"Söylesem tesiri yok, sussam, gönül razı değil (Fuzuli)" misali ne yazsak oluyor ne de sussak oluyor..
Bildiğiniz üzere
193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B aşağıdaki şekilde. Söz konusu kanun maddesinde; vergilendirme kolaylığından faydalanabilmek için mükellefiyet kaydının açtırılması zorunluluğu bulunmuyor. Ayrıca aynı "Google Adsense" sisteminden gelir elde eden Youtuberlar'ın
Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No: 318 ile vergilendirme kolaylığı kapsamında sayılması fakat aynı "Google Adsense" sistemi üzerinden gelir elde eden web sitesi sahiplerinin (webmasterların) tebliğ içerisinde yorum yolu ile vergilendirme kolaylığı kapsamının dışında tutulması durumları; kanunda açıkça yer almayan bir şartın tebliğ ile getirilmesi ve ayrıca yasal bir hakkın kullanılmasının tebliğ ile engellenmesi değil midir? Bu durum normlar hiyerarşisine, Anayasa'ya ve aşağıda iletilen Yargı Kararları'na aykırılık teşkil etmez mi?
193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B'nin sonunda yer alan
"Hazine ve Maliye Bakanlığı, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." cümlesi, kanunda açık bir şekilde yer almayan şartların tebliğ ile getirilebilmesi için hukuken yeterli midir?
Alıntı
193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B- (Ek:14/10/2021-7338/2 md.):
İnternet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.
Bu istisnadan faydalanılabilmesi için Türkiyede kurulu bankalarda bir hesap açılması ve bu faaliyetlere ilişkin tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi şarttır.
Bankalar, bu kapsamda açılan hesaplara aktarılan hasılat tutarı üzerinden, aktarım tarihi itibarıyla %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapmak ve Kanunun 98 ve 119 uncu maddelerindeki esaslar çerçevesinde beyan edip ödemekle yükümlüdür. Bu tutar üzerinden 94 üncü madde kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.
Mükelleflerin birinci fıkra kapsamı dışında başka faaliyetlerinden kaynaklanan kazanç ya da iratlarının bulunması istisnadan faydalanmalarına engel değildir.
Birinci fıkra kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar ile faaliyete ilişkin tüm gelirlerini ikinci fıkrada belirtilen şartlara göre tahsil etmeyenler bu istisnadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.
İstisnaya ilişkin şartların taşınmadığının tespit edilmesi halinde eksik tahakkuk etmiş olan vergi, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.
Cumhurbaşkanı, bu maddede yer alan tevkifat oranını her bir faaliyet türü için ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye, bir katına kadar artırmak suretiyle yeniden tespit etmeye; Hazine ve Maliye Bakanlığı, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
Benzer Uyuşmazlıklar için Verilmiş Yargı Kararları: 1) AYM Başvuru No: 2016/3675, Karar Tarihi: 03/11/2020, R.G. Tarih ve Sayı: 5/3/2021-31414:
Özet: Kanunla getirilen bir vergi istisnasına Bakanlar Kurulu Kararı ve Genel Tebliğ ile kanunda olmayan bir sınırlama getirilemeyeceği, hatta başka kanuna atıfla bile bu sınırın getirilmesinin verginin yasallığı ilkesine aykırılık teşkil ettiği hükme bağlanmıştır.
2) AYM Başvuru No: 2015/6728, Karar Tarihi: 01/02/2018, R.G. Tarih ve Sayı: 7/3/2018-30353:
Özet: Vergi işlem ve ceza uygulamaları ile aynı konumdaki kişiler için farklı muamele uygulanmasına neden olan kamu makamlarının bu farklılığı haklı kılabilecek makul ve nesnel gerekçeler sunabilmesi gerekmektedir.
3) Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 24/02/2021 tarihli, E: 2019/1097, K: 2021/184 sayılı kararı:
Özet: Kanun'da öngörülmeyen bir takım kayıt ve koşulların genel tebliğler ile getirilmesi suretiyle yasal bir hakkın kullanılmasının engellenmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
4) Danıştay 7. Dairesi'nin 28/03/2017 tarihli, E: 2016/936, K: 2017/2227 sayılı kararı:
Özet: Normlar hiyerarşisine göre kanunda karşılığı bulunmayan ve bir genel tebliğ kuralı ile getirilen ek yükümlülük; iade, indirim ya da istisna gibi bir talebin reddine dair gerekçe olamaz.
5) Danıştay 4. Dairesi'nin 30/09/2021 tarihli, E: 2018/459, K: 2021/4770 sayılı kararı:
Özet: Mükelleflerin bu haktan yararlanmalarının engellenmesinin kanunda öngörülmeyen bir sınırlamanın tebliğle yapılması sonucunu doğuracağı, bu durumun da kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düştüğü gibi fonksiyon gaspına da yol açacağı gerekçesiyle yapılan düzenlemede hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
6) Samsun BİM 2. VDD, Karar Tarihi: 04/03/2020, E: 2019/220, K: 2020/113 sayılı kararı:
Özet: Yasa ile düzenlenmesi gereken bir konuda ikincil düzenlemeler (yönetmelik, genel tebliğ, sirküler vb.) ile sorumluluk getirilmesi halinde böyle bir düzenleme dikkate alınarak vergi tarhiyatı yapılamaz.
"Türk vergi sisteminin en temel özelliği Anayasanın 73. maddesinde, "Herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü oldukları, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye politikasının sosyal amacı olduğu, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ancak kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirim oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Bakanlar Kuruluna (6771 sayılı Kanunun 16. maddesiyle bu ibare Cumhurbaşkanına olarak değiştirilmiştir) verilebileceği" şeklinde belirlenerek hüküm altına alınmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Mükellef ve vergi sorumlusu" başlıklı 8. maddesinde; mükellefin, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olduğu, vergi sorumlusunun, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olduğu, vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna mütaallik özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı ifade edilmiştir. ... Yukarıda yer verilen Anayasa maddesi irdelendiğinde, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ancak kanunla konulabilmesi mümkün olup, dava konusu olay nedeniyle yapılacak tarhiyattan kanun ile sorumlu tutulmayan davacının (aracı teslim eden ve motorlu araç ticareti ile iştigal eden) sorumluluğuna ikincil düzenleme olan genel tebliğde yer verildiği görülmektedir. Bu durumda yasa ile düzenlenmesi gereken bir konuda ikincil düzenlemeler ile sorumluluk getirilmesi Anayasanın 73. maddesi hükmüne açıkça aykırı olup, ÖTV kanunun Geçici 7. maddesindeki istisna hükmünün ihlal edildiğinden bahisle yukarıda yer verilen genel tebliğ hükümleri uyarınca davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamaktadır."