• 16-09-2022, 13:14:04
    #46
    Dert ettiğiniz şeye bakın eğer inandığınız dinin kuralları kitabı hakkında geleceğe dair problemler varsa ve inandığınız din gerçekse herhalde tanrınız bir güncelleme getirir? değil mi?
    yoksa sizde mi inanmıyorsunuz?
  • 16-09-2022, 13:20:27
    #47
    dll adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam inanmak beni mutlu ve huzurlu hissettiriyor mesela. Öldükten sonra boyut değiştirmek, sonsuza dek huzurlu ve mutlu yaşamak isterim. Bunu tabi her insan ister. O yüzden insanların çoğu da bir dine ve yaratıcıya inanmak istiyor. Bu insanlara yaratıcı yok dersen, sana düşmanca tavır sergilerler. Karşısındaki insan, elinden sonsuz hayatı, mutluluğu almaya çalışan biriymiş gibi gözüküyor. Aslında herkes kendi inancıyla yaşasa ve karşısındaki insana dayatma yapmasa huzurlu bir şekilde yaşar ölürüz. Zaten ölmeden hiçbir şeyi anlayamayacağız. Ateistler, müslümanlar, deistler ya da agnosticler, her zaman akıllarında yüzlerce soru işareti olacak. Bilinç neden var ya da bilinç nedir. Evren neden oluştu, big bang öncesi ne vardı. Evrenin bu hale gelme ihtimali 10 üzeri 123 müydü tam hatırlamıyorum ama cok imkansız bir ihtimal. Bunu da tabi quantum fiziği ile sonsuz sayıda açıklanabilir, ihtimal dahilinde olur yani. Kısaca anlatmak istediğim, kimse kimseye inancını sormasa, siyaset yaparken inançlar işin içine girmese çok huzurlu bir ülke haline gelirdik
    İlk cümlelerine katılıyorum fakat son cümlelerine katılmıyorum. Evet, inanmak bir teslimiyettir ve insan içten içe ödüllendirileceğini zanneder, sonsuz bir yaşam ister ama benim istediğim şey bu değil, benim istediğim tek şey gerçekler ve gerçeklere ulaşmak için araştırıyorum. İşin doğrusunu öğreneyim, bunca zaman inandığım şey yanlış olsa bile ben hatamdan dönerim hiç sorun değil, ödül yoksa yoktur, var diye düşünüp kendimi kandırmak istemem açıkçası. Son cümlene ise insan ne ise odur, açık açık söylemeli diye düşünüyorum. Benim saklayacak bir şeyim yok, kanunlara göre suç olmadığı için rahatça ve gururla görüşümü söyleyebiliyorum, fikrimi olabildiği kadar açık belirttiğimde daha özgür hissediyorum, saklanacak bir şeyim yok. Gerçi bunu bir parça da olsa fikirlerini içinde tutan, özgürce düşündüğünü söyleyemeyenler söylesin diye cesaretlendirmek için yapıyorum ama işe yarıyor mu hiç öğrenemem. Dayatma konusunda ise çok haklısın ama bunun bir sonu veya çözümü yok, dinler sadece fikir ile dayatılmaz mesela Müslüman olmayan çoğu kişiye sorsan günde 5 kere Ezan duymak istemez belki, Ramazan aylarında gecenin bir saati davul ile uyandırılmak istemez, vergilerinin Camiilere aktarılmasını da istemez muhtemelen bir kesim ve çoğunluk inanç özgürlüğü diye düşünüp bazı şeyleri görmezden gelir.


    Dinini böylesine özgürce yaşayan bir toplumda ise bir imamcık çıkar ve kadınlara et der, sen dinen istediğini yapıyorsun bari bırak kadın özgürce istediğini yapsın, sana ne dediğinde suç olur. Bir barda oturup içersin, sakallı sarıklı 2-3 kişi gelir günah günah yapmayın der, birileri işi o derece ileriye götürebilir mesela. Toplu taşımada kadının biri şort giydiği için tekme atanlar olur, saçı kapalı olmayan kadınları perdesiz eve benzeyen, ya satılıktır ya kiralık diyenler bile olur. Azınlıkların sesi çıkmadıkça çoğunlukların baskısı artabilir diyorum, kimse kimsenin özgürlüğüne müdahale edemez diyorum ve bu yüzden kendi çapımda taşı taşa sürterek ses çıkarıyorum, kirli düşüncede biri çıkıp bu ülkenin annelerine, bacılarına et demesin diye bu tip kişilere tepki gösteriyorum ki yaptıklarını doğru zannetmesinler diye. Kısacası çoğunluğun zaten biz buradayız demesine gerek yok ama ben ve belki benim gibi düşünen bir kesimin maalesef bizlerde bu ülkede yaşıyoruz demeye ihtiyacı var, bizlerde sizinle aynı haklara sahibiz ve bu ülkede eşit şartlarda yaşamak istiyoruz diyebilmeliyiz ve görüşlerimizi dile getirebilmeliyiz.


