reklamlar yayınlanmakta ve yayınlanan bu reklamlardan kazanç elde edilmektedir.

    Sadece belirli bir kısmında sosyal etkileşim amaçlı içeriğe yer veren kişisel internet sitelerinin sosyal ağ sağlayıcıları kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından mükellefin kişisel internet sitesi aracılığıyla elde ettiği kazanç istisna kapsamında değerlendirilemeyecektir.


    Konumuza Dönersek;

    318 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği Madde 3'ün (ç) bendi içerisinde yer alan "Sosyal ağ sağlayıcısı: ... imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiyi ... ifade eder." tanımı ile Sosyal Ağ Sağlayıcısı'nın gerçek kişi de olabileceği açık bir şekilde belirtilmiştir. Aslında bir web sitesi sahibinin (webmaster'ın) bizzat kendisi gerçek kişi konumundadır ve webmaster web sitesini yayında tutarak internetteki diğer kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, video gibi içerikleri görüntülemelerine imkân sağlamaktadır. Burada "şahıs firması olan gerçek kişi" tanımı yapılmamıştır, sadece "gerçek kişi" tanımı yapılmıştır. Bu tanıma göre web sitelerini yayında tutarak webmasterların bizzat kendileri "Sosyal ağ sağlayıcısı" konumunda olmaktadır. Aksi durumda bir "Sosyal ağ sağlayıcısının" gerçek kişi olabilmesi mümkün değildir.

    Ayrıca (ç) bendi içerisinde "Sosyal etkileşim amacıyla" ifadesi muğlak bırakılmış durumdadır. İfadenin devamında örneğin web sitesi üzerindeki bir metnin paylaşılmasına imkân sağlama şartı mutlak suretle koşulmamış, "görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan" ifadesinde veya bağlacı kullanılmıştır. Yani web sitesi üzerindeki bir metnin paylaşılmasına imkân sağlama şartı mutlak suretle koşulmuyorsa ve web sitesi üzerindeki metnin sadece görüntülenmesine imkân sağlanması yeterliyse bu durumda "Sosyal etkileşim amacı" ifadesindeki kasıt boşlukta kalmaktadır. Bu durumda tanımı açık bir şekilde yapılmamış "Sosyal etkileşim amacı" ifadesi mükelleflerin aleyhine değil lehine yorumlanmalıdır.

    Web sitesi üzerindeki bir metnin, görüntünün veya videonun (kısaca içeriğin) sadece görüntülenmeye sunulmuş olması bize göre ikincil değil birincil dereceden ve aynı zamanda yan değil ana hizmet olarak "sosyal etkileşim amacı" taşımakla birlikte, web sitesi üzerindeki bir içeriğin adresi de kullanıcılar tarafından örneğin Whatsapp, E-Posta, Facebook, Twitter vb. mecralardan da istenildiği zaman paylaşılabilmektedir. Kaldı ki, kanun içerisinde genel bir "Sosyal etkileşim amacıyla" ifadesi yer alıp, "(Sadece belirli bir kısmı değil) tamamı ve (ikincil değil) birincil dereceden ve (yan değil) ana hizmet olarak" gibi kısıtlayıcı ifadeler yer almamaktadır. Bu durumda sosyal etkileşim amacı hatalı olarak ikincil ve yan hizmet olarak değerlendirilse dahi, böyle bir kısıtlama kanun içerisinde açıkça yer almadığından ve kanunla verilen bir hak yönetmelik, tebliğ, sirküler vb. ikincil düzenlemeler ile yorum yoluyla kısıtlanamayacağından, Google Adsense vb. sistemler ile kişisel web siteleri üzerinden gelir elde edenler de söz konusu kanun kapsamında değerlendirilmelidir. Kaldı ki aynı Google Adsense sistemi üzerinden gelir elde eden Youtuberlar söz konusu kapsamda sayılırken, aynı Google Adsense sistemi üzerinden gelir elde eden web sitesi sahiplerinin (webmasterların) tebliğ içerisinde yorum yoluyla kapsam dışında tutulması normlar hiyerarşisi, Anayasa'nın 10. ve 73. maddeleri ve genel hukuk ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.

    (d) bendi içerisinde bir web sitesi sahibi (webmaster) kendi web sitesi üzerinde paylaşım yaparak aynı zamanda "Sosyal içerik üreticisi" olmaktadır. Bir kişinin başkasına ait bir web sitesi üzerinde içerik paylaşması veya kendi web sitesi üzerinde içerik paylaşması; o kişinin "Sosyal içerik üreticisi" olduğu gerçeğini değiştirmemektedir ve kişi her iki durumda da "Sosyal içerik üreticisi" konumundadır. Örnek olarak otomobil üreten bir mühendisin, kendi ürettiği otomobile binip otomobilini sürmesi o mühendisin aynı zamanda bir şoför olduğu / olabileceği gerçeğini değiştirmemektedir. Benzer şekilde aynı mühendisin başkasının ürettiği bir otomobili sürmesi de söz konusu kişinin mühendisliğin yanı sıra yine bir şoför olduğu / olabileceği gerçeğini değiştirmemektedir.

