• 03-06-2022, 12:22:19
    #1
    Eskiden toplumuzda herkes iyi niyetli ve yardım severdi. Şimdi herkes kendini düşünüyor. Son yıllarda toplumumuzda ben "sefalet çektim sende çekeceksin" mantığı var. Mesela kyk borçlarının silinmesi konu oluyor İnsanlar çıkıp "ben eşşek gibi ödedim sizde ödeyeceksiniz o zaman benim paramıda faiziyle geri verin" diyor. Kimse tabi olabilir gençlere destek sağlar ilerde benim çocuğumda bundan faydalanacak demiyor. Ev sahibi kiracı konularına bakıyorum ev sahipleri kiracılarına "ben çalışıp ev aldım sende alsaydın git parkta yat" diyor. En ufak bir kira düzenlemesinde "bende o zaman evimi kiraya vermem, devlet böyle yaparsa bende şöyle yaparım böyle yol bulurum diyor." İş hayatında bile yöneticiler çalışanlarına "ben buraya kadar çok çabaladım sizde buralara gelmek istiyorsanız çabalayacaksınız" diyip kendi yaşadığı zorlukları onlara çektiriyor. Toplumumuzda sürekli insanlar yaşadığı hayat zorluklarını başkaları üzerinden acı çektirerek çıkarmaya çalışıyor.

    Aklıma şu fıkra geldi:

    Cehennemde yeni bir zebani işe başlamış. İlk gün kıdemli zebani tarafından gezdiriliyormuş. Her yerde dev, yüksek kaynar kazanlar içinde yanan insanlar ve her bir kazanın başında zebaniler varmış. Bizimki bakmış derin bir kazanın başında 5 zebani bekliyor.
    – Bu ne demiş ?
    – Bu Almanların kazanı, sürekli birlik olup yardımlaşıp üst üste çıkarak yukarıya tırmanıyorlar ve oradaki zebaniler de tırmananı tekrar aşağıya atıyor…
    Biraz daha ilerlemişler dev bir kazan daha. Başında 3 zebani bekliyormuş. Bizimki yine dayanamamış;
    – Peki burada niye 3 zebani bekliyor?
    – Bu da Amerikalıların kazanı, bunlar da arada yardımlaşıp çıkmaya çalışıyorlar ve görevli 3 zebani yukarıya çıkanı tekrar aşağıya atıyor.
    Bizimki bakmış bir sürü dev kazan ve her kazanın başında çeşitli sayıda görevli zebani varken ileride bir kazan var ki başında hiç zebani falan yok. Hemen atılmış;
    – Yahu bu kazanda niye görevli zebani yok, boş mu?
    Kıdemli artık bıkkın bir şekilde cevaplamış;
    – O Türklerin kazanı. Görevli zebaniye gerek duymuyoruz. Zaten içlerinden birisi çıkmak için çaba sarf ettiğinde diğerleri birlik olarak hemen onu aşağıya çekiyor.
    • yusufmesci
    • Poena
    • OguzhanLevent
    yusufmesci, Poena, OguzhanLevent ve 3 kişi bunu beğendi.
    6 kişi bunu beğendi.
  • 03-06-2022, 12:27:33
    #2
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Yüzyıllar geçse de düzeleceğine en ufak ihtimal vermediğim bir sorun, aksine gittikçe afgan ve surilere asimile oluyoruz iyileşmek yerine. Fıkra da güzel özetlemiş durumu...
  • 03-06-2022, 12:36:37
    #3
    Türk toplumunda sürü psikolojisi vardır. Batarkende beraber çıkarkende beraber. Tabi aradan sıyrılanlar olur.
    Kendi ekonomisi kötü ise çevresindeki insanların iyi olmasını istemez.

    Ama bizim toplumu hareket geçirebileceğiniz bir kaç alan var Din,Vatan gibi konularda maddiyat 2.plana düşer mantık kaybolur.

    Fakat kyk borcu ile konunun ne alakası var. Borç borçtur ödenir. Devlet bu borcu sildiğinde ortadan yok olmuyor. Kasadan çıkan her para tüm ülkenin sırtına yükleniyor.
    Ha gidip zeki gençlere destek olursun başka konu ama kyk ile para alıp o parayı cafelerde yiyen 10 tane tanıdığım var. Millet bunları görüp niye silinmesine izin versin ki.
  • 03-06-2022, 12:45:30
    #4
    bi laf vardı "para tatlı gelince..." diye gider böyle
  • 03-06-2022, 12:46:37
    #5
    Maalesef aynı fikirde değilim. Bana kızmakta serbestsiniz... Fikirm odur ki toplum aslında hep böyleydi. sadece "böyle" olan kesimler daha düşük gelir grubunda ve genel yerleşkelerin çok uzağında oturdukları için göze batmıyorlardı. Haber yayılım hızı da bu kadar çok olmadığı için insanlar göremiyordu. Bu tip konularda şahsi örnekler ermek uygun değildir ve geneli yansıtmaz ancak bu durumda açıklayıcı olabilir....


