• 13-03-2020, 21:01:20
    Seul adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Neden kitlesin hocam, bu konunun diğerlerinden farkı nedir?

    Bu konu kitleniyorsa yukarıdaki iki konu da kitlenmesi lazım, ayrıca konunun sabit konulara eklenmesini talep ettim. El birliği ile ortak bir noktaya varırız belki
    Konunun içeriğinden değil hocam, yorumlar yüzünden
  • 13-03-2020, 21:07:33
    Senin kaynağın Caner Taslaman olsun bu yolda devam ediniz
  • 13-03-2020, 21:23:56
    EdgeBear adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sahih hadisi reddedersen tüm hadisleri reddetmiş olursun, çünkü adı üzerinde Sahih hadis.
    Namaz kılmayı, hacda tavaf yapmayı, oruç tutmayı, fitre vermeyi ve diğer birçok şeyin kaynağı hadistir.
    Ayrıntılı olarak kuranda yazmaz.
    Sahih Hadisleri de aman bu gerçek değil inkar ediyorum diyemezsiniz.
    Ek olarak o kadar Arap alimler bu hadisi kabul eder.
    He siz derseniz araplar beni bağlamaz.
    Türk İslam akademisyenleri bile bu hadisin sahih olduğunu kabul eder, hepsinden daha iyi biliyorsunuz yani?
    Hayır. Elbette daha fazla bilmiyorum. Fakat Allah'ın sözüne inanıyorum. Peki Allah ne diyor?
    Zuhruf Suresi, 44. Ayet
    "Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz. "

    Yani Allah'ın da söylediği üzere beni sınava çekeceği tek kitap, beni alakadar eden tek kitap Kuran'dır. Kuranla uyuşmayan hiçbir şey beni alakadar etmiyor.
    Yani sakalımı peygamberle eşit boyutta kesmedim, yakasız gömlek giymedim, deve sidiği içmedim diye dinden çıkacak değilim. Din rivayetler bütünü değildir.
    Allah beni kuran'a uygun görmek ister. Görünüşüme bakmaz.

    İslam'a inanların düştüğü hatalardan birini şöyle açıklayayım.
    Dünyada bir kral var. Bu kral diğer bir ülkeye elçi gönderiyor. O elçi "kralınızın emri şudur, anne-babaya ve insanlara iyi davranacak, ahlakınızı düzgün kılacaksınız. her gün ona 5 altın vereceksiniz".
    Ama sen gidiyorsun, elçinin sakalı 3cm uzunluğunda, "şu kişiler elçiyi devesinin sidiğini içerken görmüşler" diye bizzat elçiden de duymadığın şeyi yapalım kral beğensin diyorsun. Peki ya elçinin öyle dediğini diyen yanlış anladıysa ve elçiye iftira ediyorsa? Sonuç olarak kralın emri sakal uzunluğu, deve sidiği mi?

    Dediğim gibi dini tartışmalar zerre ilgimi çekmiyor, sahih denilen şeyin araplarla ilgili olmadığını bizzat kuran ile ilgili olduğunu söylemeye çalıştım. Kuran'a uymayan şeyi tüm dünya sahih dese yine de kabul etmiyorum. Bu beni deist yapmıyor. Çünkü ben kuran'ı Allah'ın bize peygamberleri aracıyla gönderdiğine inanıyorum. Peygamberin kişisel hobilerinin onun elçi olmasından değil, insan olmasından kaynaklı olduğuna inanıyorum. Benim hobim belki başka? Belki allah beni başka şeyleri sevmek üzerine yarattı? Belki ben yeşil renk değil, mavi renk seviyorum? Peygamberin sevdiği renk yeşilmiş rivayetlere göre (arap yarım adasında nadir renklerden biri olduğu, doğayı çağrıştırdığı için öyle ama neyse..). Şimdi ben yeşil rengi sevmiyorum diye deist miyim? Hayır, peygamberin "insan olarak" sevdiği rengin yeşil olduğunu kabul ediyorum. Ben yeşili sevmek zorunda değilim. Peygamber yeşil rengi seviyor diye de Allah'ın kesin ayeti değil "yeşil rengi en sevdiğin renk yapmak".

