• Dün, 00:59:43
    #19
    Doktorların çoğu konuşmuyor bile ilacı yazıp yolluyor 😀neyin olduğunu sen tahmin edecen

  • Dün, 02:49:34
    #20
    enabızdan rapor alınabilinse keşke
  • Dün, 08:24:44
    #21
    APT adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Doktorların kendi arasında hastayı puanlama sistemi var. Bu uzun süredir devrede. Doktor şikayet edenlere özellikle bakmıyorlar ve hizmet vermek yerine hastanedeki süresini kısaya indirip sizi gönderiyorlar. Sizin de böyle bir durumdan ötürü bunu yaşıyor olma şansınız var. İçimizde çoğumuz bundan haberdar dahi değil. Ancak, özellikle İstanbul gibi yoğun bölgelerde, hastane içerisindeki her bir doktorun, hemşirenin, hasta bakıcının takip ettiği bir renk kodlu sistem var.

    Doktorların yaptığı işleri değerlendirmek yerine, hastaların kalitesini değerlendirme yoluna giden bir sağlık anlayışı ile karşı karşıyasınız. Bahsi geçen "sorunlu diş yerine sağlam dişe işlem yaptı" örneği, bundan 25 yıl önce yapılmış olsaydı, çok merak ediyorum, o doktor nasıl kendini savunacaktı.

    Sağlık sisteminin geliştiği yön, "önleyici tedaviye geçmek" yerine, "hasta yatak sayısını arttırmak" oldu. Öyle ki, en son Türkiye ziyaretimde hastanede ne Türkçe ne de İngilizce bilmeyen bir doktora denk gelmiştim. Bildiğin tercümanla çalışıyor, suriyeden gelmiş, devlete ait bir hastanede, üstelik Istanbul'un Maltepe ilçesinde. Öyle gözden uzak bir yerde de değil.
    Öncelikle hastane bilişim personeliyim , Doktora puan verme E-Nabız üzerinde var ancak bir işe yarıyor mu orasını tam bilmiyorum , ancak en ufak doktor hakkındaki bir şikayette soruşturma başlatılıyor bunu söyleyebilirim , doktorun tavrından memnun olmayıp bunu şikayet ederseniz ve bu şikayet süreklilik arz ediyorsa doktor hakkında cezai işlem uygulanıyor.(Maaş kesintisi vs.)

    Hastanın doktor seçme özgürlüğü olduğu gibi doktorunda hizmetten geri çekilme hakkı mevcut bunlar yasal olarak yazılı maddeler ancak dediğiniz gibi hastayı fişlemek yasak , hasta üzerine bu tarz benzeri notlar işaretler koymak yasak.Sağlık hizmeti alma anayasal bir hak olduğu için bu dediğinizi nasıl yapıyorlar orasını ayrı merak ediyorum. Renk kodlu sistem triyaj renklerini kast ediyorsunuz sanırım , acile özel bir durumdur , triyaj hemşiresinin hasta durumunu ön değerlendirme ve hastanın şikayetinin hayati risk önceliğini anlamak için yapılır.

