• 06-02-2021, 23:21:27
    #1
    Böyle bir konuya nasıl girilir, nasıl anlatılır bilemiyorum. Olur ya bazen içinde bulunduğunuz durumu kelimelere dökmekte zorlanırsınız veya aktaramazsınız. İşte aynen öyle bir durum bu da. Elimden geldiğince aktarmaya çalışacağım.

    Son zamanlarda Türkçe'ye çok yabancı hissetmeye başladım. Yabancı hissetmekten kastımı biraz açayım. Günlük hayatta kullandığımız çokta önemsemediğimiz veya üzerine düşünmediğimiz kelimeler bazen boş anlarımda çok garip gelmeye başladı. En yakın örneklerinden biri dün mutfakta sigara molası vermişken "İstanbul" isminin ne kadar garip olduğunu düşündüm. Tabii bu yazıyı okurken size öyle gelmeyecektir. Ama dikkatlice kelimeyi heceleyecek ve gözünüzün önüne getirecek olursanız, kelime ile bağdaştırılan şeye ithafen çok garip durduğunu fark edebilirsiniz. Ya da bilmiyorum sadece bana öyle geliyordur. İstanbul gibi bir çok ismin, kelimenin aslında çok garip duyumlara sahip olduğunu fark etmeye başladım. Kendimi bildim bileli yabancı dizi izler, her dilde içerik tüketirim. Dolayısıyla farklı bir dile uzun süre maruz kalmak mı bunu tetikledi emin olamıyorum.

    Başka bir örnek ile daha da açayım. Mesela hiç düşündünüz mü, Türkçe bilmeyen bir insana Türkçe'nin duyumu nasıl geliyordur? Düşününce çok garip geliyor. Türkçe'nin içinde bulunduğu dil ailesi buna dahil mi bilmiyorum ancak dilimizde kelimeler ek alarak kendi başına koca cümleler oluşturabiliyorlar. Mesela tekil -yor ekinden örnek vereyim.

    Gel-i-yor-um (Geliyorum)
    Gid-i-yor-um (Gidiyorum)
    Yap-ı-yor-um (Yapıyorum)
    Sev-i-yor-um (Seviyorum)

    Bil-i-yor-um (Biliyorum)
    vb.

    Fark ettiniz mi bilmiyorum ama dışarıdan bakan biri sadece ses olarak "yorum" duyuyor. Yani aslında her şeye "-yorum" diyoruz Benzer eklerde benzer şekilde, ekleri alan kelimeler eklerin yanında ses olarak pek yer kaplamıyor. Bence bu nedenle Türkçe çok zor bir dil.

    Bahsettiğim yabancılaşmadan kastım bu. Konuştuğum dili duydukça çok garip gelmeye başladı. Bu durum ne kadar önemli veya önemli mi bilmiyorum ama burada bahsetmek istedim. Acaba bu konuda benim gibi düşünen veya benim gibi bu hisse kapılan var mıdır merak ettim.
  • 06-02-2021, 23:50:25
    #2
    Öncelikle her şehir isminin yada ilçe isminin bir anlam ifade etmesi gerkeemz o isimle hitap edilmiş öyle kalmış, bide bazı kelimeler üzerinde çok yoğunlaşan biri bunları takar bence konuşun gitsin
  • 06-02-2021, 23:53:44
    #3
    Muu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öncelikle her şehir isminin yada ilçe isminin bir anlam ifade etmesi gerkeemz o isimle hitap edilmiş öyle kalmış, bide bazı kelimeler üzerinde çok yoğunlaşan biri bunları takar bence konuşun gitsin
    Bir anlam ifade etmesi gerekmez mi?

    Sizi buraya ve buraya davet ediyorum.
  • 07-02-2021, 00:14:17
    #4
    Bahsettiğim -yorum eki olayı gerçekten çok garip. Öyle ki Türkçe öğrenmek isteyenleri en zorlayan kısımlardan biri olsa gerek. Ana dilimiz olduğu için başa gelen kelimeyi rahatlıkla duyuyor ve anlıyoruz ama hiç bilmeyen birinin duyacağı ses sadece yorum sesi oluyordur muhtemelen.

    Bunun dışında bir de "s" ve "ş" seslerini çıkarışımız çok garip gelmeye başladı. Bildiğim kadarıyla Türkçe ön-üst diş takımını kullanarak sesleri çıkaran bir dil. Bu bilgi kulaktan dolma olsa da hepimizde vardır mutlaka. Dikkat edince gerçekten de öyle. "S" ve "Ş" harflerinin seslerini dilimizi üst damağımıza yapıştırmadan çıkaramıyoruz. Ve ses genelde ön-üst dişlerden çıkıyor.

