• 26-02-2020, 18:05:43
    FrknYLMZ adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şimdi ben foruma geliyorum Wordpress'e alternatif çok mükemmel bir script tasarladım diyorum. Güvenlik falan mükemmel kusursuz bir sistem. Bayağı bir kişiyi etrafıma topluyorum. Sonra diyorum ki bu script değiştirildi, siteleriniz hacklendi. Ama merak etmeyin v2.0 var. Bu böyle bir kaç defa tekrarlanıyor ve her seferinde bir önceki sürüm değiştiriliyor, siteler hackleniyor. Ama bakın ben kusursuz bir yazılımcıyım. Kesinlikle en iyi yazılımcı benim diye de geziyorum ortalıkta. Şimdi de kalkıp diyorum ki diğer tüm sürümler değiştirildi ve hacklendi benim son sürümü kullanmanız gerekiyor. Bu sefer garanti hacklenme, değiştirilme falan olmayacak. Beni banlar mıydınız? Güvenir miydiniz?
    Teşekkürler.
    Bu olaya bir de şöyle bakalım.
    Siz kusursuz bir yazılımcısınız, aklınızdaki çok büyük bir yazılım fikri var ve bu dünyada tek. Başka kimsede böyle bir yazılım, sistem yok. Ancak sizin satış platformunuz R10. Ee, proje büyük haliyle satış rakamı da yüksek olacak. R10'da kimse kendini tanıtmamış, bilinmeyen birine tutup da 5k ödemez. O zaman sistem şöyle işleyecek:
    1. Kusursuz bir yazılımcı olarak, hayalinizdeki yazılımın daha basit ve sade bir halini piyasaya çıkaracaksınız. Daha küçük rakamlar ile hem satış yapacak, hem de kendinizi yavaştan tanıtma imkânı bulacaksınız.
    2. Sistemi yavaştan geliştiriyorsunuz. insanlar sizi tanıdı ve projelerinizi hayranlıkla takip ediyor.
    3. Çeşitli güncellemeler ise 1. maddede ürettiğiniz o sade yazılımın üzerine eklemeler yapıyor; bu sayede insanları büyük yazılıma hazırlıyorsunuz.
    4. Ve son. Aslında tek seferde çıkarabileceğiniz ancak satışınızın çok düşük olacağı bu yazılımı; daha yalın halde pazara sürüp geliştirerek müşterilerinize sundunuz. En sonunda yazılım tam anlamı ile bitti, kullanıcı sayısı binlerden yüzbinlere çıktı ve sizin istikrarınızı gören diğer kişiler(satın almayanlar) de yazılımı satın aldı.
    Bu gibi örnekler alır başını gider. Burada önemli olan konu, sen hangi açıdan baktığındır.
    Bugün değiştirildi denilen diğer kitapların tamamında son peygamber olarak Hz. Muhammed(s.a.v)'in indirileceği zaten yazıyordu. Öyle ki Peygamber efendimiz doğduğunda o günün din büyükleri, peygamberin geldiğini fark etmişlerdi. Bunların hiçbiri hurafe, abartma değil. Bugün nasıl ki tarih öğreniyor, okuyor, çeşitli kişilere inandığımız gibi kimilerine de inanmıyorsak dinde de bunu tercih etmeliyiz. Kusursuz olan Kur'an-ı Kerim'dir. Kusurlu olsan bizler, insanlarız. Eğer bunu net bir şekilde anlamak, öğrenmek istiyor isek Kur'an da yazan birkaç ayete değil, 6236 ayetin tamamına göz atmamız gerekir.

    Allah'ın kudretini yorumlamamıza, hayal etmemize ve düşünmemize bizim aklımız ermez. Zaten öyle olsa idi yaratıcı denen bir kavram olmazdı. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki insan beyninin düşünme, üretme sınırı vardır. Bir yerden sonra fark ettiysek düşüncelerimiz bitiyor, aklın ermiyor.

