• 01-05-2022, 02:11:13
    #10
    Şu ateistlerin kendini zeki sanmasına bitiyorum Hepsinde var bu özellik
  • 01-05-2022, 02:13:19
    #11
    Uretopia adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ateist arkadaşımla din sohbeti yapıyorduk bunlardan bahsetti cevap veremedim malesef sizce Rahmân 33 nasıl açıklanır?

    Güneş dünyanın etrafında döner diyor. (Enbiya/33)

    Uzaya çıkmayı imkansız görüyor. (Rahman: 33)

    Ay'ı nur kaynağı olarak nitelendiriyor, güneşin ışığını yansıttığını bilmiyor. (Yunus: 5), (Nuh: 16)

    Dünya kainattan daha önce yaratıldı diyor. (Fussilet: 9-12

    Göğün yere düşmemesi için tutulduğu yazıyor. (Hacc: 65)
    1- O dönem dünya güneşin etrafında döndüğü bilgisi insanlara çok gelirdi, ondan ötürü.
    2- Uzaya çıkmak imkansız, çünkü zaten uzaydayız. Ama insanlara uzaydayız dersek bunu algılayamazlar.
    3- Ay neticede dünyaya ışık yansıtıyor, o nedenle yansıtma şeklinde de olsa nur kaynağıdır.
    4- Mesela yanii
    5- Her cisim kütlesi oranında büyük bir alanda daire şeklinde büyüyen çekim alanları oluşturur. Bu çekim alanlarında başka cisimler asılı kalır. Kuantum teorisi ve Aynştayn bunu gayet güzel anlatıyor. Gök dediğimiz şey de dünya etrafındaki gazlar yani atmosferdir. Atmosferdeki gazların dünya üzerine birikmesini engellemek için çekim alanlarının varlığından bahsediliyor. Aynı şekilde dünya ve diğer gezegenler de güneşin etrafında kendi yörüngelerinde (bir çekim alanı) dönüyor. Uzaya fırlatılan uyduar da bu mantıkla yörüngelere yerleştiriliyor.
  • 01-05-2022, 02:13:59
    #12
    Uretopia adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ateist arkadaşımla din sohbeti yapıyorduk bunlardan bahsetti cevap veremedim malesef sizce Rahmân 33 nasıl açıklanır?

    Güneş dünyanın etrafında döner diyor. (Enbiya/33)

    Uzaya çıkmayı imkansız görüyor. (Rahman: 33)

    Ay'ı nur kaynağı olarak nitelendiriyor, güneşin ışığını yansıttığını bilmiyor. (Yunus: 5), (Nuh: 16)

    Dünya kainattan daha önce yaratıldı diyor. (Fussilet: 9-12

    Göğün yere düşmemesi için tutulduğu yazıyor. (Hacc: 65)
    Fikrimce ;

    > Uzaya çıkmayı imkansız görüyor. (Rahman: 33) - (Zaten UZAYDAYIZ doğru. )
    > Sadece bunlara dayalı bir mantık yürütebilirim ; 'Göğün yere düşmemesi için tutulduğu yazıyor. (Hacc: 65)' - (Yerçekiminden söz ediyor olmak zorunda.)
    > Dünya kainattan daha önce yaratıldı diyor. (Fussilet: 9-12) - (Yüksek ihtimal bir taslak.)
    > Ay'ı nur kaynağı olarak nitelendiriyor, güneşin ışığını yansıttığını bilmiyor. (Yunus: 5), (Nuh: 16) - (Nur gibi parlak olarak nitelendiriyor olabilir ve de o zaman ki durumlara nazaran bilginin yoksunluğundan ötürü dile getirilmiyor olabilir, ancak güncelleme ile beraber mantık yürütülebiliyor artık.)

