dll adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Pascal Kumarında %100 katılıyorum. Hatta onunla ilgili bir hikaye vardı. Hz Ali ya da Ömer olması lazım, eğer Allah varsa sen kaybedeceksin, ben kazanacağım ama yoksa ikimizde kaybederiz gibisinden. Aslında burada inançlı bir insan olarak bu örnek veriliyor ama insanlar bunu farklı yorumluyor. Dediğin gibi Allah'a inanıyorum diyor ve bir ateist gibi hayat sürüyor. Ölünce ise "ben inanıyordum, cennetine al" diyeceğini zannediyor Zaten bunu düşünmesi bile başlı başına bi hakaret oluyor yaratıcıya

Çocukluk derken 8-12 yaş arasını kastettim. Mesela sabah kalkıp çizgi film izlemek inanılmaz zevkliydi ya da kara kutu ateri oyunu oynamak, bir ateri salonuna gidip Street Fighter oynamak. O zamanlar ekmek arası köfte yemek, kır pidesi yemek, top oynamak vs vs. inanılmaz zevkliydi. Şu an o zevklerin yüzde 10 unu alamıyorum mesela. Tabii herkesin cocukluğu güzel geçmemiştir, biz mahalle kültürüyle büyüdük. Sabah 9 akşam 12 dışardaydık arkadaşlarla Bana göre dünyanın en güzel şeyi çocuk olabilmekti ama o dönemde tabi. Şu an çocuklar evde hapis gibi, asosyal yetişiyor. Belki de onlar böyle de mutludur bilemiyorum. Biz kara kutu ateri oynarken, onlar son model grafiklerle GTA filan oynuyorlar, bu konuda bizden çok avantajlılar

İlk paragrafının altına kendi yorumummuş gibi imzamı atarım, aynen öyle dediğin gibi. Çocukluk konusunda ise ben 16 olmak isterdim böyle yeni ergen, hayatın gerçeklikleriyle yeni yeni tanışan, ne bileyim işte okul hayatında olgunlaşmış ve o ilk aşk. Benim istediğim yaş o yaş, tabi çocukluk konusunda da ne yalan söyleyeyim hiç fena bir çocukluğumuz olmadı. Şimdilerde bilgiye erişim çok basit, bizim zamanımızda herkesin evinde bilgisayar yoktu, olsa bile 1 bilgisayar oyunu 1 haftalık harçlığımızdı ve öyle her yerde yoktu, internet desen 56k çevirmeli faks modemler, öyle teknoloji nerede, internet her yerde yok, olsa bile kağnı gibi. Gider internet cafeye yarım saat açtırır, yetmezse yarım saat uzatırdık. Direk 1 saat 2 saat aç abi desek oooo zenginsin derlerdi, internet cafelere gitmek lüks sayılırdı. Atari salonu bizim orada pek yoktu ama Metal Slug sanki daha ön plandaydı o zamanlar. Evde ise aterilerde 99in1 kasetleri popülerdi, en sevdiklerim Contra, Tank, Galaxy Tank, Adventure İsland, Mario, Bomberman, Pacman, Street Fighter, Mortal Kombat, Tekken ve Lode Runner idi sanırsam hatırladığım kadarıyla.


Adaptörüm hep 2 tane olurdu, biri ısınınca diğerini takardım çünkü hem çabuk ısınırdı, hem uzun süre oynardık. Şimdikiler gülecek ama ısınan adaptörü bazen buzdolabına koymuşluğumuz bile vardır çabuk soğusun da yarım kalmasın diye Çizgi film olarak şimdikiler bana rezalet geliyor, yeğenim izlerken gözlerim kanıyor resmen. Biz Pokemon nesliyiz, digimon bile bizi kesmezdi. Jetgiller vardı, Şirinler vardı, Tom ve Jerry vardı, Taş Devri vardı yani şimdikileri görünce gaga imiş, rafadan mış isimleri bile hoşuma gitmiyor. 9-12 yaşında dışarıda köfte ekmek pek yememişimdir ama kır pidesini hatırlarım, birde deli gibi cips yerdik ki taso çıksın, sabahtan akşama uğurlu tasomuzla kaldırım köşelerinde taso oynardık, dünya kupası kartlarında Batistuta ve Totti yi arardık, Totti dediysek o zamanlar daha genç ve gelecek vaad eden bir oyuncuydu. Fifa World Cup 2002 oyunu vardı bazı yıldız oyuncular topa vurduğunda alevli şut çekerlerdi, Gta2 ve Max Payne oynadığımız zamanlar falan işte, Counter Strike 1.3 versiyonunda 4e 4 ödetmesine attığımız 45 dakikalık maçlar ( Assault, Poolday, İceworld, Dust1, Aztec ve Dust2 maplar, bazen İnferno ve Nuke). Deşme yaramızı diyorum sen perişan ettin bak bizi be