    Evet, isteyen yobaz desin isteyen bağnaz. Şahsım adına söylüyorum, ben İslam'a gönülden inanan birisiyim. Bu güne kadar yaşadıklarımdan yola çıkarak dönüp bakıyorum arkama, hiçbir şey kaybetmemişim. Bir zararım olmamış. Hayatta herkes gibi ben de maddi manevi zorluklar yaşadım. Bugün forumda da gördüğümüz konular oluyor, intihar meseleleri. Ben de bunların eşiğine kadar gelmiş ancak İslam sayesinde vazgeçmiş kişilerden biriyim. İslam daima güzel ahlakı emreder. Kişilere örnek olmayı, temiz ve dürüst olmayı da.

    Yani güzel kardeşimlerim, arkadaşlarım veya abilerim. Dini konulara bugüne kadar hiçbir yorum yapmadım çünkü yazarak işin içinden çıkamıyorum. Konu sahibi arkadaşa da söyledim özelden arayayım, konuşalım diye. Neticede yüz yüze veya sözlü olarak görüşmek kişilere kendini daha iyi ifade ettirebiliyor. Ancak kendisi dönüş yapmadı, canı sağ olsun. Yazılı olarak burada bir şeyler söylendiğinde yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Son zamanlarda herkes birilerini linç etme, laf sokma çabası içerisinde. Neyse.

    Sürçülisan ettimse affola. Herkese iyi forumlar dilerim.
  • 26-02-2020, 19:59:53
    Üyeliği durduruldu
    boşuna burdan çabalama.Yaratıcı olduğuna inanıyorsan sorularının cevabını ondan iste ! muhakak cevap alacaksındır. Bu cevap işitsel olmayabilir bir görsel vey aklıan gelen bir düşünce veya veya veya...ları saymakla bitmez.
  • 26-02-2020, 20:56:34
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Dini savunan insanların sürekli ortaya attıkları soru şudur.
    Diyelim ki dinler yok, ben ne kaybedeceğim. Sonuçta ben günde 1,5 saat namaz kılıyorum, ya da ben haftada bir kiliseye gidiyorum...
    Ama ateistlerin kaybedeceği çok şey var.
    Aslında dinler sana bir şey kaybettirmiyor gibi görünebilir ama bu dinler yüzünden insanlık çok şey kaybetti.

    Çok masumane görünüyor olabilir.
    Ben din ile ne kaybedildiğini size anlatayım.
    Binlerce yıldır din savaşları ile milyonlarca insan katledildi.
    Hristiyanlar din adına yüzbinlerce kadını cadı diye diri diri yaktı.
    Müslümanlar din adına cihat diye yeni topraklara savaş açtı, kendi dinine geçmeyenleri öldürdü ya da köleleştirdi.
    Din adına, katli vacibdir fetvaları verildi.

    Birileri göremediğimiz Tanrı'nın adına binlerce yıldır ceza kesiyor, adam öldürüyor, taşlıyor.
    Tanrı adına insanları kırbaçlıyor, insanları hapse atıyor, tanrı adına insanları ibadete ya da inanmaya zorluyor.
    Sonsuz kudrete sahip olan Tanrının kendi yapmadığı şeyleri onun adına yapıp kendini Tanrının askeri sayıyor.

    Hristiyanların engizisyon mahkemeleri vardı birileri Tanrı adına mahkeme kurup ceza kasip uyguluyordu.
    İslamda da IŞİD var mesela güncel. Sen bu adamları terörist olarak görüyorsun.
    Onlar da diyorlar ki biz Tanrı'nın emirlerini uyguluyoruz. Bu emirleri uygulamazsak cehenneme gideceğiz.
    Şimdi ya onlar haklıysa, ya din onların uyguladığı şekilde ise. O zaman da senin 1,5 saatlik namazın yetmiyor.