    Dipnot olarak elbette hiçbir görüş kendi görüşünden %100 emin olamaz ama atladığın bir nokta var. Benim görüşüm mesela bana en doğru gelen görüştür, diğer görüşleri ise kabul etmememin bir sebebi vardır. Evet kendi görüşümün %100 doğru olduğunu delillendiremem ama peki ya reddettiğim görüşün veya inancın yanlış olduğunu ispat edersem? Bir şeyin doğruluğunu ispat edemememiz başka bir şeyin yanlış olduğunu ispat edemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Böylece yanlıştan dönerim ve en kötü ihtimalle daha az yanlış olan bir yoldan gidebilirim, kim bilir. ( NOT : Tek satır siyaset yoktur, her mesajımda belirtmekten bıktım ama silinmesinden sıkıldım artık. )
  • 16-09-2022, 13:52:52
    #48
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İlk cümlelerine katılıyorum fakat son cümlelerine katılmıyorum. Evet, inanmak bir teslimiyettir ve insan içten içe ödüllendirileceğini zanneder, sonsuz bir yaşam ister ama benim istediğim şey bu değil, benim istediğim tek şey gerçekler ve gerçeklere ulaşmak için araştırıyorum. İşin doğrusunu öğreneyim, bunca zaman inandığım şey yanlış olsa bile ben hatamdan dönerim hiç sorun değil, ödül yoksa yoktur, var diye düşünüp kendimi kandırmak istemem açıkçası. Son cümlene ise insan ne ise odur, açık açık söylemeli diye düşünüyorum. Benim saklayacak bir şeyim yok, kanunlara göre suç olmadığı için rahatça ve gururla görüşümü söyleyebiliyorum, fikrimi olabildiği kadar açık belirttiğimde daha özgür hissediyorum, saklanacak bir şeyim yok. Gerçi bunu bir parça da olsa fikirlerini içinde tutan, özgürce düşündüğünü söyleyemeyenler söylesin diye cesaretlendirmek için yapıyorum ama işe yarıyor mu hiç öğrenemem. Dayatma konusunda ise çok haklısın ama bunun bir sonu veya çözümü yok, dinler sadece fikir ile dayatılmaz mesela Müslüman olmayan çoğu kişiye sorsan günde 5 kere Ezan duymak istemez belki, Ramazan aylarında gecenin bir saati davul ile uyandırılmak istemez, vergilerinin Camiilere aktarılmasını da istemez muhtemelen bir kesim ve çoğunluk inanç özgürlüğü diye düşünüp bazı şeyleri görmezden gelir.


    Dinini böylesine özgürce yaşayan bir toplumda ise bir imamcık çıkar ve kadınlara et der, sen dinen istediğini yapıyorsun bari bırak kadın özgürce istediğini yapsın, sana ne dediğinde suç olur. Bir barda oturup içersin, sakallı sarıklı 2-3 kişi gelir günah günah yapmayın der, birileri işi o derece ileriye götürebilir mesela. Toplu taşımada kadının biri şort giydiği için tekme atanlar olur, saçı kapalı olmayan kadınları perdesiz eve benzeyen, ya satılıktır ya kiralık diyenler bile olur. Azınlıkların sesi çıkmadıkça çoğunlukların baskısı artabilir diyorum, kimse kimsenin özgürlüğüne müdahale edemez diyorum ve bu yüzden kendi çapımda taşı taşa sürterek ses çıkarıyorum, kirli düşüncede biri çıkıp bu ülkenin annelerine, bacılarına et demesin diye bu tip kişilere tepki gösteriyorum ki yaptıklarını doğru zannetmesinler diye. Kısacası çoğunluğun zaten biz buradayız demesine gerek yok ama ben ve belki benim gibi düşünen bir kesimin maalesef bizlerde bu ülkede yaşıyoruz demeye ihtiyacı var, bizlerde sizinle aynı haklara sahibiz ve bu ülkede eşit şartlarda yaşamak istiyoruz diyebilmeliyiz ve görüşlerimizi dile getirebilmeliyiz.


