Şeyi de yazmış mı acaba; onlarca çocuk işçi çalıştırın yok pahasına, daha kazançlı oluyor, diye. Başardıklarını tertemiz başaran insanlar
Gazeteciler ne zaman bir fabrikanın koşullarının yeterince iyi olmadığını söyleseler, bu taşeron fabrikalara ilk girdiğimiz günden bu yana ne kadar daha iyileştiğinden hiç bahsetmiyorlar.
Fabrika ortaklarımızla birlikte koşulları iyileştirmek için ne kadar çok çalıştığımızdan söz etmiyorlar.
Bu fabrikaların bize ait olmadığını, bizim sadece ürün talep eden diğer kiracılardan biri olduğumuzu vurgulamıyorlar.
Sadece kötü koşul bulana kadar arıyorlar. Ve bizi kötülemek için kullanıyorlar. İsmimizin prim yapacağını bildikleri için...
İstihdam yaratıp, fakir ülkelerin kalkınmasına yardımcı olduk.
Yinede kendimize şunu söyledik. Daha iyisini yapabiliriz.
İzleyin. Bu fabrikaları pırıl pırıl yapacağız.
Ve yaptık. Kötü manşetler ve karalama haberlerini şirketimizi şekillendirmek için kullandık.
Reformcuların hedefi hakindeyken, fabrikacılıkta reform hareketinde öncü olduk.
Bugün bizim ürünlerimizi imal eden fabrikalar dünyanın en iyileri arasında.
Çalışma koşulları krizinden
Girl Effect hareketi de çıktı.
Dünyanın en kötü koşullara sahip bölgelerindeki kız çocuklarının nesiller arası yoksulluk döngüsünü krmaya yönelik çabaydı bu.
Girl Effect kız çocuklarını eğitmek, topluma kazandırmak ve kalkındırmayı amaçlayan dünya çapında büyük ve güçlü bir örgüt. Kampanya dahilinde milyonlarca dolar harcanıyor.
Geçmişe dönmek için herşeyi yapardım.
Çalışma koşulları krizinin üstesinden gelmek için.
Ama mesela, bir üçüncü dünya ülkesindeki fabrika işçisinin maaşı Amerikalılara göre inanılmaz oranda düşük görünüyor. Biz bu maaşları arttırma faaliyetine kalkıştık.
O ülkenin Üst düzey hükümet yetkilisi beni ofisine çağırdı.
Ve zamdan vazgeçmemiz emredildi.
Ülkenin bütün ekonomik sistemini alt üst ettiğimizi söyledi adam.
Bir ayakkabı işçisinin, bir tıp doktorundan daha fazla kazanmadını doğru bulmadığını ve bunun mümkün olmadığını savundu.
Yani değişim, bizim istediğimiz kadar kolay ve hızlı olmuyor.