• 05-12-2012, 02:19:33
    #19
    Üyeliği durduruldu
    Bu sektörde olan birisi olarak ben de yorumlarımı yazayım. size özel mesajda da yazmıştım. burada da yazayım bilgilenmek isteyenler olursa işlerine yarar.

    Bir çok dizide çalıştım. yaprak dökümü, kurtlar vadisi, hepsi 1 , kuzey rüzgarı vs...


    Bu sektör diploma istemez, hatta diploma bazen dezavantaj bile sağlar diyebilirim.ilk önce kendinize bir alan seçin, kamera mı kurgu mu ışıkçı mı setçi mi vs...buna kararını verdiniz diyelim. ilk başlarda çalıştığı yerde patronun arabasını yıkar, ayak işlerini yapar, patronun faturalarını felan yatırır. ilk 2 sene kablo toplar. kablo toplamak ta zor iştir ha söyleyim, şaka değil harbiden, kolay bir şey değildir. . günde 20 saat çalışır.18 saat poposu yeri görmez ayaktadır. geriye 4 saati kalır. bu 4 saat için de istanbul trafiğinde eve gidip gelemeyeceğine göre şirkette yatar , haftada bir gün izni olur ancak eve gidebilir. yazın 15 gün yıllık izni olur. ilk sene sigorta yapmazlar. en sonunda tamam ben bunlara katlanacağım ilk 2-3 sene hiç bir beklentim yok diyorsanız şunlara geçin;

    senarist, yönetmen yardımcısı; torpil bulmadan çok zor hiç bulaşmayın.

    kameraman: ilk 2 sene asistanlık yapar, kablo toplar, kameramanın ayak işlerini yapar, bölüm başı (haftalık) 500-600 para alır. 2 sene sonra focus pullarlığa yükselir, maaşı artar. 5 sene sonra kameraman olur. haftalık 2-3bin lira alır. toplam 10 sene sonra görüntü yönetmeni olur, paraya para demez.

    ışıkçı: en zor bölümdür , fazla para almaz aylık bin-bin beşyüz lira felan, hamallıktır bulaşmayın derim.

    set işçici: bu da aynı ışık gibidir, hamallık yapar hiç bulaşmayın.

    kurgu; 1 yıl asistanlık yapar bin lira civarı aylık para alır. 2 yıl sonra yavaş yavaş kurgu işlerini yapar parası biraz artar.4 sene sonra kurgu yönetmeni olur 3-4binlira para alır.

    dediğim gibi maddi durum iyiyse aydın doğanın özel okuluna gidin, hem çıraklık dönemini atlatır hem de işi iyi olur. üniversiteye de gitmek istiyorsanız gidin tabi, üniversite ortamı başkadır, herkes yaşamalı bana göre ama dediğim gibi üniversite bittiğinde 24-25 yaşında işe başlar. üstleri 20-21 yaşında olur buna emir verir, hem okul için yıllarını verir hem de hiç birşey öğrenemez. bana sorarsan 2 yıllık bi okula gidin derim fazla yıl kaybı olmaz, hem de üniversite ortamını yaşamış olur.. şuan işe gireyim derse sezonun ortasında iş biraz zor bulunur. diziler başladı herkesin işi belli. yazın haziran temmuz gibi daha kolay iş bulunur. iş konusunda ben de yardımcı olurum
  • 05-12-2012, 08:41:15
    #20
    Üyeliği durduruldu
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sana kimse yardımcı olmaz kardeşim. Bu sektör babanın oğlu değilse kimsenin kimseye doğrudan yardım ve eğitim vermediği hoşgörüsüz bir sektör. Bu sektörde zeki olacaksın, kendini geliştireceksin, kimse sana bir şey öğretmese de sen herşeyi kendin yırtınarak öğreneceksin. Kimse kollarını açmış biri gelse de yetiştirsek diye beklemiyor. Senin anlamak istemediğin nokta radyo tv sinema da okusa, okumasa da aynı pozisyonda başlayacak. Okulun kattığı bir meslek bilgisi yok. Radyo Televizyon Sinema diye bölüm mü olur? Çıkınca ne yapacak? Sinema mı istiyor? Yönetmen mi olacak, görüntü yönetmeni mi? senarist mi olacak? Kameraman mı olacak? Editör mü olacak? Sanat yönetmeni mi olacak? Televizyoncu ne olacak, muhabir mi, kameraman mı, yönetmen mi, yapımcı mı, kurgucu mu, spiker mi. Radyocu ne olacak, yapımcı mı, spiker mi, metin yazarı mı? Bunların hiç biri okulda öğretilmez genel kültür bilgi verilir. Onları da 5-10 kitap okuyarak dışarıdan da öğrenirsin.