    Konudaki son mesajımdır.

    İyi forumlar.
  • 13-03-2020, 21:38:06
    Peki Allah resulünü yalanlıyormu Tabiki kurandan yargılanacagız bu ayetler resulune itaat edin diye gönderilmemişmi peygamber sadece kuranı bırakıp okuyun diyip çekip gitmedigine göre onun sözü kurandan sözler degilmidir sahih hadisler ravisi nakıli saglam olan hadisleri atarsak peygamberin sözünü atmış yani Allahın Ayetlerini çignemiş olmuyormuyuz
    “…Resûl size ne verdiyse onu alın! Size neyi yasakladıysa ondan da kaçının ve Allâh’tan korkun! Çünkü Allâh’ın azâbı şiddetlidir.” (el-Haşr, 7)
    “Ey îmân edenler! Allâh’a itâat edin ve Peygamber’e itâat edin ki amellerinizi boşa çıkarmayın!” (Muhammed, 33)
    “Kim Allâh’a ve Resûl’e itâat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine nîmet verdiği peygamberler, sıddîklar, şehîdler ve sâlihlerle berâberdir. Onlar ne güzel dost(lar)dır.” (en-Nisâ, 69)
    (Ey Resûlüm!) De ki: Eğer Allâh’a muhabbet ediyorsanız (O’nu seviyorsanız), bana tâbî olunuz ki Allâh da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret buyursun. Allâh, Gafûr (ve) Rahîm’dir. (Yine ey Resûlüm!) De ki: Allâh’a ve Resûl’e itaat ediniz! Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allâh kafirleri sevmez!” (Âl-i İmrân, 31-32)
    “Kim ki Allâh’a ve Resûlü’ne itâat eder ve Allâh’tan korkup O(nun azâbı)ndan ko*runursa, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.” (en-Nûr, 52)
    “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin velîsidirler; iyiliği emreder, kö*tülükten meneder, namazı kılar, zekâtı verir ve Allâh ve Resûlü’ne itaat ederler. Allâh, işte onlara rahmet ve merhamet edecektir. Şüphesiz Allâh, Azîz (ve) Hakîm’dir.” (et-Tevbe, 71)
    “Kim Resûl’e itaat ederse, Allâh’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, (Ey Resûlüm, bil ki) Biz Sen’i onlar üzerine bekçi göndermedik!” (en-Nisâ, 80)
    “Bilmediler mi ki, kim Allâh’a ve Resûlü’ne karşı koymaya kalkarsa, ona içinde sü*rekli kalacağı Cehennem ateşi vardır. İşte büyük rezillik budur.” (et-Tevbe, 63)
    “Allâh’a ve Resûl’e itaat edin! Birbirinizle çekişmeyin! Yoksa korkuya (vehme) kapılırsınız da (güç, kuvvet, devlet ve sâhip olduğunuz nîmetler elinizden) gider. Sabredin; çünkü Allâh sabredenlerle berâberdir.” (el-Enfâl, 46)
    iyi forumlar
  • 13-03-2020, 21:46:58
    EdgeBear adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Forumda seni takip ettiğim kadarıyla gençsin, ama inan ki bu işler bu kadar basit şeyler değil.
    Sen diyorsun ki Tanrı yarattığı içerisinde olamaz. Ama Kuran'ın Allah'ı kendini ben 7 kat göğün üzerindeyim diye her yerde tasvir eder.
    Dini sorgulayan ateist, agnostik vb. gibi insanlar emin olun hepinizden daha çok dini kitapları okur.

    Türkler de eskiden gök tanrıya inandığı için İslam tanrısının da gökte olduğundan dolayı İslamı bu yüzden kabul etmişlerdir.

