• 28-11-2024, 01:55:12
    #10
    m4lisen adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bir cümle ile özet geçebilecek var mı?

    https://www.youtube.com/watch?v=8Fz8WWdDj7g
  • 28-11-2024, 02:27:00
    #11
    Yazı için teşekkürler, size katılıyorum. Bu Allah'ın belası telefonun markası modeli değil de bu telefonu kullanarak kiminle iletişim kurabiliyoruz, ne güzel sesler duyuyor ne güzel mesajlar okuyor ne güzel mesajlar yazıyoruz bu önemli ha tabii ki son model bir telefonumuz olsa çok daha iyi olur ama inanıyorum ki son model bir telefona sahip olmamak benim hayatımdan bir şey götürmüyor veyahut bu bindiğimiz arabanın markası modeli değil de bu arabayla nerelere gidebiliyoruz, kimlerle gidebiliyoruz, eğlenmemize imkan sağlıyor mu bu kısım daha önemli telefon konusunda dediğim gibi tabii ki son model bir araba bizi daha mutlu eder ama yine eminim ki son model arabamız olmaması bizim hayatımızdan çok fazla şey götürmüyor. Hedeflerimiz pahada yüksek şeyler olursa asla mutlu olamayacağız bunu bilelim.
  • 28-11-2024, 08:36:00
    #12
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,
    Gerçeklik şudur ki; yarın ne yiyeceğini, borcunu ya da faturasını nasıl ödeyeceğini düşünen insanların bir değer üretmesi ya da değer olması söz konusu değildir.
    Evet bu gerçeklik. Ama aynı zamanda benim hırsım. Yarın ne yiyeceğimi, borcumu ya da faturamı nasıl ödeyeceğimi düşünmemek için değer üretmek için kendimi motive ediyorum. Bile isteye kendimi kırbaçlatıyormuşum gibi bir his bu ama bende çok işe yarıyor.
  • 28-11-2024, 13:33:29
    #13
    m4lisen adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bir cümle ile özet geçebilecek var mı?
    Metin, maddi tüketimin insanları gerçek mutluluktan uzaklaştırdığını savunuyor. Yazar, başarılı veya başarısız olmanın değer görmemekle bağlantılı olduğunu, insanların günlük hayatta yaşamsal kaygılar nedeniyle yaratıcılıklarını ve potansiyellerini gerçekleştiremediklerini ifade ediyor. Zenginlik yerine, yaşamdan keyif almayı ve basit, manevi tatminler elde etmeyi öncelikli kılmanın önemini vurguluyor.
    Tüketim odaklı yaşamın yerine, doğayla iç içe basit deneyimlerin daha tatmin edici olabileceğini belirtiyor. Sonuç olarak, gerçek mutluluğun para harcamakla değil, yaşamından zevk almakla bağlantılı olduğunu söylüyor.
  • 28-11-2024, 17:50:20
    #14
    fâni editör.
    Ahir zaman kafaya takmayın fazla böyle şeyleri
  • 28-11-2024, 19:20:44
    #15
    Sorun şu ki insalar zaten açlık seviyesinde.
  • 28-11-2024, 20:32:27
    #16
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Antipatik olacağım ama siz değerli insanlara biraz gerçeklik sunacağım. Biliyorum bazılarımız bunu anlayamayacak ve bildiği yoldan gidecek lakin ben anlatamasam bile anlatmak istediğimi anlayacak insanlar olacağını biliyorum.

    Başarısız oluyoruz ya da başarılı olsak bile bir değer görmüyoruz. Bazense küçük pohpohları değer olarak görüp kendimizi kandırabiliyoruz.
    Gerçeklik şudur ki; yarın ne yiyeceğini, borcunu ya da faturasını nasıl ödeyeceğini düşünen insanların bir değer üretmesi ya da değer olması söz konusu değildir.
    Sert bir cümle lakin gerçek bu.

    Üretmek, bir değer katmak için yarını değil gelecek kaygısınıu duymamamız gerekir ki yaratıcılığı fatura ödemeye, kart atlatmaya, para bulmaya değil düşünce, sanat ya da insani bir değer ortaya koymaya ayırabilelim. Algıda seçicilik dediğimiz hadise bu aşamada kendini gösterip olayı sadece ekonomik refah sahibi olmak olarak düşündürüyor lakin bu işin iki yolu vardır. Birincisi zengin olmak ikincisi yaşam standartlarını ve tercihlerini maddiyata dayandırmamak. Biliyoruz ki ilk yol herkesin tek yol olarak kabul ettiğidir ama ikinci yol çok daha iyidir. Yaşamak için paraya ihtiyaç yoktur. Biliyorum kiradır, çocuğun ihtiyaçlarıdır şudur budur nasıl paraya ihtiyaç yok diyenler olacaktır.