    Hep merak eden ve hiç bir işime yaramasa da araştıran merağımı gidermeye çalışan biri olmuşumdur. Sanırım bu dil konusunu da baya irdeleyeceğim Son zamanlarda bu konu benim için gerçekten çok garip ve ilgi çekici olmaya başladı. Günlük hayatımızda sürekli rutin olarak tekrar ettiğimiz şeylerin aslında ne kadar ilginç ve garip alışkanlıklar sonucu oluştuğunu fark etmek aydınlatıcı ve meraklandırıcı. Bildiğim kadarıyla bu sesleri çıkarma çabamız çene yapımızı da etkiliyor ve tipik Amerikan Çenesi dediğimiz yapıya sahip olamamızın temel sebebi de sanırım bu.

    Keşke konu ile ilgili daha çok yorum gelseydi merağımı körükler ateşlendirirdi

    @Zahit; bahsettiğiniz konuları araştıracağım bilgi için çok teşekkürler.
  • 07-02-2021, 00:27:23
    #5
    sefacandemir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bahsettiğim -yorum eki olayı gerçekten çok garip. Öyle ki Türkçe öğrenmek isteyenleri en zorlayan kısımlardan biri olsa gerek. Ana dilimiz olduğu için başa gelen kelimeyi rahatlıkla duyuyor ve anlıyoruz ama hiç bilmeyen birinin duyacağı ses sadece yorum sesi oluyordur muhtemelen.

    Bunun dışında bir de "s" ve "ş" seslerini çıkarışımız çok garip gelmeye başladı. Bildiğim kadarıyla Türkçe ön-üst diş takımını kullanarak sesleri çıkaran bir dil. Bu bilgi kulaktan dolma olsa da hepimizde vardır mutlaka. Dikkat edince gerçekten de öyle. "S" ve "Ş" harflerinin seslerini dilimizi üst damağımıza yapıştırmadan çıkaramıyoruz. Ve ses genelde ön-üst dişlerden çıkıyor.

    Hep merak eden ve hiç bir işime yaramasa da araştıran merağımı gidermeye çalışan biri olmuşumdur. Sanırım bu dil konusunu da baya irdeleyeceğim Son zamanlarda bu konu benim için gerçekten çok garip ve ilgi çekici olmaya başladı. Günlük hayatımızda sürekli rutin olarak tekrar ettiğimiz şeylerin aslında ne kadar ilginç ve garip alışkanlıklar sonucu oluştuğunu fark etmek aydınlatıcı ve meraklandırıcı. Bildiğim kadarıyla bu sesleri çıkarma çabamız çene yapımızı da etkiliyor ve tipik Amerikan Çenesi dediğimiz yapıya sahip olamamızın temel sebebi de sanırım bu.

    Keşke konu ile ilgili daha çok yorum gelseydi merağımı körükler ateşlendirirdi

    @Zahit; bahsettiğiniz konuları araştıracağım bilgi için çok teşekkürler.
    Anlambilim konusuna bir girin, emin olun yıllarınızı alacaktır. Epistemoloji zaten ömürlük.
    Size tavsiyem, aşama aşama ve idrak ederek bir sonraki bilgiyi araştırmanız.
    Dil Bilimi gerçekten çok derin derya, Beden Dili ile birleşince artık hayattan zevk almamaya başlıyor insan.
    Bilginin kendisine olan hayranlığınız arttıkça cehalete tahammülünüz azalıyor.
    O yüzden bir konuyu idrak ettiğinizi düşünseniz dahi, ne kadar erdemli iseniz o kadar hayatınıza entegre edebiliyorsunuz.
    Umarım, bu yetilerinizi geliştirdikçe daha kaliteli bir hayat yaşarsınız.
  • 07-02-2021, 00:38:35
    #6
    Zahit adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Anlambilim konusuna bir girin, emin olun yıllarınızı alacaktır. Epistemoloji zaten ömürlük.
    Size tavsiyem, aşama aşama ve idrak ederek bir sonraki bilgiyi araştırmanız.
    Dil Bilimi gerçekten çok derin derya, Beden Dili ile birleşince artık hayattan zevk almamaya başlıyor insan.
    Bilginin kendisine olan hayranlığınız arttıkça cehalete tahammülünüz azalıyor.
    O yüzden bir konuyu idrak ettiğinizi düşünseniz dahi, ne kadar erdemli iseniz o kadar hayatınıza entegre edebiliyorsunuz.
    Umarım, bu yetilerinizi geliştirdikçe daha kaliteli bir hayat yaşarsınız.
    Önerdiğiniz konular ile ilgili kitaplar araştırmaya başladım bile tekrar teşekkür ederim. "Bilginin kendisine olan hayranlığınız arttıkça cehalete tahammülünüz azalıyor." cümlenize kısmen katılıyorum. Kısmen dedim çünkü cehaletin kötü bir şey olmadığına inan biriyim. Cehalet bence bilincinde olduğunuz sürece harika bir şey. Asıl tehlikeli olan yarı cahillik. Tıpkı dil bilim konusundaki cehaletimin gibi. Beni harlayan, meraklandıran bu cehalet oldu.