    Dipnot olarak elbette hiçbir görüş kendi görüşünden %100 emin olamaz ama atladığın bir nokta var. Benim görüşüm mesela bana en doğru gelen görüştür, diğer görüşleri ise kabul etmememin bir sebebi vardır. Evet kendi görüşümün %100 doğru olduğunu delillendiremem ama peki ya reddettiğim görüşün veya inancın yanlış olduğunu ispat edersem? Bir şeyin doğruluğunu ispat edemememiz başka bir şeyin yanlış olduğunu ispat edemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Böylece yanlıştan dönerim ve en kötü ihtimalle daha az yanlış olan bir yoldan gidebilirim, kim bilir. ( NOT : Tek satır siyaset yoktur, her mesajımda belirtmekten bıktım ama silinmesinden sıkıldım artık. )
    Ödül konusunda bende sen gibi düşünüyorum. Cennete gideyim, huriler olsun etrafımda vs. gibi şeylerde gözüm yok. Bana sorrsalar şu an çocuk olayım, mahallede arkadaşlarımla top oynayım der geçerim. Hayat o zaman bana güzel geliyordu, dertsiz tasasız, akşama kadar senden çıkarı olmayan arkadaşlarınla eğleniyorsun.

    Bir de beni yanlış anladın sanırım, ben inançlarımızı gizleyelim demiyorum. Sadece bu o kadar önemli olmasın istiyorum. İsteyen ateist, deist, müslüman olabilir. Dediğin gibi müslüman birinin kadınlara et parçası demesine karşıyım bende. Herkes birbirine saygı duymalı, önce insan olmalıyız. Ben bir çok bilim adamı, felsefeci de tanıyorum müslüman. Ateist de müslümanda insanlık için iyi bir şey yapıyorsa gözümde eşittir. Müslümanında ateistinde yobazından uzak durmak lazım.

    Umarım öldüğümüzde tüm cevapları alırız
  • 16-09-2022, 14:29:32
    #49
    dll adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ödül konusunda bende sen gibi düşünüyorum. Cennete gideyim, huriler olsun etrafımda vs. gibi şeylerde gözüm yok. Bana sorrsalar şu an çocuk olayım, mahallede arkadaşlarımla top oynayım der geçerim. Hayat o zaman bana güzel geliyordu, dertsiz tasasız, akşama kadar senden çıkarı olmayan arkadaşlarınla eğleniyorsun.

    Bir de beni yanlış anladın sanırım, ben inançlarımızı gizleyelim demiyorum. Sadece bu o kadar önemli olmasın istiyorum. İsteyen ateist, deist, müslüman olabilir. Dediğin gibi müslüman birinin kadınlara et parçası demesine karşıyım bende. Herkes birbirine saygı duymalı, önce insan olmalıyız. Ben bir çok bilim adamı, felsefeci de tanıyorum müslüman. Ateist de müslümanda insanlık için iyi bir şey yapıyorsa gözümde eşittir. Müslümanında ateistinde yobazından uzak durmak lazım.

    Umarım öldüğümüzde tüm cevapları alırız
    Anladığım gibi yazdım ama yanlış anlamışsam sen benim kusuruma bakma, idare et kimseyi kırmak istemem Dediğin gibi hak ve özgürlükler olarak herkes eşit olmalı zaten. Ödül konusunu daha da açarsak hurilerin sayısı bilinmemek ile birlikte gölgelik, çadır, altın bilezik, kevser şarabı vs. ödüller say say bitmez. Ben herhangi bir dine inanan en az her 3 kişiden 1inin " Pascal Kumarı " oynadığını düşünüyorum. Gerçekse bir şey kaybetmem, gerçek değilse de yok olurum mantığı güdüldüğünü düşünüyorum. Hani belirli bir kesim kumar oynuyor, varsa inanıyorum işte ödüllendirilirim fikri hakim, bir kere " varsa " diye bir ihtimal belirtmen bile " yoksa " ihtimalinin görmezden gelinmediğini gösterir. Muş gibi muş gibi yapacağıma hiç yapmam daha iyi, en azından kendime dürüst olurum diye düşünüyorum. Bu kumar oynayan kesim sanıyor ki inanıyor-muş gibi görününce Tanrıyı kandırabilecekler, ee inandım işte alsana beni cennete diyebilecekler sanki, ee ibadetler yapılmamış onlar ne olacak, ee inandım ya o yeter mi diyecekler. Bir Yaratıcı varsa zaten ya tutarsa kumarını görür, içinizdekileri bilir merak etmeyin, kumar oynayarak böyle ciddi bir konuda ödül kazanılmaz. Hayatımda duyduğum en saçma şey bu Pascal Bahsi olayıdır konusunu açmışken 2 cümlesini edeyim dedim. X dini gerçekse inanarak ne kaybederim ama sen inançsız olduğun için çok şey kaybedersin diyenlere selam olsun. Yine bu tarz bir cümlede eğer Yaratıcı varsa en azından bana Tanrının verdiği akıl ile düşünüp, araştırıp mantıksız geldiği için kabul etmediğim bir argüman yüzünden yani en azından akıl ettiğim için benim ödüllendirilme ihtimalim bile daha fazla demiştim hala aynı fikirdeyim.


