• 22-06-2023, 19:56:48
    #46
    Mevduat hesabı hakkındaki bakış açınız ufkumu açtı. Buradan yazmaya devam edecek misiniz?
  • 22-06-2023, 20:31:42
    #47
    Üyeliği durduruldu
    JTR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Mevduat hesabı hakkındaki bakış açınız ufkumu açtı. Buradan yazmaya devam edecek misiniz?
    @JTR; bahsettiğim şeyde davranışsal ekonomi burada hem para hem de değer var, fakat değer verdiğiniz zamanda karşılığın alacağınız sonuç bu avam takımında.

    O yüzden hak ediyorlar insanlar böyle yaşamayı aslında.

    Aslında insanların iyiliği hak etmeleri gerektiğini öğrenmeleri lazım, günümüz konjonktüründe misal yeni neslimiz bundan mustarip şu an, acısını da çokça çekecekler elbet.

    Bilemiyorum ki, şirketin işleri zaten bütün vaktimi öldürür ev hali de, kafam bir yandan çok düzgün bir yandan karmakarışık.

    Prensipli bir adam oldum hep, etik iyi ahlaklı dürüst hep acı hep acı, herkeste bir erdem sinyalleri hani polis arabaların üstünde çakar lamba var ya onun gibi herkes erdem sinyalleri çakıyorlar her saniye?

    İyide bu insanlar neredeler yurtiçinde gezmediğim yer kalmadı, ambalajmış meğerse janjanlı yani.

    Örneğin çok değil iki gün önce bir şey yaşamıştım. düşünmenizi isterim üstüne, inanın bana sosyolojik folklorik psikolojik zoolojik çok anlam çıkarırsınız.

    Daha yeni kendime gelmişim elime aldım 18.Yüzyılın aydınlanmacılar bir kitap, yenide bir yer açılmış gittim oturdum, neyse kahvem geldi kurabiyeler geldi okuyorum kitabın iki bölümünü bitirdim.

    Nezaket de görgü de değil aslında etik diyelim, insanlara dokunmayı severim. Tabağı bardağı götürdüm münasip yere koydum, şeker poşetlerini de çöpe attım. Ellerinize sağlık dedim teşekkür ettim.
    Böyle bir kaç günden sonra sohbetin de yaptım, lakin her seferinde bir irrite edici hareketler kaba saba adaba sığmayan davranışlar, elbet samimiyetten ya da içtenlikten değil kesinlikle değil peki neden?

    Gözlemliyorum bir yandan da, en kabasından muamele eden müşteriler var onlara, insan yerine koymayan hatta çöpü yere atıp da aldıranlar falan da oldu, onlara bir güler yüz bir iyi davranış bir hoş sohbet? Akrabalığın ilişkisi de yok sen ben gibi diğer müşteri.

    Gene tatbikin ettim, eğer ki kültürün adapte olmak yerine avam bir kültürün içinde elit bir kültür normları sergilersen karşılığın alacaksın bozukluk, Misal ezik bu ya silik tip gibisinden.
    Fakat elit bir yerde bahsettiğim davranışı sergilersen karşılığın diyecekler ne kadar da naif düşünceli vesaire.

    Sadece bir bu kafeyle alakalı konuşmuyorum, bulunduğum bölgedeki kafelerde hep böyle durum. Çünkü bulunduğum bölgenin sosyokültürel sosyo-demografik yapısı farklı.

    Halbuki kafe konseptinin olayı biliyorsunuz 17 18. Yüzyıl tartışma sohbet entelektüel birikim yerleri, Peki şimdi iki kahve içesin havan olsun muhabbeti.

    Hayır o kadar alışveriş yapmış kıymette vermiş değerde vermiş, bir de üstüne iş ahlakın etiğin bile sığmayan davranışlarla soğutmak neden? Misal bir kestim ayağı bir daha da gitmiyorum.

    Herhangi bir duygu durum bir şeyde yok yani, günü kötü geçmiştir morali bozuktur da değil, sadece değer vermemden kıymetli yaklaşmamdan dolayı beni bu kefeye koyup böyle muamele etti yani.