    İnançlı bir insan değilim ancak bir şeye tapmak zorunda olsaydım bu bilgi olurdu sanırım. Bilgiye olan hayranlığım bu derece tarif edilemez bir halde. İroniktir ki bildikçe aslında bilmediğinizi öğreniyorsunuz. Her yeni bilgi size ne kadar bilmediğinizi öğretiyor. Sanırım bu açlığı gidermenin yolu yok. Ama bu durumdan şikayetçi olmadığım gibi zevk alıyorum. Bilgiye aç olmak harika bir duygu.
  • 07-02-2021, 00:38:45
    #7
    Ben de kapılırım buna benzer hislere. Örnek verecek olursak ''gideceğim , yapacağım, yürüyeceğim, karşıya geçeceğiz'' gibi ''acak/ecek'' gelecek zaman eklerinin 1. tekil/1. çoğul şahıs ekleri ile kullanılınca konuşma dilini yavaşlattığını, diğer zaman eklerine göre daha az zarif durduğunu düşünürdüm. Genelde şive ile savaşmak durumunda kalan yöresel Türkçelerde ilk kaybedilen cephe buradadır. Daha sonra dilin akıcılığı esasına dayanarak Türkçenin yazıldığı gibi okunmayan bir dil olduğunu öğrendim. Yapacak kelimesi konuşma diline yapıcak olarak dönüşür. Burada olan akıcılığı sağlamak için oluşan bir ünlü daralmasıdır. Sizin örneğinizde ki gel-i-yorum kelimesinin daralma öncesi hali 'gel-e-yor-um' dur. İngilizcedeki e harfinin i olarak okunması gibi maksat akıcı bir dil ve bu akıcılık sağlanırken bazen kulağa gelen ses bir hecede tonlanabiliyor. İstanbul gibi özel isimleri bütün olarak düşünmediğimizde gerçekten insana garip gelebiliyor ve genelde özü Türkçe olmayan kelimeleri Türkçe olarak anlamlandırma hatasına düşüyoruz.
  • 07-02-2021, 00:43:36
    #8
    bayraktar06 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben de kapılırım buna benzer hislere. Örnek verecek olursak ''gideceğim , yapacağım, yürüyeceğim, karşıya geçeceğiz'' gibi ''acak/ecek'' gelecek zaman eklerinin 1. tekil/1. çoğul şahıs ekleri ile kullanılınca konuşma dilini yavaşlattığını, diğer zaman eklerine göre daha az zarif durduğunu düşünürdüm. Genelde şive ile savaşmak durumunda kalan yöresel Türkçelerde ilk kaybedilen cephe buradadır. Daha sonra dilin akıcılığı esasına dayanarak Türkçenin yazıldığı gibi okunmayan bir dil olduğunu öğrendim. Yapacak kelimesi konuşma diline yapıcak olarak dönüşür. Burada olan akıcılığı sağlamak için oluşan bir ünlü daralmasıdır. Sizin örneğinizde ki gel-i-yorum kelimesinin daralma öncesi hali 'gel-e-yor-um' dur. İngilizcedeki e harfinin i olarak okunması gibi maksat akıcı bir dil ve bu akıcılık sağlanırken bazen kulağa gelen ses bir hecede tonlanabiliyor. İstanbul gibi özel isimleri bütün olarak düşünmediğimizde gerçekten insana garip gelebiliyor ve genelde özü Türkçe olmayan kelimeleri Türkçe olarak anlamlandırma hatasına düşüyoruz.
    Ünlü daralmasına hiç bu açıdan bakmamıştım, benim için daha da ilginç bir hal aldı durum aydınlattığınız için teşekkürler