    Hiçbir şey araştırmadan, OKU madan, sorgulamadan, sadece Tanrı ile kumar oynayan ödüllendirilirse bu daha garip bir durum olurdu bana göre. Şu çocuk meselesinde yaşı belirli bir yere gelmiş herkesin düşündüğü bir şey, sadece inanç meselesi üzerinden değil açıkçası. Bende 33 yaşındayım ama keşke 16 olsam, hayata daha yeni başlayan bir genç olsam, şimdiye kadar yaptığım hatalarımı yapmasam, hayalini kurup vazgeçtiğim hedeflerime yönelsem, pişmanlıklarımı ve keşkelerimi gözden geçirsem, kim istemez ki? Ne bileyim, en azından sevdiğim ölmüş insanlara daha sıkı sarılsam o bile yeterdi belki, en büyük kalp yarasını açan insan ile bir parkta karşılaştığım güne geri dönsem ve o parka hiç uğramasam mesela, yara aldığım kavgada o gün olduğum yere hiç gitmesem ve yolumu değiştirsem, okul seçimi olsun, meslek seçimi olsun, çoğu kişi geriye dönüp hatalarını düzeltmeyi çok isteyebilir, deştin bak yaramızı Keşke o dertsiz tasasız çocukluk arkadaşlarımızla tek derdimiz mahalle maçı yaptığımızda üstten giden top acaba gol mü değil mi ona karar vermek olsa, sokak ortasında top oynarken atağın tam ortasında topu eline alıp beyler araba geliyor diyen arkadaşımıza topu bana at diye işaret etsek, ah be. Bu arada öldüğümüzde alacak bir cevabımız olmayabilir, ben o kadar bekleyemem maalesef. Şu an dünyada cevaba en yakın şeyi almak zorundayım, öldükten sonra gerçekten sonsuz bir uyku ve bilincin kapanma hali yaşanırsa kısacası bana göre %99,99 öteki taraf diye bir taraf yoksa haliyle cevap olsa bile sana bir faydası olmaz, çünkü bilincin kapanmış bir şekilde sonsuz bir uykuda olursun, bedenin çürür gider, öğrenemeden göçüp gidersin. Belki cevap değil ama cevaba en yakınını bilim sunuyor, bize de bilimi takip etmek düşüyor.
  • 16-09-2022, 14:41:42
    #50
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Anladığım gibi yazdım ama yanlış anlamışsam sen benim kusuruma bakma, idare et kimseyi kırmak istemem Dediğin gibi hak ve özgürlükler olarak herkes eşit olmalı zaten. Ödül konusunu daha da açarsak hurilerin sayısı bilinmemek ile birlikte gölgelik, çadır, altın bilezik, kevser şarabı vs. ödüller say say bitmez. Ben herhangi bir dine inanan en az her 3 kişiden 1inin " Pascal Kumarı " oynadığını düşünüyorum. Gerçekse bir şey kaybetmem, gerçek değilse de yok olurum mantığı güdüldüğünü düşünüyorum. Hani belirli bir kesim kumar oynuyor, varsa inanıyorum işte ödüllendirilirim fikri hakim, bir kere " varsa " diye bir ihtimal belirtmen bile " yoksa " ihtimalinin görmezden gelinmediğini gösterir. Muş gibi muş gibi yapacağıma hiç yapmam daha iyi, en azından kendime dürüst olurum diye düşünüyorum. Bu kumar oynayan kesim sanıyor ki inanıyor-muş gibi görününce Tanrıyı kandırabilecekler, ee inandım işte alsana beni cennete diyebilecekler sanki, ee ibadetler yapılmamış onlar ne olacak, ee inandım ya o yeter mi diyecekler. Bir Yaratıcı varsa zaten ya tutarsa kumarını görür, içinizdekileri bilir merak etmeyin, kumar oynayarak böyle ciddi bir konuda ödül kazanılmaz. Hayatımda duyduğum en saçma şey bu Pascal Bahsi olayıdır konusunu açmışken 2 cümlesini edeyim dedim. X dini gerçekse inanarak ne kaybederim ama sen inançsız olduğun için çok şey kaybedersin diyenlere selam olsun. Yine bu tarz bir cümlede eğer Yaratıcı varsa en azından bana Tanrının verdiği akıl ile düşünüp, araştırıp mantıksız geldiği için kabul etmediğim bir argüman yüzünden yani en azından akıl ettiğim için benim ödüllendirilme ihtimalim bile daha fazla demiştim hala aynı fikirdeyim.


