• 11-12-2025, 00:13:10
    #1
    Başlıkta yazdığım gibi bazı şeyleri yoluna koymaya çalışıyorum. Ama hiç bir şey yolunda gitmiyor, bunun sorunu nedir bilmiyorum.

    Yoluna koyduğum sandığım şeylerin de zamanla yerinden olması gibi bir durumla karşı karşıyayım, üç yüz yıldır sanki bir boşluğa dalıp gitmişim.

    Gecenin en ilerleyen saatlerinde çıkıyorum sokağa, sanki aydınlık gecelerin önünden geçiyorum, adım attığım her yer çürüyor. Ben ise gök gibi parlıyorum.

    Düşünüyorum da milyonlarca yıldır yaşasam neyi değiştirebilirdim, değişimin aslında ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. Aslında hiç bir şeye inancım da yok. Bunu dini olarak ele almak gerekmiyor hayata karşı bir duruş diyebiliriz.

    Sadece zamanımın tümünü, ve öfkemi yazarak atıyorum. Kağıtla kalem arasında git gel yapıyorum, bu bazen can sıkıyor ama kalemlerim bile can sıkıntısı yaratıyor bedenimde.

    Sanırım bazı şeyleri yoluna koymaya çalışmayı bırakıp, kendimle yaşamayı öğrenmeliyim.
    Siz hiç kendinizle yaşadığınızı düşündünüz mü? Yoksa siz kendinizden ayrı mısınız? Beyniniz bir şey derken kollarınız onun tam tersi hareket ediyor mu?

    Yoksa bir aynanın karşısında avazığınız çıktığı kadar bağırıyor musunuz. Yoksa sizde mi kurumuş bir ağacın altında yatıp onun yeşermesini bekleyecek kadar azimli mısınız..

    Dediğim gibi bir şeyleri yoluna koyuyorum ben. Hep yaptığım gibi, yine yaparım. Belki de bozarım ama denemekten vazgeçmiyorum. Belki de en büyük hatam buydu, ve ben bu hatayı üç yüz yıldır yapıyorum.

    Not: bu öylesine yazılmış bir yazıdır. Ucu açık bir metindir, sorunlar üzerine kurulu değil düpedüz sorunun kendisinidir.
  • 11-12-2025, 00:20:36
    #2
    R10'DA İLK | 81 İL SCRİPT
    Selamlar, madem böyle bir konu açtınız ben de biraz içimi dökmek istiyorum.
    Ben 26 yaşında bir Türk Vatandaşıyım. 13 yaşımdan beri komilik, bulaşıkçılık, temizlik ve aklınıza gelebilecek her mesleği yaparak bir yerlere gelmişimdir.
    Ailemin durumu bir anda en diplere düşmüştü bu yüzden kendi ayaklarımın üstünde durmam gerekiyordu 18 yaşıma kadar hem okuyup hem çalıştım.
    18 yaşımda varımı yoğumu şirket açmaya yönelttim fakat tumadı...
    Elde vardı yine sıfır KOCAMAN BİR SIFIR

    Tüm hayattan bağlantımı koparmışım, kendimi sigaraya vurmuşum yataktan çıkmıyordum (Şükür ailemin durumu düzelmeye başlamıştı) fakat ben aile desteği nedir hiç görmemiştim o yüzden kendim çabalamaya çalıştım yaptım ettim ama yine başarısızlıklar dolu bir hayat oldu. Çok uzatmayacağım.
    Kamu İşçisi olarak kamu kurumunda IT olarak çalıştım fakat içimde ukte kalan bazı şeyler oldu, istifa ettim ve kendi işimi yapmaya karar verdim tekrardan (Evlendim bu arada geçen yıl) Eşimle görüşüp (Memur) bu durumu anlattım ve kendisi kabul etti, dene. Ne kaybedeceğiz en fazla ömrümüzden 1-2 yıl veririz feda olsun dedi sağolsun.

    Şimdi ise, ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ bazı şeyleri yoluna koydum/koyduk ve Haziran ayında gelecek olan çocuğumu evladımı kanımı bekliyorum.
    Tüm hayatım açlıklarla, gece aç uyumaları ve uykusuzluklarla geçti.
    Şimdi ise bazı şeyleri yoluna koymaya başlamanın mutluluğunu yaşıyorum. Tabi yine uykusuz geçen gecelerim var ama feda olsun geleceğimize.

    Normalde hayatta bu tarz içimi dökmem belki ilk defa göreceksinizdir forumda üye olduğum süre boyunca ama dolduğumu hissettim ve içimi boşaltmak istedim.
    Umarım sizleri sıkmamışımdır iyi akşamlar.
  • 11-12-2025, 00:25:57
    #3
    Omurcn53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selamlar, madem böyle bir konu açtınız ben de biraz içimi dökmek istiyorum.
    Ben 26 yaşında bir Türk Vatandaşıyım. 13 yaşımdan beri komilik, bulaşıkçılık, temizlik ve aklınıza gelebilecek her mesleği yaparak bir yerlere gelmişimdir.
    Ailemin durumu bir anda en diplere düşmüştü bu yüzden kendi ayaklarımın üstünde durmam gerekiyordu 18 yaşıma kadar hem okuyup hem çalıştım.
    18 yaşımda varımı yoğumu şirket açmaya yönelttim fakat tumadı...
    Elde vardı yine sıfır KOCAMAN BİR SIFIR