    Mesela günlük 50.000 TL harcayabilirim aylık 1.5 milyon TL yapar ama benim günlük harcamam 500 TL yi nadiren geçer ki bu aylık asgari ücretten az bir rakam yapar.
    Yanlış anlaşılmasın varlık içinde yokluğu yaşamaktan bahsetmiyorum sadece keyif aldığınız şeyler maddiyatla ilgili değilse para harcamanıza gerek kalmıyor demek istiyorum.
    son model bir araba, cep telefonu, bilgisayar, abudik gubudik markaların özel serileri vs. vs. hiç birisi bahçede iki toprak eşelemek ya da zeytin ağaçlarına gübre atmak kadar zevk ve keyif vermiyor.
    Burada önemli olan şey neyden keyif aldığınızla ilgili. Dayatılan şey tüketim odaklı olduğundan ve rekabet odaklı olduğundan hep daha çok harcama yaparak mutluluğu arıyoruz.
    Tamam, ben haksızım o zaman bu kadar harcama yapan ve en iyi telefonları kullanan toplumumuz neden mutsuz?
    Dayatılan olgularla size bir rol model oluşturuluyor ve istemsizce o role sürükleniyoruz ama bu sürüklenme içinde geçen bir hayat var.
    Tatile 5 yıldızlı otele gidebilirsin ama çok daha fazla keyfi bir çadır kampında bulabilirsin.
    Aynı sahile gidiyorsun, aynı havayı, güneşi ve denizi deneyimliyorsun ama birine gitmek için 50 100 bin TL para vermen gerekiyor diğerinde 3 5 bin TL yeterli oluyor.
    50 100 bin TL veremeyince tatile gitmiyorsun ve tatile gitmemeyi dert edip mutsuz oluyorsun.
    Yaşam standartlarını yüksekte tutmak çok para harcamak değildir, yaşamdan keyif almaktır.

    Bir toplumun refahı ne kadar yüksek olursa ilgilendiği ve keyif aldığını şeyler o kadar basitleşir.
    Gelişmiş toplumlarda karavan daha yaygındır. 5 yıldızlı otellerde tatil yapamadıkları için değil karavan tercihi.
    Gelişmiş toplumlarda eski araba ve telefonları bizim toplumumuzdan daha fazla görürsünüz, cimri olduklarından değil.
    Gelişmiş toplumlarda bilim insani, filozof, kitap okuma oranı parasızlıktan kaynaklı daha yüksek değildir.

    Hülasa telefonunuz eski diye üzülmeyin. İnanın ki bunun bir gram önemi yok ya da her sene ayakkabı, mont almanız gerekmiyor alamayınca üzülmeyin.
    Yaşamak araç, harcama yapmak amaç olunca gerçek anlamda mutlu ve keyifli bir yaşam sürmek mümkün değil.
    Yaşadığınız hayattan keyif almıyorsanız geri kalanın ne önemi olur?

    Linçlemeyin. (Böyle bir güruh var)
    Burnu çok sürtmüş bir abiniz, kardeşiniz, arkadaşınızım.
    Burnumdaki yara izlerinden bir çıkarım yapmak istedim ki daha az sürtün.

    Sevgiler.

    Yazdıklarınıza harfi harfine katılıyorum.
    Ben bunu anladığımda biraz geç kalmıştım. Ama zararın neresinden dönülse kar dedim.
  • 28-11-2024, 21:22:53
    #17
    serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selam olsun,

    Antipatik olacağım ama siz değerli insanlara biraz gerçeklik sunacağım. Biliyorum bazılarımız bunu anlayamayacak ve bildiği yoldan gidecek lakin ben anlatamasam bile anlatmak istediğimi anlayacak insanlar olacağını biliyorum.

    Başarısız oluyoruz ya da başarılı olsak bile bir değer görmüyoruz. Bazense küçük pohpohları değer olarak görüp kendimizi kandırabiliyoruz.
    Gerçeklik şudur ki; yarın ne yiyeceğini, borcunu ya da faturasını nasıl ödeyeceğini düşünen insanların bir değer üretmesi ya da değer olması söz konusu değildir.
    Sert bir cümle lakin gerçek bu.

    Üretmek, bir değer katmak için yarını değil gelecek kaygısınıu duymamamız gerekir ki yaratıcılığı fatura ödemeye, kart atlatmaya, para bulmaya değil düşünce, sanat ya da insani bir değer ortaya koymaya ayırabilelim. Algıda seçicilik dediğimiz hadise bu aşamada kendini gösterip olayı sadece ekonomik refah sahibi olmak olarak düşündürüyor lakin bu işin iki yolu vardır. Birincisi zengin olmak ikincisi yaşam standartlarını ve tercihlerini maddiyata dayandırmamak. Biliyoruz ki ilk yol herkesin tek yol olarak kabul ettiğidir ama ikinci yol çok daha iyidir. Yaşamak için paraya ihtiyaç yoktur. Biliyorum kiradır, çocuğun ihtiyaçlarıdır şudur budur nasıl paraya ihtiyaç yok diyenler olacaktır.

