• 13-06-2021, 08:51:45
    #10
    Şeyi de yazmış mı acaba; onlarca çocuk işçi çalıştırın yok pahasına, daha kazançlı oluyor, diye. Başardıklarını tertemiz başaran insanlar…
  • 13-06-2021, 09:11:15
    #11
    OzerSengezer adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şeyi de yazmış mı acaba; onlarca çocuk işçi çalıştırın yok pahasına, daha kazançlı oluyor, diye. Başardıklarını tertemiz başaran insanlar…
    Gazeteciler ne zaman bir fabrikanın koşullarının yeterince iyi olmadığını söyleseler, bu taşeron fabrikalara ilk girdiğimiz günden bu yana ne kadar daha iyileştiğinden hiç bahsetmiyorlar.

    Fabrika ortaklarımızla birlikte koşulları iyileştirmek için ne kadar çok çalıştığımızdan söz etmiyorlar.

    Bu fabrikaların bize ait olmadığını, bizim sadece ürün talep eden diğer kiracılardan biri olduğumuzu vurgulamıyorlar.

    Sadece kötü koşul bulana kadar arıyorlar. Ve bizi kötülemek için kullanıyorlar. İsmimizin prim yapacağını bildikleri için...

    İstihdam yaratıp, fakir ülkelerin kalkınmasına yardımcı olduk.

    Yinede kendimize şunu söyledik. Daha iyisini yapabiliriz.
    İzleyin. Bu fabrikaları pırıl pırıl yapacağız.

    Ve yaptık. Kötü manşetler ve karalama haberlerini şirketimizi şekillendirmek için kullandık.

    Reformcuların hedefi hakindeyken, fabrikacılıkta reform hareketinde öncü olduk.

    Bugün bizim ürünlerimizi imal eden fabrikalar dünyanın en iyileri arasında.

    Çalışma koşulları krizinden Girl Effect hareketi de çıktı.
    Dünyanın en kötü koşullara sahip bölgelerindeki kız çocuklarının nesiller arası yoksulluk döngüsünü krmaya yönelik çabaydı bu.

    Girl Effect kız çocuklarını eğitmek, topluma kazandırmak ve kalkındırmayı amaçlayan dünya çapında büyük ve güçlü bir örgüt. Kampanya dahilinde milyonlarca dolar harcanıyor.

    Geçmişe dönmek için herşeyi yapardım.
    Çalışma koşulları krizinin üstesinden gelmek için.

    Ama mesela, bir üçüncü dünya ülkesindeki fabrika işçisinin maaşı Amerikalılara göre inanılmaz oranda düşük görünüyor. Biz bu maaşları arttırma faaliyetine kalkıştık.
    O ülkenin Üst düzey hükümet yetkilisi beni ofisine çağırdı.
    Ve zamdan vazgeçmemiz emredildi.
    Ülkenin bütün ekonomik sistemini alt üst ettiğimizi söyledi adam.

    Bir ayakkabı işçisinin, bir tıp doktorundan daha fazla kazanmadını doğru bulmadığını ve bunun mümkün olmadığını savundu.

    Yani değişim, bizim istediğimiz kadar kolay ve hızlı olmuyor.
  • 13-06-2021, 10:05:16
    #12
    mcatakcin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Gazeteciler ne zaman bir fabrikanın koşullarının yeterince iyi olmadığını söyleseler, bu taşeron fabrikalara ilk girdiğimiz günden bu yana ne kadar daha iyileştiğinden hiç bahsetmiyorlar.

    Fabrika ortaklarımızla birlikte koşulları iyileştirmek için ne kadar çok çalıştığımızdan söz etmiyorlar.

    Bu fabrikaların bize ait olmadığını, bizim sadece ürün talep eden diğer kiracılardan biri olduğumuzu vurgulamıyorlar.

    Sadece kötü koşul bulana kadar arıyorlar. Ve bizi kötülemek için kullanıyorlar. İsmimizin prim yapacağını bildikleri için...

    İstihdam yaratıp, fakir ülkelerin kalkınmasına yardımcı olduk.

    Yinede kendimize şunu söyledik. Daha iyisini yapabiliriz.
    İzleyin. Bu fabrikaları pırıl pırıl yapacağız.

    Ve yaptık. Kötü manşetler ve karalama haberlerini şirketimizi şekillendirmek için kullandık.

    Reformcuların hedefi hakindeyken, fabrikacılıkta reform hareketinde öncü olduk.

    Bugün bizim ürünlerimizi imal eden fabrikalar dünyanın en iyileri arasında.

    Çalışma koşulları krizinden Girl Effect hareketi de çıktı.
    Dünyanın en kötü koşullara sahip bölgelerindeki kız çocuklarının nesiller arası yoksulluk döngüsünü krmaya yönelik çabaydı bu.