    84'lerde lise'de okuduğum dönemde elektronik ve makanik işlerine merak salmıştım. Yolun sıklıkla eski perşembe pazarına düşer, oradan birşeyler alırdım. hala da alırım... yol boyunca birşeyin fiyatını sorduğunuzda hep farklı fiyatlarla kaşılaşırdınız. hatta aynı dükkana iki defa uğrayıp fiyat sorduğunuzda bile farklı fiyatlar verirlerdi. Evet örnek tam birebir örtüşmüyor ama kaynağı aynı. empatiden uzak, işine geldiği zaman melek işine geldiği zaman hain olabilen, dış dünyaya her zaman iyi insan profili çizen ama iç dünyasında kalbinden katran gibi karanlık kötülük akan insanlar hep vardı bu coğrafyada. İki yüzlülük hep içimizde var... kendimi de dahil ediyorum. Her ne kadar kendimi eğitmeye çalışsam da benim de genlerimde kazılı bu davranış şekli.

    Mahallede yeni araba görünce çizen insan modelleri vardı. hala var. kendi çocuğu okuduğunda kasıla kasıla hava atan ama başkasının başarılı olan çocuğuna çamur atmaktan çekinmeyen insanlar hep vardı. çürük domatesleri tezgahın arkasına sıralayıp çaktırmadan kesekağıdına (o zamanlar kesekağıdı vardı) koyan pazarcılardan çok çektik. Ama bu kadar görünmüyorlardı. Mesela pazarda görüyordunuz ama akşam olunca çekip gidiyorlardı.

    Şimdi o insanlar kapı komşusu. Ev, araba sahibi... Eskiden bu tip davranışlara pirim verilmediği ve hoş karşılanmadığı için iş hayatında yükselerek farklı toplum kesimleri arasında kabul de görmezlerdi. Hep uzaktılar. Sonra.... Devir değişti... Şaşırıyorsun ama çoğunluktalar.

    Sana çoooookkk eski bir cümle söyleyeyim. 90'larda Üniversitede kullanırdık. Senin yazdığının farklı bir türü. İş hayatında başımıza gelecekleri önceden görüp anlatmak için... "Türkler yengeç gibidir" derdik. "Bir tanesi sepetten çıkmaya başladığında diğerleri onu içeri çeker"... Demem o ki bu deyişler eskiden de vardı. Yeni bir durum değil. bu topraklarda sanırım dna çok karıştı. yada fazlaca mutasyona uğradı. Kanser hücrelerinin normal hücrelerden daha fazla çoğalması gibi....

    Yaşım sebi ile kendi adıma değil ama genç arkadaşlara çok üzülüyorum. MadMax filmleri gibi bir gelecekte daha bu konulardan çok yakınırlar...
  • 03-06-2022, 13:00:19
    #6
    Eskiden toplulumumuzda herkes iyi niyetliydi yardım severdi lafından sonra ne dediğinin önemi kalmıyor.
    Eskiden insanlar iyi niyetli ve yardım sever falan değildi.
    Hiç film izlemiyor musun?
    Kemal Sunal filmlerindeki ev sahiplerini hiç mi görmedin?
    Züğürt Ağa'daki tokatçıların nasıl zenginleştiğini izlemedin mi?

    1) Kapitalist sistemi kabul etmişsin. Sisteme karşı çıkmıyorsun hakkını arayana karşı çıkıyorsun.
    2) Kredi bir borçtur ve bu KYK'den alınan borçlar Türk Milleti tarafından Türk öğrencisine geri ödenmek kaydı ile verilmiş borçlardır. Başarılı öğrenciler zaten bir şekilde burslu okullar kazanıyorlar, bir yerlerden burs buluyorlar. Ortalama öğrenciler de ihtiyaçları varsa kredi alıyorlar. Ama borcu alıp kullanıp faturayı milletin üzerine bırakanlar mı kötü niyetli? Yoksa borç alırken şartlarını biliyordun bugün borcunu ödemelisin diyenler mi kötü niyetli?
    3) Ev sahipleri hayır kurumu değiller ki. Kiracı nasıl bulabildiği en ucuz evi kiralamak isterse ev sahibi de elbette alacağı en yüksek kirayı almak ister. Sen enflasyon yaşanırken kiracıları korumak için ev sahiplerinin hakkına girmeyi iyi niyet olarak görüyorsun.

    İyi niyet ve yardımseverlik gibi konular ticari konular değillerdir.
    Bir kredi çekerken, yani borçlanırken ya da bir ev kiralanırken, bir mal hizmet alınıp satılırken yardımseverlikten bahsedilemez.
    Ev sahiplerinin, tüccarların, bankaların görevi dar gelirlilerin hayatlarını kolaylaştırmak onlara yardım etmek değildir.

    Eğer bir şeye karşı çıkacaksanız bu ev sahipleri, bankalar, krediler değil, sistemin kendisi olmalıdır.