    Hekimleri tam anlamıyla zorlayıcı ve bağlayıcı kanunların oluşturulması taraftarıyım bende sizin gibi , Klinik rehberleri hazır ve yayınlanıyor ama soruşturma anında dikkate alınmıyor.Doktorun hata yaptığında onu soruşturan başka bir hekim olduğu için birbirlerini haklı buluyorlar , cerrahi müdahalelerde yapılan hatalar hastayı canından edebiliyor ancak aile olarak bu işin araştırılmasını talep ettiğinizde soruşturma başlatılıyor sonrasında diğer hekim arkadaş evet bu olabilir bu operasyonda diyip dosyayı kapatıyorlar. Eşimin başına benzeri bir durum geldi.
  • Dün, 08:31:04
    #22
    Pediatri adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Devlet hastanelerinde doktorların tamamı hasta sayılarını azaltmak için ilgilenmiyorlar. Ama üniversite hastanelerinde hasta başına ücret aldıkları için ilgileniyorlar. Devlet hastanelerinde günde 1 hasta bile baksalar aynı maaşı alıyorlar çünkü.
    Böyle bir şey yok... Doktorlar hastaya yaptığı her işlemden puan alırlar bu da maaşını etkiler. https://khgmekodemedb.saglik.gov.tr/...2-tarihli.html buradan bakabilirsin , 1 puan kaç tlye tekabul ediyor orasını bilmiyorum ama puanı düşük hekimleri hastanede istemezler ve biz bu kadar çalışıyoruz o hekim çalışmıyor diye şikayet edilip durulur
  • Dün, 08:33:20
    #23
    APT adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bilemezsiniz maalesef. Doktorla tartışmaya girmenize gerek yok bunun için. Örneğin FSM hastanesinde yatan hasta için hemşireden 2 defa yardım isteyen hasta yakını nedeniyle, hastayı sisteme kodlamışlar. Ne odasına hemşire geliyor, ne doktor. Sonradan anlaşılıyor ki yatan hasta için hemşireler "kendilerine ücret ödeyen hasta yakınlarına hizmet veriyor". Hastane ücretsiz, doktor ücretsiz, hizmet ücretsiz. Şöyle bir şey mümkün olabilir mi? Olayı görmeseniz, abartıyorlar dersiniz. Doktorlar, hemşirelere nazaren daha iyi durumda, daha ılımlılar. Özellikle bölüm hemşireleri, baş hemşireler yanaşılacak kişiler değiller. Elbette bu her yerde olacak diye bir hadise yok. Ancak, olduğunda sistemde adınız öylece kalıyor.

    Demek istediğim de tam olarak bu. Hiçbirimiz adımız karalistede mi bilemeyiz. Bilemiyor olmamız bile bir şeylerin doğru yapılmadığına işaret. Muhtemelen doktor döven adamlar o listede yoktur, ama 2 hemşireye yapması gereken iş ile ilgili soru soran insan, liste tepesine alınır. Yani, listenin aslında "doktora kötü davranan insanlar" listesinden ziyade, hastanenin "kime hizmet vermek istediğimi seçiyorum" listesi gibi bir vasfı var.

    Çok samimi söylüyorum. Böyle bildiğim 3-5 hastane var. FSM'ye bugün bir müfettiş gönderilse ve kurum baştan aşağı "gizli hasta profili" ile denetlense, hastaymış gibi davranılsa, ve hastanın da ufak tefek sorunları olsa, hastanede doğru düzgün personel bırakmamaları gerekir. Ancak, balık baştan kokar terimi boşa söylenmemiştir. Sağlık sisteminin stratejik düzeni ve işleyiş biçimi, "herkes kendi çiftliğinde öter" misali, ve siz daima "sessiz olması gereken ve sadece ödeme yapması gereken ziyaretçisiniz".

    Boşverin bunları. Kendinize bir soru sorun.

    "Bir dişinizde sorun var. Başka bir dişinize işlem yapılıyor. Doktorla konuşamıyorsunuz bile."
    Bu olay birebir olarak ABD gibi bir yerde olsa, açtığınız dava sonucu hayatınız boyunca bir daha hiç çalışmak zorunda kalmazsınız. Alacağınız tazminat öylesine yüklü olur ki, ev de alırsınız, kapınıza son model araç da çekersiniz. Avrupa'da olsa yine belli bir tazminat alırsınız. Türkiye'de olduğunda "şikayet dahi edemezsiniz". Gidin edin, yukarıdaki yazdığım şeyleri misliyle yaşatırlar size.

    Hocam son cümlenize tebessüm ettim.

    Covid döneminden beri sağlık çalışanlarına yapılan saldırılara göz yummak ve bunu hem sosyal medya'da hem de haberlerde yayınladıktan sonra sağlık çalışanları ne yapsın ?

    En basiti bende kendimden örnek vereyim. Bir kaç sene önce topuk dikeni yüzünden hastaneye randevu aldım. 8:30 olmasına rağmen 9'a kadar bekledim. Uzun zamandır hastaneye gitmeyince de doktorun randevu saatinde geleceğini düşünerek doktora içimden sövdüm. (Sonradan konuşmalara denk gelince mesai'nin 9'da başladığını, devletin hasta randevu alsın diye erken saate koyduğunu öğrendim)

    Neyse saat 9 oldu durumu anlattım. MR çektirmeye yolladı. MR çekecek personel mesai başlamamış gibi tavırla işimi gördü. Muhattap olmadan işimi 5 dk hallettim.

