• 10-12-2023, 18:10:21
    #28
    androidoyuncusu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hesaba bak (:
    İphone'nin pil ömrü 2 senedir. Arkadaş zaten bir senesini yemiş. %96 olduğuna bakmayın o bir anda %87 ye düşer. Bunların ömrü bellidir. Şarj kullanım vs.... alakası yoktur.
    Arkadaş bu telefonu kullanmış, eskitmiş, hafızasını doldurmuş silmiş, Nand Chipinin ömrünü azda olsa yemiş.
    Artık APPLE Pil değişimlerini bile yapmıyor kolay kolay, işine gelmediği telefonun etiketini söküp gönderiyor.

    Paraya gelince sahibi kazansın,
    Riskleri de ikinci el ürün alan kişi alsın ?
    Alıntıladığım mesajda Adam 4 asgari ücrete aldığı, 1200 dolara aldığı, 21 gram altına aldığı telefonu yarı parasına yani 650 dolara, 1,8 asgari ücrete, 11 gram altına satıyor. Ona da fazla diyor.

    O telefonun kullanım ömrü yarı yarıya azalmamış ama adam ödediği fiyatın yarısını istiyor.

    Bu arada risk almak istemeyen gider sıfırını alır 2 sene garantisi ile kullanır. Sıfır telefona parası yetmeyenler ucuz telefon kullansın diye başkaları sponsor olmaz. Birileri nasıl ucuza alıp kar etmek istiyorsa birileri de daha pahalıya satıp daha az zarar etmek istiyor.

    Bir malın fiyatını belirleyen maliyeti değil talebidir. Ticaret sıra ile değil para ile yapılır. Piyasada 10 araba varsa ve almak isteyen 100 kişi varsa en çok ödeme gücü olan 10 kişi alır. 10 satıcıdan biri kerizlik yapar ben bu arabayı aldığım paranın yarısına satacağım derse aynı gün hemen eline parasını verip aracı alan bir akıllı çıkar ve 2 gün sonra o aracı daha yüksek ödeyecek birine satar. İlk satıcı karını alsatçıya kaptırır.

    Sizin yorumlarınızda gördüğüm en büyük zaafınız ülkeyi bilime dayanan bir sistemle değil maneviyat ve ahlaka dayalı sistemle yönetebileceğinizi düşünmeniz. Ahlakla ülke yönetilmez, ülke bilim üzerine kurulan, halkı ve bir birini denetleyen kurumların işlemesi ile yönetilir. Merkez Bankası bağımsız olsaydı ve faizleri arttırmasaydı enflasyon belası bu kadar yükselmezdi, ürünler sıfırının üzerinde fiyatla satılmazdı. Siz diyorsunuz ki bilime aykırı zırva politikalar uygulansa da insanlar kendi çıkarlarından taviz verip bu politikalar için zarar edecek bir ahlaka sahip olmalılar. Bu ahlak değil en kibar tabiri ile saftiriklik olur. Birileri enflasyonu %100 yaptı mı vatandaş da emekliliğinde sürünmemek için cebindeki paradan %200 kazanacak işleri yapar.

    Dünyanın hangi ülkesi enflasyonun altında faiz ile para verirse o ülkelerin hepsinde krediye ulaşabilen insanlar yurt dışına açılıp batma riskini alıp ticaret yapmayı değil, kredi çekip altın döviz emtia alıp garanti yoldan paralarını arttırmayı düşünürler.

    Para cebinizde dururken bir senede yarı yarıya kayaboluyorsa insanlar o parayı mala, emtiaya, dövize, arabaya, gayrimenkule yatırır. Ve yatırdıkları her üründen maksimum kar edip enflasyona karşı kendi ailelerini geleceklerini korumaya çalışırlar.

    Japonya’da senelerdir faizler negatifti. Ama kimse kredi çekip döviz almıyordu. Çünkü enflasyon faizlerin bir kaç puan üzerindeydi. Ve faizler böyle ayarlanır. Vatandaş enflasyondan ucuz kredi çekmesin diye faizler enflasyona göre ayarlanır. Yoksa kredi çekebilen zenginler krediyi çekip dha da zengin olur fakirler de o kredinin bedelini öder. Yani hangi ülke bilimi bırakıp din diyanet maneviyat diye faizleri enflasyonun kat kat altına indirirse o ülkede fakirden zengine servet transferi olur. Faizler düşürüldüğü için tüm bu sorunları yaşıyoruz ve siz hala faizleri düşürenlerden değil uydurduğunuz sahte düşmanlardan maneviyatı zayıf ahlaksız dediğiniz insanlardan hesap soruyorsunuz. ))) Maalesef sizin gibi düşünenler yüzünden hep beraber bedel ödüyoruz.
    Hala kendinize sormuyorsunuz 15 sene önce, 10 sene önce 5 sene önce ikinci elini sıfırdan pahalı satan insanlar neden yoktu?

    Birileri yönetim sistemini bilime göre değil ahlak ve maneviyat üzerine kurarsa o ülkede ömce ekonomi çöker. Ekonominin çöktüğü yerde ahlak daha fazla çöker.
  • 10-12-2023, 18:55:21
    #29
    ben de tam olarak neden şikayetçi olduğunuzu anlayamadım. Yukarıda pek çok arkadaş açıklamış zaten. Serbest piyasa, adamın kendi malı istediği fiyata satışa koyar v.s. gibi açıklamaları geçecek olursak bile, bir ürünün sıfırına ulaşılamıyorsa şayet, demek ki teknik olarak ortada o ürün yoktur. Dolayısıyla da sıfır fiyatı şu, bu diye bir şeyden de bahsedilemez. Yok zaten erişilebiliyorsa o zaman da alıcının bu kıyaslamaya girmesine gerek dahi yok. Gider direkt olarak sıfırını alır. İkinci el fiyatını da ederinden fazla koyan adam zaman ve enerji kaybettiği ile kalır, zaten satamaz. Satmak istiyorsa da düşürür.


    5 ay kadar önce, kullanılmış ama iyi durumdaki karavanımı sattım. Sıfır fiyatı ile tam aynı fiyata koydum ve hemen aynı hafta satıldı. Yerine yeni karavan almak istedim. Almak istediğim ürünün piyasadaki ikinci elleri, sıfır fiyatından ortalama 8000 euro daha fazlaydı ama sıfırını almak için 4 ay beklemem gerekiyordu. Oturup eşimle ciddi ciddi düşündük ne yapsak diye. 8000 euro üstüne satan adama da laf söylemedik nasıl yaparsın böyle bir şeyi diye.. Sonra sıfırını bekleyebileceğimize aradaki farka değecek bir acelemiz olmadığına karar verip sıfır siparişi verdik. Ben burada ikinci el satıcısının bizi ne gibi bir zarara uğrattığını anlayamıyorum. Kararımız aksi yönde olsaydı da yaz boyunca karavanı kullanabilecektik. Bu lüks için de 8000 euro ek bir bedel ödeyecektik. Biz tercih etmedik o ayrı..