    Yani değerli kardeşim, senin ne kaybedeceğini bilmem ama iş senin günde 1,5 saatini kaybetmenin çok ötesinde.
    Dinler tarih boyunca insanlığa o kadar çok şey kaybettirmiştir ki.
    Dinler hidayet, huzur, ahlak verdiği her 1 adama karşı, 1000 adama ölüm, işkence ve acı vermiştir.
    Ve dinler binlerce yıldır bilimsel gelişmenin ve bilimadamlarının önündeki en büyük engel olmuştur.
    "Dinde zorlama yoktur. Doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. Artık kim sahte tanrıları reddeder de Allah’a inanırsa kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir ve bilir.","Bakara : 256"
  • 26-02-2020, 23:16:39
    Üyeliği durduruldu
    hyperiahd adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    2 Adet İslam dini ile ilgili sorum var fakat sorduğum kimseden tatmin edici cevap alamadım. Bir çok ayet var kafamı kurcalayan okuduğumda bunlar Allahın kelamı olamaz dediğim ama bunları buradan paylaşmak yerine daha evrensel 2 soruyu Buradan sormak istiyorum belki cevaplayabilen çıkar.


    Şimdi 1. Soru; Allahın varlığına en büyük delil olarak canlıları örnek gösterir tüm din alimleri. Sahiden de bir Arı'yı, bir kelebeği yada dünyanın hareketlerinin ne kadar ince hesaplandığını düşünecek olur isek bunların şans eseri olduğunu söylemek zor. Fakat Madem şans eseri böyle bir varlık oluşamaz o zaman Allah Nasıl var oldu ?

    Kuran da ve diğer 2 semavi din de Allahın doğmadığı, doğrulmadığı söyleniyor. Yani siz oldukça fonksiyonlu bir arının çalışmalarına bakıp onun şans eseri olmadığını söylüyorsunuz fakat onu hesaplayan varlığın şans eseri olduğunu düşünüyorsunuz.

    2. Soru; İnsanlık tarihi boyunca şuanda dahil olmak üzere sonsuz din çıktı. Her birinin ferdi aynı şuanki radikal islamcılar dinine olduğu gibi sonsuz bağlı ve dininden emin. Hiç acaba yanlış tarafta olan benim ihtimali aklınıza gelmiyor mu ?

    Yani soru şu şekilde; Dünyada 100 den fazla din mevcut ve her birinin fertleri tam olarak kendi dinlerinden emin. Buna ister Hristiyanların, Yahudilerin, Hinduların gözünden bakın ister diğer adını bile bilmediğimiz 100 üstü din mensubunun gözünden bakın. Ya onların cenneti doğru ise ve siz cehenneme giderseniz ?

    1.sorunun cevabı:

    Evvela, Allah’ın varlığı kendindendir, başka bir varlığa dayanmaz. Ya da varlığının öncesi ve sonrası yoktur. Onun varlığı ezeli ve ebedi olup, başlangıç ve sondan münezzeh ve mukaddestir.
    İkincisi, olmak tabiri, varlık ile yokluk arasında duran bir şeyin, ezeli bir irade ile varlık alemine çıkmasıdır. Allah ezelde var olduğuna göre, olmak tabirini Allah hakkında kullanmak mantık ve akıl açısından mümkün değildir. Yani varlığının başlangıcı olmayan bir Zat'a, olmuş tabiri kullanılmaz. Zira olmak tabirinin içinde başlangıç manası vardır. Bir şey olmuş ise, mutlaka bu oluşumun bir başlangıcı vardır ki, Allah bundan pak ve temizdir.
    Üçüncüsü, oluşumun ve mümkinatın içine hapsolmuş bir zihin, vacip ve oluşumdan münezzeh olan bir Zatın varlık boyutunu anlamakta zorlanır ve kendisine benzeterek mutlaka ona bir başlangıç manasını dayatmaya çalışır. Yani benim bir başlangıcım varsa, onun da bir başlangıcı vardır, diye batıl bir önermeye kendini mecbur hisseder.
    Bu gibi hissiyatlardan kurtulmanın yolu İslam’ın tenzih usulünü iyi işlettirmektir. Namazın her tarafında "Sübhanallah" dememiz bu yüzdendir. İnsanın en büyük yanılgısı, hiçbir cihetle kendisine benzemesi mümkün olmayan Allah’ı kendisine kıyas edip benzetmesidir. Halbuki Allah sübhandır, asla mevcudata benzemez ve onların vasıfları ile vasıflanmaz.
    Dördüncüsü, teselsül, bazı şeylerin zincirleme olarak birbiri ardınca dizilmeleri; eşya ve olayların birbirine dayanarak arka arkaya gelmeleridir. Mümkün olan eşya ve olayların husûle gelmede birbirlerinin müessiri olarak, yani birbirlerine sebep müsebbeb (illet ve ma'lûl) olarak mazi yönünde bir noktada durmaksızın, sonsuza doğru devam etmesine teselsül deniliyor.
    Yani o sebep bu sebepten, bu sebep şu sebepten diyerek sonsuza giden bir sebep sonuç zinciri kabul etmek demektir ki, bu da aklın kabul etmeyeceği imkansızlar sınıfındandır. Teselsülün batıl bir fikir olduğunu kelam alimleri arşi ve süllemi denilen on iki delille çürütmüşlerdir. Hal böyle olunca, bütün kainatı yoktan ve hiçten yaratıp, varlığı kendinden olan bir Zata ihtiyaç vardır ki, bu Zat ezeli ve ebedi olan Allah’tır. Yani olmaktan müberra ve münezzeh olan bir varlığa vacip derecesinde bir ihtiyaç vardır. Yoksa batıl olan teselsülü kabul etmek durumunda kalırız ki, bu akıl ve mantığa savaş açmak demektir.
    Beşincisi, "Allah’ı -haşa- başka bir Allah yarattı." dersek, bu defa, "O Allah’ı kim yarattı?" sorusu devreye girer ki, bu sorunun ardı arkası kesilmez. Öyle ise yaratılmaktan, oluşumdan, hudustan mukaddes ve münezzeh, varlığı ezeli olan bir İlah olmalı ki, bu mantıksız soru zinciri son bulsun.
    Altıncısı, bir trenin en son vagonunu bir önceki vagon çeker, onu ise bir önceki çeker ve hakeza. Bütün vagonları ise en baştaki lokomotif çeker ki, bu lokomotifi çeken başka bir vagon yoktur ve onun gücü kendindendir denilir. Şayet öyle olmamış olsa idi, sayısız ve sonsuz vagonları tasavvur etmek gerekirdi ki, bunun yanlışlığı ve batıllığı zahirdir. İşte her şeyi Allah yaratmıştır, ama Allah’ı kimse yaratamaz ve Onun varlığı ve gücü kendindendir, esası muhkem bir esastır. Bunun dışındaki tasavvur ve düşünceler batıl ve hurafedir.
    Özet olarak, hep var olmuş, hiçbir zaman yokluk yüzü görmemiş ve görmesi de mümkün olmayan bir Zat-ı Akdes için; "Ne zaman var olmuştur?" sorusunu sormak, tutarsız ve kendi ile çelişen bir ifadedir.

    Kaynak: https://sorularlarisale.com/yanlis-o...risalelerde-bu

    2.sorunun cevabı:

    Kuşkusuz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki hak tanımazlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.
    Tefsir ve kaynak:
    https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/...9-ayet-tefsiri
  • 26-02-2020, 23:31:45
    androidcim adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    1. Soruna cevap su videoyu bırakıyorum
    https://youtu.be/0HVvtRk9u7M