    Tüm hayattan bağlantımı koparmışım, kendimi sigaraya vurmuşum yataktan çıkmıyordum (Şükür ailemin durumu düzelmeye başlamıştı) fakat ben aile desteği nedir hiç görmemiştim o yüzden kendim çabalamaya çalıştım yaptım ettim ama yine başarısızlıklar dolu bir hayat oldu. Çok uzatmayacağım.
    Kamu İşçisi olarak kamu kurumunda IT olarak çalıştım fakat içimde ukte kalan bazı şeyler oldu, istifa ettim ve kendi işimi yapmaya karar verdim tekrardan (Evlendim bu arada geçen yıl) Eşimle görüşüp (Memur) bu durumu anlattım ve kendisi kabul etti, dene. Ne kaybedeceğiz en fazla ömrümüzden 1-2 yıl veririz feda olsun dedi sağolsun.

    Şimdi ise, ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ bazı şeyleri yoluna koydum/koyduk ve Haziran ayında gelecek olan çocuğumu evladımı kanımı bekliyorum.
    Tüm hayatım açlıklarla, gece aç uyumaları ve uykusuzluklarla geçti.
    Şimdi ise bazı şeyleri yoluna koymaya başlamanın mutluluğunu yaşıyorum. Tabi yine uykusuz geçen gecelerim var ama feda olsun geleceğimize.

    Normalde hayatta bu tarz içimi dökmem belki ilk defa göreceksinizdir forumda üye olduğum süre boyunca ama dolduğumu hissettim ve içimi boşaltmak istedim.
    Umarım sizleri sıkmamışımdır iyi akşamlar.
    Estağfurullah yazdıklarınızı ivedilikle okudum. Hayat ile olan mücadeleniz, bu güzel yazınızı okuyan genç kardeşlerimize ışık tutacaktır..

    Demekten, veya bir şeyleri yoluna koymaktan zarar gelmez. Bende hep denerim, yukarıda ki yazım aslında (iş) veya başka bir şeyle ilgili değildi. Kendi içsel dünyamda halledemediğim bir takım sorunların dışavurumuydu.

    Yani ben kendi hayatımla ilgili anekdotlar vermek istedim, bazen denemekten zarar gelmez. Bazende deneme sürecini de bırakmaktan zarar gelmez. Sonuçta herkesin ulaşacağı sonuçlar aynı olmaz veyahut tatmin etmez..


    Saygılarımla.
  • 11-12-2025, 01:20:28
    #4
    Bende aynı durumdayım sanırım. İçsel olarak stabil olmak istiyor beyin, her şeyin açık ve net olmasını istiyor. Beynin yapısı böyle. Ancak hayat böyle değil. Belirsizlik var, hiç bir zaman mutlak iyilik veya kötülük durumu yok. Bunu kabullenmeye çalışıyorum ben de. Belki de kabullendim ama kabullenemediğim şey, kendimi, istediğim ideal forma sokamamam. Belki bu bu iki farklı bileşenden oluştuğumuzun kanıtıdır, fiziksel beden ve zihin / bilinç / ruh. Zira bir yanım tüm potansiyelimi kullandığım, sonuç yönünden değil bireysel olarak harikulade bir hayatı içtenlikle isterken, bedeni bunu sağlayacak forma sokabilmek imkansız gibi. Ama burada işler değişiyor ve kabullenmemek gerekiyor sanırım. Çünkü kabullenip her şeyi akışına bırakırsak yaşamanın bir anlamı kalmıyor.
  • 11-12-2025, 23:42:43
    #5
    CnkAkif adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bende aynı durumdayım sanırım. İçsel olarak stabil olmak istiyor beyin, her şeyin açık ve net olmasını istiyor. Beynin yapısı böyle. Ancak hayat böyle değil. Belirsizlik var, hiç bir zaman mutlak iyilik veya kötülük durumu yok. Bunu kabullenmeye çalışıyorum ben de. Belki de kabullendim ama kabullenemediğim şey, kendimi, istediğim ideal forma sokamamam. Belki bu bu iki farklı bileşenden oluştuğumuzun kanıtıdır, fiziksel beden ve zihin / bilinç / ruh. Zira bir yanım tüm potansiyelimi kullandığım, sonuç yönünden değil bireysel olarak harikulade bir hayatı içtenlikle isterken, bedeni bunu sağlayacak forma sokabilmek imkansız gibi. Ama burada işler değişiyor ve kabullenmemek gerekiyor sanırım. Çünkü kabullenip her şeyi akışına bırakırsak yaşamanın bir anlamı kalmıyor.
    "Çünkü kabullenip her şeyi akışına bırakırsak yaşamanın bir anlamı kalmıyor"

    Bu aralar tamda bunu yapıyorum, hayatın anlamını böyle yaparak buldum. Bu zorlu süreçlerle yaşamakla alışmak arasındaki farkı artık sıfıra indirdim, hepsini aynı tepsiye koydum ve artık teraziye ihtiyacım kalmadı. Hepsini akışına bıraktım ne olursa olsun..

    Gelin üstüme diyorum artık her şeye. Sanırım gidebileceğim yere kadar gideceğim, düşer kalırsamda orada bitecek her şey yapacak bir şeyim yok onu da akışına bıraktım..