    İslamdaki Evren modeli budur;
    1 - Şüphesiz ki rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden... A'râf Suresi - 54
    2 - Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış! Nûh Suresi 15. Ayet
    3 - Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.
    4 - "Rahmân, Arş'a istivâ etmiştir." (Tâhâ 5)
    5 - Andolsun, Biz en yakın olan semayı (dünya göğünü) kandil (misali yıldızlar ve gezegenlerle) süsleyip-donattık ve bunları(n bir kısmını), şeytanlar için taşlama taneleri (rücum) kıldık. (Her gün görevli meleklere dağıtılan kader programından kulak hırsızlığı yapıp, gaybı biliyor havası atarak insanları saptırmak isteyen kötü cinnleri kovalayıp uzaklaştırmak üzere “yıldız kaymasını” kullandık.) Ve onlar için çılgınca yanan alevli ateş azabını hazırladık. Abdullah-Ahmet Akgül Meali - Mülk Suresi 5. Ayet
    6 - Melekler de semânın etrafındadırlar. O gün Rabbinin arşını, üstlerinde (boyunlarında) sekiz melek taşır.


    Muâviye İbnu'l-Hakem es-Sülemî anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelip:

    "Bir cariyem var, çoban olarak çalıştırıyor, koyunlarımı otlatıyordum. Yakınlarda bir koyunumu yitirdi. 'Ne oldu?' diye sorunca, kurt kaptı dedi. Koyunun kaybolmasına üzüldüm. İnsanlığım icabı câriyenin suratına bir tokat vurdum. Bu davranışımın kefareti olarak bir köle azad etmeyi adadım. Onu âzad edebilir miyim?" diye sordum. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) cariyeye:

    'Allah nerede?' diye sordu O:

    'Göktedir.' deyince,


    'Pekâlâ ben kimim?' dedi. Cariye:

    'Sen Allah'ın Resûlüsün.' cevabını verince, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bana yönelerek:

    'Bunu âzad et, zira mü'minedir.' buyurdu."

    (Müslim, Mesâcid 33, (537); Muvatta, Itk 8, (2, 776); Nesâî, Sehv 20 (3,18); Ebu Dâvud, Eymân 19 (3282)

    --

    “Ebû Hanîfe’ye: Ben Rabbim semâda mıdır yahut yerde midir bilmiyorum, diyen kimsenin durumu hakkında soru sordum, O: ‘Bu kişi kâfir olur, çünkü Yüce Allah: “Rahmân Arşa istivâ etmiştir” buyuruyor. Onun Arşı ise semâlarının üstündedir’ dedi. Ben: Böyle bir kimse ‘Onun Arşa istivâ ettiğini kabul ediyorum, fakat Arş semâda mıdır yoksa yerde midir bilmiyorum’ diyorsa hükmü ne olur? dedim. Şu cevabı verdi: ‘Onun semâda olduğunu inkâr edecek olursa kâfir olur.” (Fıkhu’l-Ebsât)

    --

    İbn Ömer, Allah'ın Resulü şöyle demiştir: “Ne güneşin doğduğu ne de battığı sırada namaz kılmayın, çünkü Şeytan'ın boynuzları arasında yükselir." Sahih-Muslim 4:1807
    tamamen haklısın okudum, ama şu manada söylemiştim rabbimiz olan allahımız yarattığının içinde ister bulunur ister bulunmaz buna vurgu yapmak istemiştim 7 kat olayını biliyordum fakat şöyle birşey var ayetel kürsi'de allahın yeri bütün semayı ve yeri kapladığı onun evrenin dışında olup evrenide kapladığı açıkça belirtilmiş bunu demek istiyordum
  • 13-03-2020, 22:06:47
    @EdgeBear;

    Selamlar hocam. Acaba aşağıdaki seriyi izlediniz mi?