    Sonra doktorun yanına çıktım. Doktor da zaten "Hastaları alayım ondan sonra bakacağım dedi." Büyük ihtimalle devlet her 5 dk'ya bir hasta soktuğu için doktor sabah erken alan hastalara bakıyor diye düşündüm. (Art niyetim yok. Ortamın durumunu kafamda canlandırıyorum )

    Doktor oda'da hastayla konuşurken bir çift odaya girip bir şey sormaya başladı. Doktor da önlem alamayınca bunları koridora çıkarıp orada konuşmaya başladı. Kadın olan Fitili ateşlemiş, Erkek de barut bulmuş ateş gibi patlıyor. Güvenlik vs. geldi doktor adama dedi ki "eşinize bakmayacağım". Hasta da "şikayet ederim "dedi. Doktor "İstediğiniz yere şikayet edin. Polis de hakimde savcı çağırın önemli değil" dedi

    Olaya dahil olmadan izleyen ben, doktorun yaşadığı durumu anlayarak mr sonuçlarını göstermeden uzaklaştım zaten. Hasta da olanla oldu. Doktor ise gözümde yükseldi.

    MR sonuçları için başka gün başka doktora randevu aldım. Yemin ediyorum 1 dk baktı ilaç yazdı ve gönderdi. Reçeteye de önünde reklamını aldığı vitamin tabletini de sıkıştırdı

    Şimdi ben ilk doktor'a eylemlerinden ötürü 1 puan mı vermem gerekiyor ?

    Yoksa reçeteyi yazana 5 puan mı vermem gerekiyor ?

    İnsanların çoğu kendi bildiklerinin dışında bilmedikleriyle çok uğraşmıyor. Bu yüzden insanlara karşı önyargı kısmında hataya düşüyor. İnsanların eylemlerinde size karşı art niyet yoksa karşılık vermeyin.
  • Dün, 12:13:13
    #24
    Fsolitary adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öncelikle hastane bilişim personeliyim , Doktora puan verme E-Nabız üzerinde var ancak bir işe yarıyor mu orasını tam bilmiyorum , ancak en ufak doktor hakkındaki bir şikayette soruşturma başlatılıyor bunu söyleyebilirim , doktorun tavrından memnun olmayıp bunu şikayet ederseniz ve bu şikayet süreklilik arz ediyorsa doktor hakkında cezai işlem uygulanıyor.(Maaş kesintisi vs.)

    Hastanın doktor seçme özgürlüğü olduğu gibi doktorunda hizmetten geri çekilme hakkı mevcut bunlar yasal olarak yazılı maddeler ancak dediğiniz gibi hastayı fişlemek yasak , hasta üzerine bu tarz benzeri notlar işaretler koymak yasak.Sağlık hizmeti alma anayasal bir hak olduğu için bu dediğinizi nasıl yapıyorlar orasını ayrı merak ediyorum. Renk kodlu sistem triyaj renklerini kast ediyorsunuz sanırım , acile özel bir durumdur , triyaj hemşiresinin hasta durumunu ön değerlendirme ve hastanın şikayetinin hayati risk önceliğini anlamak için yapılır.

    Hekimleri tam anlamıyla zorlayıcı ve bağlayıcı kanunların oluşturulması taraftarıyım bende sizin gibi , Klinik rehberleri hazır ve yayınlanıyor ama soruşturma anında dikkate alınmıyor.Doktorun hata yaptığında onu soruşturan başka bir hekim olduğu için birbirlerini haklı buluyorlar , cerrahi müdahalelerde yapılan hatalar hastayı canından edebiliyor ancak aile olarak bu işin araştırılmasını talep ettiğinizde soruşturma başlatılıyor sonrasında diğer hekim arkadaş evet bu olabilir bu operasyonda diyip dosyayı kapatıyorlar. Eşimin başına benzeri bir durum geldi.
    Bahsi geçen olay her hastanede var mı, bir şey diyemem. Ben kasten isim verdim. Bunun ana nedeni, yaşanmış tecrübe olması, duyum olmamasıdır. 3 haneli numaradan aranıp şikayet kaydı da oluşturuldu, CİMER'e de yazıldı, dava da açıldı. Biz daha ilk aşamada 3 haneli numarayı aradığımızda, bölüm hemşiresinin aynı gün haberi oldu ve o gün doğrudan tutum negatif yönde değişti. Hastane bir anda düşmana döndü. Sıkıntı: yatalak hastaya hava alan yatak verilmemesi, ve bundan doğan enfeksiyon başlangıcıydı. Hasta bununla başlayan sıkıntılar zincirinde vefat etti. Çünkü antibiyotik ya da benzeri türevleri yüklemeyeceğiniz, kritik ve yaşlı bir hastaydı. Enfeksiyon kapması, yapması gereken en son şeydi. Personel hala FSM hastanesinde. Burada FSM diye özellikle vurgulamamın sebebi şu: Maltepe - Kartal bölgelerinde Eğitim ve Araştırma Hastanelerine gitseniz, modern ve özel bir hastane gibi görüyorsunuz hastane ortamını. Birbirine 20 dakika sürüş mesafesinde olan iki hastanedeki çağ farkından bahsediyorum. Bahsettiğim renk kodu acil renk kodu değil, hasta renk kodu. Bunu bize izah eden FSM'de çalışan doktor komşumuz. Kendisi olmasa haberimiz dahi olmayacaktı.