    Bak sana bir iletişim fakültesi mezunu olarak şunu basitçe anlatayım. Kimya Mühendisliği bitirip yönetmen olabilirsin. Hukuk bitirip gazeteci olabilirsin. Yönetmen olamazsan ne iş yapıyorsun diye sorana mühendisim dersin. Ama Radyo Tv Sinema bitirip yönetmen olamazsan ne iş yapıyorsun diyene yanıt veremezsin. Çünkü bu okul sana bu işi yapamadığı sürece bir etiket kazandırmaz. Hiç bir firma radyo tv mezunu diye adam seçmez bu sektörde. Ben film prodüksiyon şirketinde çalıştım 4 sene bir ton reklam filmi çektik, ne yönetmenlerimiz iletişim fakültesi mezunuydu ne 3d animasyoncumuz, ne prodüksiyon amirimiz ne sanat yönetmenimiz okulluydu. post productionda bile iletişim fakültesi mezununa tek tük rastladım...

    Eğer sinemacı olacağım diyorsa set işçiliği bile bulsa gitsin okumak yerine. Sete nasıl çıkılır kim ne iş yapar, mekanizma nasıl çalışır öğrenir. Ne istediğine karar verir eğer insan ilişkileri başarılı ise birileri ile tanışır, fırsatını bulursa kamera asistanlığına geçer, ışık asistanlığına geçer, prodüksiyona geçer, çok çok ileride yeteneği varsa ve güçlü ilişkiler kurarsa reji asistanlığına geçer...

    Okuldan yetişenler bu söylediğim konulara 4 sene geriden başlar. 4 sene sonra asistan olarak parasız pulsuz aynı noktadan sürünmeye başlarlar. Madem okuldan sonra da sürünerek vasıfsız adam muamelesi görerek bir yere geleceksin, ne gerek var okuluna gitmeye. Biz okuldayken benden bir üst sınıfta bir çocuk vardı, istanbul'da bir boom işi vardı. Bir dizide boom tutma işi. Ben istanbul da kimsem yok diye gidemedim, bu eleman gitti. Arkadaş şimdi yönetmen geçen sene uzun metraj ilk filmi çıktı.

    Sinemaya meraklı ise illede üniversite okusun derseniz bir iktisadi idari bilimler bölümüne gitsin. Bu çocuğa bir fotoğraf makinesi bir kaç lens alıp fotoğrafçılık kursuna gönderin. Yeteneği varsa bu işe fotoğraf ile başlanır. Hiç bir şey beceremezse elindeki diploma ile bir ton sınava işe girme şansı olur. Bugünkü aklım olsa iletişim fakültesi okumazdım.
    tvsinema adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu sektörde olan birisi olarak ben de yorumlarımı yazayım. size özel mesajda da yazmıştım. burada da yazayım bilgilenmek isteyenler olursa işlerine yarar.

    Bir çok dizide çalıştım. yaprak dökümü, kurtlar vadisi, hepsi 1 , kuzey rüzgarı vs...


    Bu sektör diploma istemez, hatta diploma bazen dezavantaj bile sağlar diyebilirim.ilk önce kendinize bir alan seçin, kamera mı kurgu mu ışıkçı mı setçi mi vs...buna kararını verdiniz diyelim. ilk başlarda çalıştığı yerde patronun arabasını yıkar, ayak işlerini yapar, patronun faturalarını felan yatırır. ilk 2 sene kablo toplar. kablo toplamak ta zor iştir ha söyleyim, şaka değil harbiden, kolay bir şey değildir. . günde 20 saat çalışır.18 saat poposu yeri görmez ayaktadır. geriye 4 saati kalır. bu 4 saat için de istanbul trafiğinde eve gidip gelemeyeceğine göre şirkette yatar , haftada bir gün izni olur ancak eve gidebilir. yazın 15 gün yıllık izni olur. ilk sene sigorta yapmazlar. en sonunda tamam ben bunlara katlanacağım ilk 2-3 sene hiç bir beklentim yok diyorsanız şunlara geçin;

    senarist, yönetmen yardımcısı; torpil bulmadan çok zor hiç bulaşmayın.

    kameraman: ilk 2 sene asistanlık yapar, kablo toplar, kameramanın ayak işlerini yapar, bölüm başı (haftalık) 500-600 para alır. 2 sene sonra focus pullarlığa yükselir, maaşı artar. 5 sene sonra kameraman olur. haftalık 2-3bin lira alır. toplam 10 sene sonra görüntü yönetmeni olur, paraya para demez.