    Hiçbir şey araştırmadan, OKU madan, sorgulamadan, sadece Tanrı ile kumar oynayan ödüllendirilirse bu daha garip bir durum olurdu bana göre. Şu çocuk meselesinde yaşı belirli bir yere gelmiş herkesin düşündüğü bir şey, sadece inanç meselesi üzerinden değil açıkçası. Bende 33 yaşındayım ama keşke 16 olsam, hayata daha yeni başlayan bir genç olsam, şimdiye kadar yaptığım hatalarımı yapmasam, hayalini kurup vazgeçtiğim hedeflerime yönelsem, pişmanlıklarımı ve keşkelerimi gözden geçirsem, kim istemez ki? Ne bileyim, en azından sevdiğim ölmüş insanlara daha sıkı sarılsam o bile yeterdi belki, en büyük kalp yarasını açan insan ile bir parkta karşılaştığım güne geri dönsem ve o parka hiç uğramasam mesela, yara aldığım kavgada o gün olduğum yere hiç gitmesem ve yolumu değiştirsem, okul seçimi olsun, meslek seçimi olsun, çoğu kişi geriye dönüp hatalarını düzeltmeyi çok isteyebilir, deştin bak yaramızı Keşke o dertsiz tasasız çocukluk arkadaşlarımızla tek derdimiz mahalle maçı yaptığımızda üstten giden top acaba gol mü değil mi ona karar vermek olsa, sokak ortasında top oynarken atağın tam ortasında topu eline alıp beyler araba geliyor diyen arkadaşımıza topu bana at diye işaret etsek, ah be. Bu arada öldüğümüzde alacak bir cevabımız olmayabilir, ben o kadar bekleyemem maalesef. Şu an dünyada cevaba en yakın şeyi almak zorundayım, öldükten sonra gerçekten sonsuz bir uyku ve bilincin kapanma hali yaşanırsa kısacası bana göre %99,99 öteki taraf diye bir taraf yoksa haliyle cevap olsa bile sana bir faydası olmaz, çünkü bilincin kapanmış bir şekilde sonsuz bir uykuda olursun, bedenin çürür gider, öğrenemeden göçüp gidersin. Belki cevap değil ama cevaba en yakınını bilim sunuyor, bize de bilimi takip etmek düşüyor.
    Pascal Kumarında %100 katılıyorum. Hatta onunla ilgili bir hikaye vardı. Hz Ali ya da Ömer olması lazım, eğer Allah varsa sen kaybedeceksin, ben kazanacağım ama yoksa ikimizde kaybederiz gibisinden. Aslında burada inançlı bir insan olarak bu örnek veriliyor ama insanlar bunu farklı yorumluyor. Dediğin gibi Allah'a inanıyorum diyor ve bir ateist gibi hayat sürüyor. Ölünce ise "ben inanıyordum, cennetine al" diyeceğini zannediyor Zaten bunu düşünmesi bile başlı başına bi hakaret oluyor yaratıcıya