    Sakuragi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam son cümlenize tebessüm ettim.

    Covid döneminden beri sağlık çalışanlarına yapılan saldırılara göz yummak ve bunu hem sosyal medya'da hem de haberlerde yayınladıktan sonra sağlık çalışanları ne yapsın ?

    En basiti bende kendimden örnek vereyim. Bir kaç sene önce topuk dikeni yüzünden hastaneye randevu aldım. 8:30 olmasına rağmen 9'a kadar bekledim. Uzun zamandır hastaneye gitmeyince de doktorun randevu saatinde geleceğini düşünerek doktora içimden sövdüm. (Sonradan konuşmalara denk gelince mesai'nin 9'da başladığını, devletin hasta randevu alsın diye erken saate koyduğunu öğrendim)

    Neyse saat 9 oldu durumu anlattım. MR çektirmeye yolladı. MR çekecek personel mesai başlamamış gibi tavırla işimi gördü. Muhattap olmadan işimi 5 dk hallettim.

    Sonra doktorun yanına çıktım. Doktor da zaten "Hastaları alayım ondan sonra bakacağım dedi." Büyük ihtimalle devlet her 5 dk'ya bir hasta soktuğu için doktor sabah erken alan hastalara bakıyor diye düşündüm. (Art niyetim yok. Ortamın durumunu kafamda canlandırıyorum )

    Doktor oda'da hastayla konuşurken bir çift odaya girip bir şey sormaya başladı. Doktor da önlem alamayınca bunları koridora çıkarıp orada konuşmaya başladı. Kadın olan Fitili ateşlemiş, Erkek de barut bulmuş ateş gibi patlıyor. Güvenlik vs. geldi doktor adama dedi ki "eşinize bakmayacağım". Hasta da "şikayet ederim "dedi. Doktor "İstediğiniz yere şikayet edin. Polis de hakimde savcı çağırın önemli değil" dedi

    Olaya dahil olmadan izleyen ben, doktorun yaşadığı durumu anlayarak mr sonuçlarını göstermeden uzaklaştım zaten. Hasta da olanla oldu. Doktor ise gözümde yükseldi.

    MR sonuçları için başka gün başka doktora randevu aldım. Yemin ediyorum 1 dk baktı ilaç yazdı ve gönderdi. Reçeteye de önünde reklamını aldığı vitamin tabletini de sıkıştırdı

    Şimdi ben ilk doktor'a eylemlerinden ötürü 1 puan mı vermem gerekiyor ?

    Yoksa reçeteyi yazana 5 puan mı vermem gerekiyor ?

    İnsanların çoğu kendi bildiklerinin dışında bilmedikleriyle çok uğraşmıyor. Bu yüzden insanlara karşı önyargı kısmında hataya düşüyor. İnsanların eylemlerinde size karşı art niyet yoksa karşılık vermeyin.
    Öncelikle elma ile armudu karıştırmamak gerekir. Elbette bahsi geçen yerlerde, doktora karşı hastaya karşı bir takım şeyler yapılıyor olabilir. Size dağ başında bir hastaneden örnek vermedim. Kaldı ki, doktora kötü davranılmış olması, doktorun ondan sonraki gelen hastalara kötü davranma hakkını tanımıyor. Tıpkı bizim güne kötü başlayıp, gidip doktoru dövmememiz gerektiği gibi. Biz gün içerisinde olan her türlü sıkıntıyı kapının dışında bırakıp tebessümle içeri giriyor ise, doktor da aynı şekilde her gelen hastayı aynı tebessümle karşılar. Tebessüm yok mu? Sorun değil. Ancak, davranış profesyonelliğin dışına çıkarsa, o sorun. Bunun telafisi olmaz.