    Mesela günlük 50.000 TL harcayabilirim aylık 1.5 milyon TL yapar ama benim günlük harcamam 500 TL yi nadiren geçer ki bu aylık asgari ücretten az bir rakam yapar.
    Yanlış anlaşılmasın varlık içinde yokluğu yaşamaktan bahsetmiyorum sadece keyif aldığınız şeyler maddiyatla ilgili değilse para harcamanıza gerek kalmıyor demek istiyorum.
    son model bir araba, cep telefonu, bilgisayar, abudik gubudik markaların özel serileri vs. vs. hiç birisi bahçede iki toprak eşelemek ya da zeytin ağaçlarına gübre atmak kadar zevk ve keyif vermiyor.
    Burada önemli olan şey neyden keyif aldığınızla ilgili. Dayatılan şey tüketim odaklı olduğundan ve rekabet odaklı olduğundan hep daha çok harcama yaparak mutluluğu arıyoruz.
    Tamam, ben haksızım o zaman bu kadar harcama yapan ve en iyi telefonları kullanan toplumumuz neden mutsuz?
    Dayatılan olgularla size bir rol model oluşturuluyor ve istemsizce o role sürükleniyoruz ama bu sürüklenme içinde geçen bir hayat var.
    Tatile 5 yıldızlı otele gidebilirsin ama çok daha fazla keyfi bir çadır kampında bulabilirsin.
    Aynı sahile gidiyorsun, aynı havayı, güneşi ve denizi deneyimliyorsun ama birine gitmek için 50 100 bin TL para vermen gerekiyor diğerinde 3 5 bin TL yeterli oluyor.
    50 100 bin TL veremeyince tatile gitmiyorsun ve tatile gitmemeyi dert edip mutsuz oluyorsun.
    Yaşam standartlarını yüksekte tutmak çok para harcamak değildir, yaşamdan keyif almaktır.

    Bir toplumun refahı ne kadar yüksek olursa ilgilendiği ve keyif aldığını şeyler o kadar basitleşir.
    Gelişmiş toplumlarda karavan daha yaygındır. 5 yıldızlı otellerde tatil yapamadıkları için değil karavan tercihi.
    Gelişmiş toplumlarda eski araba ve telefonları bizim toplumumuzdan daha fazla görürsünüz, cimri olduklarından değil.
    Gelişmiş toplumlarda bilim insani, filozof, kitap okuma oranı parasızlıktan kaynaklı daha yüksek değildir.

    Hülasa telefonunuz eski diye üzülmeyin. İnanın ki bunun bir gram önemi yok ya da her sene ayakkabı, mont almanız gerekmiyor alamayınca üzülmeyin.
    Yaşamak araç, harcama yapmak amaç olunca gerçek anlamda mutlu ve keyifli bir yaşam sürmek mümkün değil.
    Yaşadığınız hayattan keyif almıyorsanız geri kalanın ne önemi olur?

    Linçlemeyin. (Böyle bir güruh var)
    Burnu çok sürtmüş bir abiniz, kardeşiniz, arkadaşınızım.
    Burnumdaki yara izlerinden bir çıkarım yapmak istedim ki daha az sürtün.

    Sevgiler.

    Çok iyi bildiğim, çok okuduğum fakat anlatamadığım, anlatmakta aşırı derecede zorlandığım konular...
    Anlayana, anlamak isteyene şuradaki birkaç paragraf birkaç kitabın özeti gibi aslında...
  • 29-11-2024, 11:04:10
    #18
    m4lisen adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bir cümle ile özet geçebilecek var mı?
    Bu herkese farklı görünebilecek bir yazı o yüzden kendin okumalısın. Özet, herkesin ortak bilgiye sahip olacağı yazılarda verilir.

    Ama benim görüşüme göre; Mutluluğu maddede aramayın, mutluluk yaşamın kendisidir. Mutluluk, yolculuğun kendisidir. Yola çıkın, yolculuğun sonunda sizi mutlu edecek harika bir şey olduğunu düşünerek. Bulamazsanız, üzülmeyin. Çünkü yolculuğun kendisi insanı mutlu eder.

    Bu ülkede çoğu insan, yarını düşündüğü için geleceğe katkı sağlayabilecek işlerle uğraşamıyor. Büyük insan olamıyor; diyor. Özetle.

    Ek olarak; Sadece yapın. Düşünmeyin, yapacağınız şeyleri düşünün ve yapın. Şartlar uygun değilse bile, günün birinde o şansı kucaklamak için yapın. Gelişin.