    Ülkemizin durumu bu malesef.
  • 22-06-2023, 20:47:48
    #48
    Hocam ben seni anladım, sen dolmuşsun kendini boşaltman lazım. Ya kağıt-kalem al eline ya klavye hangisi kolayına gelirse. Artık roman mı yazarsın, deneme mi yazarsın sana kalmış.
    Burada uzun uzun yazman verdiğin kafe örneğinin bir değişiği yani.
    Kolay gelsin.
  • 22-06-2023, 20:57:47
    #49
    Üyeliği durduruldu
    @JTR;

    Dediğiniz doğru çok doluyum tolere eşiğim çok yüksek, bunun farkına ben askerde vardım aslında, sınır nöbetlerin birinde taciz atışında kurşun saplandı bulunduğum mevkide yapıya, fırtına da kaldım lakin çokta semptomun belirmedi, kafe örneğinde sizde bilirsiniz rutindir bu tip davranış eylemler, her gittiğin yere yaparsın bunu müsait ise koşullar, garsonun gelende yüzüne bakar teşekkür ederim hal hatır da sorarım ödemeyi yapanda ellerinize sağlık demeyi de ihmal etmem, bunlar hep aynısın davranışlar sadece mekanlar farklı mekanlar, farklı olunca da aldığın tepkin farklı, yoğunlukla bozukluk davranışsal bozukluk.

    bu meziyetlerim elbet zayıflıktan yada amiyane tabir ezik siliklikten değil, etikten kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma mottosundan, lakin ne zaman iyicil bir şey yapsam karşılığın hep kötülük iyi de ben kötülük etmedim ki niye iyilik ekip sürekli kötülük biçiyorum?

    Meğerse topraktanmış aslında, mahsulün tutmuyor toprak ben ise hala daha ısrarla iyicil tohumların peşindeyim.

    Para pekiştireç biliyorsunuz, Klasiğin davranışın koşullama ortak birim araçlardan, sinirselin doyum için. Para verip de ilgili davranışa eyleme koşullamadığın oldu mu hiç olmadı?

    hadi para verme ama değer iyilik ver desen bunun kabul etmez muhatap anlarım, lakin hem para hem değer veriyorsun yine de kötülük?

    Para verip üstüne bir de değersiz olduğunu hissettirir af buyurunuz itin tenasül uzvuna sokarsanız da karşılığın iyilik biçiyorsunuz.

    Sizce bu doğrumu ?

    Seyit25 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam ben seni anladım, sen dolmuşsun kendini boşaltman lazım. Ya kağıt-kalem al eline ya klavye hangisi kolayına gelirse. Artık roman mı yazarsın, deneme mi yazarsın sana kalmış.
    Burada uzun uzun yazman verdiğin kafe örneğinin bir değişiği yani.
    Kolay gelsin.
  • 22-06-2023, 21:04:12
    #50
    griffinn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @JTR; bahsettiğim şeyde davranışsal ekonomi burada hem para hem de değer var, fakat değer verdiğiniz zamanda karşılığın alacağınız sonuç bu avam takımında.

    O yüzden hak ediyorlar insanlar böyle yaşamayı aslında.

    Aslında insanların iyiliği hak etmeleri gerektiğini öğrenmeleri lazım, günümüz konjonktüründe misal yeni neslimiz bundan mustarip şu an, acısını da çokça çekecekler elbet.

    Bilemiyorum ki, şirketin işleri zaten bütün vaktimi öldürür ev hali de, kafam bir yandan çok düzgün bir yandan karmakarışık.

    Prensipli bir adam oldum hep, etik iyi ahlaklı dürüst hep acı hep acı, herkeste bir erdem sinyalleri hani polis arabaların üstünde çakar lamba var ya onun gibi herkes erdem sinyalleri çakıyorlar her saniye?

    İyide bu insanlar neredeler yurtiçinde gezmediğim yer kalmadı, ambalajmış meğerse janjanlı yani.

    Örneğin çok değil iki gün önce bir şey yaşamıştım. düşünmenizi isterim üstüne, inanın bana sosyolojik folklorik psikolojik zoolojik çok anlam çıkarırsınız.

    Daha yeni kendime gelmişim elime aldım 18.Yüzyılın aydınlanmacılar bir kitap, yenide bir yer açılmış gittim oturdum, neyse kahvem geldi kurabiyeler geldi okuyorum kitabın iki bölümünü bitirdim.

    Nezaket de görgü de değil aslında etik diyelim, insanlara dokunmayı severim. Tabağı bardağı götürdüm münasip yere koydum, şeker poşetlerini de çöpe attım. Ellerinize sağlık dedim teşekkür ettim.
    Böyle bir kaç günden sonra sohbetin de yaptım, lakin her seferinde bir irrite edici hareketler kaba saba adaba sığmayan davranışlar, elbet samimiyetten ya da içtenlikten değil kesinlikle değil peki neden?

    Gözlemliyorum bir yandan da, en kabasından muamele eden müşteriler var onlara, insan yerine koymayan hatta çöpü yere atıp da aldıranlar falan da oldu, onlara bir güler yüz bir iyi davranış bir hoş sohbet? Akrabalığın ilişkisi de yok sen ben gibi diğer müşteri.

