Anladığım gibi yazdım ama yanlış anlamışsam sen benim kusuruma bakma, idare et kimseyi kırmak istemem

Dediğin gibi hak ve özgürlükler olarak herkes eşit olmalı zaten. Ödül konusunu daha da açarsak hurilerin sayısı bilinmemek ile birlikte gölgelik, çadır, altın bilezik, kevser şarabı vs. ödüller say say bitmez. Ben herhangi bir dine inanan en az her 3 kişiden 1inin " Pascal Kumarı " oynadığını düşünüyorum. Gerçekse bir şey kaybetmem, gerçek değilse de yok olurum mantığı güdüldüğünü düşünüyorum. Hani belirli bir kesim kumar oynuyor, varsa inanıyorum işte ödüllendirilirim fikri hakim, bir kere " varsa " diye bir ihtimal belirtmen bile " yoksa " ihtimalinin görmezden gelinmediğini gösterir. Muş gibi muş gibi yapacağıma hiç yapmam daha iyi, en azından kendime dürüst olurum diye düşünüyorum. Bu kumar oynayan kesim sanıyor ki inanıyor-muş gibi görününce Tanrıyı kandırabilecekler, ee inandım işte alsana beni cennete diyebilecekler sanki, ee ibadetler yapılmamış onlar ne olacak, ee inandım ya o yeter mi diyecekler. Bir Yaratıcı varsa zaten ya tutarsa kumarını görür, içinizdekileri bilir merak etmeyin, kumar oynayarak böyle ciddi bir konuda ödül kazanılmaz. Hayatımda duyduğum en saçma şey bu Pascal Bahsi olayıdır konusunu açmışken 2 cümlesini edeyim dedim. X dini gerçekse inanarak ne kaybederim ama sen inançsız olduğun için çok şey kaybedersin diyenlere selam olsun. Yine bu tarz bir cümlede eğer Yaratıcı varsa en azından bana Tanrının verdiği akıl ile düşünüp, araştırıp mantıksız geldiği için kabul etmediğim bir argüman yüzünden yani en azından akıl ettiğim için benim ödüllendirilme ihtimalim bile daha fazla demiştim hala aynı fikirdeyim.
Hiçbir şey araştırmadan, OKU madan, sorgulamadan, sadece Tanrı ile kumar oynayan ödüllendirilirse bu daha garip bir durum olurdu bana göre. Şu çocuk meselesinde yaşı belirli bir yere gelmiş herkesin düşündüğü bir şey, sadece inanç meselesi üzerinden değil açıkçası. Bende 33 yaşındayım ama keşke 16 olsam, hayata daha yeni başlayan bir genç olsam, şimdiye kadar yaptığım hatalarımı yapmasam, hayalini kurup vazgeçtiğim hedeflerime yönelsem, pişmanlıklarımı ve keşkelerimi gözden geçirsem, kim istemez ki? Ne bileyim, en azından sevdiğim ölmüş insanlara daha sıkı sarılsam o bile yeterdi belki, en büyük kalp yarasını açan insan ile bir parkta karşılaştığım güne geri dönsem ve o parka hiç uğramasam mesela, yara aldığım kavgada o gün olduğum yere hiç gitmesem ve yolumu değiştirsem, okul seçimi olsun, meslek seçimi olsun, çoğu kişi geriye dönüp hatalarını düzeltmeyi çok isteyebilir, deştin bak yaramızı

Keşke o dertsiz tasasız çocukluk arkadaşlarımızla tek derdimiz mahalle maçı yaptığımızda üstten giden top acaba gol mü değil mi ona karar vermek olsa, sokak ortasında top oynarken atağın tam ortasında topu eline alıp beyler araba geliyor diyen arkadaşımıza topu bana at diye işaret etsek, ah be. Bu arada öldüğümüzde alacak bir cevabımız olmayabilir, ben o kadar bekleyemem maalesef. Şu an dünyada cevaba en yakın şeyi almak zorundayım, öldükten sonra gerçekten sonsuz bir uyku ve bilincin kapanma hali yaşanırsa kısacası bana göre %99,99 öteki taraf diye bir taraf yoksa haliyle cevap olsa bile sana bir faydası olmaz, çünkü bilincin kapanmış bir şekilde sonsuz bir uykuda olursun, bedenin çürür gider, öğrenemeden göçüp gidersin. Belki cevap değil ama cevaba en yakınını bilim sunuyor, bize de bilimi takip etmek düşüyor.