    Bu şekildeki yorumlar için sizin görüşünüz nasıl olur @alcaym; ?
  • 14-01-2022, 11:42:26
    #17
    Stack adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tebliğ sadece kanun (193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B) ile değil, kendi içeriği ile de çelişiyor görünüyor.. Tebliğ içerisinde aşağıdaki tanımlar yapılmış:

    ç) Sosyal ağ sağlayıcısı: Sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, video gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiyi,

    d) Sosyal içerik üreticisi: Sosyal ağ sağlayıcıları aracılığıyla; herhangi bir konuya ilişkin paylaşımlar yapmak suretiyle tanıtım ve tavsiyede bulunarak bir ürün ya da hizmetin satın alınması için diğer kullanıcıları etkilemek suretiyle gelir elde edenler ile paylaşımlarının izlenmesi sayesinde reklam gelirlerinden pay alan başta olmak üzere içerik üreticiliği faaliyeti sonucu her türlü gelir elde eden gerçek kişiyi ifade etmektedir.

    Not: (ç) içerisindeki "Sosyal ağ sağlayıcısı" tanımı daha önce 5651 Sayılı Kanun içerisinde de yapıldığı için bu tanım 5651 Sayılı Kanun içerisindeki şekliyle aynen kullanılmış.


    193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B- (Ek:14/10/2021-7338/2 md.) İçerisindeki İlgili Kısım:
    İnternet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.


    Tebliğ İçerisindeki İlgili Örnekler:

    Örnek 11: Mükellef (İ) sosyal içerik üreticiliği faaliyetiyle iştigal etmektedir. Mükellefin çeşitli sosyal ağ sağlayıcıları üzerinde kendine ait hesapları bulunmakta olup, mükellef tarafından üretilen içeriklerin bir kısmı kendine ait hesaplar üzerinden bir kısmı ise üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarına ait hesaplar üzerinden paylaşılmaktadır. Üçüncü taraf hizmet sağlayıcısı kendisine ait hesaplarda, mükellef (İ)’nin ürettiği içerikler nedeniyle elde edilen gelirler üzerinden komisyon bedelini düşmek suretiyle kalan tutarı mükellefin münhasıran bu amaçla açılan hesabına aktarmaktadır.

    Mükellefin istisna kapsamındaki faaliyeti dolayısıyla üçüncü taraf hizmet sağlayıcısı aracılığıyla elde ettiği gelirler için mezkûr maddede belirtilen diğer şartların da sağlanması koşuluyla söz konusu istisnadan yararlanılabilecektir.

    (20) Sosyal ağ sağlayıcısı olarak kabul edilmeyen kişisel internet siteleri, elektronik ticaret siteleri, haber siteleri gibi etkileşim amaçlı içeriğin ikincil ve yan hizmet olarak sunulduğu platformlarda faaliyette bulunan kişilerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar için mezkûr istisna hükümleri uygulanmayacaktır.

    Örnek 12: Mükellef (J), kişisel internet sitesinde yemek tarifleri vermekte ve yemeklerin yapılışına ilişkin videolar yayınlamaktadır. Mükellefin faaliyette bulunduğu kişisel internet sitesinin belirli alanlarında reklamlar yayınlanmakta ve yayınlanan bu reklamlardan kazanç elde edilmektedir.

    Sadece belirli bir kısmında sosyal etkileşim amaçlı içeriğe yer veren kişisel internet sitelerinin sosyal ağ sağlayıcıları kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından mükellefin kişisel internet sitesi aracılığıyla elde ettiği kazanç istisna kapsamında değerlendirilemeyecektir.


    Konumuza Dönersek;