    https://www.youtube.com/watch?v=HDrN...qE-W-IlTF98slg

    Ayrıca konuyu baştan sona okudum. Yapay zeka ne yazık ki özgür irade seviyesine ulaşamadı. Temel if-else'in daha karmaşık hali sadece. Sizin de dediğiniz gibi, biz ne verirsek o. Hayvan beyinlerini incelediğimizde temel içgüdüler mekanizması var. Tıpkı if-else gibi. Tehdit geldi > korun. Ancak insan zihnini içgüdüsel olarak ele almamalıyız bence. Basit kimyasallardan oluşuyor olabiliriz ancak bu neyi kanıtlar ki? Yine de bunu buraya yazmayı tercih eden benim. Yazmayabilirdim de. Allah'ın ne yapacağımızı bilmesi, benim seçimlerimde bir değişim yaratmaz.
    Zaten bilim ve inanç konusu apayrı konulardır. İnanç bilime bağlanamaz. Kur'an bunu 1400 sene önce belirtmiş, bilim adamları 50 sene önce bulmuş dersek, 50 sene önce bulunan şey, 200 sene sonra yanlışlanırsa, inanç sistemi çöker. Bu yüzden inanç kişide bitiyor. Bilimle inanç desteklenmemeli. Saygı çerçevesinde her türlü tartışabiliriz. Hoşnut olurum. İyi akşamlar.
  • 13-03-2020, 22:10:19
    EdgeBear adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Araştırmadan konuşmuyorum tabi, genellikle oradaki tabir mecazidir, örneğin Allah yerdedir diye ayetler de var.
    O anlam, yeri işitir, melekleri de yerdedir manasındadır.
    Gökten yeri kontrol eder manasına gelir, okuduğum birçok İslami kaynakta da bu vurgulanır.
    Ama gerçek olan Allah'ın 7 kat göğün üzerinde Arş'ta tahtında oturduğudur ve 8 meleğin de omzunda Allah'ın tahtını taşıdığıdır.
    Ama işte bu bana manasız gelir, çünkü bir yaratıcı var ise, bu yaratıcı gördüğümüz alemde olamaz.
    Neyse, çok uzun bir konu ama zaten biraz düşününce anlatmak istediğim anlaşılabilir.
    Şahsen eğer bir Tanrı var ise o, başkalarının onu taşımaya ihtiyacı yoktur.
    O zaman Tanrı'nın tahtını taşıyan melekler tahtı bırakınca tanrı yere mi düşecek.
    Ve neden Arap kültüründe olan kralın tahta oturması ve kölelerin kral tahtını sırtında taşımasıyla Tanrı aynı şekilde yaşasın ki.


    "Ama gerçek olan Allah'ın 7 kat göğün üzerinde Arş'ta tahtında oturduğudur ve 8 meleğin de omzunda Allah'ın tahtını taşıdığıdır."

    Bir müslüman olarak cevap vereyim benim inancımda böyle bir tez yok hocam haberiniz olsun.Yani karşı tez savunurken önce bence gerçek islamiyeti öğrenmeniz gerek.Aksi takdirde kendini müslüman zannedenlerin tuhaf düşünceleriyle boşu boşuna boğuşmuş olursunuz.
  • 13-03-2020, 22:19:10
    Üyeliği durduruldu
    Emre adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @EdgeBear;

    Selamlar hocam. Acaba aşağıdaki seriyi izlediniz mi?


