Uretopia adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ateist arkadaşımla din sohbeti yapıyorduk bunlardan bahsetti cevap veremedim malesef sizce Rahmân 33 nasıl açıklanır?

Güneş dünyanın etrafında döner diyor. (Enbiya/33)

Uzaya çıkmayı imkansız görüyor. (Rahman: 33)

Ay'ı nur kaynağı olarak nitelendiriyor, güneşin ışığını yansıttığını bilmiyor. (Yunus: 5), (Nuh: 16)

Dünya kainattan daha önce yaratıldı diyor. (Fussilet: 9-12

Göğün yere düşmemesi için tutulduğu yazıyor. (Hacc: 65)


Bu işlerden çok anlamam ama basitçe ilgili ayetlere bakalım. (Mealler Diyanet'ten alınmadır)

Enbiya/33: O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

Güneş dünyanın etrafında döner demiyor.

Rahman/33: Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp öteye geçebilirseniz haydi geçin! Ama (tarafımızdan verilmiş) bir güç olmadıkça geçemezsiniz.

Uzaya çıkmakla bir alakası yok. Yani arkadaşın alakasız bir şey söylüyor. Göklerin sınırlarını aşmaktan söz ediliyor ki doğru.

Yunus/5: Güneşi aydınlatıcı, ayı ise aydınlık yapan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilesiniz diye ona menziller belirleyen O’dur. Allah bütün bunları hikmet ve fayda esasına göre yarattı. Bilme kabiliyetinde olanlar için de âyetlerini detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Nuh/16: Onların içinde ayı bir ışık, güneşi ışık kaynağı yapmıştır.

Arkadaşının dediğiyle bir bağlantı bulamadım. Biraz zorlarsam aslında tam tersini diyor da diyebiliriz.

Fussilet/9: De ki: “Arzı iki günde yaratanı inkâr edip O’na başkalarını ortak mı koşuyorsunuz? O yaratıcı ve âlemlerin rabbi olan Allah’tır.”
Fussilet/12: Böylece onları iki günde yedi gök olarak yarattı, her göğe işlevini ilham etti. Biz, yakın semayı kandillerle donattık ve onu koruduk. İşte bu, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

E burada da arkadaşının dediğiyle alakalı bir durum yok.

Hacc/65: Görmüyor musun ki, Allah yeryüzündekileri ve O’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! Kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da O’dur. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.

Burada da tefsir ekliyorum: Gökte ve yerde bulunan her şey yalnız Rabbimize ait ve sadece O’nun tasarrufunda olduğu için sonsuz lutuf, şefkat ve merhametinin bir gereği olarak bunları insanların hizmetine âmâde kılmıştır. O, karada olanları insanların emrine verdiği gibi, denizde akıp giden gemileri de insanların emrine vermiştir. İnsan aklını kullanıp Allah Teâlâ’nın kâinata koyduğu kanunları ve imkânları keşfederek bunlardan faydalanmaktadır. Akarsulardan barajlar yapıp elektrik elde etmekte, bununla aydınlanıp fabrikalar çalıştırmakta; taşı, toprağı, havayı, ateşi, demiri ve her türlü madenleri kullanmakta; kendinden büyük ve güçlü hayvanları boyun eğdirip onlardan istifade etmektedir. Suyun kaldırma kuvvetinden faydalanarak gemiler yapıp uzun mesafelere yüklerini taşımaktadır. Bütün bunlar hep Allah’ın ikram ve ihsanıdır. Sonsuz büyüklüğüne ve genişliğine, içindeki muazzam cisimlere rağmen göğü tutan, onun arz üzerine düşmesini engelleyen, gök cisimlerinin birbirine çarpıp dağılmasına mani olan da Allah’tır. Koyduğu kanunlarla bunları eşsiz bir nizam içinde hareket ettirmekte, bu nizam içinde insana nihayetsiz ikramlarda bulunmaktadır. Fakat insan, kendine hayat verip dünyaya getiren, bu kadar ihsanlarda bulunan, onu öldürüp tekrar diriltecek olan Rabbine karşı dâima şükür halinde olması gerekirken, tam aksine pek nankör davranmaktadır. Fakat o, bu nankörlüğünün cezasını mutlaka çekecektir (Ömer Çelik Tefsiri)