    Girl Effect kız çocuklarını eğitmek, topluma kazandırmak ve kalkındırmayı amaçlayan dünya çapında büyük ve güçlü bir örgüt. Kampanya dahilinde milyonlarca dolar harcanıyor.

    Geçmişe dönmek için herşeyi yapardım.
    Çalışma koşulları krizinin üstesinden gelmek için.

    Ama mesela, bir üçüncü dünya ülkesindeki fabrika işçisinin maaşı Amerikalılara göre inanılmaz oranda düşük görünüyor. Biz bu maaşları arttırma faaliyetine kalkıştık.
    O ülkenin Üst düzey hükümet yetkilisi beni ofisine çağırdı.
    Ve zamdan vazgeçmemiz emredildi.
    Ülkenin bütün ekonomik sistemini alt üst ettiğimizi söyledi adam.

    Bir ayakkabı işçisinin, bir tıp doktorundan daha fazla kazanmadını doğru bulmadığını ve bunun mümkün olmadığını savundu.

    Yani değişim, bizim istediğimiz kadar kolay ve hızlı olmuyor.
    Ne politik bi cevap Tam bi siyaset ağızı, yakın tarihte kendi memleketimizde de duyduğumuz cinsten.
    Yine diyemiyorlar ki; biz o fabrikalar ile çalışmayı bıraktık, biz bu tip fabrikaların böyle yerler olduklarını bilmiyorduk ve öğrendiğimizde yeni fabrikalar ile çalışmaya başladık.
    O kadar yapay ve samimiyetten uzak bi cevap ki.
    Bu fabrikalarla anlaştıklarında bu fabrikaların çocukları nasıl çalıştırdıklarını bal gibi biliyorlardı ama ucuz ve kaliteli üretim, büyük kâr demekti.
    Kârlarından vazgeçmediler, bu taşeronların durumları patladığında bile vazgeçmediler ve sadece durumlarını iyileştirdik dediler. Zengin insanlar istediklerinde değişimi gayet hızlı bi şekilde yapabilirler ama yeterince para kazanırlarsa.
    Ve daha da acı olan ne biliyor musun; adam resmen 3. dünya ülkesine çöktük, bu ülkenin iş gücünü yok pahasına sömürdük ve yerel dikta rejimininde bizim için çalışmasını sağladık diyor.
    Yani bu kan emicilerin yapay ve politik aklanma çabalarını paylaşmanız elde ettikleri başarıların arkasındaki sömürü sistemini, kanı ve mazlum insanların haklarını değiştirmeyecektir.
    Rica ederim kendi yorumlarınız dışında bu samimiyetsiz insanların sözleri ile benim mesajlarımı alıntılamayın.
  • 13-06-2021, 10:39:16
    #13
    OzerSengezer adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ne politik bi cevap Tam bi siyaset ağızı, yakın tarihte kendi memleketimizde de duyduğumuz cinsten.
    Yine diyemiyorlar ki; biz o fabrikalar ile çalışmayı bıraktık, biz bu tip fabrikaların böyle yerler olduklarını bilmiyorduk ve öğrendiğimizde yeni fabrikalar ile çalışmaya başladık.
    O kadar yapay ve samimiyetten uzak bi cevap ki.
    Bu fabrikalarla anlaştıklarında bu fabrikaların çocukları nasıl çalıştırdıklarını bal gibi biliyorlardı ama ucuz ve kaliteli üretim, büyük kâr demekti.
    Kârlarından vazgeçmediler, bu taşeronların durumları patladığında bile vazgeçmediler ve sadece durumlarını iyileştirdik dediler. Zengin insanlar istediklerinde değişimi gayet hızlı bi şekilde yapabilirler ama yeterince para kazanırlarsa.
    Ve daha da acı olan ne biliyor musun; adam resmen 3. dünya ülkesine çöktük, bu ülkenin iş gücünü yok pahasına sömürdük ve yerel dikta rejimininde bizim için çalışmasını sağladık diyor.
    Yani bu kan emicilerin yapay ve politik aklanma çabalarını paylaşmanız elde ettikleri başarıların arkasındaki sömürü sistemini, kanı ve mazlum insanların haklarını değiştirmeyecektir.
    Rica ederim kendi yorumlarınız dışında bu samimiyetsiz insanların sözleri ile benim mesajlarımı alıntılamayın.

    Kapitalizmin savunuculuğunu yapacak değilim elbette Nitekim dünya bundan ibaret.
    Ve bu noktada dev şirketlerin olduğu kadar küçük esnafın bile sorumlulukları var aslında.

    İşleyen bir çark varsa, bu daima kendi kar maksimizasyonunu amaçlar.
    Gönül ister ki, işçi bu düzenin en başında otursun.
    Ama güç odağı her zaman tepe noktada toplanır. Oligarşik bir yapıya sahiptir.

