• 17-05-2020, 23:05:39
    #37
    Herkes aynı bilinç düzeyine, bağışıklık kalitesine ve sağlığa sahip değil, şansa hiç değil. Hasta değilim diyorsunuz ancak hasta olup olmadığınızı siz bilemezsiniz, siz bilip emin olsanız da böyle bir serbestlik durumunda çıkacak dolaşacak herkesin bilmesi mümkün değil. Egemenlik, serbestlik, özgürlük gibi söylemler laf salatasından öteye gidemez zira burada dikta hükumetinin çıkarları için ortaya attığı yasaklar değil toplum sağlığını korumaya yönelik önlem ve kısıtlamalardan söz ediyoruz. Birilerinin sorumsuzluğu toplum sağlığını riske edebilir, sağlık sistemimizin işlerliğini tehdit edecek büyüklükte bir dalga söz konusu olabilir. İlerde arabası olmayanların da eşitçe ve arabası olanların da rahatça dışarı çıkabildiği vakitler için doğa gezisi isteklerinin bastırılması sakıncalı değildir, ölüm sebebi hiç değildir. Özgürlüğüne aşık biri olarak bu sorun çözülene kadar en ağır kısıtlamalarla uğraşmamızı diliyorum. Eşitçe dışarı çıkmak, belli bir kesimin özgürce dışarı çıkmasından daha önemli olduğu için bu söyleminizi ancak bencillik olarak değerlendirebiliyorum. Konu ise viral bir hastalık olduğu için bencilliğe saygım yok.

    İlk cümlemde herkes eşit şansa sahip değil demiştim, kendimden örnek vereyim. 20 yaş altında olduğum için 2 aydan fazladır sokağa çıkmıyorum. Ellerini gerekli gereksiz sıkça yıkamak gibi takıntıların da olduğu bir dizi takıntıdan ötürü OKB teşhisim var ve virüsten önce de temizliğe gösterdiğim aşırı dikkatten ötürü seboreik dermatit ile boğuşuyorum senelerdir. Sokağa çıkma yasağımın olduğu bu süreçte evde gezerken bile elini yıkayan titizliğime rağmen bir gün apartmanın önüne kadar inmem gerekti ve aceleden eldiven takmadan çıktım. Hayat Eve Sığar uygulamasının düşük risk olarak gösterdiği bölgemde 2 aydır bir kez dışarı çıktım ve sonuç ne mi oldu? 5 gün hastanede tedavi gördüm, bugün ise ev karantinamın 6. günü. Beklediğiniz kadar yolunda gidemeyebilir her şey

    Biraz daha sabır.
  • 17-05-2020, 23:12:46
    #38
    Webdestek adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Az once farkli bir konudaki mesajınıza yorum yazmamak için kendimi tuttum ama bu sefer başaramadım.

    Kafanız pırıl pırıl, düşünceleriniz çok saçma. Neyse..
    >3
    globaltr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Aslında serzenişte çok haklısın. Hepimiz sıkıldık. Psikolojimiz inan çok kötü. Ancak dünyayı saran bir lanet ile karşı karşıyayız. Biraz daha dişimizi sıkmalıyız.

    Ama tepkinde haklısın. Avm serbest Park yasak.
    Burada bir yanlışlık var.
    Bende daha çok işin orasındayım işte hafta içi zaten çalışıyoruz açık olan yada ne bileyim dolaşacağım yerlere vakit darlığından zaten gidemiyorum ama tatil günüm de yasaklanıyor ben çalışır iken hafta içi nedense virüs sıkıntı olmuyor da hafta sonumu oluyor yapacaklarsa tam yapsınlar
    DemirayBilisim adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    evet isteklerinde haklısın ve senin bu söylediklerine uyacağına can-ı gönülden inanıyorum.

    Peki senin taktiği kullanıp insanlara virüs bulaştıracak 20 milyondan fazla cahil vatandaşımızın bulunduğunu söylersem ne diyeceksin?