    2. Soruna cevap ise su video
    https://youtu.be/evR056392BQ
    sorularınızın cevapları burada ben bu kadar bu soruları düşünmememe rağmen bu hazırlanan videolar gerçekten de çok açıklayıcı ve akla mantığa denk
  • 27-02-2020, 00:54:43
    Üyeliği durduruldu
    Konu sahibinin sorularına genel olarak cevap diye yazılanlar gerçek din islam yaratıcı ezeli ve ebedi gibi şeyler olmuş bence bu sözlerin felsefi olarak hiç bir değeri yok.
    1: Yaratıcı ezeli ve ebedi olabiliyorsa evren de ezeli ve ebedi olabilir yani yaratılmamış olabilir ikisi arasında hiç bir fark yok (benim açımdan varlığı yada yokluğunun kanıtı yok %50 deyim ).
    2: Dinlerin gerçek olduğu kanıtlanamaz eğer kanıtlanırsa sınav diye bir şey kalmaz yani dinlerin gerçek olma ihtimali %100 değil.
    3: Dinlerin yalan olduğu kanıtlanabilir linkte yazdıklarım benim için yeterli kanıt içeriyor https://www.r10.net/1076351571-post86.html
  • 27-02-2020, 04:10:23
    Cappystarj0e adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    1) Allah hep vardı. Allah'ın sıfatlarından biri de ezeli olmaktır.
    Tüm varlıklar sonradan meydana gelmiştir.
    Varlıkların var olabilmesi için, tüm varlıkları meydana getiren bir varlığın olması ve o varlığın başlangıcının olmaması, yani ezeli olması gerekir.
    O da Allah'tır.

    Varlık dediğimiz şey de işin komik tarafı, aslında beyninizdeki elektriksel sinyaldir.
    Ona varlık diyorsunuz. Bu muhteşem bir sanattır. Aslında her şey, her yer simsiyahtır, karanlıktır.
    Beyin gibi kompleks bir organ onu renkli hale getiriyor.

    Bir de yaratıcıyı kendi uzay-zaman'ımızla aynı şekilde görmemeliyiz.
    Allah zamana bağlı değildir. Diğer her varlık zamana bağlıdır.
    Allah, zamanlar üstüdür, onun katında her şey olup bitmiştir.
    Zaman yoktur. Bize göre önce ve sonra kavramları var ama Allah bir resme bakar gibi tüm zamanlara aynı anda hakimdir.

    2) İnsan, bilgisini her zaman arttırmaya çalışmalıdır.
    Nasrettin Hoca'nın göle maya çalması gibi bir mantıkla, ya bu doğruysa ya şu doğruysa diyerek hareket edemeyiz.
    Aklımızı kurcalayan ne varsa araştırırız. Delillere göre hareket ederiz.

    Canımızın istediğini değil, vicdanımızın dediğini dinlemeliyiz.
    Sonuç olarak vicdanınızı dinlerseniz, doğru yolu bulursunuz.
    Allah dilemedikçe zaten doğruyu bulamayacaksınız.
    Bizler bu sorulara sabaha kadar cevap versek yine soruyu soran ve diğerleri tatmin olmayacak. Alıntıladığım mesajda en son da yazdığı cümle bütün sorularınızın cevabıdır bence.
    Sattlerce ve satırlarca cevaplar yazmaya gerek yok. Sorunuzun cevabı budur = Allah dilemedikçe zaten doğruyu bulamayacaksınız.
  • 27-02-2020, 04:58:10
    hyperiahd adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    2 Adet İslam dini ile ilgili sorum var fakat sorduğum kimseden tatmin edici cevap alamadım. Bir çok ayet var kafamı kurcalayan okuduğumda bunlar Allahın kelamı olamaz dediğim ama bunları buradan paylaşmak yerine daha evrensel 2 soruyu Buradan sormak istiyorum belki cevaplayabilen çıkar.


    Şimdi 1. Soru; Allahın varlığına en büyük delil olarak canlıları örnek gösterir tüm din alimleri. Sahiden de bir Arı'yı, bir kelebeği yada dünyanın hareketlerinin ne kadar ince hesaplandığını düşünecek olur isek bunların şans eseri olduğunu söylemek zor. Fakat Madem şans eseri böyle bir varlık oluşamaz o zaman Allah Nasıl var oldu ?