    Diğerleri hakkında maalesef bir durum dile getiremiyorum, çünkü fazla düz mantık ve de yoruma pekâlâ açık değil maalesef.
  • 01-05-2022, 02:14:04
    #13
    Ayetlerin nazil olmuş sebeplerini bilmeden yorum yapılamaz.
    Fıkıh bilmeden ayet açıklaması yapmak bence uygun değil.
    Yanlış bir kelam dinden çıkarır maazallah.
    • lewy
    lewy bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 01-05-2022, 02:14:22
    #14
    Kuran'ı Kerim Eski Arapça ile gönderildi. Şuan modern arapça ile birçok ayet açıklanması zor olan bir durumdur. Konu böyle iken, Eksik yarım kalmış türkçe mealler ile meseleyi sonuca bağlamak mantıklı olmayacaktır.
  • 01-05-2022, 02:14:40
    #15
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Güneş dünya etrafında döner demiyor. Her biri bir yörüngede hareket eder diyor.
    Uzaya çıkmak imkansız demiyor. Gücünüz yetiyorsa göklerin hududunu geçin diyor. Yani göklerden sonraki aleme geçebiliyorsanız buyrun diyor.
    Ay nur yani ışık kaynağıdır demiyor. Ay'ı nur kaynağı yapan Allah'tır diyor. Yani güneşi yaradan da, ışığını ay'a yansıtıp gece ve gündüz oluşurken gecenin ışık kaynağı olarak Ay'ı yaradan O'dur diyor.
    Kainattan önce yaratıldı demiyor, kainata yani göğe emir veriyor. Gelin dünyanın üzerine oturun diyor. Bu yüzden sonra göğü arşın üzerine oturttu şeklinde tercüme ediliyor.
    Yeri ve göğü yaradanın bunları tutması kadar doğal ne olabilir? Bilimsel olarak yer çekiminin varlığı ya da farklı atmosferlerdeki gazların görevi bunları Allah'ın yaratmadığı anlamına gelmiyor.

    diye tevil edebilirim.

    Bu yazdıklarım başkaları tarafından çürütülebilir. Tartışılabilir. Herkes istediği şekilde anlar. Önemli olan anlamayı istemek.

    Benim bu tür konularda tek bakış açım var, Allah'a ve Rasulune itaat ettim. Ondan geleni kabul ettim. Her şeyin mantıklı bir açıklaması olmayabilir. Bugün olmayan yarın olabilir. Erken yapılmış açıklamalar yanılabilir, yanıltabilir.

    Eğer her şeyi ispat edebiliyor olsaydık cennetin veya cehennemin ne önemi olacaktı? Görünen veya bilinen, zaten isbatı olan şeye iman edeceksek ödülün veya cezanın ne anlamı olacaktı?

    Tekrar ediyorum şahsi yorumlarımdır.

    Selamlar
  • 01-05-2022, 02:15:45
    #16
    Rahman 33'te "Göklerin" ifadesi kullanılıyor. Evrende zerre hükmünde dahi olmayan dünyamızdaki göklerin ötesinde de gökler olduğu, bilim adamları tarafından ispatlanmış durumda.

    Hele de ayette "gök" ten Allah'ın muradı "evrenin göğü" ise insan bunu geçebildi mi ve geçebilecek mi? İmkansıza yakın.

    Ayette dünyadaki yer ve dünyadaki gökler denilmiyor direkt olarak. Her şey bir tarafa; insan daha dünyanın merkezindeki magma tabakayı geçebilmiş mi?

    Ayetleri kafalarına göre yorumlayanlarla tartışmaya girmenin alemi yok.

    "Sizin dininiz size, benim dinim bana" demek gerekiyor kendini alim zannedenlere karşı. Bu da ayet. (Kafirun Suresi)
  • 01-05-2022, 02:16:20
    #17
    Burada tefsire bakilir.

    Rahman 33: https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/...6-ayet-tefsiri

    Enbiya 33: https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/...3-ayet-tefsiri

    Diğer tefsirler icin yine Ayet ve numarasi yazarak googledan bakilabilir. Tefsire bakilmadan anlasilmasi mumkun degildir.
  • 01-05-2022, 02:17:27
    #18
    Uretopia adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ateist arkadaşımla din sohbeti yapıyorduk bunlardan bahsetti cevap veremedim malesef sizce Rahmân 33 nasıl açıklanır?