    Gene tatbikin ettim, eğer ki kültürün adapte olmak yerine avam bir kültürün içinde elit bir kültür normları sergilersen karşılığın alacaksın bozukluk, Misal ezik bu ya silik tip gibisinden.
    Fakat elit bir yerde bahsettiğim davranışı sergilersen karşılığın diyecekler ne kadar da naif düşünceli vesaire.

    Sadece bir bu kafeyle alakalı konuşmuyorum, bulunduğum bölgedeki kafelerde hep böyle durum. Çünkü bulunduğum bölgenin sosyokültürel sosyo-demografik yapısı farklı.

    Halbuki kafe konseptinin olayı biliyorsunuz 17 18. Yüzyıl tartışma sohbet entelektüel birikim yerleri, Peki şimdi iki kahve içesin havan olsun muhabbeti.

    Hayır o kadar alışveriş yapmış kıymette vermiş değerde vermiş, bir de üstüne iş ahlakın etiğin bile sığmayan davranışlarla soğutmak neden? Misal bir kestim ayağı bir daha da gitmiyorum.

    Herhangi bir duygu durum bir şeyde yok yani, günü kötü geçmiştir morali bozuktur da değil, sadece değer vermemden kıymetli yaklaşmamdan dolayı beni bu kefeye koyup böyle muamele etti yani.

    Ülkemizin durumu bu malesef.
    Tamamiyle haklısınız her cümlenize katılıyorum. Atalarımız boşuna dememiş deveye diken insana seven yaranırmış diye .Cahil kesim zulüm gördükçe korkudan saygı, güleryüz göstermeye çalışıyor. Daha önce yazdığınız gibi içten içe hep bir barbarlıkları var ve gücü yettiğince yada yetebileceğine zulüm etmeye çalışıyorlar.
  • 22-06-2023, 21:13:06
    #51
    Üyeliği durduruldu
    @JTR; @Seyit25;

    İşte tamda bu yüzden işbun popülizm Tribalizm popüler kültür Batı kamu diplomasileri Batı STK'lar tümden de ülkemiz sosyal gruplar, bunların hepsinin altında yatan gerçeğin bu.

    Cehaletin cahilliğin pekiştiği onandığı sektörün gelir pazar olduğun ülkemiz bu yüzden böyle. Keza zaten bahsini ettiğimiz işbun mevduat sahipleri ve mevduatı kredisi olmayanlar düzenindeki nokta da bu.

    Para dediğin pekiştireç paranın karşılığı da yok, doların gerçekten de karşılığı da yok bütün muhabbeti insanlarca benimsenmiş olması başka bir şey değil.

    Haliyle şu an gidiniz parayla neler yaptırırsınız neler, onlarda hayır demezler çünkü herkesçe kabul edilmiş takasın aracı.

    Bu düzende kredi deyin yani Amerikan toplum dinamiklerinde ki gibi, kredin varsa tanrısın yoksa değilsin mevduatın varsa tanrısın yoksa değilsin.

    Halbuki başka şeylerde var ortak araç olarak kullanabileceğimiz davranışlarımız eylemlerimizde bir ortak araçtır ama kimse kabul eder mi bunu para varken?

    İyilik yaptığınızda sürekli kötülük görmenizin nedeni de budur yani, insanlar sinirsel olarak bildiğiniz nöro davranışsal nöro liberal ekonomilerde endeks bildiğin paraya koşullanmış oluyor.

    Bu yüzden de iyiliklerinizin bir değeri ederi kalmıyor mevduat tasarrufun karşısında sistem bu şekil işliyor ki.

    Gerçekten de gerçek tanrı da oldukça yüksek mevduat sahipleri, mevduatı olmayan ayın sonu ay sonu yoksulluk sınırın dahi karşılamayan da, işbunlar da köleler bu kadar basit.

    Kölelerin olduğu sınıfsal yapıya da Reaya diyoruz.

    Sanırsam böylesin insanlara Liboş deniyordu bilginize.

