Stack adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Tebliğ sadece kanun (193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B) ile değil, kendi içeriği ile de çelişiyor görünüyor.. Tebliğ içerisinde aşağıdaki tanımlar yapılmış:

ç) Sosyal ağ sağlayıcısı: Sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, video gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiyi,

d) Sosyal içerik üreticisi: Sosyal ağ sağlayıcıları aracılığıyla; herhangi bir konuya ilişkin paylaşımlar yapmak suretiyle tanıtım ve tavsiyede bulunarak bir ürün ya da hizmetin satın alınması için diğer kullanıcıları etkilemek suretiyle gelir elde edenler ile paylaşımlarının izlenmesi sayesinde reklam gelirlerinden pay alan başta olmak üzere içerik üreticiliği faaliyeti sonucu her türlü gelir elde eden gerçek kişiyi ifade etmektedir.

Not: (ç) içerisindeki "Sosyal ağ sağlayıcısı" tanımı daha önce 5651 Sayılı Kanun içerisinde de yapıldığı için bu tanım 5651 Sayılı Kanun içerisindeki şekliyle aynen kullanılmış.


193 sayılı GVK Mükerrer Madde 20/B- (Ek:14/10/2021-7338/2 md.) İçerisindeki İlgili Kısım:
İnternet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.


Tebliğ İçerisindeki İlgili Örnekler:

Örnek 11: Mükellef (İ) sosyal içerik üreticiliği faaliyetiyle iştigal etmektedir. Mükellefin çeşitli sosyal ağ sağlayıcıları üzerinde kendine ait hesapları bulunmakta olup, mükellef tarafından üretilen içeriklerin bir kısmı kendine ait hesaplar üzerinden bir kısmı ise üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarına ait hesaplar üzerinden paylaşılmaktadır. Üçüncü taraf hizmet sağlayıcısı kendisine ait hesaplarda, mükellef (İ)’nin ürettiği içerikler nedeniyle elde edilen gelirler üzerinden komisyon bedelini düşmek suretiyle kalan tutarı mükellefin münhasıran bu amaçla açılan hesabına aktarmaktadır.

Mükellefin istisna kapsamındaki faaliyeti dolayısıyla üçüncü taraf hizmet sağlayıcısı aracılığıyla elde ettiği gelirler için mezkûr maddede belirtilen diğer şartların da sağlanması koşuluyla söz konusu istisnadan yararlanılabilecektir.

(20) Sosyal ağ sağlayıcısı olarak kabul edilmeyen kişisel internet siteleri, elektronik ticaret siteleri, haber siteleri gibi etkileşim amaçlı içeriğin ikincil ve yan hizmet olarak sunulduğu platformlarda faaliyette bulunan kişilerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar için mezkûr istisna hükümleri uygulanmayacaktır.

Örnek 12: Mükellef (J), kişisel internet sitesinde yemek tarifleri vermekte ve yemeklerin yapılışına ilişkin videolar yayınlamaktadır. Mükellefin faaliyette bulunduğu kişisel internet sitesinin belirli alanlarında reklamlar yayınlanmakta ve yayınlanan bu reklamlardan kazanç elde edilmektedir.

Sadece belirli bir kısmında sosyal etkileşim amaçlı içeriğe yer veren kişisel internet sitelerinin sosyal ağ sağlayıcıları kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından mükellefin kişisel internet sitesi aracılığıyla elde ettiği kazanç istisna kapsamında değerlendirilemeyecektir.


Konumuza Dönersek;

(ç) içerisindeki "imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiyi" ifadesi ile Sosyal Ağ Sağlayıcısı'nın gerçek kişi de olabileceği açık bir şekilde belirtilmiş. Aslında bir web sitesi sahibinin (webmaster'ın) bizzat kendisi gerçek kişi konumundadır ve webmaster web sitesini yayında tutarak internetteki diğer kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, video gibi içerikleri görüntülemelerine imkan sağlamaktadır. Aksi durumda "Sosyal ağ sağlayıcısı" nasıl gerçek kişi olabilir? Burada "şahıs firması olan gerçek kişi" tanımı yapılmamış, sadece "gerçek kişi" tanımı yapılmış. Bu tanıma da göre de webmasterlar web sitelerini yayında tutarak "Sosyal ağ sağlayıcısı" durumunda olmuyor mu? Ayrıca (ç) içerisinde "Sosyal etkileşim amacıyla" ifadesi muğlak bırakılmış. İfadenin devamında web sitesi üzerindeki metnin paylaşılmasına imkân sağlama şartı mutlak suretle koşulmamış, "görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan" ifadesinde veya bağlacı kullanılmış. Yani web sitesi üzerindeki bir metnin paylaşılmasına imkân sağlama şartı mutlak suretle koşulmuyorsa, web sitesi üzerindeki metnin sadece görüntülenmesine imkân sağlanması yeterliyse bu durumda "Sosyal etkileşim amacı" ifadesindeki kasıt boşlukta kalmış oluyor ve bu durumda tanımı açık bir şekilde yapılmamış "Sosyal etkileşim amacı" ifadesi mükelleflerin aleyhine değil lehine yorumlanmalıdır. Kaldı ki, web sitesi üzerindeki bir metnin, görüntünün veya videonun (kısaca içeriğin) sadece görüntülenmeye açılmış olması bize göre ikincil değil birincil dereceden ve aynı zamanda yan değil ana hizmet olarak "sosyal etkileşim amacı" taşımakla birlikte, web sitesi üzerindeki bir içeriğin adresi de kullanıcılar tarafından örneğin Whatsapp, E-Posta, Facebook, Twitter vb. mecralardan da istenildiği zaman paylaşılabilmektedir.

(d) içerisinde de bir web sitesi sahibi (webmaster) kendi web sitesi üzerinde paylaşım yaparak aynı zamanda "Sosyal içerik üreticisi" olmuyor mu? Yani bir kişi ister gider başkasına ait bir web sitesi üzerinde içerik paylaşır, isterse kendi web sitesi üzerinde içerik paylaşır. Yani otomobil üreten bir mühendis, kendi ürettiği otomobile binip sürüyor diye şoför sayılmayacak mı?

Bu şekildeki yorumlar için sizin görüşünüz nasıl olur @alcaym; ?
Ben Web sitelerinin de dahil olduğunu düşünüyorum. Ancak bunu idare kabul etmez. Bu nedenle 2 tür dava açılabilir:
1- Kişi web sitesi sahibi olduğundan bahisle istisna belgesi için başvurur ve reddedilince dava açılır.
2- Web sitesi sahibi ihtirazi kayıtla KDV beyannamesi verir ve üzerine istisna olduğundan bahisle dava açar.

Biz bu iki yöntemden birini denemeden yargının yaklaşımına ulaşamayız.

Diğer taraftan web sitesi sahibi istisna belgesi aldığında ve %15'le vergilendirildiğinde onun hakkında ihbar olmadığı sürece vergi incelemesi yapılmaz.

Yapılsa bile kişinin ispat sorunu ortaya çıkar. Bu ise inceleme aşamasında değil ancak yargılama aşamasında bilirkişi ile çözülür.

Ben web sitesi sahibi olsam %40'a kadar gelir vergisi ve KDV ödemek yerine, istisna belgesini alırdım. İlerde inceleme olursa dava açardım. Çünkü kanundan bu sonuç çıkarılabilir.