    Herkesin aracının kıçına takip cihazı takıp takip mi edecekler.

    Bu tür durumlar bireysel değil toplumsal kararlar ile idare edilir.

    İllere göre vaka sayıların ilk açıklandığı güne bakın r10 şubem olan batmanda sadece 7 vaka vardı. Dediğiniz gibi bireysel gezintiye önem verdiler küçük şehir olduğu için bir yasakta gelmedi şu an vaka sayısı 1000'e yaklaştı. Doktor tanıdıklarımız böyle giderse gelecek ay İstanbul sonrasında en çok vaka batmanda olacak dedi.

    Hadi gelelim senin isteklerini batmanda uygulamaya...

    gelecek ay istanbul sonrası değil istanbuldan daha çok vakaya sahip bir şehir olur burası..

    Şimdi sana nasıl fikirlerinde ve sözünde durman konusunda güvensekte ülke geneline bu hizmeti verelim?

    Eminim bu mesajımı cevaplamazsın bile (tabii bu mesajı yazmasaydım)
    Hafız şimdi Batman da tamam yaşıyorsun orada vaka azdı arttı filan diyorsun önlem yoktu diyorsun ki belli yokta bu Batmana virüsü o ilk sokanlarda neden önlem alınmadı ben demiyorum ki dışarı çıkayımda başka illere gideyim ben diyorum ki yakın çevremde nefes almak ferahlamak ruhumu rahatlatmak İçin tek başıma dolaşayım diyorum bunun nesi kötü bilinçli yaparsam he olur topluma karışırım varsa alınan karar uygula kes cezayı ama yapmadan da ayıp yani böyle kısıtlamaları sonradan diyorlar ki 1 kişinin yaptığını topluma yaymayın bireysel bakın olaya burada neden öyle bakmıyorsunuz ki
    Polat1903 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    En son sizin gibi konuşan arkadaşım korona hastalığına yakalandı hala hastane de tedavi görüyor.
    O onun sorunu benim değil hafız sıkıntı yok ben kaynaşayım eş/dost demiyorum fark etti isen benim sıkıntım eve hapis olmak ev hapsi gibi geliyor suçta istemedim halbuki
  • 17-05-2020, 23:18:18
    #39
    hastane odalarında haftalarca kalmadın herhalde böyle düşünüyorsun
  • 18-05-2020, 00:26:12
    #40
    2 Aydır iş yerlerimiz kapalı. Açılsa da işe gitsek diyoruz. Siz işe gitmek yetmiyor gezelim diyorsunuz. Biz ne yapalım ölelim öyleyse. Krediler, kart borçları kiralar vs ödeyemiyoruz. İş yerindeki malzemeleri satmaya başladım.
  • 18-05-2020, 01:04:52
    #41
    Misafir
    toplum sağlığını tehlikeye atamazsınız, bu sorumsuzluk olur. kişi taşıyıcı olup olmadığını bilemez, önlemler bu yüzden. büyükşehirlerde vaka sayıları daha fazla. bu büyükşehirlerde kısıtlamalar olmasa tüm türkiye corona ile uğraşır. biraz da sağlık çalışanlarını düşünün. millet gezecek diye bu tehlikeyi almak aptallık olur.
  • 18-05-2020, 14:30:44
    #42
    Arkadaşın yazdıklarını okumadan, hemen gereksiz duyar kasmaya bayılan amma çok yahu. 2 ay kimse hiç bir şart altında evlerinden çıkmayacak ve bu işi bitireceğiz diyebiliyorlar mı? Diyemiyorlar. Sadece Türkiye değil pek çok ülke yapamadı bunu. Demek ki o kadar kolay değil. Tamam o kadarını anladık ve kabul ettik. Bu durumda da bir şekilde hayat bir yandan devam ederken, diğer yandan UYGUN önlemleri alarak, salgını kontrol altında tutmaya çalışacaklar. İnsanların bir araya gelebilecekleri bilhassa da kapalı alanları kısıtlayarak salgını kontrol altında tutmaya çalışmaktansa, ekonomiye katkısı olmayan ya da az katkısı olan en genç ve en yaşlı grubu tamamen özgürlüklerinden mahrum etmek, sahilleri parkları kapatıp AVM leri açmak ve insanların tek başlarına bile çıkıp hava almalarını kısıtlamak bana göre de insan haklarına aykırı. Çarşamba günü onlarca insan çenelerindeki maskelerde alışveriş merkezi kapasında dip dibe sıra beklerken hiç bir yaptırım olmayacak ama akşam saati maskesini uygun bir şekilde takıp evinin çevresinde 2 tur atmak isteyen 19 yaşındaki çocuk 3000 küsur lira ceza yiyecek.. Yani hangi mantığa sığıyor bu anlamadım ben. Haftaiçi günlerde yasaklı olmayan gruptaki kişilerin önemli bir çoğunluğu maske takmayı bilmiyor. Cezayı onlara kesseler ya tek başına dolaşan insanlara keseceklerine..