    JTR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tamamiyle haklısınız her cümlenize katılıyorum. Atalarımız boşuna dememiş deveye diken insana seven yaranırmış diye .Cahil kesim zulüm gördükçe korkudan saygı, güleryüz göstermeye çalışıyor. Daha önce yazdığınız gibi içten içe hep bir barbarlıkları var ve gücü yettiğince yada yetebileceğine zulüm etmeye çalışıyorlar.
  • 22-06-2023, 23:41:05
    #52
    Konu sahibi bu kafasıyla bi psikoloğa görünmeli. Bugün cebinde para yoksa bunu piramitlere veya sahip olduğun saygınlığa bağlamak falan çok saçma. Farklı tarafı görüp işin ucundan tutarsan maseratiye de binersin, en güzel villayı da yaptırırsın. Olduğun yerde sayarsan görmüş olduğunuz gibi ben tanrıyım veya biz bir sistemin kölesiyiz saçmalıkları ağzınızdan dökülür.
  • 23-06-2023, 00:41:00
    #53
    işaret edilen her sistem insanların bahaneleridir. bugün 18 yaşında bir çocuğun elinin altında bilgiye erişim imkanı olan telefon, bilgisayar varsa geleceğini dilediği gibi şekillendirebilme iradesine sahiptir. mesele, bunun için nelerden vazgeçebileceği meselesi.

    zamanından vazgeçebilir mi
    arkadaş ortamlarından vazgeçebilir mi
    ailesinden, çevresinden vazgeçip sadece hedeflerine odaklanabilir mi
    sosyallikten, gezip tozmadan vazgeçebilir mi
    dişini sıkıp saatlerce, günlerce, aylarca, yıllarca bir hedefin peşinden koşabilir mi

    meseleleri önemli.

    insanoğlu, özellikle alt tabaka diye tabir edilebilecek gelişmeye, öğrenmeye, üretmeye, azmetmeye, denemeye, risk almaya kapalı ve sadece garanti, önüne açılan yolları takip etmeye alışkın olan insanoğlu her daim bahaneler bulmaya hazırdır.

    dünyayı o yönetiyor bu yönetiyor şunlar şunu yaptı bunlar bunu yaptı orada kapitalizm var burada siyonistler var şurada şu ülke her şeye hakim bla bla bla.

    bahaneler denizinde yüzdürür gemilerini zira bunun esas sebebi kendi eksiklikleriyle yüzleşmekten korkması, sığınacak bir liman olarak görmesidir.

    kölelik sistemi kalkalı uzun zaman oldu(hayat şartları gereği buna gerçekten mecbur kalanları saymıyorum)

    geriye kalan tek şey bilinçli tercihtir.

    adam gezmek tozmak eğlenmek, kendince "yaşamak" istiyor.

    bunun bedeli de standart bir iş bulup çalışmaktan, kazandığınla da kendine vakit satın almaktan geçiyor. adam bu kadarlık bir vizyona, hayata sahip. dolayısıyla bu adam köle değil, bilinçli tercihlerinin sonuçlarını yaşayandır.

    ancak bir başkası, ben gezmeyeceğim, eğlenmeyeceğim, benim yaşamdan anladığım bunlar değil diyip hedefler, amaçlar, idealler koyuyor ve azmediyor. tabiri caizse it gibi bu isteklerini kovalıyor ve denemeler yapıp riskler alıyor. bu adama şimdi köle denilebilir mi?

    hayır. asla.

    bu adam, kendi hayatının, kararlarının, attığı her adımın efendisidir.

    ilk seçenektekiyle bu adamı ayrıştıran tek unsur ne?

    hayata bakış açıları.

    haliyle.

    bahaneler aramaya lüzum yok. birileri loncalar kurabilir. başkaları sistemler oluşturabilir. bir başkası her şeyi kontrol etmeye niyetlenebilir de.

    mesele, sen bunları görüp napıyorsun meselesi.

    eğer bir şey yapmayıp sadece konuşmakla yetiniyorsan, bu hayata dair en ufak bir harekete geçmişliğin, bir şeyler için mücadele etmişliğin yoksa ve sadece konuşup duruyorsan, anlattığın her unsur senin bahanelerindir. haliyle ciddiye alınmana lüzum yoktur.

    not. yazıların genelini okumadım ilk sayfaya şöyle kısa bi göz gezdirdim o kadar. devamı ilgimi çekmedi, yorumumu yapıp ayrılıyorum. sağlıcakla.
  • 24-06-2023, 01:46:42
    #54
    Kitap okuyacaktım ama onun yerine sizin 6 sayfalık konunuzu ve daha önceden açtığınız 2 farklı konuyu okudum. Baya hoşuma gitti zaten ilgimi çeken konular. Bilgi birikiminiz takdire şayan görünüyor. Elinize emeğinize sağlık o kadar şey yazmışsınız. Bir eleştirim olabilir, bazı yerlerde kopukluklar sezdim ana hatlara bağlı fakat sanırım sorulan sorulara cevap niteliği olmasından kaynaklı. Başka bir yerlerde yazıyor musunuz? Takip etmek isterim.