    Hasta ile doktor arasındaki fark:
    Hizmet alan: Konunun profesyoneli değil.
    Hizmet veren: Konunun profesyoneli.

    Aradaki fark: Doktor gelen kişinin asabiyetini ve anksiyetesini görebilir. Doktor profesyonel ve teşhis edendir. Hasta, doktoru teşhis edemez, ve doktorun durumunu anlayamaz, ancak, anlayış gösterebilir. Haliyle, sizin o normal hastanede gördüğünüz tutumun, çok daha ağır versiyonları var. Örneğin: Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine gidin. Doktoru öldürmeye kalkan hasta da görürsünüz. Aynı bölgede 20 dakika mesafede başka bir hastanede, herkes doktora melek gibi davranabilir. Bunlardan biri profesyonel biri tarafından teşhis alır: Anksiyete Bozukluğu, Panik Bozukluk.. vb gider. Nitekim, Erenköy'deki doktor, bana neden kızdın diye profesyonelliğin dışına çıkmaz. Sakin konuşur. Gerekirse Ativan verir, sakinleştirir. Güvenlikten yardım alır, hastayı dövmek için değil, kontrol altında tutmak için. Silahla bile gireni var. Polis olup gizli saklı tedavi göreni var. Erenköy'deki doktor, günde 50 hastayı bu profilde görüyor olabilir. Bahsi geçen hastanede doktora saldıran kaç hasta, kaç günde geliyor? Doktor neden bunun profesyoneli değil? Profesyonel olmak için, profil mi seçmeniz gerekiyor?

    Anlamadığınız nokta tam olarak bu da değil aslında. Siz olayı şiddet yönü ile ele alıyorsunuz. Sıkıntı şiddet değil. Şiddetin olmadığı ortamda dahi profesyonelliğin olmaması. Çünkü birileri bu konuda maaş alırken, karşılığında iş yapma vaadi veriyor.

    Basit bir örnek, tecrübeden yazayım:
    Uludağ Eğitim ve Araştırma Hastanesine 10 dakika sürüş mesafesinde ölümlü trafik kazası gerçekleşiyor. Kazayı yapan kişi öldü mü belli değil. Şehirlerararası Otobüs hattı yolu çaprazlama kapatıyor. Herkes Ambulans arıyor. Olay yerinde yaralı avındalar. Boş şehirde, hastane önünde duran ambulansın hareket süresi 2 saat 50 dakika. Olay yerine polisinden, savcısından sonra varan bir ambulans. Muhtemelen ambulans beklerken vefat eden bir mağdur. Nitekim ölüm raporu vb hazırlanıyor. Ölüm raporunda adı geçen hekim, tatilde. Olay yerine hiç gelmeyen hekim üzerinden yazılan ölüm raporu, altına imza attırılmamış belge. 6 saat geçiyor. Hastanedeki mesul müdür sorumluluk alıp görmediği mağdurun ölüm belgesine kendisi imza atıyor. Nitekim peşpeşe olan olaylar zinciri sonrası şikayetler ediliyor. Dava açılıyor. 7 yıl hukuk mücadelesi veriliyor. Sürekli savcılar taraf değiştiriyor. Dosya yargıtaya gidiyor. Finalde konuyu paraya bağlıyorlar. Ailesine belli bir miktar ödemeyi uygun buluyorlar, hastane ve diğer konular hakkında soruşturma açıldığı söyleniyor. Olayın üzerinden 12 yıl geçiyor. Ne bahsi geçen o dönem yeni mezun olmuş ve Uludağ Eğitim ve Araştırma Hastanesine hiç gitmemiş hekim ceza alıyor, ne belgeyi imzalayanlar, ne ambulans, ne de başka bir şey.

    Bir şikayet sistemi var ise, bu şlkayet sistemi neden çalışmıyor?

    Yukarıdaki arkadaşa verdiğim örnekteki kişi de "şikayet ettikten sonra cezasını çekenlerden".