    Ne kadar mükemmel olduğuyla övündüğümüz insancıl şirketlerden söz etsek bile,
    tüm bunlar sadece 'diğerlerine göre' daha insancıldır.

    Bu bağlamda düşündüğümüzde, yüzde yüz eşitlik ütopyadan ibaret olduğu gibi
    yüzde yüz adalette mümkün gibi görünmüyor.

    Teoride birçok düşünce bunu mümkün kılmayı amaçlıyor gibi görünse de,
    pragmatizm yine üstüne düşeni yapıyor. Çıkarlarını masaya yatırıyor.
    İnsancıl olmayı boyunduruğu altına alıyor. Hırçın bir şekilde kendisi için daha fazlasını talep ediyor.

    Kısacası bir devredeki elektrik akımı gibi, insanda kendi -şirketi,markası,özbenliği- için
    en kolay ve dirençsiz yolu tercih ediyor. Belki de bu doğanın değişmez bir kanunudur.
    Belki de, tüm bunlar sadece bir algıdan ibarettir. Yıkılabilir ve yeniden inşaa edilebilir.

    Tüm kalbimle söylüyorum. Modern insan ırkının binlerce yıldır bu davranışa sahip olması elbette üzücüdür.
    Üstelik atalarımız bu şekilde hayatta kalmış ve nesillerini bu şekilde devam ettirmiş olsalar bile...
    Bugünün dünyasında keşke bu hayvansı içgüdülerimiz törpülenmiş olsaydı. Hırs ve rehavet bu kadar baskın olmasaydı.
    Tüm bunlar için duygusallaşmaya hakkım var. Üzülmeye hakkım var.

    Yine de ortada duran gerçek bu. Ve bunun farkında olmanın bile bir erdem sayıldığını düşünüyorum.
    Phil Knight ve diğer insanların sözleriyle alıntılamak yerine kendi cümlelerimle ifade etmek istedim.
    Umarım insani duygularımızda ortak bir noktada buluşmuşuzdur
    • OzerSengezer
    OzerSengezer bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 13-06-2021, 11:04:08
    #14
    mcatakcin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kapitalizmin savunuculuğunu yapacak değilim elbette Nitekim dünya bundan ibaret.
    Ve bu noktada dev şirketlerin olduğu kadar küçük esnafın bile sorumlulukları var aslında.

    İşleyen bir çark varsa, bu daima kendi kar maksimizasyonunu amaçlar.
    Gönül ister ki, işçi bu düzenin en başında otursun.
    Ama güç odağı her zaman tepe noktada toplanır. Oligarşik bir yapıya sahiptir.

    Ne kadar mükemmel olduğuyla övündüğümüz insancıl şirketlerden söz etsek bile,
    tüm bunlar sadece 'diğerlerine göre' daha insancıldır.

    Bu bağlamda düşündüğümüzde, yüzde yüz eşitlik ütopyadan ibaret olduğu gibi
    yüzde yüz adalette mümkün gibi görünmüyor.

    Teoride birçok düşünce bunu mümkün kılmayı amaçlıyor gibi görünse de,
    pragmatizm yine üstüne düşeni yapıyor. Çıkarlarını masaya yatırıyor.
    İnsancıl olmayı boyunduruğu altına alıyor. Hırçın bir şekilde kendisi için daha fazlasını talep ediyor.

    Kısacası bir devredeki elektrik akımı gibi, insanda kendi -şirketi,markası,özbenliği- için
    en kolay ve dirençsiz yolu tercih ediyor. Belki de bu doğanın değişmez bir kanunudur.
    Belki de, tüm bunlar sadece bir algıdan ibarettir. Yıkılabilir ve yeniden inşaa edilebilir.

    Tüm kalbimle söylüyorum. Modern insan ırkının binlerce yıldır bu davranışa sahip olması elbette üzücüdür.
    Üstelik atalarımız bu şekilde hayatta kalmış ve nesillerini bu şekilde devam ettirmiş olsalar bile...
    Bugünün dünyasında keşke bu hayvansı içgüdülerimiz törpülenmiş olsaydı. Hırs ve rehavet bu kadar baskın olmasaydı.
    Tüm bunlar için duygusallaşmaya hakkım var. Üzülmeye hakkım var.

    Yine de ortada duran gerçek bu. Ve bunun farkında olmanın bile bir erdem sayıldığını düşünüyorum.
    Phil Knight ve diğer insanların sözleriyle alıntılamak yerine kendi cümlelerimle ifade etmek istedim.
    Umarım insani duygularımızda ortak bir noktada buluşmuşuzdur
    Teşekkür ederim, sevgiler.