    Kuran da ve diğer 2 semavi din de Allahın doğmadığı, doğrulmadığı söyleniyor. Yani siz oldukça fonksiyonlu bir arının çalışmalarına bakıp onun şans eseri olmadığını söylüyorsunuz fakat onu hesaplayan varlığın şans eseri olduğunu düşünüyorsunuz.

    2. Soru; İnsanlık tarihi boyunca şuanda dahil olmak üzere sonsuz din çıktı. Her birinin ferdi aynı şuanki radikal islamcılar dinine olduğu gibi sonsuz bağlı ve dininden emin. Hiç acaba yanlış tarafta olan benim ihtimali aklınıza gelmiyor mu ?

    Yani soru şu şekilde; Dünyada 100 den fazla din mevcut ve her birinin fertleri tam olarak kendi dinlerinden emin. Buna ister Hristiyanların, Yahudilerin, Hinduların gözünden bakın ister diğer adını bile bilmediğimiz 100 üstü din mensubunun gözünden bakın. Ya onların cenneti doğru ise ve siz cehenneme giderseniz ?
    Bende bazı kişilere bu 1. soruya benzer soru sormuştum ve o bazı kişilerin verdiği cevabı şöyle yazayım;
    Biz düşünen canlılar idrak kabiliyetimizi kendimize indirgeyerek anlayabiliyormuşuz. Yani şöyle ki; biz insanlar doğuyoruz, büyüyoruz ve ölüyoruz. Belirli bir zamansal kavramın içindeyiz. O sebeple her şeyi bu zaman çizgisinin içerisine sokarak anlamlandırıyoruz.
    Her şeyi en ince ayrıntısına kadar yaratan yaratıcı, zamanı da yaratandır. Belki dünya, cennet ve cehennem ve hatta cinler yaratılmadan önce zaman kavramı yoktu. (Cinlerin yaratıldığı sırada zaman kavramının daha farklı olduğunu düşünüyorum)
    Kısacası biz insanoğlu anlamaya çalışmak için bizi yaratan bir yaratıcı varsa, yaratıcıyı da yaratan biri vardır düşüncesine kapılıyoruz. Bütün bu düşünceler yaratıcıyı kendimiz gibi görmek istediğimizden kaynaklıymış. Biz doğuyorsak, yaratıcı da doğar mantığına bürünmeye itiyor aklımız.
    Buna benzer şeyler söylemişti o kişiler. Kendimce düşündüğümde cinlerin zaman mekan kavramı bizlerden farklı olması doğruluk payı olduğunu gösteriyor.
  • 27-02-2020, 05:02:43
    Misafir
    1. İnsanı Tanrı değil insan Tanrıyı yarattı.
    2. Yanlış tarafta olanın gerçeklerden haberi yok. Kendi dinini bilmeyen insanlar çoğunlukta. Bunlarla tartışmak duvara laf anlatmak daha kolay. Örnek veriyorum Türkçe ezan olmaz diyorlar. Allah sadece Arapça mı biliyor? Bana okulda devlet Türkçe öğretiyor, benim ana dilim Türkçe, devlet dairelerinde Türkçe konuşuluyor ama Türkçe Ezan olmazmış. Bunu diyenler birde İslam evrenseldir diyorlar sadece Arapça okunuyorsa bu nasıl evrensel olsun?

    Bir de sünnet olayı var. Geçmişi ve geleceği bilen ve her şeyi yaratan bir tanrı insan bedeninde hata mı yapmış? Bunu insanlar neden kesiyor? Tanrı hata yapabilir mi? Hiç kimse çocuğuna sünnet yaptırmasın.

    Anlatacak çok şey varda R10 üzerinde daha fazla konuşamıyorum burada bu tür konular yönetim tarafından hoş karşılanmıyor.

    İyi geceler.



    Son olarak simülasyon teorisi olabilir diyorum ama şuan elimde bulunan verilerle bu %100 böyledir demiyorum!
    • WebEngineer
    • ekb
    • Risque
    WebEngineer, ekb ve Risque bunu beğendi.
    3 kişi bunu beğendi.