    Kısaca, amaç hastane kötülemek değil. Doktor ya da sistem kötülemek değil. Anlaşılmayan şu:
    Kartal'a çok güzel hastane yapıp, her şeyi TV lere örnek şekilde sunacak kadar tatlı gösterirken, 20 dakika mesafesindeki diğer bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, mezbaha gibi çalıştırılıyor. Ne sistemi değiştiriliyor. Ne yönetimi. Ne de modernize ediliyor. Modernize etseniz de çok bir şey değişmeyecek zaten.

    Burada anlamadığınız ve üstünü kapattığınız şey şu:
    Birilerinin bir yerlerde bir tanıdıkları var ise, isterseniz Ankara'ya açık mektup yazın. Hiçbir halta yaramaz. Aynı şey Polis için de geçerli. Bahsi geçen konu sadece Türkiye'ye özgü değil. Birçok ülkede var. Sadece Türkiye bizim ülkemiz olduğu için bunun üzerine basarak konuşuyoruz.

    Türkiye'de yapılması gereken doktor/hasta üzerine yoğunlaşan sistemi, hastane/yatak üzerine yoğunlaşan sistemi, hastaneye gitmeye gerek kalmadan önleyici tedavi uygulayan sisteme dönüştürmek. Bunu yapmadığınız sürece, yeni yatak alsanız ne olur, bahçesine lale dikseniz ne olur? 1500 küsür hastaneden, 1000 tanesi devlete ait olsa, bunlardan sadece 1 tanesinde şiddet görüldüğünde, bunu sanki 1000 hastanede her gün doktor dövülüyormuş gibi yansıtmaktan vazgeçin. Bugün ciddi bir cerrah arasanız, 1500 hastanede sadece bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar çok iyi cerrah bulursunuz. Yıl olmuş 2026, İstanbul'dan Ankara'ya ameliyata giden hastalar görüyorsunuz. Sırf doktoru orada diye. Bunun nesini savunasınız?

