Cevap vermeyeceğim dedim ama konu iyice anlatmaya çalıştığım noktadan uzaklaşmaya başladı, o yüzden kısaca tekrar anlatmak istediğim noktaya döneyim.
Konunun başını görmeden ortasını okuyup yorum yazıyorsunuz galiba.
Konu burada deve sidiği içmek ya da içmemek değil.
Toplumsal olarak insan davranışları, yani özgür iradenin toplumlarda değişmesi.
Arabistan'da insanların su gibi deve sidiği içmesi.
Ve dini öğretiyle.
Bu kişiler için bu çok normal bir şey çünkü peygamber öğüdü.
Bu kişiler bu inanca sahip oldukları için peygamberin öğüdü deyip sorgulamadan deve sidiği içiyor.
Yani bu kişilerin de özgür iradesi kırılmış oluyor.
Mesela Türk toplumunda da bu yadırganır.
Yani özgür irade bölgesel farklılık gösterir.
Örneğin itiraf edeyim, Arabistan'da yaşasam ve bu kişilerle aynı inanca sahip olsaydım ben de deve sidiğini içmeyi normal karşılar durumda olacaktım.
Çünkü bilimsel olarak toplum psikolojisinde toplumsal kültür insan yaşamanın büyük bir bölümünde aldığı kararlara etki eder.
Yani bilimsel analizlere göre özgür iradeden söz edilemeyecek çok nokta var, bu Arabistan'da yani dinin başladığı yerde de aynıdır.
Ben deve sidiği içen kişileri yadırgamıyorum, çünkü bu onların ellerinde değil, toplumsal imkanlar ve toplumsal kültür yapısının sonuçları.
Ayrıca sevmek ve sevmemek ayrı şeylerdir, siz Türk toplumunda yaşadığınız için örneğin deve sidiğini sevmezsiniz ama psikolojide eğer bir toplumda 5 kişi bile bir şeyi yapıyorsa siz de onu yapmakta çekinmezsiniz.
Yüzlerce deney var, arkadaş çevrenizde bile bunu deneyebilirsiniz, 4 kişilik arkadaş grubunuzda aniden 4 arkadaşınız koşsa hemen siz de koşarsınız.
Bu da bunun gibi, insanlar kimyasal maddelerin verdiği gibi tepkiler verir.
Ayrıca siz kurandan sorguya çekileceğinizi söylerseniz o zaman oruç da kısmen tutmanıza gerek yok, fitre vermenize de kısmen gerek yok, kuranda bunlar detaylarıyla anlatılmaz.
Hadislerle dini tamamlarsınız, bunu da ben demiyorum her İslam alimi bunu der.
Cevap yazmanıza da gerek yok.
Size de iyi forumlar...
Dediğim gibi, sadece "sahih" kavramının türk bilginlerine, arap bilginlerine göre değil sadece
Kuran'a uyup uymamasına göre sahih olacağını söylemeye çalıştım.
Ben deve sidiği içmek kesinlikle yanlıştır veya kesin hadistir demiyorum. Eğer Kuran ile uyuşmuyorsa inanmak zorunda değilsiniz demeye çalışıyorum.
Bunu daha kısa nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
Renk örneğini verme sebebim şundan dolayıydı. Hz. Muhammed,
hem peygamber/resul/elçi hem de insan/beşerdi.
Şimdi sorum şu, Allah bizden onun peygamberliğine uymamızı mı istiyordu yoksa "insan" olmasına mı?
Döneminde peygamberin reddedilmesinin tek sebebi onun insanlar arasından seçilmesiydi. Çünkü kavmindekiler melek gibi yüce varlık bekliyorlardı.
Fakat Allah insanlara yine kendi içlerinden birini gönderdiğini söylüyor Kuran'da. Yani o bir İNSAN/BEŞER. İşte anlaşılmayan noktalardan birisi tam olarak bu.
Onun bir kişiliği var, onun uyduğu gelenekler, uymadığı gelenekler var. Yani içinde bulunduğu toplumun özelliklerinden de taşıyor. Toplumunda ve insan doğasında sakal uzatmak normal, dolayısıyla sakal uzatıyor.
Ama toplumuna uymadığı nokta var ki o noktanın adına elçilik/peygamberlik deniyor.
İnsanlar peygamberin geleneğinden gelen şeyleri din adı altında satmaya başlıyorlar ve buna "hadis" diyorlar. Yani peygamberin afedersiniz, insani ihtiyaçlarından biri olan "yellenme" olgusunu bile din haline getiriyorlar bir yerden sonra.
İyi de Allah senin yellenmenle niye ilgilensin? Sizin de dediğiniz gibi ben Türküm. Deve sidiği içmek benim geleneğimde yok. Ama bunu kabul etmeme gerek yok. Çünkü ben peygamberin insani hobileri, insani ihtiyaçları ile değil,
peygamber olarak bana ne getirdiği ile ilgileniyorum. Bana din olarak ne bıraktığıyla ilgileniyorum. Bunu da ancak onun adına söylenen şeylerin arap alimi, türk alimi filtresinden değil yalnızca kuran filtresinden geçirerek kabul edebilirim.