    (ç) içerisindeki "imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiyi" ifadesi ile Sosyal Ağ Sağlayıcısı'nın gerçek kişi de olabileceği açık bir şekilde belirtilmiş. Aslında bir web sitesi sahibinin (webmaster'ın) bizzat kendisi gerçek kişi konumundadır ve webmaster web sitesini yayında tutarak internetteki diğer kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, video gibi içerikleri görüntülemelerine imkan sağlamaktadır. Aksi durumda "Sosyal ağ sağlayıcısı" nasıl gerçek kişi olabilir? Burada "şahıs firması olan gerçek kişi" tanımı yapılmamış, sadece "gerçek kişi" tanımı yapılmış. Bu tanıma da göre de webmasterlar web sitelerini yayında tutarak "Sosyal ağ sağlayıcısı" durumunda olmuyor mu? Ayrıca (ç) içerisinde "Sosyal etkileşim amacıyla" ifadesi muğlak bırakılmış. İfadenin devamında web sitesi üzerindeki metnin paylaşılmasına imkân sağlama şartı mutlak suretle koşulmamış, "görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan" ifadesinde veya bağlacı kullanılmış. Yani web sitesi üzerindeki bir metnin paylaşılmasına imkân sağlama şartı mutlak suretle koşulmuyorsa, web sitesi üzerindeki metnin sadece görüntülenmesine imkân sağlanması yeterliyse bu durumda "Sosyal etkileşim amacı" ifadesindeki kasıt boşlukta kalmış oluyor ve bu durumda tanımı açık bir şekilde yapılmamış "Sosyal etkileşim amacı" ifadesi mükelleflerin aleyhine değil lehine yorumlanmalıdır. Kaldı ki, web sitesi üzerindeki bir metnin, görüntünün veya videonun (kısaca içeriğin) sadece görüntülenmeye açılmış olması bize göre ikincil değil birincil dereceden ve aynı zamanda yan değil ana hizmet olarak "sosyal etkileşim amacı" taşımakla birlikte, web sitesi üzerindeki bir içeriğin adresi de kullanıcılar tarafından örneğin Whatsapp, E-Posta, Facebook, Twitter vb. mecralardan da istenildiği zaman paylaşılabilmektedir.

    (d) içerisinde de bir web sitesi sahibi (webmaster) kendi web sitesi üzerinde paylaşım yaparak aynı zamanda "Sosyal içerik üreticisi" olmuyor mu? Yani bir kişi ister gider başkasına ait bir web sitesi üzerinde içerik paylaşır, isterse kendi web sitesi üzerinde içerik paylaşır. Yani otomobil üreten bir mühendis, kendi ürettiği otomobile binip sürüyor diye şoför sayılmayacak mı?

    Bu şekildeki yorumlar için sizin görüşünüz nasıl olur @alcaym; ?
    Ben Web sitelerinin de dahil olduğunu düşünüyorum. Ancak bunu idare kabul etmez. Bu nedenle 2 tür dava açılabilir:
    1- Kişi web sitesi sahibi olduğundan bahisle istisna belgesi için başvurur ve reddedilince dava açılır.
    2- Web sitesi sahibi ihtirazi kayıtla KDV beyannamesi verir ve üzerine istisna olduğundan bahisle dava açar.

    Biz bu iki yöntemden birini denemeden yargının yaklaşımına ulaşamayız.

    Diğer taraftan web sitesi sahibi istisna belgesi aldığında ve %15'le vergilendirildiğinde onun hakkında ihbar olmadığı sürece vergi incelemesi yapılmaz.

    Yapılsa bile kişinin ispat sorunu ortaya çıkar. Bu ise inceleme aşamasında değil ancak yargılama aşamasında bilirkişi ile çözülür.

    Ben web sitesi sahibi olsam %40'a kadar gelir vergisi ve KDV ödemek yerine, istisna belgesini alırdım. İlerde inceleme olursa dava açardım. Çünkü kanundan bu sonuç çıkarılabilir.
  • 14-01-2022, 12:11:35
    #18
    Yanıtınız için çok teşekkür ederiz @alcaym;

    "1- Kişi web sitesi sahibi olduğundan bahisle istisna belgesi için başvurur ve reddedilince dava açılır."

    ihtimalini düşünürsek:

    Kişi web sitesi sahibi olduğundan bahisle istisna belgesi için başvuru yapıp, başvuru reddedilince de bu red işlemine karşı dava açarsa, bu davada ilk derece mahkemesinin kararı (istinaf ve de temyiz yolu kapalı olarak) kesin mi olacak? Çünkü maddi tutarı olmayan, idari işleme karşı açılan bir dava türü görünüyor. Beni en çok endişelendiren de ilk derece mahkemesi kararının kesin olacak olması.

    Süreyi uzatacak olsa da; red yanıtından sonra fakat dava açmadan önce Ombudsmanlığa başvuru yapmayı önerir misiniz? Muhtemelen ilk derece kararı kesin olacağı için belki öncesinde bir ihtimalle Ombudsmanlık olumlu görüş bildirebilir. Vergi Dairesi veya GİB Ombudsmanlığın tavsiye kararına uymak zorunda değil fakat olumlu bir tavsiye kararı çıkarsa, bu karar mahkemeye de sunulabilir, bizim lehimize güzel bir emsal olabilir. (Ombudsmanlık tavsiye kararları idareye yönelik ve idareyi de bağlayıcı değil, tavsiye kararları mahkemelere yönelik olmamakla birlikte mahkemeleri hiç bağlayıcı değil. Sadece olumlu bir Ombudsmanlık kararı derdimizi anlatabilmek adına güzel bir emsal olabilir).

    Amma ve lakin Ombudsmanlıktan olumsuz karar çıkarsa bu durumda iyice olumsuz bir emsal olmuş olacak.

    Bu arada her şey neden bu kadar zor ve her hak arama mücadelesi neden bu kadar uzun sürüyor gerçekten anlamak çok zor..