    ışıkçı: en zor bölümdür , fazla para almaz aylık bin-bin beşyüz lira felan, hamallıktır bulaşmayın derim.

    set işçici: bu da aynı ışık gibidir, hamallık yapar hiç bulaşmayın.

    kurgu; 1 yıl asistanlık yapar bin lira civarı aylık para alır. 2 yıl sonra yavaş yavaş kurgu işlerini yapar parası biraz artar.4 sene sonra kurgu yönetmeni olur 3-4binlira para alır.

    dediğim gibi maddi durum iyiyse aydın doğanın özel okuluna gidin, hem çıraklık dönemini atlatır hem de işi iyi olur. üniversiteye de gitmek istiyorsanız gidin tabi, üniversite ortamı başkadır, herkes yaşamalı bana göre ama dediğim gibi üniversite bittiğinde 24-25 yaşında işe başlar. üstleri 20-21 yaşında olur buna emir verir, hem okul için yıllarını verir hem de hiç birşey öğrenemez. bana sorarsan 2 yıllık bi okula gidin derim fazla yıl kaybı olmaz, hem de üniversite ortamını yaşamış olur.. şuan işe gireyim derse sezonun ortasında iş biraz zor bulunur. diziler başladı herkesin işi belli. yazın haziran temmuz gibi daha kolay iş bulunur. iş konusunda ben de yardımcı olurum
    Arkadaşlar çok teşekkür ederim,durum iyi olsa aydın üniversitesine yollarız fakat durum ortada. Ayrıca lise sonda bu sene bitiyor haziran gibi çıkınca tam sezonun başlangıçı iş bulma olasılığı artar ama işte yanlış yapmak istemem, bir başkasının hayatını karartamam.

    Aklıma çok takıldı bu soru, Üniversitede okusa mı? Okumasa mı?

    Bu soruyu ben cevaplıyorum, biri başaka yorum yazıyor, -Haa tamam okunmalı diyorum

    Herkese teşekkür ederim, arayışım devam ediyor.
  • 14-12-2012, 00:52:27
    #21
    Öncelikle hala, öğrenim görmekte olduğum Radyo, Tv ve Sinema bölümü hakkında sektorde geçmişi olanlar birçok şey söylemiş. Fakat hep işe bu sektorde okulunu okumadanda iyi paralar kazananlardan bahsetmişler.

    Eğitimin hiç bir zaman kötüsü olmaz. Ve bugün sana gel Pana filmde başla diyen kişi yarın sana bu işin devamlılığı için ne kadar peşin hükümde bulunabilir. Ve herşey işin teknik kısmında ki, Kurgu dediğin Edius programını açıp montaj yapmak ya da ses mikserindeki portları aşağı yukarı hareket ettirmek veya görüntü masasında oturup arkadan biri resim 1 geç, resim 2 geç diyerek onun dediklerini yapmak değildir.

    4 Yıllık fakültede okumanın zaman kaybı olarak görülmesi de tamamen para kaygısı olanların düşüncesi ve hiçte saygı duyduğum bir düşünce değildir.

    Sen yarın bir film çekmeye kalktığında Işığın nerede, dekorun nasıl, kurgunun şeklini bilmekle sadece belli bir kalıplarda birşeyler yapabilirsin. Fakat okulunda gördüğün, Siyaset Bilimi, Sanat Tarihi, Mitoloji, İnsan Hakları, Hukuk, Psikoloji, Sinema Tarihi, Sinematografi, Sinema ve Felsefe ve bir çok alanda ki gördüğün dersler seni film yaparkenki zihniyetini ortaya koyacaktır.

    Bu iş öyle Acunun yanına git, dizi setine git çalış demekle olmaz. Pardon pardon olurda olmaz. Hep iyi yanlarını görürsen olur, 4 - 5 bin alanlar varmışş.. Peki ya askeri ücretle çalışanlara ne demeli ?

    Diyeceksiniz ki fakülte bitiripte o maaşı alan yok mu, elbette vardır. Fakat vasıfsızdır. Eğer sen fakülte bitir ve birşeyler bil o zaman çok daha farklı olur herşey.. ve Ufkun geniş olur. Bu insanın, hayata, sinemaya bakış açısını değiştirir.

