Ne politik bi cevap

Tam bi siyaset ağızı, yakın tarihte kendi memleketimizde de duyduğumuz cinsten.
Yine diyemiyorlar ki; biz o fabrikalar ile çalışmayı bıraktık, biz bu tip fabrikaların böyle yerler olduklarını bilmiyorduk ve öğrendiğimizde yeni fabrikalar ile çalışmaya başladık.
O kadar yapay ve samimiyetten uzak bi cevap ki.
Bu fabrikalarla anlaştıklarında bu fabrikaların çocukları nasıl çalıştırdıklarını bal gibi biliyorlardı ama ucuz ve kaliteli üretim, büyük kâr demekti.
Kârlarından vazgeçmediler, bu taşeronların durumları patladığında bile vazgeçmediler ve sadece durumlarını iyileştirdik dediler. Zengin insanlar istediklerinde değişimi gayet hızlı bi şekilde yapabilirler ama yeterince para kazanırlarsa.
Ve daha da acı olan ne biliyor musun; adam resmen 3. dünya ülkesine çöktük, bu ülkenin iş gücünü yok pahasına sömürdük ve yerel dikta rejimininde bizim için çalışmasını sağladık diyor.
Yani bu kan emicilerin yapay ve politik aklanma çabalarını paylaşmanız elde ettikleri başarıların arkasındaki sömürü sistemini, kanı ve mazlum insanların haklarını değiştirmeyecektir.
Rica ederim kendi yorumlarınız dışında bu samimiyetsiz insanların sözleri ile benim mesajlarımı alıntılamayın.
Kapitalizmin savunuculuğunu yapacak değilim elbette

Nitekim dünya bundan ibaret.
Ve bu noktada dev şirketlerin olduğu kadar küçük esnafın bile sorumlulukları var aslında.
İşleyen bir çark varsa, bu daima kendi kar maksimizasyonunu amaçlar.
Gönül ister ki, işçi bu düzenin en başında otursun.
Ama güç odağı her zaman tepe noktada toplanır. Oligarşik bir yapıya sahiptir.
Ne kadar mükemmel olduğuyla övündüğümüz insancıl şirketlerden söz etsek bile,
tüm bunlar sadece 'diğerlerine göre' daha insancıldır.
Bu bağlamda düşündüğümüzde, yüzde yüz eşitlik ütopyadan ibaret olduğu gibi
yüzde yüz adalette mümkün gibi görünmüyor.
Teoride birçok düşünce bunu mümkün kılmayı amaçlıyor gibi görünse de,
pragmatizm yine üstüne düşeni yapıyor. Çıkarlarını masaya yatırıyor.
İnsancıl olmayı boyunduruğu altına alıyor. Hırçın bir şekilde kendisi için daha fazlasını talep ediyor.
Kısacası bir devredeki elektrik akımı gibi, insanda kendi -şirketi,markası,özbenliği-
için
en kolay ve dirençsiz yolu tercih ediyor. Belki de bu doğanın değişmez bir kanunudur.
Belki de, tüm bunlar sadece bir algıdan ibarettir. Yıkılabilir ve yeniden inşaa edilebilir.
Tüm kalbimle söylüyorum. Modern insan ırkının binlerce yıldır bu davranışa sahip olması elbette üzücüdür.
Üstelik atalarımız bu şekilde hayatta kalmış ve nesillerini bu şekilde devam ettirmiş olsalar bile...
Bugünün dünyasında keşke bu hayvansı içgüdülerimiz törpülenmiş olsaydı. Hırs ve rehavet bu kadar baskın olmasaydı.
Tüm bunlar için duygusallaşmaya hakkım var. Üzülmeye hakkım var.
Yine de ortada duran gerçek bu. Ve bunun farkında olmanın bile bir erdem sayıldığını düşünüyorum.
Phil Knight ve diğer insanların sözleriyle alıntılamak yerine kendi cümlelerimle ifade etmek istedim.
Umarım insani duygularımızda ortak bir noktada buluşmuşuzdur