Arkadaşın yazdıklarını okumadan, hemen gereksiz duyar kasmaya bayılan amma çok yahu. 2 ay kimse hiç bir şart altında evlerinden çıkmayacak ve bu işi bitireceğiz diyebiliyorlar mı? Diyemiyorlar. Sadece Türkiye değil pek çok ülke yapamadı bunu. Demek ki o kadar kolay değil. Tamam o kadarını anladık ve kabul ettik. Bu durumda da bir şekilde hayat bir yandan devam ederken, diğer yandan UYGUN önlemleri alarak, salgını kontrol altında tutmaya çalışacaklar. İnsanların bir araya gelebilecekleri bilhassa da kapalı alanları kısıtlayarak salgını kontrol altında tutmaya çalışmaktansa, ekonomiye katkısı olmayan ya da az katkısı olan en genç ve en yaşlı grubu tamamen özgürlüklerinden mahrum etmek, sahilleri parkları kapatıp AVM leri açmak ve insanların tek başlarına bile çıkıp hava almalarını kısıtlamak bana göre de insan haklarına aykırı. Çarşamba günü onlarca insan çenelerindeki maskelerde alışveriş merkezi kapasında dip dibe sıra beklerken hiç bir yaptırım olmayacak ama akşam saati maskesini uygun bir şekilde takıp evinin çevresinde 2 tur atmak isteyen 19 yaşındaki çocuk 3000 küsur lira ceza yiyecek.. Yani hangi mantığa sığıyor bu anlamadım ben. Haftaiçi günlerde yasaklı olmayan gruptaki kişilerin önemli bir çoğunluğu maske takmayı bilmiyor. Cezayı onlara kesseler ya tek başına dolaşan insanlara keseceklerine..

İlaveten de sağdan soldan duydukları kalıplaşmış lafları sürekli söyleyenlerden yazanlardan da çok sıkıldım. Özellikle de "evde televizyon seyretmek yoğun bakım tavanını seyretmekten iyidir" cümlesini hangi aşırı zeki kişi söylediyse Allah onu nasıl biliyorsa öyle yapsın. Teknik olarak zaten tamamen yanlış bir önerme olduğunu bile kenara bırakacak olursak, genel manada tehlikenin hemen herkes farkında zaten. Farkında olmayan ya da umursamayan bir grup insan da bu ve bunun gibi cümleleri duyduklarında, ihtiyaç ya da mecburi durum harici dışarı çıkmayı kesecekler mi acaba? Yani bu çok aşırı güzel sloganımsı uyarıyı kopyalayıp her gördükleri boşluğa yapıştırıyorlar ya, tek bir kişiyi bile evet yaaa doğruuuu diyerek yolundan çevirmiş midir acaba bu.

"İşi olmadığı halde dışarı çıkanlara hakkımı helal etmiyorum" cümlesi de halktan bir vatandaşın, ilk kez bir sağlık çalışanı tarafından söylendiğini farketmeden yaydığı bir diğer kalıplaşmış cümlemiz.

Bu arada salgınının hızının yavaşlatılması için, gerçekten zaruri ihtiyaçlar ve diğer mecburi durumlar dışında ortalıkta dolanılmaması ve kalabalıklara girilmemesi gerektiğini, her bireyin hem kendi için hem de toplum için bu sorumluluğu taşıması gerektiğini biliyorum ve destekliyorum elbette ancak aylardır süren ve belki de aylarca daha sürecek bir kısıtlamada, zaruri ihtiyaçlara kişilerin ruh sağlığı da dahil edilmesi gerekiyor ve insanların ruh sağlığının korunması için yapılacak ve riskin minimum olduğu bazı şeyler, neden kısıtlama dahilinde aklım almıyor. Mesela ben 68 yaşındaki annemi neden kendi özel aracımla alıp bir deniz kenarına götüremiyorum? Aracın içinden inmeden, kimseyle temas etmeden, camları açıp bir hava almasını sağlayamıyorum? Ya da aynı şekilde çocuklarımı otomobille gezdiremiyorum? Geçen gün birisine aynı şeyi söylediğimde dedi ki "herkesin özel aracı yok. O şekilde haksız olurdu." Herkesin evinin müstakil bahçesi de yok ona bakacak olursak ama müstakil bahçesi olanlar gayet tabii ki kısıtlama dahilinde olmadan çoluk çocuk bahçelerinde oynayabiliyorlar. Diğer yandan da 60-70 metrekare evlerde 2-3 çocuk, evinin penceresi duvara ya da karşı apartmana bakan dar sokaklarda yaşayan insanlar da var. Bu insanların ve çocuklarının ve yaşlılarının ruh sağlığı toplum sağlığına dahil değil mi? 3 gün 1 hafta değil ki bahsettiğimiz şey. Aylarca devam etme ihtimali olan bir süreç..Ayrıca kimse bıraksınlar herkes istediği yere gitsin, konserler devam etsin, barlar açılsın, plajlar açılsın, her şey normale dönsün demiyor ki. İnsanlar sadece biraz daha adaletli bir kısıtlama peşinde