    İlaveten de sağdan soldan duydukları kalıplaşmış lafları sürekli söyleyenlerden yazanlardan da çok sıkıldım. Özellikle de "evde televizyon seyretmek yoğun bakım tavanını seyretmekten iyidir" cümlesini hangi aşırı zeki kişi söylediyse Allah onu nasıl biliyorsa öyle yapsın. Teknik olarak zaten tamamen yanlış bir önerme olduğunu bile kenara bırakacak olursak, genel manada tehlikenin hemen herkes farkında zaten. Farkında olmayan ya da umursamayan bir grup insan da bu ve bunun gibi cümleleri duyduklarında, ihtiyaç ya da mecburi durum harici dışarı çıkmayı kesecekler mi acaba? Yani bu çok aşırı güzel sloganımsı uyarıyı kopyalayıp her gördükleri boşluğa yapıştırıyorlar ya, tek bir kişiyi bile evet yaaa doğruuuu diyerek yolundan çevirmiş midir acaba bu.

    "İşi olmadığı halde dışarı çıkanlara hakkımı helal etmiyorum" cümlesi de halktan bir vatandaşın, ilk kez bir sağlık çalışanı tarafından söylendiğini farketmeden yaydığı bir diğer kalıplaşmış cümlemiz.

    Bu arada salgınının hızının yavaşlatılması için, gerçekten zaruri ihtiyaçlar ve diğer mecburi durumlar dışında ortalıkta dolanılmaması ve kalabalıklara girilmemesi gerektiğini, her bireyin hem kendi için hem de toplum için bu sorumluluğu taşıması gerektiğini biliyorum ve destekliyorum elbette ancak aylardır süren ve belki de aylarca daha sürecek bir kısıtlamada, zaruri ihtiyaçlara kişilerin ruh sağlığı da dahil edilmesi gerekiyor ve insanların ruh sağlığının korunması için yapılacak ve riskin minimum olduğu bazı şeyler, neden kısıtlama dahilinde aklım almıyor. Mesela ben 68 yaşındaki annemi neden kendi özel aracımla alıp bir deniz kenarına götüremiyorum? Aracın içinden inmeden, kimseyle temas etmeden, camları açıp bir hava almasını sağlayamıyorum? Ya da aynı şekilde çocuklarımı otomobille gezdiremiyorum? Geçen gün birisine aynı şeyi söylediğimde dedi ki "herkesin özel aracı yok. O şekilde haksız olurdu." Herkesin evinin müstakil bahçesi de yok ona bakacak olursak ama müstakil bahçesi olanlar gayet tabii ki kısıtlama dahilinde olmadan çoluk çocuk bahçelerinde oynayabiliyorlar. Diğer yandan da 60-70 metrekare evlerde 2-3 çocuk, evinin penceresi duvara ya da karşı apartmana bakan dar sokaklarda yaşayan insanlar da var. Bu insanların ve çocuklarının ve yaşlılarının ruh sağlığı toplum sağlığına dahil değil mi? 3 gün 1 hafta değil ki bahsettiğimiz şey. Aylarca devam etme ihtimali olan bir süreç..Ayrıca kimse bıraksınlar herkes istediği yere gitsin, konserler devam etsin, barlar açılsın, plajlar açılsın, her şey normale dönsün demiyor ki. İnsanlar sadece biraz daha adaletli bir kısıtlama peşinde
  • 18-05-2020, 15:42:05
    #43
    Ben tedbirleri artık anlamsız görmeye başladım, tedbirin kendisini değil de ne bileyim anlamını yitirmeye başladı.

