Kıymetli dostlar; profilimde de yazdığı üzere tam 31 yaşında bir kardeşiniz, belki abiniz, belki de akranınızım. Yine; beyaz yaka diyebileceğimiz bir meslek kolunda mesaili olarak mesleğimi ifa ediyorum.
Hani psikologlar ne derler? Çocukluğa inmek lazım, öyle yapalım. Çocukluğumdan beri geç yatıp sabahlayıp, sürekli beyninin içerisinde fikirler ve projeler dönen ben 3 yıldır düzenli bu iş hayatına geçiş yaptım. Üniversitesidir, yüksek lisansıdır derken. Tutturduk bir dikiş gidiyoruz. Ailem memnun, çevrem memnun, ben saygın ama bu durumdan mutlu muyum orası tartışılır.
- Evli değilim, kimseye bakmak gibi bir yükümlülüğüm yok.
- Ailem; anne ve babadan oluşuyor. Çayyolu taraflarında elit bir Ankara'nın lokasyonunda kendimize ait olan müstakil evde yaşıyoruz. Tek çocuğum, kardeşim yok kardeş masrafı bilmedim, kimseyle paylaşmadım çocukluğumu tek geçirdim. Yatılı okul, zorluk, güçlük, yetememe, istediklerine erişememe görmedim. Bana göre şımarık bir adam değilim ancak isteyip elde edemediğim hiçbir şey olmadı. (Buna özel hayatımdaki platoniklerim bile dahil.)
- Bir üstteki maddeyi sadece maddi imkanları baz alarak yazmıyorum. 15, 16 yaşlarından itibaren kod yazmayı ve birçok yazılım dilini öğrendim. Beyaz yakalı dediğim mesleği elde etmemi sağlayacak olan eğitimimin haricinde tamamen alaylı olarak çeşitli hacker grupları içerisinde yer alarak siber güvenlik alanında uzmanlık kazandım. Bana mesleğimden çok bunlarla uğraşmak tat ve keyif veriyor. Evet, hâlâ öyle; bunu itiraf etmeliyim.
---
Gelgelelim; sigortalı, tam teşekküllü işim gücüm var. Bu düzene gireli 3 yıl (Haziran 2020 olduğunu düşünürsek sanırım yaklaşık 3.5 yıl) oldu ve benim tabir-i caizse dikili bir taşım bile yok.
- Ortalama 30K civarında maaş alıyorum.
- Bunun yarısına yakınını eve veriyorum. Hem özgürlüğüme herhangi bir laf söz olmaması, hem ayrı eve çıkmadığım için ailemin yanında maddi gerçeklik anlamında da söz sahibi olabilmek, hem de bugüne kadar ki olan evlat borcumu ödemek için bundan gocunmuyorum.
- Kalan 15K hem vallahi hem billahi nereye gidiyor bilmiyorum.
- Kredi kartlarından hoşlanmam bu yüzden hiç ekstra başvuru yaparak almadım. Arada maaş hesabımın bağlı bulunduğu banka tarafından aranıyorum ancak direkt reddediyorum.
- Ziraat'ta üniversite ve yüksek lisans dönemimden kalan kredi kartım vardı. Sürekli düzenli ödeme yapınca onun limitini yükselttiler. Ancak aylık 3-5K oraya ancak gidiyordur içki masrafım vs. derken.
- Dışarıda yemek yiyorum, şehir dışına çıkıp seyahat ediyorum.
- Gerisini inanın bilmiyorum nereye gidiyor ama gidiyor. İşyerinde aylık filtre kahve parası toplanmasıdır, dışarıda yemeğidir, şusudur busudur içkim vs. var (sigaram yok) derken...
Tamam; öyle kendimi kasacak, tutumlu olmaya çalışacak bir zorluk çekmiyorum ama insan beş kuruş kenara ayıramaz mı? Yok ayıramadım. Yine eyvallah; borcum harcım yok diye şükür mü edeyim? Neden benden kötü durumdakilere bakarak şükretmek yerine benden daha iyi durumdakilere -ve dahi bunu aile desteği olmadan, doğuştan şanslı olmadan kendi elde etmişlerin başardıklarını düşünerek- başardıklarına bakarak gıpta etmeyeyim? 31 yıl oldu şu fani dünyaya geleli, demek ki var bir yerlerde bir hata.
Babam; döviz takibiyle, borsa ve halka arzlarla sürekli uğraşır. İnanın hiç ilgimi çekmedi. Ama sanırım bir yerinden başlamam gerekiyor. Siz yerimde olsanız ne yapardınız? Geçmişte olan oldu, bundan sonrası için nasıl bir strateji ve taktik belirlerdiniz?
En başta da dediğim gibi; aranızda ailesine bakmak, yetmek zorunda olan; belki darboğaz yaşayan kardeşlerimiz var. Ben onlar dururken halime şükretmek veya ağzımı açmamak yerine, kendi mevcut durumumdaki aksaklığı görmek, bunu iyileştirmek, düzeltmek ve buna göre adımlar atmak istiyorum. Bu yüzden lütfen ayıplamayın. Çünkü herkesin yükü, kendine ağır. Yorumlarınız, önerileriniz için şimdiden teşekkür ederim.