    Kurtlar Sofrası olan Medya, bugün Üniversite mezunlarının bile hemen iş bulamadığı bir sektörken, akademik anlamda Medyanın temelini oluşturan İletişim Fakültesini bitiremedikten sonra, lise mezunlarına okumana gerek yok demek yanlış bir yönlendirmeden başka birşey değildir.

    Herşey bir eğitimle başlar, herşeyi sadece teknik eğitim olarak görmek seni kameraman, kurgucu gibi operatorlükten öte götürmez.

    Eğitimini al, istekliysende kendini geliştir o zaman herşey zaten senin için en iyisi olur. Bir şekilde en iyi kapılar tek tek açılır.

    Unutmadan söylüyüm, meslekte birşeyler görüpte burada yorum yapan kişilerede saygı duyuyorum fakat sıkca tekrarladığım gibi hep iyileri görmeyin.. Sürünenleride görmelisiniz. Fakat eğitim aldığı sürece ve istekli olduğu sürece zaten birşeyler yapabilir.
  • 14-12-2012, 03:23:14
    #22
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Kitap okumayacaksan, entel filmi diye adlandırılan sanat filmlerini öfleyerek püfleyerek izleyeceksen, en önemlisi para kazanmak için bir şey yapacağım diyorsan uzak dur bu bölümden.

    RTS'den bu alanlarda çalışacak teorik bilgiyi edinerek çıkarsın ama pratikte birikimi kendin yapacaksın. Kameraman olursun, kostümcü olursun veya başka bir şey ama paranı zamanında alamazsın böyle bir iş bu daha ilerisi için zaten yetenek, kabiliyet ve yaratıcılık olması gerek.
  • 14-12-2012, 11:27:49
    #23
    Rorschach adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kitap okumayacaksan, entel filmi diye adlandırılan sanat filmlerini öfleyerek püfleyerek izleyeceksen, en önemlisi para kazanmak için bir şey yapacağım diyorsan uzak dur bu bölümden.

    RTS'den bu alanlarda çalışacak teorik bilgiyi edinerek çıkarsın ama pratikte birikimi kendin yapacaksın. Kameraman olursun, kostümcü olursun veya başka bir şey ama paranı zamanında alamazsın böyle bir iş bu daha ilerisi için zaten yetenek, kabiliyet ve yaratıcılık olması gerek.
    Düşüncelerimi özetler nitelikte olmuş. Gerçekten katılıyorum. Bir 1925 Potemkin Zırhlısını, Sunset Bulvarını, Bisiklet Hırsızlarını izlemeyip, Sinemanın tarihini, Felsefesini, Sinematografisini bilmedikten sonra yönetmen olmuş ne ! Şimdi Mahsun Kırmızıgül Yönetmen olsa neee olmasa ne .. Onu literatürde yönetmen bile saymıyorlar.
  • 15-12-2012, 15:28:25
    #24
    edesingtr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

    Bu iş öyle Acunun yanına git, dizi setine git çalış demekle olmaz. Pardon pardon olurda olmaz. Hep iyi yanlarını görürsen olur, 4 - 5 bin alanlar varmışş.. Peki ya askeri ücretle çalışanlara ne demeli ?

    Unutmadan söylüyüm, meslekte birşeyler görüpte burada yorum yapan kişilerede saygı duyuyorum fakat sıkca tekrarladığım gibi hep iyileri görmeyin.. Sürünenleride görmelisiniz. Fakat eğitim aldığı sürece ve istekli olduğu sürece zaten birşeyler yapabilir.



    Anladığ*ım kadarı ile Ankara İletişimdesin. Bilmiyorum Özkam Hocanın kamera grubu hala duruyor mu? 1. Kuşağı televizyon kameramanı olmuştu. 2. kuşağından 3 yönetmen çıktı, Özgür Doğan, Taner Baltacı, Ozan Açıktan... Peki diğerleri? Yani diğerleri vasıfsız mıydı senin gözünde?
    Ozan'ın imkanı vardı polonyaya ya da doğu avrupada bir ülkede kendini çok geliştirdi sonra dönünce asistanlıktan reklam yönetmenlğine geçti. Özgür Doğan benim yukarıda önceki mesajlarımda yazdığım bum tutmaya istanbul'a giden adamdır. İstanbul'da kalacak yeri vardı ve istanbul'a gitti...