    Bir yaptıkları tedbir diğer yapılan tedbirle çelişiyor aynısı vatandaşta benzer örneklerden vereyim maske takıyorsun burun açıkta veya elinle oynuyorsun. Yani hiç takma, maske diye bez parçası takıyorlar ağızlarında bir şey olsun da koruyor mu korumuyor mu bu kısmıyle ilgilenmiyorlar. Zaten her şeyde her zaman böyleyiz maksat içimizi rahatlatalım mantığı var ama kendimizi kandırıyoruz gibi.

    Bir diğer mevzu, yapılan yanlışların faturası neden vatandaşa çıkıyor anlamış değilim. Muhalefette oradan konuşuyor ama boş konuşuyorlar sanki kendileri olsalardı farklı sonuçlar görecektik.

    Çelişkiler canımızı sıksa bile vatandaş olarak kendi üzerimize düşen sorumluluğun farkında olmalı dikkat etmeliyiz yakınlarımızı da uyarmalıyız gerektiği zamanlarda. 4000 kişi vefat etti dünya genelinde yarım milyona yakın insan öldü karşımızda gerçek bir tehlike var.

    Saf olmamak lazım, mesela Amerika hükümetinin saf olduğunu düşünüyor musunuz. 90 bin ölü var ve suçlusunun Çin olduğu dile getiriliyor. Amerikan derin yapısı katildir dolayısıyla hükümeti de katildir insanların ölümüne göz yumdular ve hedefte Çin var. Bizim hükümette saf değil ama fark var ellerinden geleni yaptılar lakin, banlanmazsam yazacağım da gerçeği söyleyeceğim banlanırsam da banlanayım, bizimkiler aptallar. Saf değiller ama gerektiği zaman tedbirler sıralanacaktı uygulanacaktı.

    Aslında hiçbir ülkenin tecrübesi yoktur ama bir yerden sonra acemilikten kurtulunca gereken adımlar atılmalı. Şimdi de görüyorsunuz para uğruna canlar riske atılıyor. Belli oranda ölümlere göz yumulmakta. Bu yüzden vatandaş olarak saf olmamak lazım gelir. Adının yasak olması kısıtlamalar olması saflığınıza zeval getirmesin. Amerika da yer yer gösteriler düzenlendi özgürlükden bahsedildi arkasından Trump olayı ele aldı süreci istediği gibi götürebilecek kozu oldu.

    Halen belirsizlik var mı? Bugünler belirsizliğin tavan yaptığı zamanlardır tedbiri elden bırakmamak lazım. FFP3-FFP2 maske alacaksın, bir adet koruyucu gözlük alacaksın. Kalabalığa karışmayacak bugünlerin geçmesini bekleyeceksin. Bunlar hep tecrübe gelecekte işe yarayacak bilgiler ediniyoruz çünkü salgınlar her zaman insanoğlunu tehdit edecek.
  • 18-05-2020, 17:56:53
    #44
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben tedbirleri artık anlamsız görmeye başladım, tedbirin kendisini değil de ne bileyim anlamını yitirmeye başladı.