    https://www.youtube.com/watch?v=HDrN...qE-W-IlTF98slg

    Ayrıca konuyu baştan sona okudum. Yapay zeka ne yazık ki özgür irade seviyesine ulaşamadı. Temel if-else'in daha karmaşık hali sadece. Sizin de dediğiniz gibi, biz ne verirsek o. Hayvan beyinlerini incelediğimizde temel içgüdüler mekanizması var. Tıpkı if-else gibi. Tehdit geldi > korun. Ancak insan zihnini içgüdüsel olarak ele almamalıyız bence. Basit kimyasallardan oluşuyor olabiliriz ancak bu neyi kanıtlar ki? Yine de bunu buraya yazmayı tercih eden benim. Yazmayabilirdim de. Allah'ın ne yapacağımızı bilmesi, benim seçimlerimde bir değişim yaratmaz.
    Zaten bilim ve inanç konusu apayrı konulardır. İnanç bilime bağlanamaz. Kur'an bunu 1400 sene önce belirtmiş, bilim adamları 50 sene önce bulmuş dersek, 50 sene önce bulunan şey, 200 sene sonra yanlışlanırsa, inanç sistemi çöker. Bu yüzden inanç kişide bitiyor. Bilimle inanç desteklenmemeli. Saygı çerçevesinde her türlü tartışabiliriz. Hoşnut olurum. İyi akşamlar.
    Hocam yapayzeka ile insan beyni arasındaki fark biri 10 üzeri 20 faktörü hesaplar diğeri 10 üzeri 200 faktörü hesaplar. Yani yapısal olarak karmaşıklık arttıkça bizim zekamız işin içinden çıkamaz ve özgür irade gibi bir şeyin var olduğuna inanır. Mesela bir parayı yazımı turamı diye attığınızda sonuç bellidir ama bunu hesaplayacak zeka seviyesinde değiliz, isterseniz bu parayı marstan dünyaya atın arasındaki fark karmaşıklığın artmasından başka birşey değil sonuç yine belli.
  • 13-03-2020, 22:19:42
    Cevap vermeyeceğim dedim ama konu iyice anlatmaya çalıştığım noktadan uzaklaşmaya başladı, o yüzden kısaca tekrar anlatmak istediğim noktaya döneyim.

    EdgeBear adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Konunun başını görmeden ortasını okuyup yorum yazıyorsunuz galiba.
    Konu burada deve sidiği içmek ya da içmemek değil.
    Toplumsal olarak insan davranışları, yani özgür iradenin toplumlarda değişmesi.
    Arabistan'da insanların su gibi deve sidiği içmesi.
    Ve dini öğretiyle.
    Bu kişiler için bu çok normal bir şey çünkü peygamber öğüdü.
    Bu kişiler bu inanca sahip oldukları için peygamberin öğüdü deyip sorgulamadan deve sidiği içiyor.
    Yani bu kişilerin de özgür iradesi kırılmış oluyor.
    Mesela Türk toplumunda da bu yadırganır.
    Yani özgür irade bölgesel farklılık gösterir.
    Örneğin itiraf edeyim, Arabistan'da yaşasam ve bu kişilerle aynı inanca sahip olsaydım ben de deve sidiğini içmeyi normal karşılar durumda olacaktım.
    Çünkü bilimsel olarak toplum psikolojisinde toplumsal kültür insan yaşamanın büyük bir bölümünde aldığı kararlara etki eder.
    Yani bilimsel analizlere göre özgür iradeden söz edilemeyecek çok nokta var, bu Arabistan'da yani dinin başladığı yerde de aynıdır.
    Ben deve sidiği içen kişileri yadırgamıyorum, çünkü bu onların ellerinde değil, toplumsal imkanlar ve toplumsal kültür yapısının sonuçları.
    Ayrıca sevmek ve sevmemek ayrı şeylerdir, siz Türk toplumunda yaşadığınız için örneğin deve sidiğini sevmezsiniz ama psikolojide eğer bir toplumda 5 kişi bile bir şeyi yapıyorsa siz de onu yapmakta çekinmezsiniz.
    Yüzlerce deney var, arkadaş çevrenizde bile bunu deneyebilirsiniz, 4 kişilik arkadaş grubunuzda aniden 4 arkadaşınız koşsa hemen siz de koşarsınız.
    Bu da bunun gibi, insanlar kimyasal maddelerin verdiği gibi tepkiler verir.
    Ayrıca siz kurandan sorguya çekileceğinizi söylerseniz o zaman oruç da kısmen tutmanıza gerek yok, fitre vermenize de kısmen gerek yok, kuranda bunlar detaylarıyla anlatılmaz.
    Hadislerle dini tamamlarsınız, bunu da ben demiyorum her İslam alimi bunu der.
    Cevap yazmanıza da gerek yok.
    Size de iyi forumlar...
    Dediğim gibi, sadece "sahih" kavramının türk bilginlerine, arap bilginlerine göre değil sadece Kuran'a uyup uymamasına göre sahih olacağını söylemeye çalıştım.
    Ben deve sidiği içmek kesinlikle yanlıştır veya kesin hadistir demiyorum. Eğer Kuran ile uyuşmuyorsa inanmak zorunda değilsiniz demeye çalışıyorum.