    Yani genç kardeşim sana tavsiyem iletişim fakültesi hiç bir işe yaramaz. Okuldan kaç kendine ne alan hedefliyorsan orada bir iş bul. Çünkü sen henüz çalışacağın sektörün dinamiklerini anlamamışsın. Yönetmen olmak için iletişim fakültesi okunmaz. Yönetmen adam güzel sanat fakültesinde eğitilir iletişim fakültesinde değil. Mimar Sinan Sinema bölümü gibi istisnalar vardır direk sektörün aktörleri ile teori ve pratiği birleştiren. Ama sıradan bir iletişim fakültesi sadece iletişim tarihinin öğretildiği bir amatör yetiştirme yuvasıdır.

    İletişim fakülteleri amatör yetiştirirler. O okula giren ile girmeyen arasında çok fark yoktur sektörde. Ziraat Fakültesi bitirip gazeteci olanlar vardır, işletme bitirip radyocu olanlar veya mühendislik okuyup yönetmen olanlar da vardır. O yüzden bir üniversite eğitimi yapılacaksa iletişim fakültesi gereksizdir. Adam gibi bir okul okuyup ilgiliniz varsa sinema ile uğraşabilirsiniz, kimse size sen maliye okumuşsun görüntü yönetmeni olamazsın demez.
  • 15-12-2012, 15:29:06
    #25
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Demek Ankara İletişimdesin. Bilmiyorum Özkam Hocanın kamera grubu hala duruyor mu? 1. Kuşağı televizyon kameramanı olmuştu. 2. kuşağından 3 yönetmen çıktı, Özgür Doğan, Taner Baltacı, Ozan Açıktan... Peki diğerleri? Yani diğerleri vasıfsız mıydı senin gözünde?
    Ozan'ın imkanı vardı polonyaya ya da doğu avrupada bir ülkede kendini çok geliştirdi sonra dönünce asistanlıktan reklam yönetmenlğine geçti. Özgür Doğan benim yukarıda önceki mesajlarımda yazdığım bum tutmaya istanbul'a giden adamdır. İstanbul'da kalacak yeri vardı ve istanbul'a gitti...

    Yani genç kardeşim sana tavsiyem iletişim fakültesi hiç bir işe yaramaz. Okuldan kaç kendine ne alan hedefliyorsan orada bir iş bul. Çünkü sen henüz çalışacağın sektörün dinamiklerini anlamamışsın. Yönetmen olmak için iletişim fakültesi okunmaz. Yönetmen adam güzel sanat fakültesinde eğitilir iletişim fakültesinde değil. Mimar Sinan Sinema bölümü gibi istisnalar vardır direk sektörün aktörleri ile teori ve pratiği birleştiren. Ama sıradan bir iletişim fakültesi sadece iletişim tarihinin öğretildiği bir amatör yetiştirme yuvasıdır.

    İletişim fakülteleri amatör yetiştirirler. O okula giren ile girmeyen arasında çok fark yoktur sektörde. Ziraat Fakültesi bitirip gazeteci olanlar vardır, işletme bitirip radyocu olanlar veya mühendislik okuyup yönetmen olanlar da vardır. O yüzden bir üniversite eğitimi yapılacaksa iletişim fakültesi gereksizdir. Adam gibi bir okul okuyup ilgiliniz varsa sinema ile uğraşabilirsiniz, kimse size sen maliye okumuşsun görüntü yönetmeni olamazsın demez.
    Ankara İletişim değil hocam, Atatürk Üniversitesi
  • 15-12-2012, 15:34:17
    #26
    edesingtr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ankara İletişim değil hocam, Atatürk Üniversitesi
    pardon algıda beklentilerin etkisi.
    ama sana şunu söyleyeyim, yaz tatillerinde istanbul a git ve iş bul kendine bedava. karın tokluğuna. yoksa mezun olduktan sonra herkes senden iş bulmanı beklerken yaşayacaksın o karın tokluğuna dönemi. ve töleransın olmayacak. en iyisi okurken çıraklığı atlatmak. yoksa aileleri daha iyi durumda olanlar katlanır.

    bu işte en büyük tatava şudur. okuldan mezun olunca çıraklığa başlarsın ve bir kaç sene belki daha fazla para kazanamadan çalışırsın. bu dönemde aile baskısı, çevre baskısı gelir. işe ve kendine güvenini kaybedersin ve para kazanabileceğin başka bir işe girersin. ailesinden parasal destek gören ve parasal sıkıntısı olmayanlar ise devam ederler ve başarıya ulaşırlar.

    yani mezun olmadan sektörün dinamikleri hakkında çok bilgin yok. ailen 4 sene okuttuk hala yol paranı ben veriyorum dediğinde anlarsın ne demek istediğimi. istersen iletişim fakültesini 1. likle bitir. bir prodüksiyon şirketinin kapısında lise mezunu adamla aynı durumdasın. hatta lise mezunu adam biraz daha yırtık ve iş bitirici görünüyorsa onu alırlar.