    Bir yaptıkları tedbir diğer yapılan tedbirle çelişiyor aynısı vatandaşta benzer örneklerden vereyim maske takıyorsun burun açıkta veya elinle oynuyorsun. Yani hiç takma, maske diye bez parçası takıyorlar ağızlarında bir şey olsun da koruyor mu korumuyor mu bu kısmıyle ilgilenmiyorlar. Zaten her şeyde her zaman böyleyiz maksat içimizi rahatlatalım mantığı var ama kendimizi kandırıyoruz gibi.

    Bir diğer mevzu, yapılan yanlışların faturası neden vatandaşa çıkıyor anlamış değilim. Muhalefette oradan konuşuyor ama boş konuşuyorlar sanki kendileri olsalardı farklı sonuçlar görecektik.

    Çelişkiler canımızı sıksa bile vatandaş olarak kendi üzerimize düşen sorumluluğun farkında olmalı dikkat etmeliyiz yakınlarımızı da uyarmalıyız gerektiği zamanlarda. 4000 kişi vefat etti dünya genelinde yarım milyona yakın insan öldü karşımızda gerçek bir tehlike var.

    Saf olmamak lazım, mesela Amerika hükümetinin saf olduğunu düşünüyor musunuz. 90 bin ölü var ve suçlusunun Çin olduğu dile getiriliyor. Amerikan derin yapısı katildir dolayısıyla hükümeti de katildir insanların ölümüne göz yumdular ve hedefte Çin var. Bizim hükümette saf değil ama fark var ellerinden geleni yaptılar lakin, banlanmazsam yazacağım da gerçeği söyleyeceğim banlanırsam da banlanayım, bizimkiler aptallar. Saf değiller ama gerektiği zaman tedbirler sıralanacaktı uygulanacaktı.

    Aslında hiçbir ülkenin tecrübesi yoktur ama bir yerden sonra acemilikten kurtulunca gereken adımlar atılmalı. Şimdi de görüyorsunuz para uğruna canlar riske atılıyor. Belli oranda ölümlere göz yumulmakta. Bu yüzden vatandaş olarak saf olmamak lazım gelir. Adının yasak olması kısıtlamalar olması saflığınıza zeval getirmesin. Amerika da yer yer gösteriler düzenlendi özgürlükden bahsedildi arkasından Trump olayı ele aldı süreci istediği gibi götürebilecek kozu oldu.

    Halen belirsizlik var mı? Bugünler belirsizliğin tavan yaptığı zamanlardır tedbiri elden bırakmamak lazım. FFP3-FFP2 maske alacaksın, bir adet koruyucu gözlük alacaksın. Kalabalığa karışmayacak bugünlerin geçmesini bekleyeceksin. Bunlar hep tecrübe gelecekte işe yarayacak bilgiler ediniyoruz çünkü salgınlar her zaman insanoğlunu tehdit edecek.
    mimarkaan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    hastane odalarında haftalarca kalmadın herhalde böyle düşünüyorsun
    Bende öyle görüyorum anlamsız ayrıca iş için ekonomi için çalıştır iş dinlenmeye gezmeye (bireysel toplu değil yani) yasakla ama bunu bir kısma yap diğer şehirlere yapma sanki biz soktuk bu ülkeye virüsü
    KaRa_MaSkE adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    2 Aydır iş yerlerimiz kapalı. Açılsa da işe gitsek diyoruz. Siz işe gitmek yetmiyor gezelim diyorsunuz. Biz ne yapalım ölelim öyleyse. Krediler, kart borçları kiralar vs ödeyemiyoruz. İş yerindeki malzemeleri satmaya başladım.
    Hayırlı satışlar hafız da ben mi suçlusuyum yad ben dışarı çıkmasam sen satmayacak mısın bu virüsü benim dışarı çıkmak biraz nefes almam ile ne alakası var acaba sanki ben öyle yaptım da yayıldı gibi konuşuyorsun
    Peta adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    toplum sağlığını tehlikeye atamazsınız, bu sorumsuzluk olur. kişi taşıyıcı olup olmadığını bilemez, önlemler bu yüzden. büyükşehirlerde vaka sayıları daha fazla. bu büyükşehirlerde kısıtlamalar olmasa tüm türkiye corona ile uğraşır. biraz da sağlık çalışanlarını düşünün. millet gezecek diye bu tehlikeyi almak aptallık olur.
    Test yapsınlar o halde yada zaten ben dışarı çıkayımda arkadaşlarımla eş dost ile buluşayım demiyorum ki ben dışarı çıkıp kimse ile yakınlaşmadan gezmek istiyorum

