• 13-08-2008, 00:16:37
    #10
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    rizikos adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    H5PY0 yüreğine sağlık.Geyiğe dönüşmezse güzel bir paylaşım ortamı oluşur.
    Ben şiir okumayı çok severim ancak pek yazma yeteneğim yok.Olmasını çok isterdim.
    Umarım geyik olmaz. Bazı arkadaşlar bazı konuları çok hafife alıyorlar. Böyle bir ortam olmazsa. Şiir ve yazı paylaşımlarıyla güzel vakit geçirebiliriz..
  • 13-08-2008, 00:20:48
    #11
    Evet konunun sürekli takipçisi olacağım. Beğendiğim fazla ünlü olmayan şair ve yazarların güzel deneme ve şiirleri var onları da yüklerim bir sorun teşkil etmezse.
  • 13-08-2008, 00:21:47
    #12
    Bu günlerde herkes gitmek istiyor
    Küçük bir sahil kasabasina
    Bir baska ülkeye, daglara, uzaklara...

    Hayatindan memnun olan yok.
    Kiminle konussam ayni sey...
    Herseyi, herkesi birakip gitme istegi.

    Öyle "yanina almak istedigi üç sey" falan yok.
    Bir kendisi
    Bu yeter zaten.
    Herseyi, herkesi götürdün demektir..
    Keske kendini birakip gidebilse insan.
    Ama olmuyor.

    Hani kendimizden raziyiz diyelim, öteki de olmuyor.
    Yani herseyi yüzüstü birakmak göze alinmiyor.

    Böyle gidiyoruz iste.
    Bir yanimiz "kalk gidelim",
    öbür yanimiz "otur" diyor.

    "Otur" diyen kazaniyor.
    O yan kalabalik zira...
    is, Güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
    Güvende olma dugusu...
    En kötüsü aliskanlik
    Aliskanligin verdigi rahatlik,
    Monotonlugun dogurdugu bikkinligi yeniyor.
    Kaliyoruz...
    Kus olup uçmak isterken, agaç olup kök saliyoruz.

    Evlenmeler...
    Bir çocuk daha dogurmalar...
    Borçlara girmeler...
    isi büyütmeler...
    Bir köpek bile bizi uçmaktan alikoyabiliyor.

    Misal ben...
    Kapidaki Rex'i birakip gidemiyorum.
    Degil busehirden gitmek,
    iki sokak öteye tasinamiyorum.
    Alip götürsem gelmez ki...
    Bütün sokagim köpegim oldugunun farkinda
    Herkes onu o herkesi seviyor.
    Hangi birimizle gitsin?

    "Sirtinda yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardir;
    Evet, sirtimizda yumurta küfesi var hepimizin
    Kendi imalatimiz küfeler.

    Ama egreti de yasanmaz ki bu dünyada.
    Ölüm var zira.
    Ölüme inat tutunmak lazim.

    Barik ufak kaçislar yapabilsek.
    Var tabi yapanlar, ama az
    Sadece kaymak tabakasi
    Hepmiz kaçabilsek...
    Bütçe, zama, keyif... Denk olsa.
    Gün içinde mesela...
    Küçücük gitmeler yapabilsek.

    Ne mümkün
    Sabah 9, aksam 18
    Sonra baska mecburiyetler
    Sikisip kaldik.
    Sirf yeme, içme, barinmanin bedeli
    Bu kadar agir olmamali.

    Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
    Bir ömür karsiligi, bir ömür yani.
    Ne saçma...
    Bahar midir bizi bu hale getiren?
    Galiba.

    Ben her bahar asik olmam ama
    Her bahar gitmek isterim.
    Gittigim olmadi hiç.
    Ama olsun... istemek de güzel.

    Can Yücel
  • 13-08-2008, 00:25:37
    #13
    Vay H5PY0 Can Yücel güzel ve çok samimi yazıyor.
    Ben de ekleyeyim.

    ______
    Yirmibirinci Yüzyılda Bir "Deli Kurt" Masalı ya da Sevginin Kifayetsizliği...

    Baş ucumda fotoğrafın duruyor. Hani? O, Haliç?i sandalla geçtiğimiz gün çekmiştim. Sen o gün pembe giymiştin. Haliç?in lacivert alnına, pembe bir gül olup aksetmiştin. Hatırlıyor musun? Ya o tebessüm? Hâlâ gülümsemenle ısıtıyorum kutuplara dönen yüreciğimi? Aman Allah?ım?! Ne kadar da güzelsin? O köşeden bakıyorsun hâlâ? Bakıyor ve hasretinin tarifsiz ateşlerinde ruhumu yakıyorsun? Göz yaşım yanağıma süzülmek için aceleci yine? Akmaktan yorulmak bilmiyor, ezeli ve ebedi yâr bildiğine?