    Çocukluk derken 8-12 yaş arasını kastettim. Mesela sabah kalkıp çizgi film izlemek inanılmaz zevkliydi ya da kara kutu ateri oyunu oynamak, bir ateri salonuna gidip Street Fighter oynamak. O zamanlar ekmek arası köfte yemek, kır pidesi yemek, top oynamak vs vs. inanılmaz zevkliydi. Şu an o zevklerin yüzde 10 unu alamıyorum mesela. Tabii herkesin cocukluğu güzel geçmemiştir, biz mahalle kültürüyle büyüdük. Sabah 9 akşam 12 dışardaydık arkadaşlarla Bana göre dünyanın en güzel şeyi çocuk olabilmekti ama o dönemde tabi. Şu an çocuklar evde hapis gibi, asosyal yetişiyor. Belki de onlar böyle de mutludur bilemiyorum. Biz kara kutu ateri oynarken, onlar son model grafiklerle GTA filan oynuyorlar, bu konuda bizden çok avantajlılar
  • 16-09-2022, 15:00:17
    #51
    dll adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Pascal Kumarında %100 katılıyorum. Hatta onunla ilgili bir hikaye vardı. Hz Ali ya da Ömer olması lazım, eğer Allah varsa sen kaybedeceksin, ben kazanacağım ama yoksa ikimizde kaybederiz gibisinden. Aslında burada inançlı bir insan olarak bu örnek veriliyor ama insanlar bunu farklı yorumluyor. Dediğin gibi Allah'a inanıyorum diyor ve bir ateist gibi hayat sürüyor. Ölünce ise "ben inanıyordum, cennetine al" diyeceğini zannediyor Zaten bunu düşünmesi bile başlı başına bi hakaret oluyor yaratıcıya

    Çocukluk derken 8-12 yaş arasını kastettim. Mesela sabah kalkıp çizgi film izlemek inanılmaz zevkliydi ya da kara kutu ateri oyunu oynamak, bir ateri salonuna gidip Street Fighter oynamak. O zamanlar ekmek arası köfte yemek, kır pidesi yemek, top oynamak vs vs. inanılmaz zevkliydi. Şu an o zevklerin yüzde 10 unu alamıyorum mesela. Tabii herkesin cocukluğu güzel geçmemiştir, biz mahalle kültürüyle büyüdük. Sabah 9 akşam 12 dışardaydık arkadaşlarla Bana göre dünyanın en güzel şeyi çocuk olabilmekti ama o dönemde tabi. Şu an çocuklar evde hapis gibi, asosyal yetişiyor. Belki de onlar böyle de mutludur bilemiyorum. Biz kara kutu ateri oynarken, onlar son model grafiklerle GTA filan oynuyorlar, bu konuda bizden çok avantajlılar

    İlk paragrafının altına kendi yorumummuş gibi imzamı atarım, aynen öyle dediğin gibi. Çocukluk konusunda ise ben 16 olmak isterdim böyle yeni ergen, hayatın gerçeklikleriyle yeni yeni tanışan, ne bileyim işte okul hayatında olgunlaşmış ve o ilk aşk. Benim istediğim yaş o yaş, tabi çocukluk konusunda da ne yalan söyleyeyim hiç fena bir çocukluğumuz olmadı. Şimdilerde bilgiye erişim çok basit, bizim zamanımızda herkesin evinde bilgisayar yoktu, olsa bile 1 bilgisayar oyunu 1 haftalık harçlığımızdı ve öyle her yerde yoktu, internet desen 56k çevirmeli faks modemler, öyle teknoloji nerede, internet her yerde yok, olsa bile kağnı gibi. Gider internet cafeye yarım saat açtırır, yetmezse yarım saat uzatırdık. Direk 1 saat 2 saat aç abi desek oooo zenginsin derlerdi, internet cafelere gitmek lüks sayılırdı. Atari salonu bizim orada pek yoktu ama Metal Slug sanki daha ön plandaydı o zamanlar. Evde ise aterilerde 99in1 kasetleri popülerdi, en sevdiklerim Contra, Tank, Galaxy Tank, Adventure İsland, Mario, Bomberman, Pacman, Street Fighter, Mortal Kombat, Tekken ve Lode Runner idi sanırsam hatırladığım kadarıyla.