    Angelicakaka adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Arkadaşın yazdıklarını okumadan, hemen gereksiz duyar kasmaya bayılan amma çok yahu. 2 ay kimse hiç bir şart altında evlerinden çıkmayacak ve bu işi bitireceğiz diyebiliyorlar mı? Diyemiyorlar. Sadece Türkiye değil pek çok ülke yapamadı bunu. Demek ki o kadar kolay değil. Tamam o kadarını anladık ve kabul ettik. Bu durumda da bir şekilde hayat bir yandan devam ederken, diğer yandan UYGUN önlemleri alarak, salgını kontrol altında tutmaya çalışacaklar. İnsanların bir araya gelebilecekleri bilhassa da kapalı alanları kısıtlayarak salgını kontrol altında tutmaya çalışmaktansa, ekonomiye katkısı olmayan ya da az katkısı olan en genç ve en yaşlı grubu tamamen özgürlüklerinden mahrum etmek, sahilleri parkları kapatıp AVM leri açmak ve insanların tek başlarına bile çıkıp hava almalarını kısıtlamak bana göre de insan haklarına aykırı. Çarşamba günü onlarca insan çenelerindeki maskelerde alışveriş merkezi kapasında dip dibe sıra beklerken hiç bir yaptırım olmayacak ama akşam saati maskesini uygun bir şekilde takıp evinin çevresinde 2 tur atmak isteyen 19 yaşındaki çocuk 3000 küsur lira ceza yiyecek.. Yani hangi mantığa sığıyor bu anlamadım ben. Haftaiçi günlerde yasaklı olmayan gruptaki kişilerin önemli bir çoğunluğu maske takmayı bilmiyor. Cezayı onlara kesseler ya tek başına dolaşan insanlara keseceklerine..

    İlaveten de sağdan soldan duydukları kalıplaşmış lafları sürekli söyleyenlerden yazanlardan da çok sıkıldım. Özellikle de "evde televizyon seyretmek yoğun bakım tavanını seyretmekten iyidir" cümlesini hangi aşırı zeki kişi söylediyse Allah onu nasıl biliyorsa öyle yapsın. Teknik olarak zaten tamamen yanlış bir önerme olduğunu bile kenara bırakacak olursak, genel manada tehlikenin hemen herkes farkında zaten. Farkında olmayan ya da umursamayan bir grup insan da bu ve bunun gibi cümleleri duyduklarında, ihtiyaç ya da mecburi durum harici dışarı çıkmayı kesecekler mi acaba? Yani bu çok aşırı güzel sloganımsı uyarıyı kopyalayıp her gördükleri boşluğa yapıştırıyorlar ya, tek bir kişiyi bile evet yaaa doğruuuu diyerek yolundan çevirmiş midir acaba bu.

    "İşi olmadığı halde dışarı çıkanlara hakkımı helal etmiyorum" cümlesi de halktan bir vatandaşın, ilk kez bir sağlık çalışanı tarafından söylendiğini farketmeden yaydığı bir diğer kalıplaşmış cümlemiz.

