Bu örnekte larvaları kaba koymuş insan bir gözlemciden bahsediyorsunuz. Bu denklemde evreni ve diğer insanları nereye konumlandıracaksınız? Larvalar küçük kutunun içindeki canlılarsa, evren de bu durumda içinde bulunduğunuz mahalle oluyor. O mahallenin diğer yaşayanları da diğer gözlemci tanrılar mı? Kaç tane gözlemci var?
Evrenin yaşı, gözlemlenebilir evrenin çapının büyüklüğü gibi hesaplamalara bakalım. Dünyanın oluşumundan sonraki insanlığın tarihi evrenin yaşı içinde 1 milisaniye bile sürmez. Sonsuz ve genişlemekte olan bir evrene hükmeden bir tanrının, dünyadaki dişi homo sapienslerin ne giyeceğine ilk homosapienslerden 200 bin yol sonra gönderdiği bir kitapla karar verdiğini belirtmesi epeyce mantık dışı.
Örneklemeyi tanrının varlığını ispatlama çabası gütmeden yazdım. Deney ortamı kabaca yazılmış bir benzetme. Olası senaryolardan sadece birisi. Hatta örneklemeye göre gözlemci de başka bir gözlemcinin deneyi içindeki unsur olabilir.
Değerlendirdiğiniz mantık yine insani sınırlar içerisinde kalıyor. En basit örneği ile evreni biz 4 boyutlu görebiliyoruz x,y,z,t. Diğer boyutlar hakkında herhangi bir bilgimiz mevcut değil. Tanrının biçimi, yapısı, karakteri (ki bunlar yine insani ve içinde bulunduğumuz boyutta yaşayan varlıklar tarafından tanımlanabilir unsurlar) bilgi sahibi olmadan daha doğrusu Tanrı veya eş değer bir varlığı tanımadan empati kurabilmemiz anlayabilmemiz mümkün değildir. İslam'da "Allah'ın eşi benzeri veya dengi yoktur" ifadesi vardır. Bahsi geçen 200bin yıllık süreç ile ilgili günümüze ulaşan bilgilerin kısıtlılığı göz önüne alındığında kutsal kitaplar inmeden önceki dönemde farklı şekillerde bu düzenlemelerin yapılmadığına dair fikir beyan etmek yine yanlıştır. Örneğin; İslam ile ilgili kaynaklarda 124bin peygamber geldiğine dair bilgiler mevcuttur.
Bilim kuşkudan doğar. Bilimsel olarak su götürmez şekilde kanıtlanmadığı sürece tanrı yoktur, tanrı vardır ifadelerini kullanmak bireysel inançtır.
Kuantum fiziği ile Newton fiziğinden ayrılıp farklı bir bakış açısına sahip olduk. Halbuki, kuantum fiziğine kadar Newton fiziği kurallarını su götürmez bir gerçek olarak kabul ediyorduk. Tanrıya bakış açısının Newton fiziğindeki gibi kısıtlı değil, Kuantum fiziği gibi esnek şekilde olması gerektiğini düşünüyorum. Umarım iki farklı durum ile ilgili aradaki bağlantıyı aktarabilmişimdir.
Toparlamam gerekirse;
- İnsani yeteklerin sınırları çerçevesinde düşünmemek gerektiğini,
- Karanlık olan dönemler ile ilgili kesin ifadeler yerine kuşku ile yaklaşılması gerektiğini,
- İnsanlık bilimsel olarak yeterli noktaya gelene kadar Tanrı meselesinin "inanç" olarak kalabileceğini,
- Kuran-ı Kerim'de yazan Tanrı'nın sözleri kendisi ile ilgili vermekten ziyade insanların davranışları ile ilgili ifadeleri içeriyor; videoda bahsedildiği gibi bu ifadelerden Tanrı'nın kişiliğini anlamak mümkün değildir. Bu O'nun insanların uymasını emrettiği kurallardır. İnsan zihni ile değerlendirmek gerekirse iş yerindeki kurallar ile patronun kendi yaşayış tarzı aynı olmak zorunda değildir. Patron; iş yerindeki kuralları belirlerken iş yerinin nasıl bir disiplin içerisinde daha iyi olacağını düşünür. Bu kurallar dünya koşulları içerisinde insanlar için geçerli olduğunu düşünüyorum.
Aslında örnek mantıklı fakat bu örnek dinlerin gerçek olduğunu ve insanlığı yaratanın ise bir tanrı olup olmadığını açıklamaz.
Din ve Tanrıdan ziyade bahsettiğin örneği baz alırsak gelişmiş bir canlı türünün insanlığın babası olma ihtimali daha yüksek.
Tabi ki ispatlamaz, anlatmaya çalıştığım geniş bir bakış açısından bakmaya çalışırken sığ bir bakış açısından bakılması. Bu varlık insani anlamda bir canlı olmayabilir, farklı boyuttan bir varlıkta olabilir. Tarafsız bir gözle bakıldığında sonsuz olasılıklar var. Ancak bilimsel olarak ispatlanana kadar Tanrı ve din bireysel inanç meselesi olarak kalacaktır.