    Neden ey peri? Neden bu firâk? Adım gibi biliyorum sende seviyorsun beni?! Hayatına ansızın girdim diye mi bunca ezâ? Birkaç günde aklını ve kalbini zaptettim diye mi bu reddediş? Tanımadığını zannettiğin ben, seninle aynı hamurdan ve dahi aynı çamurdan değil miyiz? Ruh ikizi olmanın derin mânâsıyla izâha kalkıştığım hususları ne diye es geçmektesin? Ya?! Yaradan?ın bizi bir araya getirişindeki hikmeti niçin bu kadar kuşkulu karşılıyorsun? Alışılmış bir tesadüfle seni bulmadığım için mi beni cezalandırıyorsun? Yarınlarda evdeşin olmak pâyesine erişeceğimi bile bile; yinede kahırlara atıyorsun sen dolu kalbimi? Halbuki Yüce Rabbim içimdeki nurun aydınlığında göstermişti seni bana? Fani dünyayı sonsuz kılacak iksiri gözlerinde hatmettiğim o Yedi Tepeyle yoğrulmuş üç gün boyunca, ne kadarda mesut idim. Neden korktun benden? Uçsuz bucaksız gönül bozkırıma avdet etmeyişinin arkasında, yoksa sana yetersiz olacağım fikri mi vardı? Sen beni reddettin ama ben sana her şeyimi verdim cânım! İnanmıyorsan şu an divâne gönlünü gezdirdiğin, artık benim için bir gurbet olmuş diyârlarda, başını gökyüzüne kaldırıp, her an yağmaya namzet kurşuni bulutlara bir bak? Bilesin ki bana zoraki gurbet ettiğin diyârın yağmurları da, gözlerime sığmayıp aylardır taşan sevdâ selinin yoldaşlarıdır. Ve düşen her damla benim için okşamaktadır saçlarını?

    İşte bak? Haliç?e ışık saçan çehrendeki gülüş, yine mızrabı oldu gönül sazımın? Hâlâ saklıyor musun mızrâbımı? Seni düşünerek uykusuz kaldığım gecelerin, seher vaktine eriştiği demlerde, her ezgiyi bir hezeyan iştiyâkıyla kumrulara dinlettiğim mızrabı? Masal demiştin ya! Hakkın var imiş? Fakat bu masal gerçek olmakta ey peri! Atsız üstadım ?Deli Kurt?u yazarken, seninle aramızda olanları sezmişçesine kurgulamış hikâyesini?

    Yoksa?! Yoksa şu reenkarnasyon dedikleri saçmalık gerçek mi? XIII. Yüzyılda başımıza gelen XXI. Yüzyılın açılış senelerinde tekerrür mü etmekte? Bu defada mı hikâyenin sonu hicrân ile bitecek? Korkuyorum cânım? Senden ayrı kalmak fikri ile çıldırmak üzere olduğumu mutlaka hissediyorsun? Biliyorum? Bikararsın? Lakin ?Olmaz olmaz deme?Olmaz olmaz!?. Kaç kandildir keder içinde Allah?a sen diye yalvarıyorum biliyor musun? Vebâl altına girdiğin onca mübarek gecenin hatırına, beni reddetmekten vazgeç artık?

    ?Hislerimi saklamam. Aslında kalpsiz, duyarsız bir insan da değilim. Ama bu işler nasip meselesi. Yüce Rabbim istemezse olmuyor. Yani benim elimden bir şey gelmez. ?O? istemezse bizlerin elinden bir şey gelmez. Seni her şeyin en iyisini bilen Yüce Rabbime emanet ediyorum?? diye yazmıştın, hatırlıyor musun? İşte beni emanet ettiğin Yüce Yaradan, beni yine sana sevk ediyor cânânım! Her şeyin en iyisini bilenin emriyle sana, gönül kapılarına dayanışımı nasıl olur da görmezlikten gelirsin? Kendi içinde kördüğüm olan gönlümün yegâne çözümü varlığın olmuşken, Yaradan seni kalbime perçinlemişken bu umarsızlığın ve kararsızlığın esbâb-ı mucibesi nedir, ey nazlı edasıyla gökleri tavrına râm eden yâr?
    İncecikten bir sızıyla herc-ü merc olan ruhum, uçmağa varmak hazırlığıyla meşgul olmaya başlayalı; sana olan susuzluğum daha bir yakıcı? Niçin? Niçin ey bahtımın güldüreni? Niçin? Söyle! Ne yapmalıyım sana varmak için?
    Kan tükürdüğüm gecelerde, sigaraların kifayetsiz dumanıyla boğulan hayallerimin içinden beni ne vakit çekip çıkaracaksın? Ne vakit yiğit bakışlarının şefkatiyle saracaksın yaş dolu gözlerimi? Söyle? Mümkünü yok mu sana ermenin? Ve mümkünü yok mu, bir ömre damgasını vuracak bir vuslatın saadetiyle hükm-ü İlahi tecelli ederken tebessümlerle can vermenin?
    Artık pembe güllere bakamaz oldum. Bu bahar goncasından sıyrılmakta olan her pembe gül bir başka kanattı yüreğimi? Her seferinde sen düştün aklıma? Kınında paslanan kılınçlar gibiyim ey peri efsâ?! Aşkımdan daha büyük sana olan hasretim? Şu Akdeniz semalarında, küskün bir kırlangıç misali kanat vururken gönül? Sen? Sen değil misin beni benden eyleyen o pembe gül? Ve sen değil misin, aşk ikliminde hisseme düşen yegâne zûl?

