Başlıkta yazdığım gibi bazı şeyleri yoluna koymaya çalışıyorum. Ama hiç bir şey yolunda gitmiyor, bunun sorunu nedir bilmiyorum.
Yoluna koyduğum sandığım şeylerin de zamanla yerinden olması gibi bir durumla karşı karşıyayım, üç yüz yıldır sanki bir boşluğa dalıp gitmişim.
Gecenin en ilerleyen saatlerinde çıkıyorum sokağa, sanki aydınlık gecelerin önünden geçiyorum, adım attığım her yer çürüyor. Ben ise gök gibi parlıyorum.
Düşünüyorum da milyonlarca yıldır yaşasam neyi değiştirebilirdim, değişimin aslında ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. Aslında hiç bir şeye inancım da yok. Bunu dini olarak ele almak gerekmiyor hayata karşı bir duruş diyebiliriz.
Sadece zamanımın tümünü, ve öfkemi yazarak atıyorum. Kağıtla kalem arasında git gel yapıyorum, bu bazen can sıkıyor ama kalemlerim bile can sıkıntısı yaratıyor bedenimde.
Sanırım bazı şeyleri yoluna koymaya çalışmayı bırakıp, kendimle yaşamayı öğrenmeliyim.
Siz hiç kendinizle yaşadığınızı düşündünüz mü? Yoksa siz kendinizden ayrı mısınız? Beyniniz bir şey derken kollarınız onun tam tersi hareket ediyor mu?
Yoksa bir aynanın karşısında avazığınız çıktığı kadar bağırıyor musunuz. Yoksa sizde mi kurumuş bir ağacın altında yatıp onun yeşermesini bekleyecek kadar azimli mısınız..
Dediğim gibi bir şeyleri yoluna koyuyorum ben. Hep yaptığım gibi, yine yaparım. Belki de bozarım ama denemekten vazgeçmiyorum. Belki de en büyük hatam buydu, ve ben bu hatayı üç yüz yıldır yapıyorum.
Not: bu öylesine yazılmış bir yazıdır. Ucu açık bir metindir, sorunlar üzerine kurulu değil düpedüz sorunun kendisinidir.