    Bak sana bir iki örnek vereyim. Fakültedeki en iyi arkadaşım üniversiteyi bitirip 4 senelik sevgilisi ile evlendi. Kız da bizim sınıftan. Kriz vardı iş yoktu ev bakmak zorundaydı, askerde sözleşmeli olarak kaldı. Şimdi subay, iletişim fakültesi mezunu bir yüzbaşı. Ben ailevi sebeplerden işimi bırakıp baba evine dönmek zorunda kaldım. Beraber işe başladığımız okuldan arkadaşım okulu bıraktı iş için. Bugün 3 büyük kanaldan birinde sabah kahvaltı haberlerini sunuyor, mezun olmadı ama iletişim fakültelerine konuk olarak çağırılıyor.
  • 15-12-2012, 15:37:53
    #27
    Düşünceleriniz doğru olabilir ama siz hala işe yine mesleki olarak bakıyorsunuz. Nasıl bir iletişim fakültesi gereksiz diyebilirsiniz. Sizin nasıl bir eğitim aldığınızda önemli. Belki okuduğunuz üniversitede iletişim alanına dair kuramlar yetersizdi. Belki ders içerikleri boştu bilinmez fakat benim 2 yılım kalmasına rağmen yinede hiçbir şekilde bu fakültenin gereksiz ya da çıktığımda yararı olmayacağı düşüncesinde değilim.

    Eğitimi sadece teknik olarak görmeyin derim..

    Demişsiniz ki Güze sanatlar yetiştirir yönetmen, bu teori eskide kaldı. Artık iletişim fakültelerini Meslek yüksek okullarından ayıran birçok etken var. Ders içerikleri daha teori, daha sinemanın doğuşundan felsefesine ve tografisine kadar etkili kılıyor. İletişim Fakültesinden mezun olsan da olmasanda radyocu olabiliyorsun vb konularda da çok haklısınız fakat bu tamamen sektorün çirkinliği... Yani iletişim fakültesi okuyan insan yinede bu sektorde bir mühendisten bin kat daha iyi olacaktır

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 15:37:53 -->-> Daha önceki mesaj 15:35:21 --

    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    pardon algıda beklentilerin etkisi.
    ama sana şunu söyleyeyim, yaz tatillerinde istanbul a git ve iş bul kendine bedava. karın tokluğuna. yoksa mezun olduktan sonra herkes senden iş bulmanı beklerken yaşayacaksın o karın tokluğuna dönemi. ve töleransın olmayacak. en iyisi okurken çıraklığı atlatmak. yoksa aileleri daha iyi durumda olanlar katlanır.

    bu işte en büyük tatava şudur. okuldan mezun olunca çıraklığa başlarsın ve bir kaç sene belki daha fazla para kazanamadan çalışırsın. bu dönemde aile baskısı, çevre baskısı gelir. işe ve kendine güvenini kaybedersin ve para kazanabileceğin başka bir işe girersin. ailesinden parasal destek gören ve parasal sıkıntısı olmayanlar ise devam ederler ve başarıya ulaşırlar.

    yani mezun olmadan sektörün dinamikleri hakkında çok bilgin yok. ailen 4 sene okuttuk hala yol paranı ben veriyorum dediğinde anlarsın ne demek istediğimi. istersen iletişim fakültesini 1. likle bitir. bir prodüksiyon şirketinin kapısında lise mezunu adamla aynı durumdasın. hatta lise mezunu adam biraz daha yırtık ve iş bitirici görünüyorsa onu alırlar.
    Okuyorken bir şekilde hiç bir maddi amaç gütmeden çevre edinmek bu meslekte fakültede okuyup en yapılması gereken birşeydir. Bu konuda sizinle aynı düşünüyorum. Dediğiniz gibi sonra sürünmektense baştan sürünüp çıktığımda farklı olmak önemli.