    Gel? Etme? Eyleme? Halimi perişan! Allah?tan kork? Allah?tan kork? Allah?tan kork?
    Bu? Seni? Son defa? Ve darağacına çıkan bir mâsumun biçareliğiyle çağırışımdır?
    Ya gönlüme düş? Ya gönlümden düş artık?!
    Tükenmek üzereyim? Sensiz benim bütün hayallerim yırtık?.
    Bilesin?

    Gönül yara içinde, gönül seni bulalı;
    Ölüm çare içinde, sen ki gülüm olalı?
    Kaygım kara içinde, sazlar firâk çalalı;
    Çehrem, zira içinde; bir başıma kalalı?
    Elin değse yanarım, bu nasıl bir yanmaktır?
    Neyleyim ey nazlı yâr, âşıklık dayanmaktır?

    Gönül dedim gönül yâr? Gönül dedim gönül yâr?!
    Özüm bir gonca gül yâr, şu bahtıma bir gül yâr?
    Kül olmuş gönül kül yâr! Gözlerimden dökül yâr?
    Çeliksen de bükül yâr, düğümlerden sökül yâr!
    Ebedi yâr ol bana, yâr ol bana ebedi!
    Ne olur yıkma artık, o en kutsi mabedi?.

    Güçer Kafa
    (Bir arkadaşımın abisi oluyor.)

    Bab-ı Ali yayıncılıktan Aşk Yürekte Kor Ateş isimli bir de kitabı var.Ben tarzını çok beğeniyorum.
  • 13-08-2008, 00:32:36
    #14
    Gerçekten çok hoş Deli kurt ve Atsız Ata'dan bahsettiğine göre sıkı bir Nihal Atsız takipçisi olmalı?
  • 13-08-2008, 00:50:00
    #15
    Blogumda yazmıştım vakti zamanında:

    Bugün yine uykusuzum. Gece hep uyuyacağım uyuyacağım dedim sabahı ettim. Güneş doğmaya başlarken bir sigara daha yaktım. Bu gece kaçıncı nescafemdi bilmiyorum ama; nescafemi yudumladım. Dışarıdan işittiğim kuş sesleri... Çıkıp biraz hava almak istedim saat sabah 5'e yaklaşırken.
    Rahat pijamalarımı çıkardım yavaş yavaş. Eşofmanlarımı giydim... Telefonuma taktım kulaklığın bir ucunu, diğer uçlarını da kulaklarıma. Hafif bir müzik, kısık sesli... Evdekiler uyanmasın diye yavaşça açtım kapıyı. Yavaşça giydim ayakkabılarımı. Ayağıma oturduklarını hissettim. Kapıyı da yavaşça kapatıp, uykunun da etkisiyle yavaş yavaş indim merdivenlerden.
    Sokaklar bomboş...
    Yaktım bir sigara daha, yürüdüm yavaş yavaş boş sokaklarda... Kuş sesleri... Hafif müzik... Rahatladığımı hissettim.
    Sabah sabah köpekler niye havlar ki bana? Ben de onlara baktım ters ters...
    Sıcak bir poaça aldım... Parktaki bir ağacın altında çimlere oturdum, kahvaltımı yaptım poaçamla... Yavaş yavaş... Bir sigara daha yaktım, uzandım. Ağacın dallarını saydım anlamsızca...
    Sonra kalktım nereye gittiğimi bilmeden yürüdüm. İstasyonda bir banka oturdum. İstasyon henüz kapalı... Her yer sessiz... Sadece müzik ve kuşlar...
    Kalktım sonra tekrar yürümeye başladım. Başka bir parkta bir banka oturdum... Bazıları işlerine gitmeye başlamıştı, servisler de işçileri taşımaya... Onları seyrettim bir süre. Kalktım... Eve doğru yürümeye başladım.
    Eve geldiğimde evdeki kimse daha uyanmamıştı. Yine kapıyı yavaşça açtım, yavaşça girdim içeri... Ortamın sessizliğini bozmadan. Uzandım biraz. Tavana baktım boş boş... Sonra... Sonrası yok. Tekrar geçtim aynı yere, bilgisayarmın başına...
  • 13-08-2008, 00:57:23
    #16
    @H5PY0 öyle sanırım
    Neo güzel olmuş yazın gece ilerlesin dışarı çıkmayı düşünüyorum.
  • 13-08-2008, 01:13:53
    #17
    Neoberg eline sağlık Bu tür yazıları okumak hoşuma gidiyor.. Yalnızlık içinde bana benzer birilerinin varolduğunu anlıyorum ve rahatlıyorum..
  • 13-08-2008, 01:37:15
    #18
    H5PY0 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Neoberg eline sağlık Bu tür yazıları okumak hoşuma gidiyor.. Yalnızlık içinde bana benzer birilerinin varolduğunu anlıyorum ve rahatlıyorum..
    Teşekkürler mutlaka sana benzer, yanında olmasa da yanından ayrılmayan birileri vardır. Bir gün mutlaka çıkar ortaya; yakın ya da uzak...