O bahsi geçen konunun Hz. Muhammed'in insanlığından mı yoksa peygamberliğinden mi ileri geldiğini ancak Kuran filtresinden geçirerek görebilirim.
İşte deve sidiği de tam olarak burada öne çıkıyor. Kuran "temiz şeyleri helal kılar" diyor. Bu deve sidiğini burada filtreden geçirirsek, geçemiyor kalıyor.
Araf 157:
Onlar, ellerindeki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî peygambere uyarlar. Peygamber onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten meneder; yine onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını kaldırır, üzerlerindeki zincirleri çözer. O peygambere inanan, onu koruyup destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura uyanlar, işte bunlardır kurtuluşa erenler.
Şimdi bu ayet sidik gibi necis şeylerin haram kılındığını söylüyor. Eğer ben rivayete inanırsam buna yeni bir kılıf uydurmam gerekecek, tüm sidiklerin dışında deve sidiği temizdir diyeceğim. Çünkü sidik necis olmasaydı, sidikli kıyafetle abdest alınabilirdi.
Ama deve sidiği ya da diğer sidikler gerçekten temiz midir? Eğer değilse ya Kuran ya rivayet eksik ya da yanlış veya birbirleriyle çelişiyor.
Bilmiyorum asıl varmak istediğim noktayı anlatabildim mi.. Konudan daha fazla uzaklaşmamak için uzatmamalıyım, o yüzden burada kesiyorum.
Peki Allah resulünü yalanlıyormu Tabiki kurandan yargılanacagız bu ayetler resulune itaat edin diye gönderilmemişmi peygamber sadece kuranı bırakıp okuyun diyip çekip gitmedigine göre onun sözü kurandan sözler degilmidir sahih hadisler ravisi nakıli saglam olan hadisleri atarsak peygamberin sözünü atmış yani Allahın Ayetlerini çignemiş olmuyormuyuz
“…Resûl size ne verdiyse onu alın! Size neyi yasakladıysa ondan da kaçının ve Allâh’tan korkun! Çünkü Allâh’ın azâbı şiddetlidir.” (el-Haşr, 7)
“Ey îmân edenler! Allâh’a itâat edin ve Peygamber’e itâat edin ki amellerinizi boşa çıkarmayın!” (Muhammed, 33)
“Kim Allâh’a ve Resûl’e itâat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine nîmet verdiği peygamberler, sıddîklar, şehîdler ve sâlihlerle berâberdir. Onlar ne güzel dost(lar)dır.” (en-Nisâ, 69)
“(Ey Resûlüm!) De ki: Eğer Allâh’a muhabbet ediyorsanız (O’nu seviyorsanız), bana tâbî olunuz ki Allâh da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret buyursun. Allâh, Gafûr (ve) Rahîm’dir. (Yine ey Resûlüm!) De ki: Allâh’a ve Resûl’e itaat ediniz! Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allâh kafirleri sevmez!” (Âl-i İmrân, 31-32)
“Kim ki Allâh’a ve Resûlü’ne itâat eder ve Allâh’tan korkup O(nun azâbı)ndan ko*runursa, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.” (en-Nûr, 52)
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin velîsidirler; iyiliği emreder, kö*tülükten meneder, namazı kılar, zekâtı verir ve Allâh ve Resûlü’ne itaat ederler. Allâh, işte onlara rahmet ve merhamet edecektir. Şüphesiz Allâh, Azîz (ve) Hakîm’dir.” (et-Tevbe, 71)
“Kim Resûl’e itaat ederse, Allâh’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, (Ey Resûlüm, bil ki) Biz Sen’i onlar üzerine bekçi göndermedik!” (en-Nisâ, 80)
“Bilmediler mi ki, kim Allâh’a ve Resûlü’ne karşı koymaya kalkarsa, ona içinde sü*rekli kalacağı Cehennem ateşi vardır. İşte büyük rezillik budur.” (et-Tevbe, 63)
“Allâh’a ve Resûl’e itaat edin! Birbirinizle çekişmeyin! Yoksa korkuya (vehme) kapılırsınız da (güç, kuvvet, devlet ve sâhip olduğunuz nîmetler elinizden) gider. Sabredin; çünkü Allâh sabredenlerle berâberdir.” (el-Enfâl, 46)
iyi forumlar
Yukarıda şöyle bir soru sordum, size tekrar sorayım;
Allah rasulünün "beşeri özelliklerine" mi inanmamızı (gelenek, sakal uzatma, renk sevme, su içiş şekli vs), itaat etmemizi istiyor, yoksa "peygamber/elçi/resul" özelliklerine yani Allahtan getirdiğine mi?
Hadi hepsine itaat ediyoruz, peki itaat ettiğimiz şeyler yukarıda yazdığım üzere Kuran filtresinden ne seviyede geçebiliyor?