    Bu arada salgınının hızının yavaşlatılması için, gerçekten zaruri ihtiyaçlar ve diğer mecburi durumlar dışında ortalıkta dolanılmaması ve kalabalıklara girilmemesi gerektiğini, her bireyin hem kendi için hem de toplum için bu sorumluluğu taşıması gerektiğini biliyorum ve destekliyorum elbette ancak aylardır süren ve belki de aylarca daha sürecek bir kısıtlamada, zaruri ihtiyaçlara kişilerin ruh sağlığı da dahil edilmesi gerekiyor ve insanların ruh sağlığının korunması için yapılacak ve riskin minimum olduğu bazı şeyler, neden kısıtlama dahilinde aklım almıyor. Mesela ben 68 yaşındaki annemi neden kendi özel aracımla alıp bir deniz kenarına götüremiyorum? Aracın içinden inmeden, kimseyle temas etmeden, camları açıp bir hava almasını sağlayamıyorum? Ya da aynı şekilde çocuklarımı otomobille gezdiremiyorum? Geçen gün birisine aynı şeyi söylediğimde dedi ki "herkesin özel aracı yok. O şekilde haksız olurdu." Herkesin evinin müstakil bahçesi de yok ona bakacak olursak ama müstakil bahçesi olanlar gayet tabii ki kısıtlama dahilinde olmadan çoluk çocuk bahçelerinde oynayabiliyorlar. Diğer yandan da 60-70 metrekare evlerde 2-3 çocuk, evinin penceresi duvara ya da karşı apartmana bakan dar sokaklarda yaşayan insanlar da var. Bu insanların ve çocuklarının ve yaşlılarının ruh sağlığı toplum sağlığına dahil değil mi? 3 gün 1 hafta değil ki bahsettiğimiz şey. Aylarca devam etme ihtimali olan bir süreç..Ayrıca kimse bıraksınlar herkes istediği yere gitsin, konserler devam etsin, barlar açılsın, plajlar açılsın, her şey normale dönsün demiyor ki. İnsanlar sadece biraz daha adaletli bir kısıtlama peşinde
    Aynen sonuna kadar katılıyorum bana yasak muğlaya serbest ama simdi araba da mevzu değil bari yaya da izin verin şimdi başka il de de aslında tehlike var o zaman ama onlara serbest ben zaten çıkıp sağ sola salça olayım demiyorum ki ben diyorum ki söyle çıkıp az dolaşayım kafamı rahatlatayım kimseye karışmayayım ama kimse anlamak istemiyor aptalca örnekler veriyor
  • 18-05-2020, 19:10:22
    #45
    Üyeliği durduruldu
    Angelicakaka adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Arkadaşın yazdıklarını okumadan, hemen gereksiz duyar kasmaya bayılan amma çok yahu. 2 ay kimse hiç bir şart altında evlerinden çıkmayacak ve bu işi bitireceğiz diyebiliyorlar mı? Diyemiyorlar. Sadece Türkiye değil pek çok ülke yapamadı bunu. Demek ki o kadar kolay değil. Tamam o kadarını anladık ve kabul ettik. Bu durumda da bir şekilde hayat bir yandan devam ederken, diğer yandan UYGUN önlemleri alarak, salgını kontrol altında tutmaya çalışacaklar. İnsanların bir araya gelebilecekleri bilhassa da kapalı alanları kısıtlayarak salgını kontrol altında tutmaya çalışmaktansa, ekonomiye katkısı olmayan ya da az katkısı olan en genç ve en yaşlı grubu tamamen özgürlüklerinden mahrum etmek, sahilleri parkları kapatıp AVM leri açmak ve insanların tek başlarına bile çıkıp hava almalarını kısıtlamak bana göre de insan haklarına aykırı. Çarşamba günü onlarca insan çenelerindeki maskelerde alışveriş merkezi kapasında dip dibe sıra beklerken hiç bir yaptırım olmayacak ama akşam saati maskesini uygun bir şekilde takıp evinin çevresinde 2 tur atmak isteyen 19 yaşındaki çocuk 3000 küsur lira ceza yiyecek.. Yani hangi mantığa sığıyor bu anlamadım ben. Haftaiçi günlerde yasaklı olmayan gruptaki kişilerin önemli bir çoğunluğu maske takmayı bilmiyor. Cezayı onlara kesseler ya tek başına dolaşan insanlara keseceklerine..