    Adaptörüm hep 2 tane olurdu, biri ısınınca diğerini takardım çünkü hem çabuk ısınırdı, hem uzun süre oynardık. Şimdikiler gülecek ama ısınan adaptörü bazen buzdolabına koymuşluğumuz bile vardır çabuk soğusun da yarım kalmasın diye Çizgi film olarak şimdikiler bana rezalet geliyor, yeğenim izlerken gözlerim kanıyor resmen. Biz Pokemon nesliyiz, digimon bile bizi kesmezdi. Jetgiller vardı, Şirinler vardı, Tom ve Jerry vardı, Taş Devri vardı yani şimdikileri görünce gaga imiş, rafadan mış isimleri bile hoşuma gitmiyor. 9-12 yaşında dışarıda köfte ekmek pek yememişimdir ama kır pidesini hatırlarım, birde deli gibi cips yerdik ki taso çıksın, sabahtan akşama uğurlu tasomuzla kaldırım köşelerinde taso oynardık, dünya kupası kartlarında Batistuta ve Totti yi arardık, Totti dediysek o zamanlar daha genç ve gelecek vaad eden bir oyuncuydu. Fifa World Cup 2002 oyunu vardı bazı yıldız oyuncular topa vurduğunda alevli şut çekerlerdi, Gta2 ve Max Payne oynadığımız zamanlar falan işte, Counter Strike 1.3 versiyonunda 4e 4 ödetmesine attığımız 45 dakikalık maçlar ( Assault, Poolday, İceworld, Dust1, Aztec ve Dust2 maplar, bazen İnferno ve Nuke). Deşme yaramızı diyorum sen perişan ettin bak bizi be
  • 16-09-2022, 15:20:06
    #52
    KDR
    Kurumsal PLUS
    serhat67 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Dini konulara hakim biri değilim ama insanlığa bu bilimi yönetenler uçsuz bucaksız bir yerlere gidileceğini gösterdiler ve açıkçası bunu da başardılar. Bilmem kaç ışık ötesine webb uzay teleskobu yollandı. Işık ötesi demek sınırsız anlamı taşır biraz da. Işık ötesi ne demek abi. Yani biz gidiyoruz ahanda resimler videolar. Ama Rahman 33 demez mi

    ''Ey cinler ve insanlar topluluğu, göklerin ve yerin çevresinden geçip gitmeye gücünüz yetiyorsa geçip gidin. ama üstün bir güç olmadan geçemezsiniz.'' allah'ın emrinden ve takdirinden kaçamazsınız. o, sizi kuşatmıştır. o'nun hükmünden ve hakkınızda vereceği karârdan kurtulamayacaksınız."

    Bu ayet bile aslında çok şey açıklıyor. O zaman şunu anlamak gerekiyor. Elon Musk ya da Nasa artık neyse ilahi bir güce mi sahipler. Öyle ya. Sınırsız bir evren deyimini soktular içimize.

    Bilim'den sen ne anlarsın, saçmalıyorsun diyebilirsin ama ben uzay hakkında harikulade de bir şey yapılabildiğini sanmıyorum bu zamana kadar. Mekikler yatırımlar milyar dolar harcamalar falan bunlar insanların kafasını karıştırıyor. Eskiden bende hayran hayran izler ve araştırırdım. Ama artık açıkçası hiç ilgimi çekmiyor bu tarz haberler.

    Geçenler de şey okudum. Bilmem ne kadar uzakta okyanusu olan bir dünya bulunmuş. Dünya içinde bir yerden bahsetmiyorlarsa bende başka bir şey bilmiyorum

    Biraz uçuk konuşmuş olabilirim ama son zamanlarda sorgulamaya başladım. Sorguladıkça yaratanın ne kadar kudret sahibi olduğunu anlıyorum.

    ''Ey cinler ve insanlar topluluğu, göklerin ve yerin çevresinden geçip gitmeye gücünüz yetiyorsa geçip gidin. ama üstün bir güç olmadan geçemezsiniz.'' allah'ın emrinden ve takdirinden kaçamazsınız. o, sizi kuşatmıştır. o'nun hükmünden ve hakkınızda vereceği karârdan kurtulamayacaksınız."