    Doktora puan vermenizin bir esprisi yok. Puan sisteminin çalışabilmesi için, öncelikle sistemin çalışması gerekir. Sistemin sadece elle sayılır, televizyonlara konu olan hastanelerde değil, tüm hastanelerde çalışması gerekir. Sadece göstermek için çalıştırmaktan bahsetmiyorum. Gerçek anlamda çalışan sistemden bahsediyorum.
  • Dün, 12:41:10
    #25
    Sistemi bu hale getiren bizler ve aslında arka planda neler olduğunu bilmeyen bizler. Bir doktor yakını olarak sistemi az çok tanıyan birisiyim diye düşünüyorum. Bu günümüze şükür edin arkadaşlar. Daha gerisi gelmedi ve emin olun çok kötü olacak. Her zaman çürük elmalar olacaktır. Bu tüm kasanın çürük olduğunu göstermiyor tabiki.
    Örneğin genel de okuduğum randevum 8:30'daydı doktor 9:00'da geldi. Bu bize göre doktor kaytarıyor, işine geç geliyor gibi görünüyor . Fakat dediğim gibi arka planda doktor sabah 8 veya daha erken gelmiş, yatan hastalarının vizitlerini atıyor. Onların durumlarını kontrol ediyor. Bunun böyle olduğunu bilen sistem hala daha 8:30 randevu yazıyor ve doktor ve hastayı karşı karşıya getiriyor.
    Diğer bir örnek; "doktor benimle ilgilenmedi şöyle bir baktı, beni dinledi reçeteyi yazdı ve beni gönderdi". Her 10 dakika da bir hasta bakmaya zorlanan ve bu 10 dakikaların içerisine randevusuz gelen hastaları da sıkıştırmak zorunda olan bir doktor sizi rahat rahat nasıl muayene edecek?
    TUS kazanmış doktorların hemen hemen hepsi cerrahi bölüm seçmiyor. Kritik öneme sahip beyin cerrahi, kalp damar cerrahi gibi bölümlerde şu an belirlenen kadroların neredeyse yarısında asistan yok ve yeni cerrah yetişmiyor. Kadın doğum ve pediatri gibi bölümler neredeyse boş. Hepsi göz, dermatoloji, üroloji, fizik tedavi gibi risksiz bölümleri seçiyor. Çünkü açılan malpraktis davaları doktorları yıldırmış durumda. Her gün gereksiz tehditler yıldırmış durumda. Bu şu demek oluyor arkadaşlar; cerrahi alanda uzmanlaşmış, canımızı kanımızı emanet edip bıçağının altına yattığımız doktorlar yetişmiyor. Yetişenler de çok az olduğundan yakın gelecekte cerrahımız, çocuk doktorumuz olmayacak. Ve Allah korusun anamız, babamız, canlarımız çocuklarımız hasta olduğunda, ameliyat gerektiğinde evimizi, arabamızı satıp ameliyat yaptıracağız. Veya yurt dışına ameliyata gideceğiz.
  • Bugün, 02:39:48
    #26
    Önce doktoru değil 2 dakikada bir hasta bakmaya zorlayan, insanların ihtiyaçları olduğu anda randevu bulunamayan, günde 50 hasta ayda ortalama 1000 hasta yılda 12 bin 10 yılda 120bin hasta bakıp 0 HATA ve güler yüz bekleyen, bacağım ağrıyor diye gece 3 te acile gidebilen hastanın, sırf ücretsiz diye hiç bir şikayeti olmasada poliklinik poliklinik dolaşıp tabiri caizse kendine check up yapan, cerrahi uzmanlığı asistanlığında uğradıkları mobingden dolayı ya istifa eden ya da intihar eden, pandemi zamanı canımız ciğerimiz olan ama en ufak bi hata da bazı doktorlarda dayağı hakediyor diyen, ülkenin en başındaki ismin giderlerse gitsinler diyen, şehrin tek el mikro cerrahisini darp edip parmaklarını kıran ve tayin istemesine istifa etmesine veya canına sebep olan, acil servise gelip köpeğine ilaç yazmadı diye cimere şikayet edilen doktorun başhekimliğe yazılı savunma vermesi zorunda olunan sistemi eleştirin.
    Doktor sağlıkçı nefretiniz yetti artık.
  • Bugün, 09:30:06
    #27
    Selimhalim adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Önce doktoru değil 2 dakikada bir hasta bakmaya zorlayan, insanların ihtiyaçları olduğu anda randevu bulunamayan, günde 50 hasta ayda ortalama 1000 hasta yılda 12 bin 10 yılda 120bin hasta bakıp 0 HATA ve güler yüz bekleyen, bacağım ağrıyor diye gece 3 te acile gidebilen hastanın, sırf ücretsiz diye hiç bir şikayeti olmasada poliklinik poliklinik dolaşıp tabiri caizse kendine check up yapan, cerrahi uzmanlığı asistanlığında uğradıkları mobingden dolayı ya istifa eden ya da intihar eden, pandemi zamanı canımız ciğerimiz olan ama en ufak bi hata da bazı doktorlarda dayağı hakediyor diyen, ülkenin en başındaki ismin giderlerse gitsinler diyen, şehrin tek el mikro cerrahisini darp edip parmaklarını kıran ve tayin istemesine istifa etmesine veya canına sebep olan, acil servise gelip köpeğine ilaç yazmadı diye cimere şikayet edilen doktorun başhekimliğe yazılı savunma vermesi zorunda olunan sistemi eleştirin.
    Doktor sağlıkçı nefretiniz yetti artık.
    Kimsenin doktora ya da sağlık çalışanlarına nefreti yok.

    Benim söylediğim gayet açık: Hastasıyla yeterince ilgilenmeyen doktorlar için, hastaların deneyimlerini değerlendirebileceği bir sistem olmalı.

    Üstelik devletimiz bunu zaten hayata geçirmiş. e-Nabız üzerinden doktor değerlendirmesi yapılabiliyor.

    Dolayısıyla konuyu başka yerlere çekip meseleyi “doktor nefreti” gibi göstermeyi bırakın. Vatandaşın aldığı sağlık hizmetini değerlendirmek istemesi neden sizi bu kadar rahatsız ediyor?

    Check-up konusuna gelince; devlet vatandaşına böyle bir hak veya hizmet tanımışsa, isteyen bundan yararlanır. Kimin kullanıp kullanmayacağı üzerinden vatandaşı yargılamak kimsenin görevi değil.

    Eleştiri doktora nefret değildir. Sağlık çalışanlarına saygı duymakla, vatandaşın aldığı hizmeti değerlendirme hakkını savunmak birbirine zıt şeyler değildir.