    İlaveten de sağdan soldan duydukları kalıplaşmış lafları sürekli söyleyenlerden yazanlardan da çok sıkıldım. Özellikle de "evde televizyon seyretmek yoğun bakım tavanını seyretmekten iyidir" cümlesini hangi aşırı zeki kişi söylediyse Allah onu nasıl biliyorsa öyle yapsın. Teknik olarak zaten tamamen yanlış bir önerme olduğunu bile kenara bırakacak olursak, genel manada tehlikenin hemen herkes farkında zaten. Farkında olmayan ya da umursamayan bir grup insan da bu ve bunun gibi cümleleri duyduklarında, ihtiyaç ya da mecburi durum harici dışarı çıkmayı kesecekler mi acaba? Yani bu çok aşırı güzel sloganımsı uyarıyı kopyalayıp her gördükleri boşluğa yapıştırıyorlar ya, tek bir kişiyi bile evet yaaa doğruuuu diyerek yolundan çevirmiş midir acaba bu.

    "İşi olmadığı halde dışarı çıkanlara hakkımı helal etmiyorum" cümlesi de halktan bir vatandaşın, ilk kez bir sağlık çalışanı tarafından söylendiğini farketmeden yaydığı bir diğer kalıplaşmış cümlemiz.

    Bu arada salgınının hızının yavaşlatılması için, gerçekten zaruri ihtiyaçlar ve diğer mecburi durumlar dışında ortalıkta dolanılmaması ve kalabalıklara girilmemesi gerektiğini, her bireyin hem kendi için hem de toplum için bu sorumluluğu taşıması gerektiğini biliyorum ve destekliyorum elbette ancak aylardır süren ve belki de aylarca daha sürecek bir kısıtlamada, zaruri ihtiyaçlara kişilerin ruh sağlığı da dahil edilmesi gerekiyor ve insanların ruh sağlığının korunması için yapılacak ve riskin minimum olduğu bazı şeyler, neden kısıtlama dahilinde aklım almıyor. Mesela ben 68 yaşındaki annemi neden kendi özel aracımla alıp bir deniz kenarına götüremiyorum? Aracın içinden inmeden, kimseyle temas etmeden, camları açıp bir hava almasını sağlayamıyorum? Ya da aynı şekilde çocuklarımı otomobille gezdiremiyorum? Geçen gün birisine aynı şeyi söylediğimde dedi ki "herkesin özel aracı yok. O şekilde haksız olurdu." Herkesin evinin müstakil bahçesi de yok ona bakacak olursak ama müstakil bahçesi olanlar gayet tabii ki kısıtlama dahilinde olmadan çoluk çocuk bahçelerinde oynayabiliyorlar. Diğer yandan da 60-70 metrekare evlerde 2-3 çocuk, evinin penceresi duvara ya da karşı apartmana bakan dar sokaklarda yaşayan insanlar da var. Bu insanların ve çocuklarının ve yaşlılarının ruh sağlığı toplum sağlığına dahil değil mi? 3 gün 1 hafta değil ki bahsettiğimiz şey. Aylarca devam etme ihtimali olan bir süreç..Ayrıca kimse bıraksınlar herkes istediği yere gitsin, konserler devam etsin, barlar açılsın, plajlar açılsın, her şey normale dönsün demiyor ki. İnsanlar sadece biraz daha adaletli bir kısıtlama peşinde
    Çok guzel yazmışsınız kaleminize sağlık 👏
    Ve bu cümleye de kesinlikle katılıyorum "zaruri ihtiyaçlara kişilerin ruh sağlığı da dahil edilmesi gerekiyor"..Artık gerekli tedbirler alınarak kisitlamalarda bazi seyler degiştirilmeli bence ..Bende panik atak hastası olan biriyim ve surekli evde olmak,sadece iş için evden çıkabilmek bir doğaya gidip temiz hava bile alamamak hastalığımı tetikliyor..