    burada bahsedilen göklerin ve yerlerin 1.kat sema oluyor hocam uzaya çıkılması ile bir alakası yok bilginiz olsun
  • 16-09-2022, 15:22:14
    #53
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İlk paragrafının altına kendi yorumummuş gibi imzamı atarım, aynen öyle dediğin gibi. Çocukluk konusunda ise ben 16 olmak isterdim böyle yeni ergen, hayatın gerçeklikleriyle yeni yeni tanışan, ne bileyim işte okul hayatında olgunlaşmış ve o ilk aşk. Benim istediğim yaş o yaş, tabi çocukluk konusunda da ne yalan söyleyeyim hiç fena bir çocukluğumuz olmadı. Şimdilerde bilgiye erişim çok basit, bizim zamanımızda herkesin evinde bilgisayar yoktu, olsa bile 1 bilgisayar oyunu 1 haftalık harçlığımızdı ve öyle her yerde yoktu, internet desen 56k çevirmeli faks modemler, öyle teknoloji nerede, internet her yerde yok, olsa bile kağnı gibi. Gider internet cafeye yarım saat açtırır, yetmezse yarım saat uzatırdık. Direk 1 saat 2 saat aç abi desek oooo zenginsin derlerdi, internet cafelere gitmek lüks sayılırdı. Atari salonu bizim orada pek yoktu ama Metal Slug sanki daha ön plandaydı o zamanlar. Evde ise aterilerde 99in1 kasetleri popülerdi, en sevdiklerim Contra, Tank, Galaxy Tank, Adventure İsland, Mario, Bomberman, Pacman, Street Fighter, Mortal Kombat, Tekken ve Lode Runner idi sanırsam hatırladığım kadarıyla.


    Adaptörüm hep 2 tane olurdu, biri ısınınca diğerini takardım çünkü hem çabuk ısınırdı, hem uzun süre oynardık. Şimdikiler gülecek ama ısınan adaptörü bazen buzdolabına koymuşluğumuz bile vardır çabuk soğusun da yarım kalmasın diye Çizgi film olarak şimdikiler bana rezalet geliyor, yeğenim izlerken gözlerim kanıyor resmen. Biz Pokemon nesliyiz, digimon bile bizi kesmezdi. Jetgiller vardı, Şirinler vardı, Tom ve Jerry vardı, Taş Devri vardı yani şimdikileri görünce gaga imiş, rafadan mış isimleri bile hoşuma gitmiyor. 9-12 yaşında dışarıda köfte ekmek pek yememişimdir ama kır pidesini hatırlarım, birde deli gibi cips yerdik ki taso çıksın, sabahtan akşama uğurlu tasomuzla kaldırım köşelerinde taso oynardık, dünya kupası kartlarında Batistuta ve Totti yi arardık, Totti dediysek o zamanlar daha genç ve gelecek vaad eden bir oyuncuydu. Fifa World Cup 2002 oyunu vardı bazı yıldız oyuncular topa vurduğunda alevli şut çekerlerdi, Gta2 ve Max Payne oynadığımız zamanlar falan işte, Counter Strike 1.3 versiyonunda 4e 4 ödetmesine attığımız 45 dakikalık maçlar ( Assault, Poolday, İceworld, Dust1, Aztec ve Dust2 maplar, bazen İnferno ve Nuke). Deşme yaramızı diyorum sen perişan ettin bak bizi be
    Nostalji hastalığı diye bir şey var ya ona tutulacaz bu gidişle
  • 16-09-2022, 16:14:31
    #54
    k4d1rw0w adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    ''Ey cinler ve insanlar topluluğu, göklerin ve yerin çevresinden geçip gitmeye gücünüz yetiyorsa geçip gidin. ama üstün bir güç olmadan geçemezsiniz.'' allah'ın emrinden ve takdirinden kaçamazsınız. o, sizi kuşatmıştır. o'nun hükmünden ve hakkınızda vereceği karârdan kurtulamayacaksınız."


    burada bahsedilen göklerin ve yerlerin 1.kat sema oluyor hocam uzaya çıkılması ile bir alakası yok bilginiz olsun
    Sema'nın ne kadar olduğunu nereden biliyoruz. Uzay dediğimiz kavramın milyon ışık ötesi olduğunu nereden biliyoruz.

    Günümüzde 300 dolarlık cihazla amatör çekimle sirius bulutsusunu çekmiş kişiler var. Sirius bulutsusu dediğin milyon ışık ötesindeki yıldızdır. Webb uzay teleskobunun paylaştığı görüntüyü Canon 350D ile nasıl çekiliyor asıl sorulması gereken bir soru.

    Bende şu görüntüyü samsung s21 cihazımla çektim. 384.400 km ötedeki ay gök cismini bu kadar net çekmem düşündürüyor.

    Ben açıkçası bu mesafelerle ilgili durumun yanlış söylenildiğini düşünüyorum.

    Yani bu dediğinize göre nasa diğer katmanlara mı geçmiş oluyor.

    1958 tarihinde kurulmuş bir firmanın ben bu kadar öteye geçebildiğini düşünmüyorum. Işık ötesi kavramını ben kafam da açıkçası canlandıramıyorum.