    Güneş dünyanın etrafında döner diyor. (Enbiya/33)

    Uzaya çıkmayı imkansız görüyor. (Rahman: 33)

    Ay'ı nur kaynağı olarak nitelendiriyor, güneşin ışığını yansıttığını bilmiyor. (Yunus: 5), (Nuh: 16)

    Dünya kainattan daha önce yaratıldı diyor. (Fussilet: 9-12

    Göğün yere düşmemesi için tutulduğu yazıyor. (Hacc: 65)


    Bu işlerden çok anlamam ama basitçe ilgili ayetlere bakalım. (Mealler Diyanet'ten alınmadır)

    Enbiya/33: O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

    Güneş dünyanın etrafında döner demiyor.

    Rahman/33: Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp öteye geçebilirseniz haydi geçin! Ama (tarafımızdan verilmiş) bir güç olmadıkça geçemezsiniz.

    Uzaya çıkmakla bir alakası yok. Yani arkadaşın alakasız bir şey söylüyor. Göklerin sınırlarını aşmaktan söz ediliyor ki doğru.

    Yunus/5: Güneşi aydınlatıcı, ayı ise aydınlık yapan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilesiniz diye ona menziller belirleyen O’dur. Allah bütün bunları hikmet ve fayda esasına göre yarattı. Bilme kabiliyetinde olanlar için de âyetlerini detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor.

    Nuh/16: Onların içinde ayı bir ışık, güneşi ışık kaynağı yapmıştır.

    Arkadaşının dediğiyle bir bağlantı bulamadım. Biraz zorlarsam aslında tam tersini diyor da diyebiliriz.

    Fussilet/9: De ki: “Arzı iki günde yaratanı inkâr edip O’na başkalarını ortak mı koşuyorsunuz? O yaratıcı ve âlemlerin rabbi olan Allah’tır.”
    Fussilet/12: Böylece onları iki günde yedi gök olarak yarattı, her göğe işlevini ilham etti. Biz, yakın semayı kandillerle donattık ve onu koruduk. İşte bu, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

    E burada da arkadaşının dediğiyle alakalı bir durum yok.

    Hacc/65: Görmüyor musun ki, Allah yeryüzündekileri ve O’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! Kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da O’dur. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.

    Burada da tefsir ekliyorum: Gökte ve yerde bulunan her şey yalnız Rabbimize ait ve sadece O’nun tasarrufunda olduğu için sonsuz lutuf, şefkat ve merhametinin bir gereği olarak bunları insanların hizmetine âmâde kılmıştır. O, karada olanları insanların emrine verdiği gibi, denizde akıp giden gemileri de insanların emrine vermiştir. İnsan aklını kullanıp Allah Teâlâ’nın kâinata koyduğu kanunları ve imkânları keşfederek bunlardan faydalanmaktadır. Akarsulardan barajlar yapıp elektrik elde etmekte, bununla aydınlanıp fabrikalar çalıştırmakta; taşı, toprağı, havayı, ateşi, demiri ve her türlü madenleri kullanmakta; kendinden büyük ve güçlü hayvanları boyun eğdirip onlardan istifade etmektedir. Suyun kaldırma kuvvetinden faydalanarak gemiler yapıp uzun mesafelere yüklerini taşımaktadır. Bütün bunlar hep Allah’ın ikram ve ihsanıdır. Sonsuz büyüklüğüne ve genişliğine, içindeki muazzam cisimlere rağmen göğü tutan, onun arz üzerine düşmesini engelleyen, gök cisimlerinin birbirine çarpıp dağılmasına mani olan da Allah’tır. Koyduğu kanunlarla bunları eşsiz bir nizam içinde hareket ettirmekte, bu nizam içinde insana nihayetsiz ikramlarda bulunmaktadır. Fakat insan, kendine hayat verip dünyaya getiren, bu kadar ihsanlarda bulunan, onu öldürüp tekrar diriltecek olan Rabbine karşı dâima şükür halinde olması gerekirken, tam aksine pek nankör davranmaktadır. Fakat o, bu nankörlüğünün cezasını mutlaka çekecektir (Ömer Çelik Tefsiri)