Ben de kapılırım buna benzer hislere. Örnek verecek olursak ''gideceğim , yapacağım, yürüyeceğim, karşıya geçeceğiz'' gibi ''acak/ecek'' gelecek zaman eklerinin 1. tekil/1. çoğul şahıs ekleri ile kullanılınca konuşma dilini yavaşlattığını, diğer zaman eklerine göre daha az zarif durduğunu düşünürdüm. Genelde şive ile savaşmak durumunda kalan yöresel Türkçelerde ilk kaybedilen cephe buradadır. Daha sonra dilin akıcılığı esasına dayanarak Türkçenin yazıldığı gibi okunmayan bir dil olduğunu öğrendim. Yapacak kelimesi konuşma diline yapıcak olarak dönüşür. Burada olan akıcılığı sağlamak için oluşan bir ünlü daralmasıdır. Sizin örneğinizde ki gel-i-yorum kelimesinin daralma öncesi hali 'gel-e-yor-um' dur. İngilizcedeki e harfinin i olarak okunması gibi maksat akıcı bir dil ve bu akıcılık sağlanırken bazen kulağa gelen ses bir hecede tonlanabiliyor. İstanbul gibi özel isimleri bütün olarak düşünmediğimizde gerçekten insana garip gelebiliyor ve genelde özü Türkçe olmayan kelimeleri Türkçe olarak anlamlandırma hatasına düşüyoruz.
Ünlü daralmasına hiç bu açıdan bakmamıştım, benim için daha da ilginç bir hal aldı durum aydınlattığınız için teşekkürler