    Bunu daha kısa nasıl anlatabilirim bilmiyorum.

    Renk örneğini verme sebebim şundan dolayıydı. Hz. Muhammed, hem peygamber/resul/elçi hem de insan/beşerdi.
    Şimdi sorum şu, Allah bizden onun peygamberliğine uymamızı mı istiyordu yoksa "insan" olmasına mı?

    Döneminde peygamberin reddedilmesinin tek sebebi onun insanlar arasından seçilmesiydi. Çünkü kavmindekiler melek gibi yüce varlık bekliyorlardı.
    Fakat Allah insanlara yine kendi içlerinden birini gönderdiğini söylüyor Kuran'da. Yani o bir İNSAN/BEŞER. İşte anlaşılmayan noktalardan birisi tam olarak bu.

    Onun bir kişiliği var, onun uyduğu gelenekler, uymadığı gelenekler var. Yani içinde bulunduğu toplumun özelliklerinden de taşıyor. Toplumunda ve insan doğasında sakal uzatmak normal, dolayısıyla sakal uzatıyor.
    Ama toplumuna uymadığı nokta var ki o noktanın adına elçilik/peygamberlik deniyor.

    İnsanlar peygamberin geleneğinden gelen şeyleri din adı altında satmaya başlıyorlar ve buna "hadis" diyorlar. Yani peygamberin afedersiniz, insani ihtiyaçlarından biri olan "yellenme" olgusunu bile din haline getiriyorlar bir yerden sonra.
    İyi de Allah senin yellenmenle niye ilgilensin? Sizin de dediğiniz gibi ben Türküm. Deve sidiği içmek benim geleneğimde yok. Ama bunu kabul etmeme gerek yok. Çünkü ben peygamberin insani hobileri, insani ihtiyaçları ile değil,
    peygamber olarak bana ne getirdiği ile ilgileniyorum. Bana din olarak ne bıraktığıyla ilgileniyorum. Bunu da ancak onun adına söylenen şeylerin arap alimi, türk alimi filtresinden değil yalnızca kuran filtresinden geçirerek kabul edebilirim.

    O bahsi geçen konunun Hz. Muhammed'in insanlığından mı yoksa peygamberliğinden mi ileri geldiğini ancak Kuran filtresinden geçirerek görebilirim.
    İşte deve sidiği de tam olarak burada öne çıkıyor. Kuran "temiz şeyleri helal kılar" diyor. Bu deve sidiğini burada filtreden geçirirsek, geçemiyor kalıyor.

    Araf 157:
    Onlar, ellerindeki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî peygambere uyarlar. Peygamber onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten meneder; yine onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını kaldırır, üzerlerindeki zincirleri çözer. O peygambere inanan, onu koruyup destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura uyanlar, işte bunlardır kurtuluşa erenler.

    Şimdi bu ayet sidik gibi necis şeylerin haram kılındığını söylüyor. Eğer ben rivayete inanırsam buna yeni bir kılıf uydurmam gerekecek, tüm sidiklerin dışında deve sidiği temizdir diyeceğim. Çünkü sidik necis olmasaydı, sidikli kıyafetle abdest alınabilirdi.
    Ama deve sidiği ya da diğer sidikler gerçekten temiz midir? Eğer değilse ya Kuran ya rivayet eksik ya da yanlış veya birbirleriyle çelişiyor.

    Bilmiyorum asıl varmak istediğim noktayı anlatabildim mi.. Konudan daha fazla uzaklaşmamak için uzatmamalıyım, o yüzden burada kesiyorum.

    Cavolin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Peki Allah resulünü yalanlıyormu Tabiki kurandan yargılanacagız bu ayetler resulune itaat edin diye gönderilmemişmi peygamber sadece kuranı bırakıp okuyun diyip çekip gitmedigine göre onun sözü kurandan sözler degilmidir sahih hadisler ravisi nakıli saglam olan hadisleri atarsak peygamberin sözünü atmış yani Allahın Ayetlerini çignemiş olmuyormuyuz
    “…Resûl size ne verdiyse onu alın! Size neyi yasakladıysa ondan da kaçının ve Allâh’tan korkun! Çünkü Allâh’ın azâbı şiddetlidir.” (el-Haşr, 7)
    “Ey îmân edenler! Allâh’a itâat edin ve Peygamber’e itâat edin ki amellerinizi boşa çıkarmayın!” (Muhammed, 33)
    “Kim Allâh’a ve Resûl’e itâat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine nîmet verdiği peygamberler, sıddîklar, şehîdler ve sâlihlerle berâberdir. Onlar ne güzel dost(lar)dır.” (en-Nisâ, 69)
    “(Ey Resûlüm!) De ki: Eğer Allâh’a muhabbet ediyorsanız (O’nu seviyorsanız), bana tâbî olunuz ki Allâh da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret buyursun. Allâh, Gafûr (ve) Rahîm’dir. (Yine ey Resûlüm!) De ki: Allâh’a ve Resûl’e itaat ediniz! Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allâh kafirleri sevmez!” (Âl-i İmrân, 31-32)
    “Kim ki Allâh’a ve Resûlü’ne itâat eder ve Allâh’tan korkup O(nun azâbı)ndan ko*runursa, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.” (en-Nûr, 52)
    “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin velîsidirler; iyiliği emreder, kö*tülükten meneder, namazı kılar, zekâtı verir ve Allâh ve Resûlü’ne itaat ederler. Allâh, işte onlara rahmet ve merhamet edecektir. Şüphesiz Allâh, Azîz (ve) Hakîm’dir.” (et-Tevbe, 71)
    “Kim Resûl’e itaat ederse, Allâh’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, (Ey Resûlüm, bil ki) Biz Sen’i onlar üzerine bekçi göndermedik!” (en-Nisâ, 80)
    “Bilmediler mi ki, kim Allâh’a ve Resûlü’ne karşı koymaya kalkarsa, ona içinde sü*rekli kalacağı Cehennem ateşi vardır. İşte büyük rezillik budur.” (et-Tevbe, 63)
    “Allâh’a ve Resûl’e itaat edin! Birbirinizle çekişmeyin! Yoksa korkuya (vehme) kapılırsınız da (güç, kuvvet, devlet ve sâhip olduğunuz nîmetler elinizden) gider. Sabredin; çünkü Allâh sabredenlerle berâberdir.” (el-Enfâl, 46)
    iyi forumlar
    Yukarıda şöyle bir soru sordum, size tekrar sorayım;
    Allah rasulünün "beşeri özelliklerine" mi inanmamızı (gelenek, sakal uzatma, renk sevme, su içiş şekli vs), itaat etmemizi istiyor, yoksa "peygamber/elçi/resul" özelliklerine yani Allahtan getirdiğine mi?
    Hadi hepsine itaat ediyoruz, peki itaat ettiğimiz şeyler yukarıda yazdığım üzere Kuran filtresinden ne seviyede geçebiliyor?